Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor bilimleri öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı ile sağlıklı beslenme tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi (Bayburt ili örneği)

    Ahmet Furkan Kaymaz

    Bu araştırma, dijital oyun bağımlılığı ile sağlıklı beslenme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Günümüzde, özellikle üniversite çağındaki genç bireylerde giderek yaygınlaşan dijital oyun bağımlılığı; bireylerin yaşam tarzlarını, fiziksel sağlıklarını ve psikososyal dengelerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu bağlamda, dijital oyunlara yoğun şekilde zaman ayıran bireylerin beslenme alışkanlıklarında olumsuz değişimler yaşayıp yaşamadıklarının belirlenmesi önemli bir araştırma konusu hâline gelmiştir. Araştırmanın evrenini, 2024–2025 eğitim öğretim yılında Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Veriler, Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği ve Sağlıklı Beslenme Tutum Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanı sıra korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin dijital oyun bağımlılık düzeyleri ile sağlıklı beslenme tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, dijital oyunlara yönelik yüksek bağımlılık düzeyinin sağlıklı beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, genç bireylerde dijital medya kullanımı ile yaşam tarzı tercihleri arasındaki ilişkiye dikkat çekmekte ve sağlıklı yaşam davranışlarını destekleyici müdahale programlarının geliştirilmesine katkı sunmaktadır. oyun bağımlılık düzeyleri ile sağlıklı beslenme tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç, dijital oyunlara olan yüksek bağımlılık düzeyinin sağlıklı beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir. Çalışmanın bulguları, genç bireylerde dijital medya kullanımı ile yaşam tarzı tercihleri arasındaki ilişkiye dikkat çekmekte ve sağlıklı yaşam davranışlarını teşvik eden müdahale programlarının geliştirilmesine yönelik öneriler sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Farklı ritimlerde müziklerin çeşitli sportif parametreler üzerine etkileri: Geleneksel Türk Okçuluğu sporcuları üzerine bir inceleme

    Kübra Şahan

    Bu araştırmanın temel amacı, farklı ritimlerdeki müziklerin sportif performans üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Müzik, bireylerin psikolojik ve fizyolojik durumları üzerinde etki yaratan bir tetikleyici unsur olarak, spor alanında da performansı artırma potansiyeline sahip olabileceği görülmüştür. Bu bağlamda, araştırmada ritmik çeşitliliğin kalp atım hızı, hareket sıklığı, atış süresi, atış isabet oranı ve çekiş biyomekaniği gibi parametreler üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemleri kullanılarak yürütülmüş, yarı deneysel model temel alınmıştır. Katılımcılar, Bayburt Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan ve en az bir yıl süreyle geleneksel Türk okçuluğu ile aktif olarak ilgilenmiş, 2025 yılı içerisinde en az 1 ulusal turnuvada yarışmış toplam 14 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Sporculara ilk etapta müziksiz, daha sonra düşük, orta ve yüksek olmak üzere farklı BPM aralıklarında hazırlanmış müzikler eşliğinde atış görevleri verilmiş; müzik dinleme öncesi ve sonrası çeşitli biyometrik ve sportif veriler kaydedilmiştir. Uygulama sırasında düşük, orta, yüksek tempolu müziklerin farklı fizyolojik tepkimelere ve performans değişkenlerine nasıl etki ettiği analiz edilmiştir. Atış sırasında polar saat, dijital kronometre ve yüksek çözünürlüklü kamera kullanılmıştır. Çekiş biyomekaniği ölçümü için ise Kinovea yazılımı kullanılmıştır. Veriler, SPSS 25.0 paket programı aracılığıyla çözümlenmiş; tekrarlı ölçümler ANOVA analiz teknikleri kullanılmıştır. Çalışma, farklı ritimlerde müzik eşliğinde yapılan ok atışlarında kalp atım hızı, atış süresi, hareket sıklığı ve puan gibi performans değişkenlerinin müziksiz ortama kıyasla anlamlı biçimde farklılaştığını göstermiştir. Yüksek tempolu müzik kalp atım hızını artırırken, katılımcıların müziksiz ortamda daha uzun atış süresi ve daha yüksek hareket sıklığı sergiledikleri; atış puanlarının ise müziksiz ve orta tempolu müzikte daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Buna karşın, çekiş biyomekaniği açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sportif performans, geleneksel Türk okçuluğu, müzik, ritim.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İl özel idarelerinde stratejik planların karşılaştırmalı analizi: Karaman örneği

    Muhammed Salih Cantay

    Kamu yönetimi anlayışı hem dünyada hem de Türkiye'de değişen siyasal, ekonomik ve toplumsal ihtiyaçlara bağlı olarak sürekli evrilmektedir. Gelinen noktada özel sektör yönetim tekniklerinden biri olan stratejik planlama, kamu yönetimi anlayışları tarafından da benimsenmiştir. Ülkemizde 2003 yılında kabul edilen 5018 sayılı Kanun ile kamu kurumlarına stratejik plan hazırlama mecburiyeti getirilmiştir. İl Özel İdareleri de bu kapsamda belirli sürelerde stratejik planlarını hazırlamakla yükümlüdür. Türkiye'de bu süreç için Devlet Planlama Teşkilatı tarafından geliştirilen kılavuzlar kullanılmaktadır. Bu çalışma, Karaman İl Özel İdaresi'nin 2006 yılından itibaren hazırladığı beş stratejik planı zamansal olarak karşılaştırarak ve yürürlükteki kılavuzlara uygunluğunu değerlendirerek, stratejik planlama sürecinin gelişimini ve bu süreçte karşılaşılan sorunları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tez kapsamında elde edilen verilere; literatür taraması neticesinde ulaşılmış olup bu bağlamda konu ile ilgili kaleme alınmış tezler, makaleler, bildiriler ve diğer bilimsel yayınlar ile ilgili stratejik planlar değerlendirmeye alınmıştır. Analiz sonucunda, Karaman İl Özel İdaresi'nin stratejik planlarının zamanla daha veriye dayalı, ölçülebilir ve kılavuzlara daha uyumlu hale geldiği, kamu yönetimi anlayışındaki değişimlere uyum sağlama çabası gösterdiği, ancak hâlâ iyileştirilmesi gereken yönlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, kamu yönetiminde stratejik planlamanın önemini vurgularken, Karaman İl Özel İdaresi örneği üzerinden bu sürecin aşamalarını, güçlü ve zayıf yönlerini, uyumlu ve geliştirilmesi gereken alanlarını analiz etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Edebiyat ve tarih perspektifinde Tevfîk el-Hakîm'in 'Avdetü'l-Va'y ve Vesâik fî Tarîki 'Avdeti'l-Va'y eserlerinin incelenmesi

    Tuncay Yıldızel

    Mısır, İsrail'le birçok çatışmaya girmiş ve bu çatışmalardan ağır yenilgiler almıştır. Geçmişinde İsrail'den yaralar barındıran bir milletin günümüzde Filistin'e karşı yardımda zayıflık göstermesi ve sınır kapılarını açmaması tartışılacak bir konu olarak dikkat çekmiştir. Bu noktada Mısır'ın bu zihniyete nasıl geldiği ve bu düşünce şekline bürünmesine nelerin sebep olduğu hususları açıklanmalıdır. Birçok yazar Mısır tarihini ele alan eserler yazmıştır. Kadim bir medeniyete ev sahipliği yapan Mısır, günümüze kadar bilinen tarihi ile her ne yaşadıysa masallarda, romanlarda, hikâyelerde ve efsanelerde irdelenmiş ve anlatılagelmiştir. Hem Batı'da hem de Mısır'da yazmış olduğu birçok eserle tanınmış bir yazar olan Tevfîk el Hakîm'in eserleri özellikle 1. ve 2. Dünya Savaşı'ndan sonra İsrail'in ortaya çıkışına, kuruluşuna ve yükselişine tanıklık etmesinden dolayı ele alınmalıdır. Yaşadığı dönemde İsrail'in doğuşuna, Mısır'ın değişim sürecine ve 'Abdu'n-Nâsır'a dair eserler ele almıştır. Bu eserler arasında 'Avdetu'l-Va'y ve Vesâik fî tarîki 'avdeti'l-va'y de yer almaktadır. Yeniden Uyanış ve Yeniden Uyanış Yolunda Belgeler olarak tercüme edilen bu iki eserinde yazar Mısır'ın 'Abdu'n-Nâsır'ın dönemini ve İsrail-Mısır arasındaki çekişmeyi okuyucusuna aktarmıştır. Özellikle yazarın yaşadığı dönemde meydana gelen devrimlerden kaynaklı olarak Mısır'ın İsrail karşısındaki gerileyişini ve bir zamanlar Filistin'i kendilerine dava edinen Mısır'ın bu yoldan da zamanla nasıl uzaklaştığını ele almıştır. Bu bağlamda Mısır'ın güçlü bir ülke konumundayken devrimler döneminde nasıl zayıf düştüğünü ve yanı başındaki Filistin'in günümüzdeki durumunu yazarın kaleminden öğrenmek mümkün olmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Mâtürîdîuridi'nin kevni âyetlere yaklaşımı

    Ülkü Yavilioğlu

    Kur'ân-ı Kerim'de yer alan kevnî âyetler, insanı evrenin işleyişini gözlemlemeye, doğa olayları üzerine düşünmeye ve bu yolla Allah'ın varlığını, kudretini ve rahmetini idrak etmeye yönlendirmektedir. Bu âyetler, göklerin ve yerin yaratılışı, tabiatta gözlenen düzen, canlıların oluşumu ve kozmik olaylar gibi konuları içermekte hem inanç dünyasını besleyen hem de düşünceyi harekete geçiren bir yapı arz etmektedir. Bu çalışmada, söz konusu kevnî âyetlerin klasik tefsir geleneği içerisindeki yorumları Mâtürîdî (ö.944) merkezli olarak ele alınmış diğer taraftan ehl-i sünnet tefsir geleneğinin önde gelen isimlerinden olan Taberî (ö.923) ve Râzî (ö.1210) gibi müfessirlerin yaklaşımlarıyla karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Mâtürîdî'nin akılcı ve kelâmî yöntemiyle geliştirdiği yorumlar, kevnî âyetlerin sadece naklî değil aynı zamanda aklî temellerle de değerlendirilebileceğini ortaya koymaktadır. Buna karşılık Taberî'nin rivâyet odaklı açıklamaları ve Râzî'nin felsefî-bilimsel yorumları ise farklı yorum geleneklerine ışık tutmaktadır. Ayrıca, modern dönem tefsir anlayışında bilimsel verilerle Kur'ân âyetlerini buluşturan Tantâvî'nin (ö.2010) yaklaşımına da yer verilerek kevnî âyetlerin çağdaş yorum boyutuna dair bir perspektif sunulmuştur. Bu bağlamda tez hem geleneksel hem de modern tefsir anlayışlarının kevnî âyetlere nasıl yaklaştığını karşılaştırmalı olarak incelemeyi ve bu âyetlerin tefsir tarihinde üstlendiği çok yönlü rolü ortaya koymayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Mâturîdî, Tevilat'ul-Kur'ân, Râzî, Taberî, Tantâvî.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Boksörlerde temel psikolojik ihtiyaçlar ile sporcu bağlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Osman Ali Akbulut

    Bu araştırmanın temel amacı, boksörlerin temel psikolojik ihtiyaçları ile sporcu bağlılığı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin demografik değişkenler bağlamında nasıl farklılık gösterdiğini analiz etmektir. Bu doğrultuda, 2025 yılı itibarıyla aktif olarak boks sporunu icra eden 282 sporcu, araştırmanın örneklem grubunu oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Veri toplama sürecinde, katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Sporcu Bağlılığı Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler; yüzde ve frekans dağılımları, Pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gibi istatistiksel yöntemler aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği kapsamında, milli sporcu olma durumu değişkenine ilişkin anlamlı bir fark bulunmadığını ortaya koymuştur. Buna karşılık; cinsiyet, yaş, spor yaşı ve algılanan gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılıkların ve ilişkilerin mevcut olduğu belirlenmiştir. Sporcu Bağlılığı Ölçeği bağlamında yapılan analizlerde ise; cinsiyet ve milli sporcu olma durumu değişkenlerine ilişkin anlamlı bir fark saptanmamıştır. Yaş ve spor yaşı değişkenleri ile sporcu bağlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı belirlenirken, algılanan gelir düzeyi değişkeni açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Son olarak, ölçekler arası korelasyon analizleri sonucunda, Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ile Sporcu Bağlılığı Ölçeği arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu bulgu, temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmasının sporcu bağlılığını olumlu yönde etkileyebileceğine işaret etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Ayhan Geçgin'in romanları üzerine ontolojik bir inceleme

    Ebru Akdeniz

    Bu tez, Ayhan Geçgin'in romanlarını ontolojik bir perspektifle ele alarak insan varlığının temel durumlarını derinlemesine incelemektedir. Çalışmanın amacı, Geçgin'in eserlerinde işlediği varoluşsal temaları detaylı bir biçimde analiz etmek ve yazarın modern insanın karşı karşıya kaldığı ontolojik sorunlara hangi açılardan yaklaştığını ortaya koymaktır. Çalışmada yazarın romanlarının bireyin iç dünyasındaki karmaşıklığı ve varoluşsal arayışlarını nasıl yansıttığına odaklanılmıştır. Ayhan Geçgin'in romanlarında yabancılaşma, hiçlik, ölüm, özgürlük, sorumluluk, yalnızlık ve anlam arayışı gibi insan varlığının temel ontolojik durumlarının son derece belirgin ve işlevsel bir şekilde ele alındığı tespit edilmiştir. Yazarın oluşturduğu karakterler aracılığıyla, modern bireyin yaşadığı derin varoluşsal kaygılar, sürekli bir devamlılık arz eden kimlik arayışı ve insanın dünya ile kurduğu ilişkinin içsel çatışmalarla dolu karmaşıklığı detaylıca gözler önüne serilmektedir. Yazarın, insanlık durumları üzerine düşünmeye ve insan olmanın getirdiği temel sorularla yüzleşmeye davet eden romanları okuyucuyu derinlemesine bir varoluşsal sorgulamaya yönelten niteliktedir. Bu anlamda romancı, eserleriyle okuyucuya bir ayna tutarak insanın kendi varoluşsal gerçekliği üzerine düşünmesini teşvik etmektedir. Bu tez, Ayhan Geçgin'in romanlarının felsefi derinliğini ve insan doğasına dair sunduğu çarpıcı içgörüleri ortaya koymayı hedeflemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda alternatif çözüm yolu olarak uzlaştırma usulü ve Bayburt uygulamaları

    Asya Büşra Alim

    Uzlaştırma kurumu, tarihsel süreçte uzun zamandır uygulanan klasik ceza adalet sistemine alternatif çözüm yolu olarak getirilen en önemli mekanizmalardan biridir. Klasik ceza hukuk sisteminde "suç" olarak kabul edilen eylemi gerçekleştirilen failin, bunun karşılığı olarak mevzuat hükümlerince belirlenen yaptırımlara tabi tutularak adaletin tesisi sağlanmak istenmiştir. Oysa salt failin cezalandırıldığı bir hukuk düzeni, olayın mağduru olan tarafın sesinin duyulmasına, duygularını ve düşüncelerini yansıtmasına cevaz vermemektedir. Özellikle değişen ve gelişen günümüz koşullarında, evrensel değerler olarak kabul edilen psikolojik ve sosyolojik birtakım saptamalar göstermektedir ki herhangi bir haksızlığa uğrayan kimsenin, kendisini ifade etmesi, duygularını paylaşması, mağduriyetini dile getireceği meşru bir zeminde kendisini güvenli hissetmesi hususları, yaşadığı sürecin travmatik ve menfi yanlarından sıyrılıp, hayata tutunması noktasında büyük önem teşkil etmektedir. Mukabilinde suça konu eylemi gerçekleştiren bireyin de özellikle suçu işlemesi ardından devam eden süreçte, benzer şekildeki davranışları yinelememesi, bir nevi suç işleme halini alışkanlık, hayat standardı düzeyine getirmemesi adına, yapmış olduğu eylemin sonuçları ile yüzleşme, hatasını anlama ve telafi etme imkanlarına sahip olması, esasen ortaya çıkan olumlu etkileri ile daha uzun vadeli ve topluma sirayet eden yansımalarıyla kapsayıcılığı yüksek bütünsel bir adalet anlayışına hizmet edecektir. İşte bu arayışlar mukabilinde doğan ve mağdurun sesini duyurmayı, failin ise bilinç ve sorumluluk düzeyinin yükseltilmesini hedefleyen "onarıcı adalet" kavramı birçok dünya ülkesinin mevzuatında farklı görünümler halinde kendisine yer bulmuştur. Özünde alternatif çözüm yolları başlığı altında onarıcı adalet mekanizmasına hizmet eden çeşitli kurumlar bulunmaktadır. Küresel düzeyde ses getiren ve kendisine yer bulan en popüler modülü şeklinde tabir edebileceğimiz uzlaştırma kurumu ise bizim ülkemizde ilk defa 2005 yılında Türk Ceza Kanunumuza girmiş olup, bugüne değin yapılan pek çok değişiklik ve güncellemeler ile mevcut halini almıştır. Kurumun manevi anlamda olayın mağdur ve fail tarafı üzerlerinde hassasiyet gösterdiği manevi değerler dışında, hukuk sistemimize yönelik maddesel anlamda ki en büyük katkısı, adliyelerde günden güne artan dava sayıları ve uzayan yargılama süreçlerine yeni bir soluk, nefes getirmiş olması halidir. Bu çalışmamızda da onarıcı adalet kavramının ne olduğu, nasıl ve neden ortaya çıktığı, uzlaştırma kurumunun temel mantığı, uzlaştırma usul yöntemlerinin neler olduğu, uzlaştırmacı kavramının ne olduğu ve kimlerin uzlaştırmacı olabileceği, mevzuat hükümlerinde düzenleniş biçimi, ülkemiz ceza hukuk sisteminde hangi süreçlerde ne şekilde, kimler tarafından uygulandığı, uzlaştırmada edim kavramı, kamuya yararlı edim türü örnekleri ve Bayburt İli nezdinde uygulanmış gerçek vakaların basına yansımış haber içeriklerine ait konular işlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sporcu öğrencilerin ruminasyon düzeyleri ile bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Keziban Buket Yılmaz

    Bu araştırmanın temel amacı, sporcu öğrencilerin ruminasyon düzeyleri ile bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu iki parametrenin belirlenen demografik değişkenler açısından ilişkilerini ve farklılaşmalarını ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında, 2024-2025 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Bayburt Üniversitesi'nde aktif olarak spor yapan 404 öğrenci örneklem olarak belirlenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Spor Müsabakası Ruminasyon Ölçeği ve Sporda Bilişsel Esneklik Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler, yüzde ve frekans dağılımları, Pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklemler t-testi ve ANOVA gibi çeşitli istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Aynı zamanda bu testlere bağlı değerlerin Bonferroni düzeltmeleri yapılmıştır. Araştırmanın analizleri sonucunda, sporcu bilişsel esneklik envanterinin kontrol alt boyutu ile yaş arasında anlamlı bir ilişki, kontrol alt boyutunda ayrıca cinsiyet açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Spor müsabakası ruminasyonu ve sporcu bilişsel esnekliğinin alternatifler alt boyutu açısından ise spor yaşı ile anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Haftalık antrenman yoğunluğu değişkeninde ise toplam bilişsel esneklik puanları açısından gruplar arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Psikolojik desteğin performansa olumlu etkisine olan inanç değişkeni ile spor müsabakası ruminasyon puanları incelendiğinde, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca, spor müsabakası ruminasyonu ile sporcu bilişsel esneklik toplam puanı ve alternatifler alt boyutu arasında anlamlı ilişkiler gözlenirken, kontrol alt boyutunda anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak, katılımcıların ruminasyon düzeylerinin özellikle alternatif üretme kapasitesiyle ilişkili olabileceği söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin internet bağımlılığı, fiziksel etkinliklere katılım ve sportif yaşam doyumlarının incelenmesi

    Emre Bilgin

    Bu araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin internet bağımlılığı, fiziksel etkinliklere katılım düzeyleri ve sportif yaşam doyumları arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışmada ayrıca cinsiyet, sınıf düzeyi, bölüm, gelir durumu, spor türü ve günlük internet kullanım süresi gibi demografik değişkenlerin bu ilişkiler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Böylece üniversite öğrencilerinde dijital bağımlılık riskleri ile fiziksel ve psikososyal iyi oluş arasındaki etkileşimlerin daha iyi anlaşılması hedeflenmiştir. Araştırma, betimsel ilişkisel tarama modeli çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde 2024–2025 akademik yılında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Katılımcıların %53,2'si (n = 200) erkek, %46,8'i (n = 176) kadın toplam 376 kişidir. Veri toplama aracı olarak Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ), Fiziksel Etkinlik Katılım Ölçeği (FATÖ) ve Sportif Yaşam Doyumu Ölçeği (SYDÖ) kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin bölüm, sınıf düzeyi, gelir durumu ve internet kullanım alışkanlıklarını belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS yazılımı kullanılmış; tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız örneklemler t-testi, ANOVA ve gerektiğinde Post Hoc testi gibi parametrik analizler uygulanmıştır. Ölçeklerin iç tutarlılığı Cronbach's Alpha katsayısı ile test edilerek araştırmanın bilimsel güvenirliği desteklenmiştirincelenmiştir. Bulgular, erkek öğrencilerin internet bağımlılığı ve fiziksel etkinlik katılım puanlarının anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu; ancak yaşam doyumu ve sosyal-duygusal boyutta cinsiyet farklılığı olmadığını göstermiştir. Spor amaçlı mobil uygulamaları kullanan öğrencilerin hem fiziksel aktivite tutumu hem de yaşam doyumu yüksek bulunmuş; fakat aynı zamanda bağımlılık düzeylerinin de arttığı belirlenmiştir. Takım sporu yapan öğrenciler, bireysel sporculara kıyasla daha yüksek sportif doyum ve tutum sergilemiş, bölümler arasında ise özellikle rekreasyon öğrencilerinin diğerlerine göre daha olumlu sonuçlar aldığı görülmüştür. Ayrıca birinci sınıf öğrencilerinde internet bağımlılığı yüksek iken, son sınıfta fiziksel aktivite tutumunun daha olumlu olduğu bulunmuştur. Gelir düzeyi yükseldikçe fiziksel aktiviteye yönelik tutum ve sportif doyum artmış, internet bağımlılığı azalmıştır. Günlük internet kullanım süresi arttıkça bağımlılığın arttığı, fiziksel aktiviteye yönelik tutumun azaldığı da dikkat çekici bulgular arasındadır. Korelasyon analizleri, sportif yaşam doyumu ile internet bağımlılığı arasında negatif, sportif yaşam doyumu ile fiziksel aktivite tutumu arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, fiziksel aktivite ve sportif katılımın öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarını ve yaşam doyumlarını güçlendirirken, dijital bağımlılığa karşı koruyucu bir rol üstlendiğini göstermektedir. Bununla birlikte, spor amaçlı dijital uygulamaların aşırı kullanımının bağımlılık riskini artırabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak bu araştırma, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinde internet bağımlılığı, fiziksel aktivite ve yaşam doyumunun birbirini çok boyutlu etkileyen yapılar olduğunu göstermektedir. Düzenli fiziksel aktivite öğrencilerin hem sağlığını hem de yaşam kalitesini güçlendirirken, internet bağımlılığı akademik ve sosyal işlevsellik açısından risk oluşturabilmektedir. Bu doğrultuda üniversitelerde dijital bağımlılığı azaltmaya yönelik bilinçlendirme programlarının geliştirilmesi, spor ve rekreatif etkinliklerin yaygınlaştırılması, gelir düzeyi düşük öğrencilerin sportif faaliyetlere erişimlerinin desteklenmesi ve stres yönetimi ile psikolojik sağlamlığı artıran uygulamalara ağırlık verilmesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Havaalanı güvenliğinin kent güvenliğine etkisi

    Mert Kürkçü

    Havaalanlarının, kentlerde meydana gelen organize suçlar ve terörizm gibi olaylarla karşılıklı etkileşim içinde olduğu açıktır; bu nedenle havaalanı güvenliği, kent güvenliği açısından belirleyici bir rol oynamaktadır. Özellikle günümüzde hava yolu taşımacılığının sağlamış olduğu avantajlar göz önünde bulundurulduğunda yolcu güvenliğinin, havaalanı güvenliğinin, havacılık güvenliğinin ve kent güvenliğinin birbirleriyle bağlantısı bir bütün olarak değerlendirilmelidir. 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen saldırıların ardından, özellikle sivil havacılık alanında güvenlik prosedürleri hem devletler hem de özel şirketler tarafından yeniden gözden geçirilmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. Bu durum, yalnızca havaalanlarının değil, aynı zamanda kentlerin genel güvenliğini; dolayısıyla da kentte yaşayan vatandaşların, yolcuların ve havaalanı çalışanlarının güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Buna bağlı olarak ayrıca ICAO gibi uluslararası örgütler ve yerel havacılık otoriteleri tarafından alınan güvenlik tedbirlerinin iş birliği doğrultusunda tüm dünyada teknik şekilde uygulanabilir hale getirilmesi doğrultusunda çalışmalar yapılması aynı zamanda uluslararası güvenliğin sağlanmasında da önem arz etmektedir. Bu çalışmada, 11 Eylül, Madrid Barajas Havaalanı ve Atatürk Havalimanı'nda meydana gelen saldırılar örnek alınarak, bu tür olayların kent güvenliği üzerindeki etkileri incelenmiş literatürdeki konuyla ilgili dokümanlar incelenerek, kent güvenliği ve havaalanı güvenliği ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu amaçla konuya dair akademik kaynakların derinlemesine taranması ve değerlendirilmesiyle anlamlı sonuçlara ulaşılması hedeflenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Sünbül Sinan, Sinâneddin Yusuf b. Ya'kûb el-Amâsî el-Halvetî'nin Tasavvuf Risâlesi

    Adem Han

    Sünbül Sinan Efendi, Osmanlı dönemi önemli mutasavvıflarındandır. Halvetiyye tarikatı kollarından olan Sünbüliyye tarikatının kurucusudur. Sünbül Sinan Efendi, dönemin semâ/devran zikrinin dinen meşruiyeti konusunda yapılan tartışmaların odağında olan bir isimdir. Bunun sebebi ise semâ/devran uygulamasının Sünbüliyye tarikatında yaygın olarak icra edilmesidir. ''Tasavvuf Risalesi'' adlı eserinden tasavvufî fikirlerini öğrenmemizin beraber devran zikrinin meşruiyetini savunduğu bir eseridir. Risalede ayakta zikir yapmanın ''raks'' yani dans olduğu şeklinde bid'at sayanlara karşı devranın ibadet olduğunu Kur'an ve sünnet bağlamında savunmuştur. Bu düşüncesini Zümer süresi yetmiş ikinci ve yetmiş beşinci ayetleri ve muhtelif hadis-i şerifler ile desteklemiştir. Devran zikrinin, meleklerin Allah'ı döne döne zikrettiği gibi yeryüzünde de kulların Allah'ı aynı şekilde zikrettiği şeklinde benzerlik kurarak anlatmıştır. Risalenin sonunda Zenbilli Ali Efendi'nin devran zikrinin meşruiyeti hakkında fetvası ile de desteklemiştir. Bu çalışma 16. yüzyılda devran zikrinin meşruiyeti konusunu anlamak açısından önem arz etmektedir. Çalışmamızda ''Tasavvuf Risalesi'' adlı eser üzerinden Sünbül Sinan Efendi'nin devran hakkındaki fikirleri tespit edilmeye çalışıldı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin dijital spor oyunlarına yönelik motivasyonları ile yapay zekâ teknolojilerine dair tutumlarının karşılaştırmalı incelenmesi

    Mikail Uluca

    Bu araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin dijital spor oyunlarına yönelik motivasyon düzeyleri ile yapay zekâ teknolojilerine ilişkin tutumlarını incelemek ve bu iki değişken arasındaki ilişkiyi demografik özellikler bağlamında değerlendirmektir. Çalışma, betimsel ilişkisel tarama modeli temelinde yürütülmüş olup, 2024–2025 akademik yılında Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören toplam 455 öğrenci örneklem grubunu oluşturmuştur. Katılımcıların 238'i erkek (%52,3) ve 217'si kadın (%47,7) öğrenciden oluşmaktadır. Veriler, kişisel bilgi formu, Dijital Spor Oyunları Motivasyon Ölçeği ve Yapay Zekâya Yönelik Tutum Ölçeği aracılığıyla toplanmış; SPSS 27.0 paket programında normallik dağılımları incelenmiş ve bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA, post-hoc testler ve korelasyon analizleriyle çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, öğrencilerin dijital spor oyunlarına yönelik motivasyonları ile yapay zekâya ilişkin tutumlarının cinsiyet, spor türü, sınıf düzeyi, bölüm, gelir durumu, oyun oynama ve yapay zekâ deneyimi gibi değişkenler doğrultusunda anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Erkek öğrenciler, kadın öğrencilere kıyasla hem dijital oyun motivasyonu hem de yapay zekâya yönelik daha yüksek tutum puanlarına sahiptir. Takım sporlarıyla ilgilenen ve yapay zekâ deneyimi bulunan öğrencilerin ortalamaları, bireysel sporlarla ilgilenen ve deneyimi olmayanlara göre daha yüksektir. Ayrıca, 1. sınıf öğrencilerinin motivasyon ve tutum düzeylerinin üst sınıflara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Korelasyon analizleri, dijital spor oyunları motivasyonu ile yapay zekâ tutumları arasında düşük düzeyde fakat anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Eğlence ve sosyalleşme boyutları olumlu tutumları desteklerken, rekabet ve fantezi boyutlarının kaygı ve olumsuz algıları artırdığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, öğrencilerin dijital oyun motivasyonu ile yapay zekâya yönelik tutumlarının çok boyutlu ve etkileşimli bir yapıya sahip olduğu; teknolojiye dair algılarının hem olumlu hem de olumsuz yönlerle şekillendiği görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bocce sporcularının sportmenlik ve davranış düzeylerinin incelenmesi

    Özay Gürsoy

    Bu çalışmanın amacı, bocce sporcularının sportmenlik ve davranış düzeylerini incelemek ve bu doğrultuda elde edilen sonuçlara göre sergilenen davranışları iyileştirmek için etkili stratejiler geliştirmektir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmış olup, bu model mevcut bir durumu olduğu gibi betimleyerek analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma grubunu, 2024-2025 yılı aktif bocce sporunu yapan 300 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı üç bölümden oluşmuştur. İlk bölümde demografik bilgilerin yer aldığı kişisel bilgi formu, ikinci bölümde "Çok Boyutlu Sportmenlik Davranışları Ölçeği (ÇBSDÖ)" ve üçüncü bölümde " Sporda Prososyal ve Antisosyal Davranışlar Ölçeği" kullanılmıştır. Bu çalışma bocce sporcularının sportmenlik ve davranış düzeylerinin yaş, öğrenim durumu, bocce sporunu yapma süreleri ve millilik durumlarına göre nasıl etkilendiğini analiz ederek bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Araştırma bulguları, cinsiyet, yaş ve spor yapma sıklığı gibi değişkenlerin bocce sporcularının sportmenlik ve davranış düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ancak öğrenim durumunun sporcuların sportmenlik ve davranış düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermektedir. Bu durum sportmenlik davranışlarının sporcuların eğitim durumundan bağımsız olarak benzerlik gösterdiğini ifade etmektedir. Bu çalışma sonuç olarak bocce sporcularında sportmenlik ve davranış düzeylerinin incelenmesinin önemi vurgulamakta ve bu davranışların geliştirilmesi ve yeni stratejiler üretilmesi bakımından önem arz etmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Tekstil, kağıt ve doğal taş endüstrisi atıklarının taşıyıcı ve taşıyıcı olmayan hafif beton üretiminde kullanımı

    Ömer Bayrak

    Tüm dünyada artan insan nüfusuna paralel olarak insanların ihtiyaçları da sürekli artmaktadır. Bu durum, hemen her alanda endüstrileşmeyi de beraberinde getirmektedir. Sanayileşmeden kaynaklanan yan ürünler ve endüstriyel atıklar tehlikeli sayılabilecek çevre sorunlarına neden olabilmektedir. Hem endüstriyel atıkların çevreye olan olumsuz etkilerinin azaltılması hem de atıkların geri dönüştürülerek ve farklı alanlarda tekrar kullanılarak ekonomiye kazandırılmasına yönelik çalışmalar artarak devam etmektedir. Bu çalışmada atık Bayburt tüfü agrega olarak ve kağıt fabrikası atıklarından elde edilen katı lignin ile tekstil fabrikalarının atık sularından elde edilen reaktif boyar maddeler (RBM) beton katkı maddesi olarak kullanılarak taşıyıcı hafif beton (THB) ve taşıyıcı olmayan hafif beton (TOHB) üretimi amaçlandı. Atık agregaların en büyük tane çapı (Dmax), piyasada kullanılan perlit ile karşılaştırma yapabilmek amacı ile 11,2 mm olarak belirlendi. Katı lignin, kağıt fabrikası atıklarından elde edilen lignin likörünün asidik ortamda çöktürülüp kurutulmasıyla elde edildi. Tekstil boyamada kullanılan atık reaktif boyar maddeler model çözelti olarak hazırlandı. Tekstil, kağıt ve doğal taş endüstrisi atıklarından üretilen hafif beton karışımları 10×10×10 cm ölçülerindeki kalıplara dökülerek numunelere 7, 28 ve 90 gün sonra basınç dayanım testleri uygulandı. THB için en az 30 MPa (TS 206, LC 25/28'de) ve TOHB için minimum 5 MPa basınç dayanımına sahip hafif beton üretilmesi amaçlandı. Endüstriyel değerlendirilmesi hedeflenen Bayburt taşı (BT), TS 802'ye uygun, Dmax 8 mm olacak şekilde ve Fuller eğrisine önemli ölçüde uyumlu granülometride hazırlandı. BT agregaları ile 450 kg/m3 sabit çimento dozajı, sabit çökme (S2, 5-9 cm) değeri ve 0,50 sabit su/çimento kullanılarak THB karışımları hazırlandı. 28 gün boyunca kirece doygun suda kürlenen numunelere basınç dayanım testi gerçekleştirildi. Atık maddeler kullanılarak hazırlanan betonların hidrasyonu; mekanik testler, XRD, EDS, SEM, DTA/TG/DTG teknikleriyle izlendi. V Sonuç olarak; Bayburt sarı taşı (BST) agregasının puzolanik özelliğinin olmayışı, birim hacim ağırlık (BHA) değerinin yüksek olması (2,06 g/cm3) ve öz dayanımının düşük olması gibi nedenlerle hafif beton üretiminde kullanılamayacağı ancak normal beton agregası olarak başarıyla kullanılabileceği, Bayburt beyaz taşı (BBT) agregasının puzolanik özelliğinin varlığı ve öz dayanımının yüksek, BHA değerininin 2 g/cm3'ten düşük olması, bu agreganın doğrudan hafif beton üretiminde başarı ile kullanılabileceğini, ayrıca BBT agregasını kirece ve sodaya doygun ortamlarında bekletilerek mukavemetlerinin iyileşmesi ile THB üretiminde de başarı ile kullanılabileği belirlendi. Karışımlara lignin %0,6 ve RBM'lerin %0,04 katı madde olarak katılması, betonda süper akışkanlaştırıcı (SA) etki göstererek, üretilen betonların dayanımlarını artırdığı ayrıca RBM'lerin betonu kalıcı olarak renklendirdiği, bu şekilde bir kullanım ile bir yandan atıkların neden olduğu çevre problemlerinden kurtulunurken diğer yandan atıkların endüstriyel olarak değerlendirilebileceği belirlendi. BBT'nin 0-0,063 mm aralığında öğütülerek çimentoya %30'a kadar ikame edildiğinde THB ve TOHB'lerin özellikle 90 günlük dayanımlarında ciddi bir azalma oluşmadığı tespit edildi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Uçucu kül bağlayıcılı alkali aktivasyonlu yüksek plastisiteli kil derin karıştırma numunelerinin tek ve çok amaçlı optimizasyonunun dayanım ve durabilite açısından incelenmesi

    Esra Yılmaz

    Bu çalışmada alkali aktivatörlerle aktive edilmiş uçucu kül ve zemin karışımlarının performansı dayanım ve durabilite açısından irdelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, Yanıt Yüzey Metodu kullanılarak üç farklı tek amaçlı optimizasyon senaryosu uygulanmıştır. Bunlar sırasıyla; serbest basınç dayanımının maksimize edilmesi, karbon ayak izinin minimize edilmesi ve en düşük maliyet ile karışımların hazırlanmasıdır. Çalışma kapsamında ayrıca tüm senaryoların aynı anda optimize edildiği çok amaçlı bir optimizasyon süreci yürütülmüştür. Hazırlanan karışımlar ile serbest basınç dayanımı, donma-çözülme, ıslanma-kuruma ve suda bekletme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışmalar sonucunda, tek ve çok amaçlı optimizasyonlara göre hazırlanan karışımların dayanım ve durabilite değerleri birbirlerine ve ilgili standartlara göre mukayese edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, serbest basınç değerini maksimize etmeyi hedefleyen optimizasyon yaklaşımının daha etkin sonuçlar ortaya koyduğu kanaatine varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    4483 sayılı Kanun bağlamında memurlar ve diğer kamu görevlilerinin soruşturulması ve kovuşturulması usulü

    Süleyman Emre Aktaş

    Bu çalışma, kamu görevlilerinin ceza soruşturmalarına tabi tutulmasında uygulanan özel usulleri, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Söz konusu Kanun'un, kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri fiillerden dolayı doğrudan adli merciler tarafından değil, belirli idari prosedürler işletildikten sonra soruşturulabilmesini öngörmesi, hukuk devleti, eşitlik ve yargı bağımsızlığı ilkeleri açısından çeşitli tartışmaları gündeme getirmektedir. Araştırmada öncelikle kamu görevlisi ve memur kavramı, kamu görevlisinin ve memurun statüsünün hukuki niteliği ve kamu hizmetine özgü sorumluluklar değerlendirilmiştir. Devamında, memurlara özgü soruşturma usulünün Türk hukukundaki tarihsel gelişimi, normatif yapısı, mukayeseli hukuktaki yeri, uygulama örnekleri, Yargıtay ve Danıştay içtihatları ışığında soruşturma izni mekanizmasının işleyişi analiz edilmiştir. Ayrıca, bu özel usulün uygulamada yol açtığı sorunlar eleştirel bir bakışla değerlendirilmiştir. Tezde yöntem olarak doküman incelemesi ve karşılaştırmalı norm analizi tercih edilmiş, nitel bir yaklaşımla normatif hükümler ile uygulama pratiği arasındaki tutarlılık sorgulanmıştır. Çalışmanın sonunda, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ile öngörülen özel soruşturma izni sisteminin çağdaş ceza muhakemesi ilkeleriyle bağdaşmadığı, bu sistemin tamamen kaldırılması ve kamu görevlileri hakkında soruşturma işlemlerinin doğrudan Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu araştırma, kamu görevlilerine yönelik ceza soruşturmalarında uygulanan özel usulün hem hukuki temellerini hem de fiili etkilerini irdeleyerek, adalet sisteminin tarafsızlığı ve etkililiği açısından daha uygun bir model önerisinde bulunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tarihi Melik Sunullah Camii minaresi deprem performans analizi

    Ferhat Tüm

    Bu tez çalışmasında, Osmanlı dönemine ait önemli bir kültürel miras olan Tarihi Melik Sunullah Camii Minaresi'nin deprem performansı değerlendirilmiştir. Yapının mevcut durumu, mimari ve yapısal özellikleri ile birlikte ele alınmış; zemin özellikleri ve yapı malzeme karakteristikleri detaylı biçimde belirlenmiştir. Malatya Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden temin edilen özgün röleve çizimleri kullanılarak yapı, SAP2000 yazılımında üç boyutlu olarak modellenmiştir. Yapının dinamik karakteristiklerini belirlemek amacıyla modal analiz yapılmış ve birinci doğal titreşim periyodu 0.669 saniye olarak elde edilmiştir. Ayrıca, toplam 20 mod üzerinden yapılan analizde, sekizinci moddan itibaren toplam kütle katılım oranı %95'in üzerine çıkmıştır. Bu durum, modelin dinamik davranışının yeterli şekilde temsil edildiğini göstermektedir. Deprem performansı analizi kapsamında yapı modeline, biri Türkiye'de meydana gelen 2023 Kahramanmaraş Depremi olmak üzere, farklı coğrafyalarda yaşanmış 11 adet gerçek deprem kaydı uygulanmıştır. Değerlendirmeler, doğrusal olmayan zaman tanım alanı analizleri (Nonlinear Time History Analysis) yöntemi ile gerçekleştirilmiş, bu sayede yapının elastik sınırları aşan davranışı da dikkate alınmıştır. Analiz sonuçlarında, özellikle minarenin gövde kısmında (tuğla bölgelerde) yüksek çekme gerilmeleri oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu sonuç, modellemede restorasyon sonrası malzeme özelliklerinin değil, yapının tarihi, özgün malzeme özelliklerinin esas alınmasıyla ilişkilidir. Gerçekte ise, 2017 yılında gerçekleştirilen restorasyon sürecinde gövde kısmı modern tuğlalar ve yüksek dayanımlı bağlayıcılarla büyük ölçüde yenilenmiştir. Buna karşın, taban kısmındaki doğal taşlar korunmuş, sadece derz dolgusu yapılmıştır. Bu farklılık nedeniyle, analizlerde gerilmeler gövdede yüksek çıkarken, gerçek deprem sonrası gözlemlenen çatlaklar taban kısmında yoğunlaşmıştır. Bu durum, restorasyonun yapısal davranış üzerindeki etkisini ve malzeme müdahalelerinin kapsamının ne kadar kritik olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tez çalışması, tarihi yapıların deprem davranışının doğru şekilde analiz edilebilmesi için hem yapı özgünlüğünün hem de geçirdiği müdahale süreçlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Belediyelerin stratejik planlarda afet riski azaltma politikalarının analizi: Karadeniz Bölgesi il belediyeleri örneği

    Ümit Kılıç

    Bu çalışma, afet riski yüksek bir bölge olan Karadeniz Bölgesi'nde yer alan il belediyelerinin stratejik planlarının afet yönetimi bakış açısıyla ne düzeyde uyumlu olduğunu incelemektedir. Belediyelerin stratejik planlarında afet riski azaltma yaklaşımının yalnızca kurumsal bir gereklilik değil, aynı zamanda toplumsal bir zorunluluk olduğu vurgulanmaktadır. Analiz edilen planlar, belediyeler arasında içerik, uygulama kapasitesi ve planlama disiplini açısından önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur. Bazı belediyeler afet yönetimini bütüncül, sistematik ve ölçülebilir hedeflerle planlarına dahil etmişken, bazıları bu konuyu yalnızca genel ifadelerle geçiştirmiştir. Özellikle teknik kapasitesi güçlü olan büyükşehir belediyelerinde afet senaryoları, erken uyarı sistemleri, afet lojistik merkezleri, toplumsal eğitimler ve risk haritaları gibi faaliyetlere açıkça yer verildiği görülmüştür. Buna karşın küçük belediyelerde stratejik belgelerin çoğu zaman şablon bazlı ve yüzeysel ifadelerle hazırlandığı, afet yönetimi açısından uygulanabilir stratejilerden uzak olduğu saptanmıştır. Stratejik planların yalnızca yasal bir zorunluluk olarak değil, aynı zamanda kaynak yönetimi, kamu güvenliği ve sürdürülebilir kentleşme açısından hayati önem taşıyan araçlar olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda afet yönetiminin stratejik planlarda güçlü, uygulanabilir ve sürdürülebilir şekilde yer alması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Karabaş Tecvidi merkezinde son dönemlerde yazılmış tecvidlerin değerlendirilmesi

    Mehmet Salih Turanoğlu

    Hicri dördüncü asırdan itibaren Tecvid ilmine dair eserler telif edilerek belirli bir külliyat oluşmaya başlamıştır. İslam'ın gittiği her bölgede Kur'an eğitimi ve öğretimi hususunda önemli çalışmalar yapılmış olup bu noktada görmekteyiz ki çalışmalar uzun yıllar Arapça olarak telif edilmiştir. Osmanlı Dönemi'nde tecvid ilmi alanında en önemli isimlerin başında İbnü'l-Cezerî gelmektedir. İbnü'l-Cezeri kıraat ve tecvid alanında önemli çalışmalar yapmıştır. Abdurrahman Karabaşî ise Türkçe olarak Karabaş Tecvidi adlı eseri kaleme alarak yeni bir dönem başlatmıştır. Abdurrahman Karabaşî'nin hayatı ve ilmi kişiliği hakkında yeterli bilgiler bulunmamasına rağmen telif ettiği Karabaş Tecvidi adlı eseri varlığını asırla boyu devam ettirmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Eser, Türkçe olarak kaleme alınmış, eserde tecvid kaideleri kısa ve net tanımlarla aktarılmıştır. Telif edildiği dönemden itibaren en çok tercih edilen eserlerin başında gelmektedir. Karabaş Tecvidi adlı eser özellikle son dönemde telif edilen tecvid eserlerine kaynaklık etmektedir. Bu nedenle çalışmamız kapsamında değerlendirdiğimiz eserlerde, tecvid kaidelerinin tanımlarının genellikle Karabaş Tecvidi adlı eserden alındığı görülmüştür. Ancak bazı eserlerde farklılıklar tespit edilirken, eserlerin bir kısmında Karabaş Tecvidi ne göre daha detaylı bilgiler verilmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde Ramazan Pakdil, İsmail Karaçam, Abdurrahman Çetin ve Demirhan Ünlü'nün telif ettikleri eserlerinde birçok kıraat imamının görüşlerine yer vermişler ancak yine bazı bölümlerde farklılıkların kime ait olduğunu zikretmemişlerdir Bu durum, tecvid kaidelerinin anlaşılmasını güçleştirmekte ve özellikle Kur'an öğrenimine yeni başlayan okuyucular açısından kavramların sağlıklı biçimde içselleştirilmesini zorlaştırarak belirli düzeyde zihinsel karışıklığa yol açabilmektedir. Yine Fikri Yatı, Ali Kemal Belviranlı, Mahi Dağdağan ve Kadir Temir'e ait eserlerde farklılıklar mevcuttur. Ayrıca Osman Pamuk, Fazilet Neşriyat, Tayyar Altıkulaç, Yusuf Tavaslı, Süleyman Doğdu, Hasan Hüseyin Varol ve Ramazan Yıldız tarafından hazırlanan Karabaş Tecvidi'nin farklı versiyonlarında büyük oranda Karabaş Tecvidi adlı eserle benzerlik görülmüştür. Çalışma kapsamında ele alınan diğer eserlerde de genel olarak farklılıklar mevcuttur.