Yazarlar
- Abdulmecit Hafızoğlu(1)
- Abdurrahman Ece(1)
- Abdussamet Varlı(1)
- Adem Urhan(1)
- Ahmet Ertaç(1)
- Ahmet Mahmut Gözün(1)
- Ahmet Ülker(1)
- Akif Köse(1)
- Ali Kemal Seyis(1)
- Ali Kemal Zengin(1)
- Bahri Tikici(1)
- Birhan Çeviren(1)
- Boran Çayır(1)
- Emine Özmen(1)
- Emrah Kerem Acar(1)
- Esra Delisalih(1)
- Hadıl Ibrahım Al Houran(1)
- Hamdi Türkoğlu(1)
- Hasan Faruk Satıcı(1)
- Hasan Yerkazan(1)
- Hatice Barlas(1)
- Hatice Kübra Karaman Bayrak(1)
- Hikmet Ayhan(1)
- Kevser Kırmızıçiçek(1)
- Kübra Sağlam(1)
- Mahmut Dunay(1)
- Mazhar Tunç(1)
- Maşallah Konuksever(1)
- Mehmet Akkoyuncu(1)
- Mehmet Ali Aysan(1)
- Mehmet Gültekin(1)
- Mehmet Kanhan(1)
- Merve Aktaş(1)
- Merve Kurban(1)
- Merve Şişman(1)
- Miraç Makul(1)
- Muhammet Emin Tiryaki(1)
- Muhammet Lütfü Tatlısu(1)
- Muhammet Nayir Akburak(1)
- Mustafa Yılmaz(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kur'an-ı Kerim'de kazanç ve kayıp
Ahmet Ülker
Dünya hayatı bir imtihandır. İnsan bu imtihan yurdunda yaptıklarıyla ya kazanır veya kaybeder. İnsanları rahmeti için yaratan Yüce Allah, kullarının kazanmalarını sağlayacak olan mesajlarını elçileri vasıtasıyla onlara bildirmiştir. Dünya imtihanından başarıyla çıkabilmek için hidayet rehberi olan Kur'an'ı doğru anlamak ve hayata tatbik etmek gerekir. Buradan hareketle "Kur'an-ı Kerim'de Kazanç ve Kayıp" isimli çalışmamızda kazanç ve kaybı ifade eden âyetlerden yola çıkarak insan için hangi durumların kazanç hangi durumların kayıp olacağını ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamız, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin önemi, amacı, metodu ve kapsamı hakkında bilgi verdik. Birinci bölümde Kur'an'da kazanç ve kaybı ifade eden kelimeleri tespit ederek bu kelimelerin sözlük anlamlarını ve Kur'an'da ifade ettikleri anlamları ortaya koymaya çalıştık. İkinci bölümde insanı kazanca götüren özelliklere ve kayba sürükleyen etmenlere dikkat çektik. Üçüncü ve son bölümde Kur'an kıssalarından seçtiğimiz örnekler vasıtasıyla tezimizi somutlaştırarak yani kazanan ve kaybedenleri belirginleştirerek daha anlaşılır kılmaya çalıştık. Tezimizi sonuç, kaynakça ve özgeçmiş ile tamamladık. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur'an, kazanç, kayıp, felâh, hüsrân
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Manevi eğitim yöntemi olarak letaif-i hamse
Mahmut Dunay
Hangi kültür ve medeniyet havzasına ait olursa olsun, hangi zaman diliminde yaşarsa yaşasın, insanoğlunun temel meselelerinin başında fertlerin dolayısıyla toplumların eğitimi gelmektedir. İnsan eğitimle beraber olgunlaşan, güzel fiilleriyle ahlâkî erdemler elde eden ve en üstün payelere ulaşan bir varlıktır. Bu eğitimin en önemli aşamasını da mânevî eğitim oluşturur. Mânevî eğitimi kendilerine bir çalışma alanı olarak belirleyen mutasavvıflar bu gayeye ulaşabilmek için çeşitli yöntemlere başvururlar. Bu yöntemlerden biri de insandaki ilâhî cevhere işaret eden letâiflerin eğitimidir. Nakşibendî-Müceddidiyye ve Hâlidiyye tarîkatlarında seyr ü sülûk usulü olarak kabul edilen letâif uygulamaları, sûfilerce çeşitli tasniflerle izah edilmiştir. "Kalp, ruh, sır, hafî ve ahfâ" olarak belirlenen beşli tasnife "Letâif-i Hamse" denilmektedir. Mânevî yolculuktaki bu lâtîfelerin her biri bir önceki makamdan derece bakımından daha üst kısımdadır. Lâtîfeleri geçen sâlik lâtifleşir, seyr u sülûk yolculuğunu tamamlar. Bu çalışmada sûfîlerin insan bedeninde belli durakları olan ve onun hakikatini oluşturduğunu söyledikleri rûhânî letâifin beşli tasnifi ele alınarak incelenmiş, ruhsal eğitimde bu durakların terbiyesine yönelik uygulamalar açıklanmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Ağlar Baba'nın hayatı, eserleri ve tasavvufî görüşleri
Muhammet Nayir Akburak
Ağlar Baba, Osmanlı'nın son dönemleri olan XIX. ve XX. yüzyılda Bayburt'un Siptoros (Oruçbeyli) köyünde doğmuş ve ömrünü hep bu yörede geçirmiş, önemli bir mutasavvıf, şair ve âlimdir. Ağlar Baba icazetini, Nakşibendi tarîkatı temsilcilerinden olup vefat eden dedesi İrşadî Baba ve Erzincanlı Vehbi Hayyati'nin rûhaniyetlerinden almıştır. Bundan dolayı Ağlar Baba Bayburt'ta Üveysi yolla Nakşibendi tarîkatının hem müridi hem de mürşidi olmuştur. Dedesi İrşâdî Baba'nın yarım bıraktığı manzum Kısas-ı Enbiya adlı eseri tamamlamış, bunun yanında tasavvufî görüşlerini yansıttığı, Tasavvuf Mesnevisi, Ebyat-ı Ağlar Baba ( Ağlar Baba Divanı) ve Tefsir-i İnnaenzelnâ ve Şem'ûn Gâzî Mesnevisi isimli eserler kaleme almıştır. Sevgi eksenli bir tasavvuf anlaşını benimseyen Ağlar Baba, yaşadığı çağda yöresindeki insanları irşâd etmiş, insanların zihinlerinde ve gönüllerinde iz bırakmıştır. Bu çalışmada, Ağlar Baba'nın hayatı, tasavvufî, ilmî, edebî şahsiyeti, eserleri ve tasavvufa dair görüşleri incelenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Merğinânî'nin "El-Hidâye" adlı eserinde aile hukuku ile ilgili Hanefî-Şâfiî ihtilafları
Kevser Kırmızıçiçek
Çalışmaya konu olan Merğinânî'nin el-Hidâye adlı eserinde İslam Aile Hukuku ile ilgili Hanefî ve Şâfiî fakihlerinin ihtilaf gerekçeleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu bölümde Nikâh akdi konusunda 32, Süt emme konusunda 5, Boşanma konusunda 34 ve Aile hukuku ile ilgili hadler konusunda 4 olmak üzere toplamda 75 meselede Hanefî ve Şâfiî fakihleri arasında ihtilaf olduğu tespit edilmiştir. Çalışma bir giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde araştırmanın önemi, amacı, yöntemi, literatür özeti ve müellifin hayatı kısaca tanıtılmıştır. Birinci bölümde "Evlenme ve Süt emme" konusundaki "Hanefî-Şâfiî İhtilafları"; İkinci bölümde ise "Boşama ve Aile Hukuku ile ilgili Hadler" konusundaki ihtilaflar belirlenip diğer Hanefî ve Şâfiî kaynaklar yardımıyla gerekçeleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Âşûrâ gününün İslâm'daki önemi ve bugünle ilgili rivâyetlerin değerlendirilmesi
Rana Sena Mutaf
Her dinin kendine özgü kutsal saydığı özel günler ve geceler vardır. İslam dininin de böyle kutsal saydığı, önem verdiği özel günleri ve geceleri vardır. Bu günlerden biri de Muharremin onuncu günü olan Âşûrâ günüdür. İslâm tarihine baktığımızda bugüne hamledilmiş bazı tarihi vakalar olduğu görülmektedir. Ayrıca Hz. Peygamber'in bugüne dair buyurduğu sözler de ayrı bir önem katmıştır. Bu çalışmada önemli bir gün olarak addedilen Âşûrâ günüyle ilgili rivâyetler incelenmiştir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde Âşûrâ gününe verilen önem, bugünün tarihsel boyutu, İslam'da, Yahudilik'te ve Şia'da Âşûrâ anlayışı detaylı bir şekilde ele alınmıştır. İkinci ve üçüncü bölümde ise buna kaynak olan rivâyetlerin sened ve metin tahlili yapılarak, sıhhat durumu ve konu ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmanın sonunda konu ile ilgili hadisler arasında sahih, zayıf ve mevzû rivâyetlerin olduğu tesbit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Âşûrâ Günü, Oruç, Muharrem, Rivayet
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kadınlarla ilgili hükümler açısından Konyalı Mehmet Vehbi Efendi ve Sait Şimşek tefsirleri
Narin Yavuz
"Kadınlarla İlgili Hükümler Açısından Konyalı Mehmet Vehbi Efendi ve Sait Şimşek Tefsirleri" isimli çalışmamız da Kur'an-ı Kerim'de kadın ile ilgili hükümleri ilgili âyetler ışığında ele alıp, tezimizin ana kaynağı olan iki eserin bu âyetlere yaklaşımını mukayese ederek, İslam'ın kadına verdiği değeri anlamaya çalıştık. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin konusu ve problemi, amacı, önemi ve sınırlılıkları ile her iki eser ve yazarları hakkında bilgi verdik. Birinci bölümde Tevrat, İncil ve Kur'an'a göre kadının yaratılışı ile İslam öncesi medeniyetlerde ve İslam'da kadının konumunu inceledik. İkinci bölümde ibadet hükümleri açısından, kadınlara özel durumlar ve kadının örtünmesi konularını Hülasâtü'l-Beyân ve Hayat Kaynağı Kur'an tefsirlerini mukayese ederek ben-zer ve farklı yorumlara dikkat çektik. Üçüncü bölümde hukuki hükümler açısından kadının konumunu aynı şekilde Hü-lasâtü'l-Beyân ile Hayat Kaynağı Kur'an Tefsirlerini mukayese ederek inceledik.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019İnsan fiillerinin Allah'a isnadı
Numan Öztürk
Kelâm ilminde kulların fiilleri denildiği zaman, genelde kul fiilinin yaratıcısı mıdır değil midir? Sorusu gündeme gelmiş ve bu husus her zaman tartışma konusu olmuştur. Fakat çalışmamızda bu konudan ziyade kulların fiillerinin Allah'a isnat edilmesindeki sebeplerin ne olabileceğini incelemeye gayret gösterdik. Ayrıca; Kur'ân-ı Kerîm'de kullanılan tanrı merkezli dil neden kullanılmıştır, bunun araştırmasını yaptık. Çalışmamız girişle beraber üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; "Kulların Fiillerinin" îtikâdî mezheplerin teşekkül etmesinden beri tartışıla gelmiş bir konu oluşundan bahsettik. Birinci bölümde; yaratıcının âlem ve insanla olan ilişkisini ve insanın mahiyetini incelemeye çalıştık. Özellikle insanın Kur'ân-ı Kerîm'de anlatılan özelliklerinden yola çıkarak insanın sorumlu bir varlık olduğunu tespit ettik. Beşerin sorumlu olmasından yola çıkarak, kendisinin fiilleriyle alakalı olup, Allah'a izâfe edilen eylemlerini farklı bir şekilde anlamamız gerektiğinin farkına vardık. İkinci bölümde, kulların fiillerinin Allah'a isnat edilmesinin hikmetlerini, sebeplerini araştırdık. Üçüncü bölümde; kelâm ilminin konuları arasında olan "efâlu'l-ibâd" kısmını, âyetler ışığında işleyip, birinci ve ikinci bölümde anlatılanları örneklendirme yoluyla işlediğimiz bir bölüm olmuştur.
- Doktora TeziAçık Erişim2019Abdullah b. el-Mübârek ve Hadîs ilmindeki yeri
Hamdi Türkoğlu
Hadîs tarihinin tedvîn ve tasnîf dönemlerinde yaşayan Abdullah b. el-Mübârek, hicrî II. asrın önemli âlimlerinden biridir. Kaleme aldığı eserlerin, tasnîf döneminin ilk ürünleri arasında yer alması ve bu eserlerin bir kısmının günümüze ulaşması onun hadîs ilmindeki önemini daha da artırmaktadır. Bu sebeple onun hadîs ilmindeki yerinin tespit edilmesi, genel olarak yaşadığı dönemin rivâyet anlayışı ve tasnîf usûlünü anlamaya yardımcı olacaktır. Bu amaçla giriş ve üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde Abdullah b. el-Mübârek'in yaşadığı dönemin siyasî, sosyo-kültürel ve ilmî durumu ile birlikte hayatı, ahlâkî ve ilmî şahsiyeti çeşitli yönleri ile ele alınarak, eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde onun hadîs ilmindeki yeri üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda İbnü'l-Mübârek'in hadîs tarihindeki yeri ve bazı hadîs usûlü konuları hakkındaki görüşleri ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümde İbnü'l-Mübârek'in cerh ve taʻdîl ilmindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise onun gerek temel hadîs kaynaklarındaki ve gerekse kendi eserlerindeki rivâyetleri incelenerek, rivâyet ve tasnîf metodu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda İbnü'l-Mübarek'in rivâyetleri sıhhati ve kaynağı açısından incelenmiştir. Buna ilaveten günümüze ulaşan eserlerindeki rivâyetleri muhtelif yönleri ile ele alınmış, bu yönüyle senedlerde yer alan rivâyet sîgaları, şek ifadeleri, mübhem ve mürsel rivâyetler gibi konular üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Abdullah b. el-Mübârek, Hadîs, İsnâd, Rivâyet, Tasnîf.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kehf sûresinin kırâatler yönünden incelenmesi
İbrahim Ünlü
Kehf sûresinin kırâatler yönünden incelenmesi adlı bu çalışma ile söz konusu sûrenin tamamı, hem mütevâtir ve meşhur kırâatler açısından hem de şâz kırâatler açısından ele alınmıştır. İçeriği yönüyle Yüce Allah'ın varlığı ve birliği, inkâr edenlerin tutumlarının karşısında Hz. Peygamber'e öğütler, Ashâb-ı Kehf, Hızır ve Zülkarneyn'in kıssaları, mümin ve inkâr edenlerin dünya ve ahiretteki durumları gibi konuları barındıran sûre, aynı zamanda manaya kısmen etkisi olan kırâat farklılıklarını da barındırmaktadır. Bu araştırma, bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve metodu üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde kırâat ilmine genel bir bakış başlığı altında kırâatin ıstılahları, konusu, gayesi, faydası, tarihçesi, çeşitleri ve kırâat ilminde tarîkler hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise, araştırmanın temel hedefi olan Kehf sûresi kırâatler açısından ele alınarak önce sûrenin kapsamlı tanıtımı yapılmış, ardından sûrede manaya kısmen etkisi olan kırâatler ferşü'l-hurûf ve usûl yönünden sırasıyla ele alınmıştır. Daha sonra Hz. Osman mushafı ile Abdullah b. Mes'ûd Mushafı arasında Kehf sûresi ile ilgili farklılıklar ve bu bölümün en son konusu olarak sûrede geçen şâz kırâatler ele alınmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Mehmed et-Trabzonî'nin er-Risâle fî Fenni Usûli'l-Hadîs: Hâşiye Alâ Nüzheti'n-Nazar Fî Tavdîhi Nuhbeti'l-Fiker adlı eseri ve hadis usûlüne katkısı
Mehmet Ali Aysan
Bu çalışma Osmanlı âlimlerinden, Bursa Veled-i Abdurrahman Medresesi ile Süleymaniye Medreselerinde Müderrislik ve Süleymaniye Kütüphanesinde kayyımlık yapmış olan Mehmed Medenî et-Trabzonî'nin XVIII. yüzyılın başında genç yaşta İbn Haceri'in "Nuhbeti'l-Fiker" ve şerhi "Nüzhetü'n-Nazarı" okuyanların daha iyi anlaması için kendi el yazısı ile yazdığı er-Risâle fî Fenni Usûli'l-Hadîs: Hâşiye alâ Nuzheti'n-Nazar fî Tavdîhi Nuhbeti'l-Fiker isimli yazma eserin tanıtımı, edisyon kritiği, tanıtımı, hadis usûlüne katkısını ve eserin değerlendirilmesini içermektedir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Medeni Mehmet et-Trabzonî'nin hayatı, tespit edebildiğimiz kadarıyla müellifin eserleri, yaşadığı dönemin siyasî, iktisadî, sosyal ve ilmî durumu hakkında bilgi verilmiştir. er-Risâle fî Fenni Usûli'l-Hadîs: Hâşiye alâ Nüzheti'n-Nazar fî Tavdîhi Nuhbeti'l-Fiker adlı eseri Nuhbeti'l-Fiker ve Nüzhetü'n-Nazar'ın açıklaması olduğundan müellifi İbn Hacer el-Askalânî'den, Ali el-Kâri'den, Osmanlı İmparatorluğunun XVIII. yüzyıldaki hadis çalışmaları ve tezimize konu olan söz konusu el yazma eserin içeriğiyle ilgili, (1122/1709) yılında yazılması, (1163/1750)'de Bursa'da bir tekke zaviyesine vakfedilişi, Haraççıoğlu Koleksiyonu olarak Bursa İnebey Yazma Eser Kütüphanesi'nde olduğu ile ilgili tanıtımı ve tahlîli yapılmıştır. Tezimizin üçüncü bölümünde ise Hüsn-i Hattın çeşidi olan Ta'lîk ile yazılan yazma eserin tanıtımına, tercümesine, hadîs usûlune katkısına ve eserin değerlendirilmesine yer verilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Hanefî ve şâfiî fıkıhçıların ittifak ettikleri küllî kâideler: Suyûtî ve İbn Nuceym'in el-Eşbâh Ve'n-Nezâir adlı eserleri özelinde
İdris Cebeci
Çalışmamız İmam Suyûtî ve İbn Nuceym'in el-Eşbâh ve'n-Nezâir adlı eserlerinde Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin ittifak ettikleri küllî kâidelerin tespiti, açıklanmaları ve furû'' fıkha yansımalarını örneklerle ortaya koymayı hedeflemektedir. Tezimiz iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, İmam Suyûtî ve İbn Nuceym'in hayatları, eserleri ve özel olarak da çalışmamızın ana kaynakları olan el-Eşbâh ve'n-Nezâir adlı eserlerinin tanıtımları, özellikleri ve karşılaştırmaları ele alınmıştır. İkinci bölümü ise iki kısma ayırdık. Birinci kısımda küllî kâide ve ilgili kavramların açıklanması, küllî kâidenin kaynakları, tedvin, kavramlaşma ve gelişme süreçleri, özellikleri, hüccet değerleri ve faydaları üzerinde durulmuştur. İkinci kısımda ise öncelikle, başta Hanefî ve Şâfiî mezhepleri olmak üzere bütün fıkıh mezheplerinin ittifak ettikleri beş ana küllî kâideyi, ardından özel olarak Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin ittifak ettikleri küllî kâideleri tespit edip açıklamaya çalıştık. Tespit ettiğimiz kâidelerde öncelikle kâidenin farklı versiyonu varsa bunu vermeye çalıştık. Ayrıca bu kâidelerden Mecelle'de kanunlaştırılmış olanları varsa buna dikkat çektik. Ardında kâidenin açıklamasını, varsa kaynaklarını, furû'' fıkha yansımalarını ve de istisnâi örneklerini vermeye özen gösterdik. Kâidenin furû'' fıkha yansıması hususunda her iki mezhep, ilgili meselede müttefik iseler aynı örneği verdik. Ne var ki ihtilaf söz konusu ise farklı örnekler verdik. Çalışmamızı, başta Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin ittifak ettiği küllî kâidelerin yanı sıra bütün mezheplerin ittifak etmiş olduğu beş ana küllî kâideyi mukâyeseli olarak ortaya koyduğu için "Mukâyeseli Küllî Kâide"; aynı anda küllî kâide literatürünü hemen hemen her yönüyle ele aldığı için de, "Küllî Kâide Literatürü" çalışması olarak nitelemek mümkündür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Nasirüddîn el-Lekânî'nin Hâşiye alâ Şerhi Tasrîfi'l-İzzî li Teftâzânî adlı eserinin edisyon kriği
İskender Karayiğit
Our study is to research the literary work called Hâsiyetü'l-Lekānî alâ Serhi Tasrîfi'lİzzî by Nâsıruddin el-Lekānî in return for the commentary Serhu Tasrîfi'l-İzzî written by Teftâzânî in grammar (sarf). Nâsıruddin el-lekānî is a Mâlikî scholar who was born in Lekân, Egypt. Even though he is not well known in our country, he is famous in his region. In his time, there were many of his disciples in Ezher. El-Lekānî's work for Teftâzânî's commentary does not explain grammar in detail. It is just an annotation that explains the problematic parts. That's why this work does not appeal to beginners, but for those who have enough background in the field. In the introductory chapter of the study, brief information is given about the historical development of grammar (sarf) and syntax (nahiv) and the occurrence of both disciplines is also mentioned. Moreover, both the names and the editors of extant grammar works are chronologically mentioned. In the first chapter, after mentioning the biography of Nâsıruddin el-Lekānî, Hâsiyetü'l-Lekānî alâ Serh-i Tasrîfi'l-İzzî's work is introduced, author's life and his other works are examined, and the work's belonging to the author is evaluated. In the second chapter, available copies of the work in world libraries are introduced; by examining the copies related to this enquiry work, some information is given about the methods for the critical edition. In the third part, the work is published including verification. KeyWords: Nâsırüddin el-Lekānî, Hâşiye, ez-Zencânî, et-Teftâzânî.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kur'ân'ın iknâ metodu
Mehmet Akkoyuncu
Bu çalışma Mekkî süreler çerçevesinde Kur'ân-ı Kerim'in muhataplarını davet ve iknada kullandığı yöntem tahlilini içermektedir. İki bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde tez çalışmamızın konusu, amacı, önemi ve temel başvuru kaynakları ile İslamiyet'ten önceki Arap toplumunun dini, edebi ve sosyal yapısının genel karakteristiği hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünü Kur'ân-ı Kerim'in muhataplarını iknada kullandığı yöntem oluşturmaktadır. İkna'nın tanımı yapılarak Kur'ân'ın muhatabını ikna etmedeki aklî ve vicdânî metotlar üzerinde durulmuştur. Bu meyanda tefekküre davet, darbımesel, sual-cevap gibi aklî metotların yanında Kur'ân'da insan psikolojisi, tebşir ve inzâr gibi vicdânî ikna metotlarından da bahsedilmiştir. Bununla birlikte Kur'ân'ı Kerim'de çokça zikredilen ve farklı bir beyani üsluba sahip olan Kur'ân kıssalarının iknadaki önemine değinilmiştir. İkinci bölümde ise Kur'ân-ı Kerim'in İslam akidesinin temel esaslarını oluşturan ulûhiyet, nübüvvet ve meâd ekseninde muhataplarını ikna etmede kullandığı metotlar üzerinde durulmuştur. Mekkî sürelerin ana temasını oluşturan tevhîd akidesinin ispatı ve şirk inancının nefyedilmesi, Hz. Peygamber'in nübüvvetinin teyit edilmesi ve Kur'ân'da sıkça bahsedilen Ahiret/mead bu bölümün muhtevasını oluşturmaktadır.
- Doktora TeziAçık Erişim2018Fahreddin Râzî'nin tefsirinde anthropomorfist yaklaşımlara reddiyeleri
Abdussamet Varlı
Mabudu/tanrıyı, bir şekliyle insana benzetme veya insanî özelliklerle vasfetme şeklinde de açıklanabilecek olan "antropomorfizm", insanlık tarihi kadar eski bir inanç biçimidir. İlahî hitaptan uzaklaşıldığında ortaya çıkan ve insan-biçimcilik diye de tarif edilebilecek olan antropomorfizm, İslâm tarihi boyunca farklı bölge ve coğrafyalarda ortaya çıkmıştır. Daha çok Ehl-i Kitap kültürünün izdüşümü olan bu anlayış, aynı zamanda Pers kültüründen etkilenmenin sonucu olarak, günümüz İran'ın Horasan bölgeleri, Afganistan ve Orta Asya diyebileceğimiz bölgelerde hicri III. asırdan itibaren varlığını hissettirmeye başlamıştır. Hicri VI. yüzyılda, bu bölgelerde siyasi iradeyi peşinden sürükleyecek kadar güce ulaşmış olan "antropomorfik anlayış", aynı dönemde yaşamış olan Fahreddin Râzî tarafından şiddetle eleştirilmiştir. "Teşbih" veya "tecsîm" kavramlarıyla bilinen ve günlük ilim literatüründe "antropomorfizm" tabiriyle ifade edilen anlayış sahiplerine, islâmi kültür içerisinde Müşebbihe veya Mücessime denilmiştir. Teşbih fikrini benimsemesi açısından Müşebbihe ve Mücessime fırkaları içerisinde zikredilen Kerrâmiyye fırkası da bu yönüyle çalışmamızın kapsamında yer almaktadır. Allah'a cisim, uzuv, cihet ve mekân izafe eden bu gruplara, Ehl-i Sünnet çizgisini takip eden âlimler, her daim karşı çıkmış ve görüşlerinin yanlış olduğunu nas ekseninde ispat etmeye gayret göstermiştir. Bu ulema arasında, hicri VI. ve VII. yüzyıllarda yaşamış olan ve kendisinden sonraki ilmi akımları birçok yönüyle etkilemiş olan Fahreddin Râzî, müstesna bir yere sahiptir. O, yaşamış olduğu dönemde İslâm ümmeti için büyük tehlike olarak gördüğü teşbih gruplarını, başta tefsiri olmak üzere yazmış olduğu birçok eserde ele alarak, fikir ve anlayışlarının tutarsız ve mantık dışı olduğunu, ayetler üzerinde yapmış olduğu yorumlarla ispat etmeye çalışmıştır. Bu çalışmada, o günün siyasi otoritesini karşısına alan Râzî'nin, ortaya koymuş olduğu mücadele, en nadide eserlerinden biri olan et-Tefsîru'l-Kebîr (Mefâtihu'l-Ğayb) adlı eser çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu çalışmadan güdülen hedef, günümüzde de farklı parçalanmaları yaşayan İslâm ümmetine, düşülebilecek yanlışlar konusunda ışık tutabilmek ve farklı fikirlerin açmazlarını ortaya koyabilmek ve bu uğurda gösterilmiş fedakârlıkları daha anlaşılır hale getirme hususunda küçük de olsa bir katkı sunabilmektir. Anahtar Sözcükler: Râzî, Kur'an, Anthropomorfizm, Teşbih, Kerrâmî
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Erîke hadîsi (Sened ve metin tenkîdi)
Necip Sefa Demir
Erîke lafzı ilk bakışta anlaşılmasa da esasen Arapça'da koltuk, taht ve divan gibi anlamlara gelmektedir. Sıhhat incelemesi yapılacak olan hadîsin, bu isimle tesmiye edilmesinin sebebi söz konusu lafzın, hadîsin bütün rivâyetlerinde ortak kullanılan bir lafız olmasıdır. Resûlullâh'ın (s.a.s.) teşrî' (hüküm koyma) yetkisinden ve ona itâatten bahseden bu hadîs, altı ayrı sahâbî tarafından farklı tarîklerle rivâyet edilmiştir. Daha sonraki tabakalarda da bu rivâyetlerin vecihleri artmıştır. Bu çalışmada bu rivâyetler sened ve metin açısından incelenmiş olup söz konusu hadîsin, Resûlullâh'a (s.a.s.) aidiyeti tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde hadîsin senedi detaylı bir şekilde incelenmiştir. Hadîsin tespit edilen rivâyetlerinin hem sahâbî râvîsi bağlamında özel, hem de bütün rivâyetlerini barındıran genel isnâd şemaları ilgili bölümlerde sunulmuştur. Daha sonra bu isnâdlarda bulunan râvîlerin her biri cerh ve taʻdîl açısından incelenmiş olup sika veya zayıf olup olmadıkları tespit edilmeye çalışılmış daha sonra senedler, ittisâline, sened sayısına, müntehâsına ve sıhhatine göre incelenmiş ve gerekli tespitler yapılmıştır. İkinci bölümde ise senedleri incelenmiş olan bu rivâyetlerin, tahrîc edildikleri kaynaklarla birlikte birer birer hem orijinal metinleri hem de tercümeleri sunulmuştur. Bu rivâyetlerin asgarî müşterekleri tespit edilmiş, rivâyet farklılıklarına dikkat çekilmiş ve neticede bu rivâyetler bütünleştirilmişlerdir. İkinci bölümün sonunda sened ve metin tenkîdi yapılan bu rivâyetler içerik ve muhteva itibarıyla farklı kriterlere arz edilmiştir. Sonuç kısmında ise hem sened hem de metin incelemesi yapılıp başta Kur'ân-ı Kerim olmak üzere farklı kıstaslara arz edilen bu hadîsin sıhhati noktasındaki tespitlerden söz edilmiştir. Anahtar kelimeler: Erîke, Hadîs, Erîke Hadîsi, Metin Tenkîdi, Sened Tenkîdi, İsnad Şeması.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Tasavvufî düşüncede sekr ve sahv kavramları
Adem Urhan
Bütün mânevî ilimlerde olduğu gibi tasavvufun da gayesi Hakk (c.c)'ın rızasını kazanmak olup, konusu ise nefsi terbiye etme, ahlâkı güzelleştirme, içi ve dışı tenvir etme, sûret ve sîreti tezkiye etmektir. Ruhu terbiye yolunda yaşanan hȃl ve ȃhvaller ise dini his ve heyecan olarak bilinmektedir. Sâlik, tasavvufî bir eğitim olan seyr ü sülûk boyunca Allah Teâlâ'nın kendisine lütfettiği birtakım halleri yaşar. Bireysel tecrübeye dayalı pratiklerle tasavvufun kendine özgü bir dili, terim ve kavramlar dünyası oluşmuştur. Mutasavvıflar, geliştirdikleri bu tasavvufî terimleri ve onlara yükledikleri anlamları âyet ve hadislerden referanslarla kuvvetlendirmişler ve bunları açıklayan eserler yazmışlardır. Bu çalışmada, tasavvufî eserlerde sıkça yer verilen sekr (sarhoşluk) ve sahv (uyanıklık) kavramları ele alınmıştır. Öncelikle temel tasavvufî eserlere müracat edilerek müesseseleşme dönemi öncesi sûfîlerin bu kavramları nasıl algıladıkları tespit edilmiş, sekr ve sahv kavramlarının âyet ve hadislerden referansları incelenerek tasavvufî açıdan değerlendirilmiş, bu kavramlara mutasavvıfların yükledikleri anlamlar tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, Tarîkat, Sekr, Sahv, Bâyezîd-i Bistâmî, Cüneyd-i Bağdâdî.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Hakîm es-Semerkandî ve kelamî görüşleri
Hatice Kübra Karaman Bayrak
Bu tezde ilk dönem Mâturîdî âlimlerinden olan Hakîm es-Semerkandî'nin Kelâm ilmine dair görüşleri tesbit ve tahlil edilmektedir. Semerkandî'nin düşüncelerinde içinde yaşadığı toplumun kültürel, sosyo-ekonomik ve dinî izlerinin etkisi görülmektedir. Semerkandî, Kelâm ilmine dair görüşlerini Hanefî-Mâturîdî kelâm geleneğine bağlı kalarak ortaya koymuştur. Semerkandî'nin kullandığı bilgi kaynakları haber, ayetlerin literal anlamları ve sıhhat şartı aramaksızın hadislerdir. Semerkandî itikadî düşüncelerine aykırı olarak bulduğu tüm fikirleri şiddetle eleştirmiş ve bu düşünce sahiplerini bid'atçi olarak nitelemiştir. Semerkandî, Sevâdu'l-Â'zam adlı eserinde Allah'ın isimleri, Allah'ın sıfatları, Ru'yetullah, Kabir ahvali, hesap, mizan, şefaat gibi Kelâm ilminin önemli ve ihtilaflı pek çok konusu hakkında görüşlerini bildirmiştir. Anahtar Kelimeler: Semerkandî, Sevâdu'l-Â'zam, Allah'ın sıfatları, Şefaat,Ru'yetullah, Kabir ahvali.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017Ebu'l Muîn en-Nesefî'de insan fiilleri (Efâlü'l-ibâd)
Boran Çayır
İnsanın farklı sebeplerin teşvik ve tahrikiyle davranışa yansıyan, ortaya çıkmasında bizzat insanın rol aldığı ve özgür iradesinin etken olduğu fiillerine insan fiilleri denir. İnsan fiilleri ve hürriyeti meselesi Kelâm tarihinde "Kader" ile ilgili konularla bağlantılı olduğu için, Kelâm eserlerinde genellikle kader meselesiyle beraber değerlendirilmiştir. İnsan fiilleri problemi temelde iki ana grup fikir etrafında şekillenmiştir. Bunlardan birincisi; insanın fiillerini yaparken fiili yapacak güç ve iradesinin olmadığı buna bağlı olarak fiillerinin sonuçlarından sorumlu tutulamayacağını ifade eden ve bunun fikri altyapısını Kur'ân-ı Kerim, hadisler ve aklı esas alarak sağlamaya çalışan görüştür. Bu görüşün savunucuları ise başta Cebriyye ve bazı Mürciî akımlardır. İkincisi ise; Başta Mu'tezile olmak üzere zikri geçen kaynaklar temel alınarak, insanın fiilinin hâlikı olduğu, fiili kendi irade ve gücüyle yaptığı, Allah'ın bu fiillerin yaratılmasına müdahale etmediğini savunan görüştür. Bu anlayışa göre insanın fiillerinin sonucunda sorumlu olabilmesi için, insanın fiillinin yaratıcısı olması ve o fiili kendi özgür iradesiyle ortaya koyması gerekmektedir. Sorumluluk için fiilin yaratılması ameliyesini insana bağlamaktadır. Ayrıca bu görüş içerisinde insanın sorumluluğunun kendi yapıp ettikleri sonucu olduğunu savunan ve fakat bunu fiilin yaratılmasına değil de; o fiilin, insanın başlangıçta Allah tarafından verilen kudretle, sebeplerin temel yaratıcısı olarak yine Allah'ı kabul etmekle beraber insanın özgür iradesiyle yapılmasına bağlayan uzlaştırmacı bir görüşte vardır. Bu görüşte Selefîlik- Eş'ârilik ve Mâtüridîliğin öncülük ettiği Ehl-i Sünnet ve'l- Cemaat'in görüşüdür. Biz bu çalışmada Ehl-i Sünnetin önde gelen temsilcilerinden biri olan Ebu'l Muîn Nesefî'nin görüşleri bağlamında insan fiilleri konusunu ana kaynaklar doğrultusunda incelemeye ve farklı yönlerini ortaya koymaya çalıştık. Anahtar kelimeler: Yaratma, kudret, özgür irade, kader, sorumluluk
- Doktora TeziAçık Erişim2016Zemahşerî ve Hadîs
Hasan Yerkazan
Zemahşerî ve Hadîs konusunu ele alan bu çalışma, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş'te; Zemahşerî'nin hayatı, ilim tahsili, hocaları, öğrencileri, eserleri, yaşadığı döneminin karakteristik özellikleri, düşünce dünyasını şekillendiren mezhepler vb. gibi konular hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölüm'de Zemahşerî'nin sünnet ve hadîse yaklaşımı bağlamında, sünnetin değeri, kaynağı açısından hadîsler, hadisçiliği, hadîs ilimleri, hadîsleri rivâyet metodu, gramer ile ilgili konularda hadîslerle istişhadı ve hadîsçilik yönünün eleştirisi gibi konular incelenmiştir. İkinci bölüm'de ise Zemahşerî'nin Ebû Hureyre, tıbb-ı nebevî, Hz. İsâ'nın nüzûlü, mu'cize, mi'râc, Kur'ân'ın sünnetle neshi, rüyada hadîs tahammülü, Hz. Ali ve Hz. Muâviye gibi tartışmalı bazı konulara hadîsler bağlamında yaklaşımı; rü'yetullah, büyük günah, şefaât, imân-amel ilişkisi, kabir azabı, nazar/göz değmesi ve ömrün uzaması gibi konuları içeren hadîsleri mezhebî görüşleri çerçevesinde te'vîl metodu tetkik edilmiştir. Ayrıca bu bölümün sonunda Zemahşerî'nin en çok hadîs rivâyet ettiği el-Keşşâf, Rabîu'l-Ebrâr ve Fusûsu'l-Ahbâr ve Ruûsu'l-Mesâil isimli eselerinde bulunan hadîslerin kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma Sonuç kısmı ile bitirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Zemahşerî, Mutezile, Hanefî, Sünnet, Hadîs.
- Doktora TeziAçık Erişim2016Câbir b. Abdullah ve hadis tarihindeki yeri
Abdurrahman Ece
Hadis rivayet tarihinde, muksirûn sahâbîlerin ayrı bir yeri vardır. Sünnet'in tahammül ve edâsında payları daha çok olduğundan, tenkidlere maruz kalmışlar, adlarına birçok rivayet uydurulmuştur. Batıl fırkalar da, onlara çeşitli iddialar nispet etmek suretiyle emellerini bu tanınmış şahsiyetler üzerinden gerçekleştirmek istemişlerdir. Bu çalışmada, rivayet sayısı, tekniği ve sünnetin cem' ve tedvîni açısından önemli bir yere sahip olup, Şî'a'nın birçok iddia nispet ettiği mümtaz sahâbî Câbir b. Abdullah ve hadis tarihindeki yeri incelenmiştir. Çalışma, bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Câbir b. Abdullah'ın yaşadığı dönem, dönemin siyasî fırkaları ve ilmî anlayışı hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, hayatı, sahâbe arasındaki yeri ve siyâsî kişiliğinin yanısıra, dönemin tartışmalı konuları hakkındaki görüşleri ele alınmış; fıkıhçılığı ve tefsirciliğine kısaca değinilmiştir. İkinci bölümde, Câbir b. Abdullah'ın Sünnet anlayışı ile hadis rivayet tarihindeki yeri araştırılmıştır. Bu bağlamda hadis tahammül ve edâsı, rivayet metodu, muksirûndan olmasını sağlayan faktörler, hadis kaynaklarındaki rivayetleri ve onun adına uydurulan rivayetler tespit edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise, İmâmiyye Şî'ası'nın Câbir b. Abdullah'a bakışı ve hakkındaki iddiaları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Câbir, Sünnet, Hadis, Rivayet, Sahîfe, Hadis Tarihi.
