Lisansüstü Tezler
Koleksiyondaki öğeler
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Gümüşhane ili organik bal üreticilerinin stratejik analizi
Neslihan Sevindik
Yüzyıllar geçmesine rağmen insanların temel besin kaynaklarından olan bal; önemi her geçen gün daha fazla anlaşılan ürünlerin başında gelmektedir. Türkiye'de özellikle kırsal kesimde yaşayan insanların arıcılıkla uğraşları geleneksel yöntemlerden başlayarak günümüz modern üretim yöntemlerine kadar gelişim göstermiştir. Ancak arıcılık ürünlerindeki kalıntı problemleri, tüketicilerin sağlıklı beslenme talepleri, çevresel etkiler vb. durumlar son dönemde üreticileri organik yöntemlerle üretime itmiştir. Türkiye'de kirlenmemiş bakir bölgelerin başında gelen Gümüşhane; mevcut coğrafi yapısı, iklim ve bitki örtüsü ile organik bal üretimi için gerekli şartları taşımaktadır. Bölgede sanayileşmenin az olması ve tarım alanlarının sınırlılığı ise organik bal üretimini destekleyici diğer faktörlerdendir. Bölgenin sosyo ekonomik yapısına bakıldığında istihdam alanlarının yetersizliği ve sınırlı tarım arazileri organik bal üretimini bölge için stratejik bir öneme taşımaktadır. Bilindiği gibi strateji belirlenen hedeflere ulaşmak için izlenecek yollar ve yapılacak hamlelerdir. Stratejik yönetim örgüt ve ya işletmelerin sürdürülebilirliğini sağlayabilmek için stratejik düşünmeyi, analiz etmeyi ve harekete geçmeyi ifade etmektedir. SWOT analizi ise en sık kullanılan stratejik analiz yöntemlerindendir. Bu yöntemle işletmeler bünyelerinde ki güçlü ve zayıf yönlerini ayrıca piyasa ya da pazardaki fırsat ve tehditleri belirleyip kendilerine uygun stratejiler oluşturabilirler. Dolayısıyla bu çalışmada organik bal üretimi ve üreticileri literatür taraması yapılarak araştırılmış, daha sonra çalışma alanında faaliyet gösteren 26 organik bal üreticisi ile görüşmeler yapılarak Gümüşhane İli Organik Bal Üreticilerinin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri SWOT analizi tekniği ile tespit edilmiştir. Daha sonra mevcut veriler uzman görüşüne tabi tutularak SWARA yöntemi ile bölgeye uygun arı ırkı kullanılması, bölgenin sanayileşme ve nüfüs yoğunluğunun azlığından istifade edilerek üretimin geliştirlerek arttırılması, üreticilerin toplu hareket ederek pazarlama maliyetlerini azaltmak ve yerel halka organic beslenme kültürünü yerleştirmek gibi 4 temel strateji belirlenmitir böylellikle Gümüşhane'nin ekonomik ve sosyal yapısına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Organik bal üretimi, stratejik analiz, SWOT analizi, Gümüşhane
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Erzincan koşullarında bazı şeker pancarı (beta vulgaris l.) çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
İkram Bağcı
Şeker pancarından elde edilen şeker veriminin artırılması üretimin ana unsurlarından birisidir. Şeker pancarında kök-gövde verimi ve şeker oranının yüksek olması şeker veriminin de yüksek olması demektir. Bu araştırma, bazı şeker pancarı çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla 2022 yılında Erzincan ili Üzümlü ilçesine bağlı Pişkidağ Köyünde ''Tesasüf Blokları Deneme Deseni''ne göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Araştırmada 10 farklı şeker pancarı çeşidi (Serenada, Lider, Mohican, Terranova, Aranka, Turbata, Bernache, Setenil, Tisserin ve Chevalier) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre en yüksek yaprak verimi Mohican (3284,0 kg) ve Serenada (3251,9 kg), en yüksek kök-gövde verimi Serenada (10824,0 kg), en yüksek kök-gövde uzunluğu Serenada (31,13 cm), Lider (30,60 cm) ve Mohican (30,20 cm), en yüksek kök-gövde çapı Aranka (15,47 cm), Chevalier (15,40 cm) ve Serenada (15,07 cm), en yüksek yaprak sayısı Mohican (46,60 adet); en yüksek hasat indeksi Lider (%85,33); en yüksek kül yüzdesi Aranka (%3,91); en yüksek briks değeri Tisserin ve Chevalier (%20,47); en yüksek Digestion değeri Chevalier (%16,28); en düşük alfa amino azot oranı Terranova ve Lider (%0,029); en yüksek şeker verimi Serenada (1883,9 kg) ve Chevalier (1920,2 kg); en yüksek polar oranı Chevalier (%18,12), Lider (%17,93), Bernache (%17,72) ve Tisserin (%17,59) şeker pancarı çeşitlerinden elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bu sonuçların neticesinde kök-gövde ve şeker verimi bakımından en yüksek değere sahip olan NZ şeker pancarı tipi, Erzincan ili ve benzer iklim koşullarını sağlayan bölgelerde yetiştirilmesi önerilebilir
- Doktora TeziAçık Erişim2024Helal gıda standartlarının İslam hukuku açısından değerlendirilmesi
Taha Alperen Haçkalı
İnsanın en temel haklarından biri, inancının gerekliliklerine uygun bir yaşam sürme hakkıdır. Müslümanlar da özellikle modern yaşamın giderek karmaşık bir hale gelmesiyle birlikte helal beslenme ihtiyaçlarını daha güvenilir şekilde karşılamak amacıyla bir helal belgelendirme sistemi oluşturmuştur. Helal belgelerinin esas aldığı kurallar bütünü ise helal standartlardır. Helal standartlar, farklı uzmanlık alanından kişilerin bulunduğu teknik komiteler tarafından oluşturulmaktadır. Bu çalışmada, dünyada öne çıkan helal gıda standartlarından; İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde hazırlanan ve Türk Standardları Enstitüsünün helal belgelendirmede (TS OIC/SMIIC 1:2019 adıyla) referans aldığı Helal Gıda İçin Genel Gereklilikler (OIC/SMIIC 1:2019) standardı, Malezya'nın resmi olarak yayımladığı Helal Gıda- Genel Gereklilikler (MS 1500:2019) ile Helal Et ve Kümes Hayvanları Üretimi için Malezya Protokolü, Singapur'un resmi olarak yayımladığı Helal Sisteminin Geliştirilmesi, Uygulanması ve Yönetimi için Genel Kılavuz (MUIS-HC-S002) ile Helal Gıdaların İşlenmesi ve Elleçlenmesine Yönelik Genel Kurallar (MUIS-HC-S001) ve Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi Standardizasyon Örgütü tarafından yayımlanan, Helal Gıda - Bölüm 1: Genel Gereklilikler (GSO 2055-1:2015) ile İslami Kurallara Göre Hayvan Kesim Gereklilikleri (GSO 993:2015) standartları İslam hukuku çerçevesinde değerlendirilmiştir. Genel olarak helal gıda standartları ve İslam hukuku birlikte ortaya koyulmaya çalışılarak helal gıda standartları ile fıkıh ilişkisinin daha net anlaşılması sağlanmıştır. Helal gıda standartlarının; helal, haram hayvanlar, bayıltma yöntemleri, hayvan kesimi gibi temel konularda belirlemiş olduğu kurallar, Hanefî, Şafiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin bu konulardaki görüşleri kapsamında ele alınmıştır. İzlenilen bu yöntem sonucunda hem standartların benzer ve farklı yönleri hem de standartlarda belirlenmiş olan gerekliliklerin fıkhî karşılıkları ortaya konulmuştur.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Hadîs ve belâgat ilişkisi
Necip Sefa Demir
İslâmî ilimlerin en önemlilerinden sayılan hadîs ililmlerinin belâgat ilimleri ile ilişkisinin tespiti ve belâgatın, hadîslerin anlaşılmasındaki rolü ve etkisinin ortaya konması son derece mühimdir. Bu gaye ile giriş ve üç bölümden oluşan bu çalışmanın girişinde genel bilgiler ve kavramlar ile bu ilişki tanıtıldıktan sonra ilk bölümünde hadîs ilimlerinin belâgat ilimleriyle ilişkisi ve bunların etkileşimi çeşitli yönlerden ele alınarak örneklerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise meânî, beyân ve bedî' ilimlerinden oluşan belâgat ilimlerinin hem genel olarak tanıtılması hem de hadîslerdeki tezâhürü ve onların doğru anlaşılmasına etkileri örneklerle belirtilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda Resûlullah'ın (s.a.s.) kullandığı tespit edilen edebî/belâgî sanatlar müstakil bir bölüm olarak sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise ilk bakışta anlaşılması müşkül olan ancak belâgat ilimleri sayesinde Kur'ân ve Sünnet ile teâruz etmeyecek şekilde doğru bir anlama kavuşturulan hadîsler ele alınarak açıklanmaya ve belâgat ilimlerinin, hadîslerin doğru anlaşılmasındaki rolünün ortaya konulmasına çalışılmıştır. Neticede bu iki esas ana ilmin birbirleriyle girift bir ilişki içinde olup bağımsız düşünülemeyeceği ve çoğu belîğ/vecîz olarak günümüze ulaşan hadîslerin de belâgat bilgisi ve bakışı olmadan doğru anlaşılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Asıl hadisler bağlamında Buhârî'nin şartları
Zeyd Taban
Tasnif döneminin başlamasıyla birlikte İslami ilimlerle ilgili bâblara asıl olacak hadisler de hadis müellifleri tarafından belirlenmeye başlamıştır. Şüphesiz belirlenen bu asıl hadisler müelliflerin gözettiği kriterlere göre değişiklik arz etmektedir. Bu noktada hadis ilimleri içerisinde önemli bir konumu bulunan Buhârî'nin asıl hadislerin tespiti konusundaki yerinin ve farkının ne olduğunun incelenmesi çalışmanın çıkış noktası konumundadır. Bu sebeple çalışmada bir hadisin bir bâba asıl olması için Buhârî'nin gerekli gördüğü asgari şartların ne olduğunun Sahîh'e aldığı ve Sahîh dışında bıraktığı hadisler üzerinden incelenmesi hedeflenmiştir. Buna göre çalışma asıl hadis terimiyle kastedilen mananın, çalışmanın amacı ve hedeflerinin netleştirildiği giriş bölümüyle başlamaktadır. Birinci Bölüm'de tarihi süreç içerisinde Buhârî'nin şartlarıyla ilgili dile getirilen tespitlerin değerlendirmesi yapılmış, ricâle indirgendiği görülen şartlar yeniden gözden geçirilmiş, somut verilerle elde edilen metin ve isnâdla ilgili şartlar ortaya konmaya çalışılmış ve bunların asıl hadisle irtibatı incelenmiştir. İkinci Bölüm'de Buhârî'nin kendi dönemi ve ondan öncesi ile mukayesesi yapılarak onun asıl hadislerle ilgili tasarrufları, bu husutaki farklı yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca burada başka müelliflerin asıl olarak kabul ettiği ancak Buhârî'nin Sahîh'ine almadığı hadislerin Buhârî açısından ne anlama geldiği tartışılmış, onun bu konudaki farkının somut şekilde görülebilmesi için kitabına aldığı hadislerden çok, almadığı asıl hadislerin incelenmesinin önemi vurgulanmıştır. Üçüncü Bölüm'de başka muhaddisler tarafından asıl kabul edilip Buhârî'nin Sahîh'ine almadığı hadislerin herhangi bir illeti haiz olup olmadığı örnek rivayetler üzerinden incelenmiş ve bunun "sahih hadis" konusuyla irtibatı araştırılmıştır. Böylece çalışma Buhârî'nin kitabına aldığı hadislerde gözettiği şartlar konusunu "asıl hadisler/asıllar" üzerinden ele alarak ve buna "Buhârî'nin almadığı asıl hadisler" konusunu da dâhil ederek farklı bir perspektif ortaya koymaya çalışmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024(Molla Lütfî) Lütfullâh b. Hasan et-Tokâdî'ye ait Hâşiye Alâ Şerhi'l-Miftâh li'l-Cürcânî adlı eserin edisyon kritiği
Sultan Durmuş
es-Sekkâkî "Miftâhu'l-ʿulûm" isimli eserinin üçüncü kısmını belağat ilmine tahsis etmiştir. es-Sekkâkî'nin bu eseri üzerine yapılan onlarca şerhten biri de es-Seyyid eş-Şerif el-Cürcani'ye ait olup el-Cürcani'nin de bu şerhi üzerine onlarca hâşiye yazılmıştır. Bu haşiyelerden en muteber olanlardan biri de Ali Kuşçu'nun talebesi, Kemalpaşazâde'nin hocası olan Osmanlı âlimlerinden Molla Lütfi'nin yazmış olduğu haşiyedir. Bu çalışmada Molla Lütfi'nin bu kıymetli eserinin tahkikli neşrinin ortaya koyulması hedeflenmiştir. Çalışma bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müellif Molla Lütfi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş; ilgili yazmanın tahkik çalışmasında esas kabul edilen nüshaları tanıtılmış, edisyon kritik çalışmasında takip edilen yöntem açıklanmıştır. İkinci bölümde ise eserin tahkikli neşri yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Spor ve farklı değişkenlere göre üniversite öğrencilerinin akıllı telefon yoksunluğu korkusu (nomofobi), alkol ve madde bağımlılık durumlarının incelenmesi
Yusuf Ziya Yıldızoğlu
Bu araştırma spor ve farklı değişkenlere göre üniversite öğrencilerinin akıllı telefon yoksunluğu korkusu (nomofobi), alkol ve madde bağımlılık durumlarının incelenmesi amacıyla yapıldı. Yükseköğretim düzeyinde ve farklı akademik birimlerde öğrenimlerine devam eden 18 -35 yaş aralığındaki 228 kadın ve 217 erkek olmak üzere toplam 445 öğrencinin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilen bu araştırmada; Erdem ve arkadaşları (2017) tarafından Türkçe formu oluşturulan, Güler ve Veysikarani (2019) tarafından tekrar güvenirlik analizi yapılan Nomofobi Ölçeği ile Bağımlılık Profil İndeksi Risk Tarama Formu (BAPİRT) / (Alkol Ölçeği ve Madde Ölçeği) Ögel ve arkadaşlarının (2012) geliştirdiği BAPİ (Bağımlılık Profil İndeksi) risk tarama ölçeği (BAPİRT) Bağımlılık Profil İndeksi araştırma kapsamında kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 26.0 programında bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile LSD testleri kullanılarak analiz edildi. Sonuçlar. 0.01 ve 0.05 aralığında ve anlamlı farklılık düzeyinde yorumlanmıştır. Nomofobi ölçek puanları incelendiğinde cinsiyet, yaş, eğitim durumu, sınıf düzeyi, medeni durum ile günlük akıllı telefonla zaman geçirme süreleri değişkenlerinde gruplar arasında anlamlı farklar olduğu (p<.0.05), fakülte, düzenli spor yapma, spor türü ve spor yapma süresi değişkelerinde farklar olmadığı (p<.05); alkol bağımlılığı ölçek puanlarında hiçbir değişken arasında anlamlı bir farkın olmadığı (p<0.05), madde bağımlılığında ise yalnızca medeni durum değişkeninde farklılık olduğu (p<0.05) tespit edildi. Araştırmada üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeylerinin sporla ilgili değişkenler dışındaki birçok değişkene göre farklılaştığı, sadece medeni durumun madde bağımlılığı üzerine etkili olduğu tespit edildi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Okul yöneticilerinin toksik liderlik davranışları ile beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Mehmet Ünsal
Bu araştırma, okul yöneticilerinin toksik liderlik davranışları ile beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda nicel olarak yürütülen çalışmanın amacıyla tutarlı olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubu, 89 kadın ve 167 erkek olmak üzere toplam 256 beden eğitimi ve spor öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırma grubunun seçiminde kolayda örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış olup bu form üç bölümden oluşmaktadır. Bu anket formunun birinci bölümünü "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümünü "Toksik Liderlik Ölçeği" ve üçüncü bölümünü "Maslach Tükenmişlik Envanteri-Eğitimci Formu" oluşturmaktadır. Bu form aracılığıyla elde edilen ham verilerin ilk olarak veri türü gözetilerek tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere ilişkin farklılık ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Buna göre katılımcıların toksik liderlik algıları bağlamında aktif olarak spor yapma durumu ve algılanan aylık kişisel gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak katılımcıların cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, okul kademesi, idari görev geçmişi, okul yeri ve algılanan aylık aile gelir düzeyi değişkenlerine göre toksik liderlik algılarında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların aile gelir düzeyi değişkeni ile toksik liderlik algıları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların yaş, kişisel gelir düzeyi ve çalışma yılı değişkenleri ile toksik liderlik algıları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Buna ek olarak katılımcıların tükenmişlikleri bağlamında medeni durum ve okul yeri değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak katılımcıların cinsiyet, eğitim durumu, okul kademesi, idari görev geçmişi, aktif spor yapma durumu, algılanan aylık kişisel gelir düzeyi ve algılanan aylık aile gelir düzeyi değişkenlerine göre tükenmişliklerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların yaş, aile gelir düzeyi ve çalışma yılı değişkenleri ile tükenmişlikleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların kişisel gelir düzeyi değişkeni ile tükenmişlikleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Sonuç olarak katılımcıların toksik liderlik algıları ile mesleki tükenmişlikleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu bulunmuştur. Bu doğrultuda katılımcıların toksik liderlik algıları yükseldikçe mesleki tükenmişliklerinin de yükseldiği ileri sürülebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Toksik liderlik, tükenmişlik, mesleki tükenmişlik, öğretmen, beden eğitimi ve spor öğretmeni.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin liderlik yönelim, öz etkililik-yeterlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bedrettin Dolanbay
Bu araştırma, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin liderlik yönelim, öz etkililik-yeterlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda nicel olarak yürütülen çalışmanın amacıyla tutarlı olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubu 82 kadın ve 162 erkek olmak üzere toplam 244 beden eğitimi ve spor öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırma grubunun seçiminde kolayda örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış olup bu form dört bölümden oluşmaktadır. Bu anket formunun birinci bölümünü "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümünü "Çok Yönlü Liderlik Yönelimleri Ölçeği", üçüncü bölümünü "Öz Etkililik-Yeterlilik Ölçeği" ve dördüncü bölümünü "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" oluşturmaktadır. Bu form aracılığıyla elde edilen ham verilerin ilk olarak veri türü gözetilerek tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere ilişkin farklılık, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Buna göre katılımcıların cinsiyet, medeni durum, okul kademesi ve aktif olarak spor yapma durumu değişkenlerine göre liderlik yönelimlerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların kişisel gelir düzeyi değişkeni ile liderlik yönelimleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların yaş, hizmet yılı ve aile geliri düzeyi değişkenleri ile liderlik yönelimleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Buna ek olarak katılımcıların öz etkililik-yeterlilikleri ve psikolojik sağlamlıkları bağlamında cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak katılımcıların medeni durum, okul kademesi ve aktif olarak spor yapma durumu değişkenlerine göre öz etkililik-yeterliliklerinde ve psikolojik sağlamlıklarında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların aile geliri düzeyi değişkeni ile öz etkililik-yeterlilikleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların yaş, hizmet yılı ve kişisel gelir düzeyi değişkenleri ile öz etkililik-yeterlilikleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Ayrıca katılımcıların yaş, hizmet yılı, kişisel gelir düzeyi ve aile gelir düzeyi değişkenleri ile psikolojik sağlamlıkları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Bununla birlikte öz etkililik-yeterliliğin psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisi pozitif yönde ve anlamlı olup katılımcıların öz etkililik-yeterlilik düzeyleri yükseldikçe psikolojik sağlamlık düzeylerinin de yükseldiği ifade edilebilmektedir. Sonuç olarak katılımcıların öz etkililik-yeterlilik ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin liderlik yönelimleri üzerindeki etkilerinin pozitif yönde ve anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda katılımcıların öz etkililik-yeterlilik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri yükseldikçe liderlik yönelimlerinin de yükseldiği ileri sürülebilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin spora yönelik tutum, sosyal-duygusal yetkinlik ve sosyal görünüş kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Ramazan Akkuş
Bu araştırma, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin spora yönelik tutum, sosyal-duygusal yetkinlik ve sosyal görünüş kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda nicel olarak yürütülen çalışmanın amacıyla tutarlı olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu, 112 kadın ve 190 erkek olmak üzere toplam 302 spor bilimleri fakültesi öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma grubu seçiminde kolayda örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış olup bu form dört bölümden oluşmaktadır. Bu anket formunun birinci bölümünü "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümünü "Spora Yönelik Tutum Ölçeği", üçüncü bölümünü "Sosyal-Duygusal Yetkinlik Ölçeği" ve dördüncü bölümünü "Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği" oluşturmaktadır. Bu form aracılığıyla elde edilen ham verilerin ilk olarak veri türü gözetilerek tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere ilişkin farklılık ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Bu bağlamda katılımcıların bölüm değişkenine göre spora yönelik tutumlarında ve sınıf değişkenine göre sosyal görünüş kaygılarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların yaşları ile sosyal görünüş kaygıları arasında pozitif yönde düşük düzeyde ve aylık ortalama kişisel gelir düzeyleri ile spor yönelik tutumun alt boyutlarından fiziksel gelişme tutumları arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan cinsiyet ve aktif olarak spor yapma değişkenleri kapsamında anlamlı bir farklılık ve aylık ortalama aile gelir düzeyi değişkeni kapsamında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Buna ek olarak katılımcıların sosyal görünüş kaygıları ile spora yönelik tutum ve sosyal-duygusal yetkinlik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Ancak katılımcıların spora yönelik tutumları ile sosyal-duygusal yetkinlikleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Buna göre katılımcıların spor yönelik tutumları yükseldikçe sosyal-duygusal yetkinliklerinin de yükseldiği sonucuna varılabilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Üretim işletmelerinde rekabet açısından maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarının önemi: Trabzon ili üzerine bir araştırma
Ahmet Emre Pehlivan
Toplumun ihtiyaçlarını karşılama görevini üstlenen üretim işletmeleri hem aynı hem de farklı sektörlerde faaliyet göstermektedirler. Bu çerçeveden bakıldığında isteseler de istemeseler de kendi aralarında bir rekabet ortamı oluşturacaklardır. Ancak genel anlamda bakıldığında hepsinin ülke ekonomisine katkısı olduğu da bir gerçektir. Bu bağlamda, üretim işletmelerinin maliyetlerini azaltıp karlılıklarını maksimuma çıkarabilmeleri için maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarını kullanması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Muhasebenin en önemli parçalarından birini oluşturan maliyet ve yönetim muhasebesi üretilen mal veya hizmetlerin maliyetlerini hesaplayıp yönetimin karar almasında yardımcı olmaktadır. Rekabetin şiddeti arttıkça maliyet ve yönetim muhasebesinin önemi daha da artmaktadır. Yapılan bu çalışmada Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası'na kayıtlı üretim işletmeleri üzerine rekabet açısından maliyet ve yönetim muhasebesinin önemi araştırılmıştır. Araştırma kapsamında 264 üretim işletmesine anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarının karar alma sürecinde etkili olduğu ve bununla birlikte işletmelerde en fazla kullanılan maliyet yönteminin sipariş maliyet yöntemi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarının rekabet, üretim süreci ve planlamaya etki ettiği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Tüketicilerin teknofobik tutumlarının ve kişisel verilerini paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine etkisi üzerine bir araştırma
Farid Alirzayev
Bu tez, tüketicilerin teknofobik tutumlarının ve kişisel verilerini paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine olan etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evreni, Azerbaycan ve Türkiye'deki tüketicileri içermekte olup, örneklem, toplamda 500 tüketiciden oluşmaktadır.Araştırmanın amacı, teknofobik tutumların ve kişisel veri paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine olan etkisini anlamak ve bu konudaki ilişkileri analiz etmektir. Çalışmanın yöntemi, katılımcılara anket uygulanması ve elde edilen verilerin istatistiksel analizler ile değerlendirilmesini içermektedir.Araştırmanın evreni olan Azerbaycan ve Türkiye'deki tüketiciler, bu çalışmanın genellemelerini desteklemek amacıyla seçilmiştir. Örneklem, her iki ülkede toplam 500 tüketiciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak anketler kullanılmış ve veri çözümleme teknikleri olarak istatistiksel yöntemler uygulanmıştır.Araştırma sonuçları, teknofobik tutumların ve kişisel veri paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetini nasıl etkilediğine dair önemli bulgular ortaya koymaktadır. Bu çalışma, tüketicilerin dijital davranışlarına yönelik anlayışımızı artırmak ve bu bağlamda sosyal medya platformlarının kullanımına dair stratejik kararlar almak isteyen araştırmacılara, işletmelere ve pazarlamacılara değerli bir perspektif sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Fethi Yeken ve Lübnan İhvanı
Eda İri
Batı dünyasının İslam toplumları üzerinde kurdukları siyasi, askeri, ekonomik, kültürel baskı ve bunun da beraberinde getirdiği kriz, başta merkez bölgeler olmak üzere İslam coğrafyasının genelinde İslami hareketler ve akımların doğuşuna zemin hazırlamıştır. Başlayan bu hareketlerin nihai hedefi İslam coğrafyalarında yaşanılan bozulma, gerileme, sömürge vb. durumlardan kurtulmak ve sağlam bir İslam toplumu inşa etmektir. Entelektüellerin İslam coğrafyalarında yaşanılan bu durum karşısında farklı fikirler ortaya koymuşlardır. Temelde üç ana başlık halinde ele alınan yaklaşımlar gelenekselcilik, ıslahatçılık ve modernizmdir. Islahatçı akımlar içerisinde değerlendirilen İhvan-ı Müslimin hareketi de ortaya çıktığı bölge başta olmak üzere büyük bir alana etki ederek çok önemli başarılar elde etmiştir. İhvan-ı Müslimin diğer İslami hareketlerden birçok yönden ayrılarak hem kendisinden sonraki İslami hareket kurucularına ilham kaynağı olmuş hem de hareket alanını genişleterek birçok İslam coğrafyasında varlığını farklı şekillerde devam ettirmiştir. Fethi Yeken ve Lübnan İhvan-ı adlı bu çalışmamızda, Fethi Yeken'in Lübnan'da kurduğu Lübnan İhvanına katkıları, fikirleri, İhvanın gelişimi ve Fethi Yeken'in İhvan'dan ayrılma sebepleri ele alınmıştır. Mısır'da Hasan el-Benna ve İhvan hareketi ile hız kazanan İslam düşüncesinin kültürel ve siyasi sebeplerle özünden uzaklaşmasının önüne geçerek yeniden Asr-ı Saadet'e uygun doğru bir İslam düşüncesi fikri, Lübnan gibi siyasi, etnik farklılıkların yoğun olduğu bir bölgede uygulanmaya çalışılmasının sebep ve sonuçlarını inceledik. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve metodu ele alınmıştır. Birinci bölüm İhvan hareketinin doğuşu ve gelişimi üzerinde durulmuş, Mısır'ın sosyoekonomik yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde ise Fethi Yekenin hayatı ve fikirleri ele alındıktan sonra Lübnan'da kurulan İhvan hareketi incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023COVİD-19 pandemisi ve kırsal alanda işlenen suçlar
Adem Örs
Tarihin belirli dönemlerinde insanlığı tehdit eden salgın hastalıklar ortaya çıkmıştır. Bu hastalıkların birçoğu yıllarca sürmüştür. Covid-19, 2019 yılının Aralık ayında Çin'in Hubei eyaletinin Vuhan kentinde ortaya çıkmış olan bir solunum yolu hastalığıdır. İnsandan insana hızla bulaşarak tüm dünyaya yayılınca, 2020 yılı Mart ayında Dünya Sağlık Örgütü tarafından "Pandemi" olarak kabul ve ilan edilmiştir. Sağlık Bakanlığı'nca 10 Mart 2020 tarihinde ilk Covid-19 vakasının açıklanması sonrasında ülkemizde de hızla yayılmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı Covid-19 salgınının etkili olduğu 2020-2021 yılları ile Covid-19 öncesi dönem olan 2018-2019 yıllarında işlenen; Kişilere Karşı Suçlar (kasten öldürme, kasten yaralama, cinsel saldırı ve tehdit), Malvarlığına Karşı Suçlar (hırsızlık ve mala zarar verme) ile Devlete ve Millete Karşı Suçlara (zimmet, rüşvet, irtikap) ait verilerin incelenmesi ve verilerdeki salgın etkisini ortaya çıkarmaktır. Yapılacak incelemede belirtilen suç başlıkları altındaki suçlar demografik özellikler (suçu işleyenin yaşı, mesleği, cinsiyeti, uyruğu, medeni hali ve öğrenim durumu) ve suçların işleniş saatleri açılarından incelenecektir. Çalışmada kullanılacak veriler 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında Jandarma Genel Komutanlığı sorumluluk sahasında meydana gelen; kasten öldürme, kasten yaralama, cinsel saldırı, tehdit, hırsızlık, mala zarar verme, zimmet, rüşvet ve irtikap suçlarına ait verilerdir. Belirtilen suçlar haricinde Jandarma sorumluluk alanında işlenmiş olan diğer suçlar ile Polis bölgesinde işlenmiş olan suçlar bu çalışmanın kapsamı dışındadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji ve enflasyon arasındaki ilişki: Türkiye örneği
Serdar Yavuz
Ülke ekonomilerinin temel hedeflerinden biri ekonomik istikrar ve yüksek refah düzeyidir. Bu şartlar gelişmiş yani ekonomik büyümeyi sürdürülebilir hale getirebilen ülkelerde mümkündür. Yıllarca devam eden ülkeler arası ekonomik rekabet elbette beraberinde bir takım sorun getirmiştir. Artan nüfus ve buna bağlı enerji ihtiyacı bunlardan bir tanesidir. Devletler yakın zamana kadar bu ihtiyacı fosil yakıtlardan karşılamaktaydılar. Ancak rezervlerin tükenebilir olması ve çevreye verdikleri ciddi zararlar sebebiyle farklı enerji kaynakları arayışı içerisine girilmiştir. Dünyanın yenilenebilir enerjiyle tanışması bu sürece bağlanabilir. Günümüzde refahın ve gelişmişliğin en büyük göstergelerinden biri yenilenebilir enerji sektörüdür. Yenilenebilir yani temiz enerji üretimi, ulaşımı, maliyetleri gibi kriterler gelişmişlik düzeyi açısından önemli göstergelerdendir. Gelişmekte olan ülkelerden biri konumundaki Türkiye için de yenilenebilir enerji önem arz etmektedir. Dünyada olduğu gibi Türkiye için de yeni sayılabilecek olan yenilenebilir enerji sektörü Türkiye'yi muhasır medeniyetler seviyesine ulaştırabilecek basamaklardan biridir. Bu çalışmada Türkiye'nin 1975-2022 yıllarına ait enflasyon, kişi başına düşen GSYH ve yenilenebilir enerji üretimine ait veriler kullanılarak bahsedilen üç değişken arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji ve enflasyon kavramlarına değinilmiştir. İkinci bölüm literatürden oluşurken üçüncü bölümü ekonometrik analiz teşkil etmektedir. Mevcut verilerden hareketle ADF ve PP kök birim testleri uygulanıp, Toda-Yamamoto nedensellik sınaması yapılmıştır. Nihai olarak elde edilen sonuçlar yorumlanmaya çalışılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2023Volkanik tüf atıkları kullanılarak üretilen silika aerojel katkılı hafif betonun mühendislik özelliklerinin incelenmesi
Selçuk Çimen
Tez çalışmasında, volkanik tüf taşlardan olan Bayburt Taşı (BT) atıkları ile silika aerojel (SA) sentezi sağlanmıştır. Belirli oranlarda SA'nın hafif betonuna ikamesinin ısı ve ses yalıtımına, dayanımına ve porozite gibi özelliklere etkisi araştırılmıştır. Çalışma ile çevre dostu bir yöntemle üretimi sağlanan, yüksek termal kararlılığa sahip, yalıtım özellikleri iyileştirilmiş hafif betonun inşaat sektörüne kazandırılması hedeflenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında BT atıkları kullanılarak SA sentezi gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada ise SA katkılı hafif beton üretimi gerçekleştirilmiştir. Numunelere fiziksel (birim hacim ağırlık, porozite, su emme, termal iletkenlik ve ultrases geçiş hızı), mekanik (basınç dayanımı) deneyleri uygulanmış ve sonuçlar ANOVA analizi ile yorumlanmıştır. Ayrıca numunelerin yapısal karakterizasyon (XRD, TEM, FT-IR, TGA/DTA ve SEM) analizleri ile optik mikroskop görüntülemeleri gerçekleştirilmiştir. Isı yalıtımının optimum olacağı hafif betonun tespiti için taguchi yöntemi kullanılmıştır. Hafif betonda SA oranı (%0, 1, 2 ve 3), çimento dozajı (300 ve 350) ve karışım suyu oranı (0,40 ve 0,45) parametreleri belirlenerek L8 (41*22) ortagonal dizisi seçilmiştir. Çalışma ile ısı yalıtımının (%3, 350 ve 0,40) seviyeleriyle optimum olacağı belirlenmiştir. (%3) SA ikamesinin hafif betonda: (%46) termal iletkenlik değerini iyileştirdiği, porozitesini (%31,48) artırdığı ve basınç dayanımında (9,72 MPa) azalma yaşanmasına neden olduğu belirlenmiştir. Karakterizasyon incelemelerinde: SA'nın hidrofobik ve iyi adsorpsiyon özellikte olduğu, beton içerisinde SA'nın etrafında gözenekli yapının oluştuğu ve SA konsantrasyonunun artması ile betonda çoklu kristal yapının arttığı, bu artışın malzemenin mekanik dayanımında azalmaya neden olduğu değerlendirilmektedir. Termogravimetik analizinde 1000 °C'de gözlenen kütlen kaybının %0 SA ikamesinde %27'lerde iken %3 SA ikamesi ile bu değerin %21'lere düştüğü gözlenmiş ve bu durum SA ikamesinin artmasının betonda termal durabiliteyi artırdığının göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, yüksek yalıtım özellikli hafif beton elde etmede SA'nın etkisinin büyük olduğunu ve atık BT kullanımının bölge ekonomisini olumlu yönde etkileyeceği değerlendirilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İkibinli yıllar sonrası Türk kamu personel politikalarının liyakat sistemine etkisi
Mahsum Yüceel
Kamu personel yönetiminin temel amacı kamu hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve sunulan kamu hizmetinin etkili, verimli olmasıdır. Bu amaçla bütün ülkelerde iktidara, yetki, insan gücü, bütçe gibi kaynaklar verilmektedir. Bu kaynakların amaçlar doğrultusunda kullanılabilmesi için, tüm ülkelerde, o ülkelerin sosyal, ekonomik durumları ve yönetim anlayışlarına göre oluşturulan, bir kamu personel yönetim sistemi mevcuttur. Bu oluşumun temel amacı, yukarıda da belirtiğimiz gibi kamu hizmetinin beklentileri karşılayacak şekilde etkin ve sürekli sunumunun sağlanmasıdır. Ülkemizde cumhuriyetin ilanından bu yana tüm iktidarların kamu personel yönetiminin geliştirilmesi üzerinde durduğu ve yönetim süreçlerinin iyileştirilmesi için çeşitli çalışmalar yaptığı söylenebilir. İyi niyetli çabalarla hazırlanan bu çalışmaların çoğu ne yazıkki uygulamaya geçirilememiştir. Çalışmaların uygulamaya konulamamasının temel sebeplerinden biri de kamuda liyakat ilkesinin etkin olarak uygulanmayışıdır. Bu çalışma, 2000'li yıllardan sonra kamu personel yönetimi ile ilgili yapılan düzenlemelerin liyakat sistemine olan etkilerini ortyay koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yönetimi kullanılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde giriş kısmı yer almaktadır. İkinci bölümde kavramsal ve kurumsal çerçeve yer almaktadır. Bu bölümde kamu personel yönetiminin tanımı, kamu personel yönetimine hâkim olan temel ilkelerin değerlendirmesi, devlet memurlar kanununda kamu personelin gruplandırılması incelenmiş, kalkınma planlarında kamu personel yönetiminin gelişimi ele alınmış ve son olarak insan kaynakları yönetimi ile kamu personel yönetimi arasındaki benzerlikler ve temel farklar ortaya konmuştur. Üçüncü bölümde kavramsal olarak ilkesi incelenmiş, bu kapsamda tanımı ve temel özellikler ve liyakat ilkesine aykırı olan kayırmacılık olgusu incelenmiştir. Son olarak Türkiye'de liyakat ilkesinin gelişimi kronolojik olarak ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise 2000'li yıllardan sonra kamu personel yönetimi ile ilgili yapılan değişiklikler ele alınmıştır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçtikten sonra kamu personel yönetimi alanında yapılan değişiklikler ve bu değişimlerin liyakat ilkesine etkisi ele alınmıştır. Sonuç değerlendirme bölümde ise liyakat ilkesinin uygulanmaya konulması ile ilgili problemlerin devam ettiği, kurumların değişmesi veya yeni mevzuatların hazırlanmasının liyakat ilkesi açısından olumlu görünse dahi uygulama konulması açısından olumlu olarak değerlendirilemeyeceği, liyakat ilkesinin uygulanabilmesi için mevzuatlarla beraber denetim sisteminin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Kayısının pazarlama yapısı ve pazarlamaya yönelik sorunları: Malatya ili örneği
Emre Gültekin
Kayısı ülke ekonomisi için oldukça önemli bir gelir kaynağıdır. İhracat verilerine bakıldığında kayısının önemi görülmektedir. Yapılan bu çalışmada kayısının ülkemizdeki en çok yetiştiriciliğinin yapıldığı, bir diğer deyişle kaysının anavatanı olan Malatya ilinde kayısı üretimi, pazarlaması, pazarlama sorunları ve üretici beklentilerini belirlemek ve bunlarla ilgili neler yapılabilir ortaya koyabilmek için 400 üreticinin sorularımızı tamamıyla cevapladığı bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Malatya ilinde bulunan üreticilerle durum değerlendirilmesi fırsatı bulunulmuş olup ve ölçek maddelerine içtenlikle cevap vermişlerdir. Kayısı Malatya ilinde önemli bir gelir kaynağı olmakla birlikte üreticiler için bir yaşam tarzına dönüşmüştür. Malatya'da kayısının verimliliğine göre yaşamlarını sürdürmektedirler. Çalışmada anket çalışması yapılmış olup, üreticilerden alınan veriler SPSS 25 paket programıyla sınamaya alınmıştır. Ayrıca veriler kullanılarak ANOVA testi, T-testi ve Korelasyon analizleri yapılmış olup çalışmada kullanılmıştır. Çalışmada kayısı üretimi ve pazarlaması sorunları olarak ilk göze çarpan durumun mevsimlerden kaynaklı olan ilkbahar geç donlarıdır. Malatya ili konum gereği çok soğuk olduğundan ilkbahar geç donları sıklıkla görülmektedir. Bir diğer önemli sorun ise hastalıklar ve bu hastalıklarla mücadele için girdi fiyatlarının pahalı olması ve gerekli bilginin üreticiye verilmemesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu sorunların çözümü için devlet desteklemelerinin sadece maddi olmakla kalmayıp bilgi olarak da destek verilmesi öngörülmüştür. SPSS 25 programında analizler sonucu 6 faktör (Üretim, Memnuniyet, Pazarlama, Satış, Reklam, İhracat) belirlenmiş ve analizler bu 6 faktör kullanılarak yapılmış çalışmada analizlere yer verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bayburt Üniversitesi'nde okuyan öğrencilerin besin tüketiminde geleneksel ve yeni medya etkisi
Erdem Kaban
İnsan hayatının en önemli parçası olan ve sürekli değişime uğrayan beslenme alışkanlığı son dönemlerde medyadan çok fazla etkilenmeye başlamıştır ve medya ile beslenme arasındaki ilişki incelenmesi gereken bir alan haline gelmiştir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan bu çalışmada hayatımızın her alanında bize eşlik eden ve teknolojinin bir parçası olan medya araçlarının, genç yaş grubunda yer alan üniversite öğrencilerinin gıda tüketim alışkanlıklarına bir etkisinin olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi ve yapılacağı yer olarak; Bayburt üniversitesinde ön lisans, lisans ve yüksek lisans seviyesinde eğitim almakta olan 16 farklı bölümden toplam 376 öğrenci seçilmiştir. Bu öğrencilere online ve yüz yüze olacak şekilde anket uygulaması yapılmıştır. Öğrencilerin anket ölçeklerine verdikleri cevaplar SPSS-20 programı kullanılarak istatistiksel sonuçlara çevrilmiştir ve anketten elde edilen verilere T- testi, anova testi ve çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Çıkan sonuçlar değerlendirildiğinde ankete katılan öğrencilerin gıda tüketiminde belirli bir ölçüde medya organlarından ve reklamlardan etkilendikleri belirlenmiştir. Bu etkilenme incelendiğinde ise öğrencilerin yeni medya araçlarından etkilenme oranlarının geleneksel medya unsurlarından etkilenme oranına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ulaşılan bu sonuçlar çalışma içerisinde tablolar halinde belirtilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bazı bitki eksrtaktlarının aldoz redüktaz enzim aktivitesi üzerine inhibisyon etkisinin incelenmesi
Bilal Akyüz
Diabetik komplikasyonların gelişiminde ve önlenmesinde, önemli bir rolü olan poliyol yolağı enzimlerinden Aldoz redüktaz (AR) (Alditol: NADP+ 1- oksidoredüktaz, E.C. 1.1.1.21) koyun böbreğinden kısmi olarak saflaştrıldı, Etanol, metanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan Viscum Album L. (ökse otu)'nun meyve, yaprak ve gövde kısımlarından hazırlanan ekstraktların enzim aktivitesi üzerine etkileri incelendi. AR enziminin kısmi saflaştırması homojenatın hazırlanması, amonyum sülfat çöktürmesi ve diyaliz basamakları ile gerçekleştirildi. 0,486 EÜ/mg protein spesifik aktivitesine sahip olan AR enzimi %44,43 verimle, yaklaşık 1,09 kat saflaştırıldı. Viscum Album L. bitki ekstraktlarının aldoz redüktaz (AR) enzimi üzerine in vitro ve in siliko inhibisyon etkileri araştırıldı. In vitro inhibisyon etkileri spektrofotometrik yöntemle belirlendikten sonra, moleküler docking yöntemi ile bağlanma enerjisi ve bağlanma modları belirlendi. Viscum Album L. bitkisinin gövde kısmının methanol çözgeni kullanılarak hazırlanan ekstraktın AR enzimine karşı, 0.156 µM IC50 değeri ile en güçlü inhibisyon etki gösteren ekstarkt olduğu belirlenmiştir. Viscum Album L bitkisinin meyve kısımlarının etanol, methanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan ekstraktların IC50 değerleri sırasıyla 1.174 μM, 0.860 μM,1.560 μM, bitkinin yaprak kısımlarının etanol, methanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan ekstraktların IC50 değerleri sırasıyla 1.090 μM, 0.190 μM, 9.260 μM ve bitkinin gövde kısımlarının etanol, methanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan ekstraktların IC50 değerleri sırasıyla 0.700 μM, 0.153 μM, ve 0.906 μM olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, Viscum Album L bitki ekstraktlarının etkili birer AR inhibitor olabileceğini göstermiştir. AR enzimine karşı in vitro inhibisyon etkisi gösteren ekstraktlarda yapılan moleküler docking sonuçları da edinilen verileri desteklemektedir.
