Yazarlar
- Ahmet Mahmut Gözün(2)
- Ezelnur Çeker(2)
- Hamdi Türkoğlu(2)
- Hüseyin Bayram(2)
- Lütfi Özbey(2)
- Necip Sefa Demir(2)
- Nurullah Oruç(2)
- Sabri Yıldırımer(2)
- İbrahim Arslan(2)
- İdris Cebeci(2)
- Abdulaziz Aydın(1)
- Abdulkadir Karabulut(1)
- Abdulkadir Tiryaki(1)
- Abdullah Akova(1)
- Abdullah Bacı(1)
- Abdullah Bektaş(1)
- Abdullah Duman(1)
- Abdullah Mesut Çınar(1)
- Abdullah Özalp(1)
- Abdulmecit Akçiçek(1)
- Abdulmecit Hafızoğlu(1)
- Abdulsamet Özdemir(1)
- Abdulselam Güngör(1)
- Abdulvahap Avşar(1)
- Abdurrahim Erdem(1)
- Abdurrahim Köprücü(1)
- Abdurrahman Ece(1)
- Abdurrahman Kara(1)
- Abdussamet Varlı(1)
- Adem Altun(1)
- Adem Bulut(1)
- Adem Ertaç(1)
- Adem Han(1)
- Adem Karaca(1)
- Adem Seymen(1)
- Adem Türk(1)
- Adem Urhan(1)
- Adem Yavuz Erdem(1)
- Adem Örs(1)
- Adnan Özer(1)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Bayburt ili umumi çeşmelerinin su kalitesinin makine öğrenmesi yöntemleri ile tahmini
Gülhat Koçyiğit
Mavi altın olarak da anılan suyun içeriği, canlıların yaşamlarını, hayat kalitelerini ve sağlıklarını büyük oranda etkilemektedir. Suyun içerisinde bulunan her bir maddenin canlı hayatı üzerinde iyi veya kötü etkisi bulunmaktadır. Suyun içerisinde yer alan maddeler kadar madde miktarı da önemlidir. Bu bakımdan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) su kalitesine ilişkin çalışmalar yaparak içerisinde bulunan maddeler ve miktarı ile ilgili kılavuz hazırlamıştır. Türkiye'de de bu yönde çalışmalar yapılmış 2005 yılında İnsani Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik ile standartlarını belirlemiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekâ su kalitesi çalışmalarında da kullanılmaya başlanmış ve makine öğrenme yöntemleriyle su kalitesi tahminlerinde bulunulmuştur. Bu çalışmada, Bayburt ilinde yer alan şebeke sularının mikrobiyolojik ve kimyasal su analiz verileri ile Bayburt ili umumî çeşmelerine ait mikrobiyolojik su analiz verileri kullanılarak makine öğrenme yöntemleriyle su kalitesi tahmininde bulunulmuştur. İlk olarak veriler üzerinde önişlem uygulanarak veriler makine öğrenimine hazır hale getirilmiş, daha sonra makine öğrenimi yöntemlerinden lojistik regreyon, knn, SVM, naive bayes, karar ağacı, rastgele orman makine öğrenme yöntemleri ile su kalitesi tahmin çalışmaları yapılmıştır. Bayburt şebeke suları analizi verileri kullanılarak yapılan makine öğrenme yöntemlerinde en uygun yöntemin karar ağacı yöntemi olduğu, Bayburt umumî çeşme suları analizi verileri kullanılarak yapılan makine öğrenme yöntemlerinde ise naive bayes, rastgele orman ve karar ağacı yöntemlerine ait sonuçların aynı olması dolayısıyla her üç yöntemin de kullanılabilir olduğu sonucuna varılmıştır. Su kalitesi tahmin çalışmalarında specificity değerinin önemli olduğu ve model değerlendirmesinde kullanılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20257. sınıf öğrencilerine üstbilişe dayalı oran-orantı ve yüzdeler öğretimi: Uygulama sürecinden yansımalar
Görkem Kılıç
Bu araştırma üstbilişsel CRIME tekniği kullanılarak 7. sınıf öğrencilerine oran-orantı ve yüzdeler konularının öğretim sürecinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için otuzbeş ders saati boyunca yirmi dört öğrenciye üstbilişsel CRIME tekniği ile oran-orantı ve yüzdeler konularının öğretimi yapılmış ve uygulama süresince araştırmacı tarafından gözlemler yapılmıştır. Uygulama bitiminde maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle seçilen altı öğrenciyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını Türkiye'nin kuzeydoğusundaki bir ilde resmi bir devlet okulunda öğrenim gören öğrenciler oluşturmuştur. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ve yarı yapılandırılmış gözlem formu ile toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Bunun için alanyazın taraması yapılarak veri analiz çerçevesi oluşturulmuştur. Bu çerçevede kategoriler belirlenmiş ve bu kategorilere karşılık gelen sözel ifadeler tespit edilmiştir. Ardından çalışmadaki öğrenci ifadeleri uygun şekilde kategorilere uygun şekilde yerleştirilmiştir. Son olarak gözlemlerden elde edilen verilerde görüşme verilerini desteklemek amacıyla kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda üstbilişsel CRIME tekniğinin yüksek başarı gösteren öğrencilerin üstbilişsel izleme ve değerlendirme becerisini geliştirdiği, orta ve düşük düzey başarı gösteren öğrencilerin üstbilişsel becerilerinde ise bir değişim göstermediği belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada yüksek ve orta düzey başarı gösteren öğrencilerin problem çözme becerilerinde üstbilişsel CRIME tekniğini etkili olduğu düşük başarı gösteren öğrencilerin problem çözme becerilerinde ise bir değişim olmadığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Türkçe dil öğretiminde yabancı uyruklu öğrencilerin ülkelerine göre dil öğrenimine yatkınlık sıralamasının incelenmesi
Şeyda Şimşek
Bu araştırmada, Türkçe öğretiminin yabancı uyruklu öğrenciler üzerindeki etkilerini değerlendirilmiştir. Öğrencilerin ülkelerine göre dil öğrenimindeki başarıları ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Araştırmanın temel çıkış noktası, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin tarihsel gelişimi ve bu süreçte uygulanan yöntemlerin günümüz modern teknikleriyle karşılaştırılmasıdır. Bu kapsamda, Türkçenin tarihsel olarak öğretim süreçlerinde karşılaşılan zorluklar ve bunların çözümünde kullanılan güncel yöntemler ortaya konmuştur. Çalışmada yabancı uyruklu öğrencilerin Türkçe öğrenirken yaşadıkları güçlükler, bu öğrencilerin motivasyon kaynakları ve dil öğreniminde gösterdikleri başarı düzeyleri incelenmiş, söz konusu başarı düzeylerinin ülkelere göre farklılık göstermesinin altında yatan sebepler tartışılmıştır. Öğrencilerin ana dilleri ile Türkçe arasındaki dil yapısı farklılıkları, kültürel alışkanlıkları ve eğitim sistemlerindeki dil öğretimi pratiklerinin bu başarı üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Araştırma aynı zamanda Türkçe öğretiminde kültürel bağlamın önemini de vurgulamaktadır. Öğrencilerin Türk kültürüne ilişkin unsurlarla karşılaşmasının dil öğrenme süreçlerini daha anlamlı hale getirdiği ve kültürel entegrasyonun öğrenme motivasyonunu artırdığı gözlemlenmiştir. Özellikle dijital teknolojilerin ve interaktif öğrenme araçlarının, öğrencilerin dil becerilerini geliştirme ve motivasyonlarını artırmada etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, çevrim içi platformlar ve mobil uygulamalar gibi modern eğitim araçlarının kullanımı üzerinde durulmuştur. Çalışmanın sonuçları, Türkçenin uluslararası arenada yalnızca iletişim aracı olarak değil, aynı zamanda kültürel bir köprü olarak da stratejik önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Türkçe öğretiminin, kültürler arası etkileşimi güçlendirme potansiyeline ve diplomatik ilişkilerdeki rolüne dikkat çekilmiş; yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde uygulanabilecek etkili yöntemler için öneriler sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20257. sınıf canlılarda üreme, büyüme ve gelişme ünitesinin öğretiminde öğrenme amaçlı yazma aktivitelerinden mektubun etkisi ve yazma hakkında öğrenci görüşlerinin belirlenmesi
Mustafa Küçükgül
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. sınıf Fen Bilimleri dersinde yer alan "Üreme, Büyüme ve Gelişme" ünitesinin öğretiminde Öğrenme Amaçlı Yazma (ÖAY) aktivitelerinin öğrenme üzerindeki etkisini ve bu etkinliklerle yürütülen ders sürecine ilişkin öğrenci görüşlerini incelemektir. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden müdahale deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bayburt Merkezde yer alan bir ortaokulun 7. sınıfında öğrenim gören 56 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Üreme, Büyüme ve Gelişme Başarı Testi (ÜBGBT) ve yarı yapılandırılmış Görüşme Formu (GF) kullanılmıştır. ÜBGBT'nin ön testinin analizinde bağımsız örneklem t testi, son testinin analizinde Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. ÜBGBT' den elde edilen verilerin analizi sonucunda ÖAY aktivitelerinden mektup etkinliğinin, 7. sınıf öğrencilerinin Üreme, Büyüme ve Gelişme konusundaki akademik başarılarını artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca GF verilerinin analizi, öğrencilerin ÖAY aktiviteleri hakkında olumlu düşünceler geliştirdiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme amaçlı yazma, üreme büyüme gelişme, mektup, akademik başarı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Ankara halk kütüphanelerinden 2018-2022 yılları arasında en çok alınan ilk 10 eserin çocuk edebiyatının temel öğeleri açısından incelenmesi
Eda Nur Özel
Araştırmanın amacı, Ankara halk kütüphanelerinden 2018-2022 yılları arasında en çok alınan ilk 10 eserin çocuk edebiyatının temel öğeleri (karakter, konu, ileti, dil ve anlatım, resimler) açısından incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, Ankara Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünden temin edilen 2018-2022 yıllarına ait en çok alınan ilk 10 kitap oluşturmaktadır. Kitapların alınma sayısına göre sıralaması verilmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Ankara halk kütüphanelerinden 2018-2022 yılları arasında en çok alınan ilk 10 eserin çocuk edebiyatının temel öğeleri (karakter, konu, ileti, dil ve anlatım, resimler ) bakımından incelenmesi yapılarak veriler, "II. Ulusal Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Sempozyumu: Gelişmeler, Sorunlar ve Çözüm Önerileri" adlı sempozyumda, Sever (2006) tarafından ele alınan "Çocuk Edebiyatı Öğretimi Nasıl Olmalıdır?" bölümünde belirlenen kavramsal çerçeveye göre değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda elde edilen bulgulara göre eserlerde bulunan karakterlerin tekdüze olmadığı, farklı yaş gruplarına seslenen karakterlerin eserlerde yer aldığı ve çocuğun karakterlerde kendisine benzeyen özellikler bulabileceği, konu dağılımlarında çeşitlilik olduğu ve eserlerdeki konuların okurun yaşamında rastlayacağı kurgular barındırdığı, eserlerdeki iletilerin olaylar aracılığıyla açık ve kapalı iletiler şeklinde verildiği, eserlerde kullanılan dilin anlaşılır ve anlatımın kısa, duru, içten olduğu, eserlerde resim kullanımının yaş gruplarına göre değiştiği ve resimlerdeki çizgilerin biçeminin çocuğun duyularına hitap edecek şekilde tasarlandığı görülmektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Bocce-Volo disiplininde yarışan sporculara uygulanan tekrarlı sprint ve yüksek yoğunluklu ınterval antrenmanlarının fiziksel ve fizyolojik etkilerinin incelenmesi
Mehmet Yönal
Bu araştırmanın temel amacı, Bocce-Volo disiplininde yarışan sporculara uygulanan tekrarlı sprint (RST) ve yüksek yoğunluklu interval antrenmanlarının (HIIT) fiziksel ve fizyolojik etkilerinin incelenmesidir. Belirlenen bu amaç doğrultusunda, kontrollü deneysel araştırma modeli kullanılarak gerçekleştirilen çalışmanın grubu 18 elit volo sporcusundan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında 1. Grupta yer alan sporculara normal antrenman (NA), 2. Grupta yer alan sporculara RST, 3. Grupta yer alan sporculara HIIT uygulanmıştır. Bu bağlamda her antrenman grubunda 6 sporcu yer almaktadır. Tüm bunlara ek olarak mevcut araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak; sıçrama ve adım frekansı ölçümü, kalp atım hızı sensörü, portatif laktat analizörü, vücut kompozisyon analizöründen yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizi SPSS 27.0 programında gerçekleştirilirken, analiz yöntemi olarak, non-parametrik test yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde; HIIT ve tekrarlı sprint antrenman uygulamalarının, sporcuların dinlenik nabız, dinlenik laktat ve antrenman sonrası nabız değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir azalmaya neden olduğunu, buna karşın sıçrama performanslarında anlamlı bir artış sağladığını ortaya koymuştur. Ayrıca, HIIT antrenman uygulayan sporcuların beden kitle indeksi (BKI) değerlerinin diğer gruplara kıyasla daha düşük olduğu belirlenmiştir. NA programına tabi tutulan sporcularla karşılaştırıldığında, HIIT ve RST uygulamalarının sıçrama performansını anlamlı düzeyde iyileştirdiği tespit edilmiştir. Bu bağlamda, araştırma kapsamında elde edilen bu sonuç; yüksek yoğunluklu antrenman modellerinin, özellikle anaerobik performansın artırılması ve vücut kompozisyonunun iyileştirilmesi açısından etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bocce, volo, HIIT, tekrarlı sprint antrenmanı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Liselerde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerinin öğrencilerin sorgulayıcı din sorularıyla başa çıkma yöntemleri: Bayburt örneği
Melek Uslu
Bu çalışmanın iki temel amacı vardır. Bunların ilki Bayburt il merkezinde bulunan liselerde çalışan din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerine din kültürü dersinde öğrencilerin sık sık sorduğu sorgulayıcı din sorularının belirlenmesidir. İkincisi ise din kültürü öğretmenlerinin bu sorularla baş etme yöntemlerini incelemektir. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma deseni olarak durum çalışması deseni tercih edilmiştir. Araştırmada Bayburt merkez ilçesindeki liselerde görev yapan 15 DKAB öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşme formu ışığında mülakat gerçekleştirilmiştir. Mülakatlardan toplanan veriler, içerik analizi yöntemi ile oluşturulan tema, alt tema ve kodlar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Ergenlik döneminde soru sorma eğiliminin arttığı, özellikle Allah'ın varlığı ve sıfatları, gayp alemi, kadınların sosyal ve dini konumu, kötülük problemi ve LGBT konularında daha fazla soru sordukları tespit edilmiştir. Öğretmenler, öğrencilerin sordukları soruların çoğunlukla sosyal medyadan ve aileden eksik ya da yanlış öğrenilen bilgilerden kaynaklandığını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin, öğrencilerin sordukları sorulara güler yüzlü bir yaklaşım sergiledikleri ve bazen erteleme yöntemini kullandıkları tespit edilmiştir. Öğretmenler, sorulara cevap verirken çeşitli yöntemler kullandıkları ve bu yöntemler arasında "düz anlatım ve örneklendirme" yöntemlerini daha çok tercih ettikleri tespit edilmiştir. Öğretmenler, Kur'an-i Kerim ve Hadis başta olmak üzere kitle iletişim araçları ve çeşitli dini kitapları kullandıklarını ifade etmişlerdir.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Genç basketbolcuların mevkilere göre antropometrik ölçümleri ve biyomotor yetilerinin normatif çalışması
Tuncay Kıratlı
Basketbolda antropometrik ve biyomotor yetiler gibi atletik performans bileşenlerine sahip olmak, ligde ve turnuvalarda bireysel ve takım başarısı için bir ön koşuldur. Branşa özgü antropometrik ve biyomotor yetiler performansı etkileyen önemli bir faktör olarak bilinmektedir. Takım ve sporcunun belirlenmiş hedeflere etkili bir şekilde ulaşabilmesi için doğru bir antrenman programı hazırlayabilmek için normatif verilere ihtiyaç duyulmaktadır. Buna istinaden basketbol oynayan sporcuların sınıflandırılmasını yaparak sporcu seçiminde kulüplere, antrenörlere yol göstermek ve bu konuda yapılacak çalışmalara katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Bu hedef doğrultusunda, Türkiye genelinde 17-19 yaş aralığında Basketbol Gençler Ligi (BGL), Türkiye Basketbol Ligi U-18 (TBL U-18), Türkiye Basketbol 2. Ligi (TB2L U-18) ve Türkiye Basketbol Bölgesel Ligi U-18 (TBBL U-18) liglerinde oynayan 265 sporcunun belirlenmiş ölçütlerdeki normatif çalışması Şubat 2024-Mayıs 2024 ve Ocak 2025- Şubat 2025 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma grubundaki sporculara boy uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut yağ yüzdesi, vücut kütle indeksi, kulaç erişim uzunluğu, yatay kulaç uzunluğu, alt ekstremite uzunluğu, oturma boyu uzunluğu, karış uzunluğu, 10 metre sprint, 20 metre sprint, lineagilitydrill, Y-balance, flamingo denge testi, shuttlerun, tekrarlı sprint, otur eriş, el kavrama kuvveti, bacak kuvveti, squat, mekik, şınavtest ve ölçümleri yapılmış mevkilere ve liglere göre kategorize edilerek incelenmiştir. Değişkenlerin ortalama, standart sapma ve yüzdelik değerleri sunularak değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda basketbolcuların mevkilerine göre normatif değerleri değişkenlik göstermiştir. Liglere göre ise boy uzunluğu, kulaç erişim uzunluğu, yatay kulaç, oturma boyu, alt ekstremite, karış uzunluğu, vücut ağırlığı, vücut kütle indeksi, 10 metre sptint, 20 metre sprint, line agility drill, Y-balance, shuttle run, tekrarlı sprint, otur eriş, dikey sıçrama, el kavrama kuvveti, bacak kuvveti, squat, mekik ve şınav değerlerinde anlamlı farklılık tespit edilirken (p<.05); buna karşın vücut yağ yüzdesi, flamingo denge testi değerlerinde ise liglere göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>.05). Anahtar Kelimeler: Basketbol, biyomotor, antropometrik, norm, atletik performans.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Gençlik ve spor hizmetleri dairesi çalışanlarının etik liderlik algısı örgütsel sinizm etik iklim algısı ve iş tatmini düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Yakup Yiğit
Bu tez çalışmasında, Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi çalışanlarının etik liderlik algısı, örgütsel etik iklim algısı, örgütsel sinizm algısı ve iş tatmini düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, etik liderliğin iş tatmini üzerindeki etkisinde örgütsel etik iklim ve örgütsel sinizmin aracılık fonksiyonu analiz edilmiştir. Çalışmada, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan 623 personelden toplanan veriler analiz edilmiştir. Araştırma verileri, ilişkisel tarama modelinde kurgulanan çalışma kapsamında, demografik değişkenler ile etik liderlik, örgütsel etik iklim, örgütsel sinizm ve iş tatmini boyutlarını ölçen beş farklı ölçme aracı vasıtasıyla toplanmıştır. Araştırma modelinin test edilmesinde SPSS ve AMOS yazılımları kullanılmış; veri setine regresyon ve korelasyon analizleri, güvenilirlik analizi, t-testi ve ANOVA uygulanmıştır. Hipotezlerin sınanmasında Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) tekniğinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak, Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi'nde çalışan personelin cinsiyet, aylık ortalama kişisel gelir düzeyi ve mesleki hizmet süresi değişkenlerine bağlı iş tatmini düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamış; fakat etik liderlik ve örgütsel etik iklimi düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki, örgütsel sinizm düzeyi arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Düzenli aktif spor yapma ve aylık ortalama aile gelir düzeyi değişkenlerine bağlı olarak etik liderlik, örgütsel etik iklimi ve iş tatmini düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki; örgütsel sinizm düzeyi arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi'nde çalışanların örgütsel etik ikliminin etik liderlik ile iş tatmini arasındaki ilişkisinde ve örgütsel sinizmin, etik liderlik ile iş tatmini arasındaki ilişkisinde kısmi aracılık etkisi olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları, Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi'nde çalışan personelin etik liderlik, örgütsel etik iklim, örgütsel sinizm ve iş tatmini değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Çalışma bulgularına göre bireylerin etik liderlik düzeyleri arttıkça örgütsel etik iklim ve iş tatmini düzeyleri artarken, örgütsel sinizm düzeylerinin düşeceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Etik liderlik, örgütsel etik iklim, örgütsel sinizm, iş tatmini, büyükşehir belediyesi, yapısal eşitlik modellemesi.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Hanefî mezhebinde istihsan ve kerâhiyye konularının değişim ve gelişimi
Ayhan Kurt
Yaşadığımız asırda her alanda yaşanan hızlı değişim ve dönüşüm nedeniyle insanların dinî düşünceleri, yaşantıları ve din-hayat ikilemindeki algı ve anlayışları da değişmektedir. Bu bağlamda özellikle insanların dinî hayatlarını mantıklı, sistemli, tutarlı ve sağlıklı bir zeminde yaşamalarını temin eden mezheplerin günümüzdeki varlığı ve işlevi daha da önemli hale gelmiştir. Hızla değişen ve gelişen günümüz şartlarında yeni ortaya çıkan meselelerin fıkhî çözümünde tutarlılık ve sistematiklik açısından mezhep sistematiğine baş vurmak önemlidir. Zira yeni bir meselenin doğru tahlilinde benzer ve aynı özellikteki geçmiş örneklerine müracaat etmek, hukukun süreklilik ve güvenilirliğini, hukukçunun da niteliğini gösterir. Hanefî mezhebinde bazı temel fürû-i fıkıh eserlerinde istihsan ve kerâhiyye başlığında işlenen konuları inceleyen bu çalışma, ilgili eserlerde ele alınan konuların içerik, işleniş ve tarihsel gelişimi ile günümüz meselelerine Hanefî mezhebi perspektifinden daha derinlikli ve tutarlı bir değerlendirmede bulunma imkânı sağlamayı hedeflemektedir. Hanefî mezhebinde istihsan ve kerâhiyye başlığında ele alınan konuları inceleyen bu çalışma, bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde istihsan ve kerâhiyyenin kavramsal boyutuna, ilgili kavramlarla münasebetine ve bu kavramların istihsan ve kerâhiyye konuları ile ilişkisine, haram ve mübah kavramları ile benzer ve farklı yönlerine ve ne anlama geldiklerine dair bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde klasik ve sonraki dönem eserlerinde istihsan ve kerâhiyyeye dair konular incelenmiş, öncesi ve sonrası ile kıyaslamalar yapılmış, hükümlerdeki değişim ve farklılıklar gerekçeleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca meselelerin günümüzdeki boyutuyla ilgili Hanefî mezhebi perspektifinden fıkhî açıklamalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise bazı güncel fıkıh meseleleri üzerinde durulmuş, bu meselelerin öncesi ve sonrası ile ilişkisine değinilerek fıkhî hükümleri ortaya konmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Determınatıon of proteın qualıty of foods ın turkomp natıonal food database and evaluatıon ın terms of adult nutrıtıon
Meryem Bayrakdar
Bu araştırmanın amacı, Türkomp Ulusal Gıda Veri Tabanı'ndaki gıdaların protein kalitesini belirlemek ve yetişkin beslenmesi açısından değerlendirmektir. Bu çalışmaya, veri tabanında yer alan protein ve amino asit değerleri belirlenmiş olan et ürünleri (11 adet), süt ürünleri (13 adet) ve seçilmiş diğer ürünler (5 adet) dahil edilmiştir. Bu araştırmada, besinlerin protein kalitesini değerlendirmek amacıyla PDCAAS yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizi için SPSS 23 programı kullanılmıştır. Et ve et ürünleri açısından yapılan analizlerde, en yüksek protein içeriği 30,63 gram ile Afyon pastırmasında bulunmuştur. Çoğu ürün, esansiyel amino asitler açısından yeterli birer kaynak olarak değerlendirilmiş ve özellikle triptofan (Trp), treonin (Thr), fenilalanin+tirozin (Phe+Tyr), metiyonin+sistein (Met+Cys) ve lizin (Lys) açısından zengin olduğu tespit edilmiştir. Yaş gruplarına göre analizlerde, Kayseri sucuğunun tüm yaş gruplarında en yüksek PDCAAS değerine sahip olduğu, Oltu cağ kebabı ve Bursa dönerinin ise BCAA açısından öne çıktığı görülmüştür. Bununla birlikte, yetişkinlerde sınırlayıcı amino asitlerin genelde valin (Val) ve Trp, çocuk gruplarında ise Phe+Tyr olduğu belirlenmiştir. Süt ve süt ürünleri için yapılan değerlendirmelerde, ortalama protein içeriği 12,71 gram olarak bulunmuştur. Yetişkinler ve çocuk gruplarında özellikle triptofan (Trp), izolösin (Ile), lösin (Leu) ve lizin (Lys) gibi amino asitlerin yeterli düzeyde olduğu; ayrıca Bursa yayık ayranının tüm yaş gruplarında PDCAAS değeri en yüksek ürün olduğu belirlenmiştir. Yetişkinlerde sınırlayıcı amino asitlerin metiyonin+sistein (Met+Cys) ve histidin (His) olduğu görülürken, çocuk gruplarında Phe+Tyr sınırlayıcı amino asit olarak tespit edilmiştir. Diğer ürünler arasında, en yüksek protein içeriği 14,38 gram ile Ankara Beypazarı kuru tarhanasında tespit edilmiştir. Ankara aşuresi ise hem en yüksek PDCAAS değerine sahip ürün hem de esansiyel amino asitler açısından dengeli bir profile sahip olarak öne çıkmıştır. Yaş gruplarına göre yapılan analizlerde, yetişkinlerde sınırlayıcı amino asitlerin genelde Val ve Trp olduğu, çocuk gruplarında ise Phe+Tyr'nin sınırlayıcı amino asit olarak öne çıktığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Türkomp, protein kalitesi, yetişkin beslenmesi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Beden eğitimi ve spor öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun dersine yönelik yeterlik algıları: Karma yöntem
Mevlüt Çelik
Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun dersi ile ilgili yeterlik algılarını inceleyerek, bu algılar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, araştırma karma yöntem araştırmalarından sıralı araştırıcı desen kullanılarak modellenmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda fenomenoloji (olgubilim) deseninden faydalanılmış, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 5 beden eğitimi ve spor öğretmeni, 5 sınıf öğretmeni ve hem sınıf öğretmenliği hem de beden eğitimi ve spor öğretmenliği alanlarında eğitim almış 5 çift branşlı öğretmenle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ise Kara (2007) tarafından geliştirilen Beden Eğitimi Dersi Öğretmen Yeterlik Ölçeği kullanılarak 162 sınıf öğretmeni ve 160 beden eğitimi ve spor öğretmeni olmak üzere toplamda 322 katılımcıya ulaşılmıştır. Veri analizinde, nitel veriler için MAXQDA 2020 yazılımı, nicel veriler için ise SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Nitel verilere ait bulgularda, öğretmenlerin beden eğitimi dersine ilişkin düşünceleri, karşılaştıkları zorluklar ve ders içi uygulama süreçlerine dair temalar ortaya çıkmıştır. Bu bulgular, branş öğretmenlerinin özellikle alan bilgisi ve deneyim açısından daha güçlü bir yeterlik algısına sahip olduklarını göstermektedir. Ayrıca nicel bulgular, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin yeterlik puanlarının istatistiksel olarak sınıf öğretmenlerinden daha yüksek olduğunu ortaya koymuş, bu bulgu nitel verilerle paralellik göstermiştir. Elde edilen verilere göre, beden eğitimi ve spor öğretmenliği mezunlarının, alan bilgisi ve uygulamalı deneyimlerinin etkisiyle daha yüksek yeterlik algılarına sahip oldukları, bunun yanında düzenli spor yapan öğretmenlerin beden eğitimi dersine yönelik yeterlik algılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, beden eğitimi ve oyun dersinin etkinliği hem yapısal hem pedagojik açıdan yapılacak iyileştirmelerle artırılabilir. Bunun yanı sıra, öğretmenlerin mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla hizmet içi eğitim seminerlerinin düzenlenmesi önerilmektedir. Bu dersin özel alan bilgisi gerektirdiği dikkate alındığında, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin dersin verildiği okullarda görev alması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi, oyun, yeterlik, öğretmen.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Yapay damar testlerinde kullanılmak üzere bir yapay dolaşım döngüsünün geliştirilmesi
Namık Karakaşoğlu
Yapay Dolaşım Döngüsü (YDD), genellikle yapay damar sistemleri ve benzeri biyomekanik süreçlerin simülasyonu için kullanılan cihazlara verilen addır. Mevcut YDD sistemleri, yüksek maliyetleri ve sınırlı erişilebilirlikleri nedeniyle araştırmacılar için zorluklar yaratmaktadır. Bu sistemler hem elektronik hem de mekanik olarak oldukça karmaşık yapılar içermektedir. Öte yandan, yapay damar ve ilgili alanlarda her geçen gün yeni araştırma projeleri yürütülmekte ve bu süreçlerde hızlı erişilebilecek, deney maliyetlerini düşük tutacak YDD sistemlerine duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Düşük maliyetli bir YDD makinesi, her ne kadar tüm deneysel gereksinimleri karşılayamayacak olsa da, araştırma süreçlerinin başlangıcında sıkça kullanılan deneme-yanılma yöntemlerini pratik bir şekilde uygulama imkânı sunabilir. Bunun yanı sıra, bu alanda uzmanlaşmak isteyen öğrenci ve yeni araştırmacılar için düşük maliyetli bir platformda fiziksel ve gerçek deneyim fırsatları sunarak eğitim kalitesinin artırılması da önemli bir ihtiyaçtır. Bu tez çalışmasında, düşük maliyetli, yeterli ölçüm kabiliyetine sahip, üretimi kolay ve tekrar edilebilir bir yapay dolaşım döngüsü tasarımı ve üretimi gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında dört ana hedef belirlenmiştir: (I) Basit ve düşük maliyetli üretim yöntemleriyle YDD'nin kurulması. (II) Yapay dolaşım döngüsü üzerinde tipik bir yapay damar modeli kullanılarak doğal damar genişlemesinin simüle edilmesi. (III) Pompanın hassas kontrolü ile tipik arteriyel basınç dalga formunun oluşturulması. (IV) Döngüye entegre edilen sensörlerin, damar genişlemesine bağlı olarak oluşan debi ve basınç farklarını ölçebilme kapasitesinin test edilmesi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Şeve oturan şerit temellerin taşıma gücünün istatistiksel yaklaşımla irdelenmesi
Alper Gücüyener
Bu tez çalışması, şeve oturan şerit temellerin taşıma gücünü istatistiksel yöntemlerle incelemeyi amaçlamaktadır. Şevli zeminlerde temellerin taşıma kapasitesi, geleneksel düz zemin temellerine kıyasla daha karmaşık bir yapıya sahiptir ve birçok faktörden etkilenmektedir. Bu nedenle, mevcut analitik yaklaşımların sınırlılıklarını aşmak ve daha güvenilir tahminler yapmak için istatistiksel modelleme yöntemleri kullanılmaktadır. Çalışma kapsamında içsel sürtünme açısı, kohezyon, temel genişliği, gömülme derinliği, temelin şeve uzaklığı, şev yüksekliği ve şev eğim açısı bağımsız değişkenler olarak belirlenmiştir. Bağımsız değişkenlerin yanıt olarak belirlenen taşıma gücü katsayısı üzerindeki etkileri istatistiksel olarak incelenmiştir. Bu kapsamda Yanıt Yüzey Yöntemi (YYY) kullanılmıştır. Merkezi kompozit tasarım yaklaşımı ile bağımsız değişkenlerin farklı değer aldığı 142 durum oluşturulmuştur. Her durum için temel monotonik yükleme yapılarak sonlu elemanlar yöntemi ile taşıma gücü belirlenmiştir. Elde edilen yük, boyutsuz taşıma gücü katsayısına çevrilerek yanıt olarak deney matrisinde tanımlanmıştır. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, uygun model belirlenmiş, doğrulaması yapılmıştır. Model doğruluğu, deney setinde olmayan bağımsız değişkelerin bulunduğu yeni veri seti ile kontrol edilmiştir. Elde edilen istatistiksel model kullanılarak, bağımsız değişkenlerin taşıma gücü katsayısı üzerindeki tekil etkileri incelenmiştir. Bunun yanında, bağımsız değişkenler arasında etkileşimin de olabileceği dikkate alınarak parametre etkisi Pareto diyagramları ile incelenmiştir. Pareto diyagramları ANOVA sonucunda her bir bağımsız değişken için belirlenen F-değerleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Elde edilen sonuçlar, şevli zeminlerde temellerin taşıma kapasitesinin, zemin özellikleri ve şev geometrisi ile doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca, Yanıt Yüzey Yönteminin, karmaşık geoteknik sistemlerin davranışlarını modelleme ve tahmininde etkili bir yöntem olduğu ortaya konmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Tuzlu su uygulamasının kas hasarı ve ağrısı üzerindeki etkisinin araştırılması
Hasan Yalvaç
Kas ağrısı, kasların alışık olmadıkları yüksek yoğunluklu yüklenmelerden sonra görülebilen ve belirli bir zaman diliminde kişinin yaşam kalitesini ve iş verimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu ağrıların önlenmesine yönelik bazı yöresel uygulamalar bulunmaktadır. Bu uygulamalar arasında, yoğun egzersiz sonrası oluşabilecek kas ağrılarının azaltılması amacıyla gerçekleştirilen tuzlu su uygulaması yer almaktadır. Bu yöntemde, egzersiz sırasında alışılmışın dışında yüklenmelere maruz kalan kas gruplarına hazırlanmış olan tuzlu su haricen uygulanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, tuzlu su uygulamasının kas ağrısı ve kas hasarı üzerine etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu çalışmanın evrenini, Bayburt Üniversitesinde öğrenim gören öğrenciler, örneklemini ise aynı üniversitede öğrenim gören herhangi bir kronik rahatsızlığı olmayan, sigara kullanmayan, sedanter yaşam süren, yaşları ortalaması 21,36 ± 2,01 yıl olan 11 gönüllü erkek katılımcı oluşturdu. Katılımcılarda hamlık oluşturabilecek eksantrik içerikli egzersiz programı uygulandı. Birinci aşama olarak adlandırılan dönemde egzersiz programının hangi düzeyde kas hasarı oluşturduğunu belirleyebilmek için egzersiz öncesi ve egzersizden sonra 24. ve 48. saatler olmak üzere toplamda üç kez kan alındı. Bu kan örnekleri Kreatinkinaz (CK), Aspartat Aminotransferaz (ALT), Alanin Aminotransferaz (AST), Laktatdehidrogenaz (LDH), Hemoglobin (HGB), White Blood Cells (WBC), Red Blood Cells (RBC), Neutrophils (NEU), Platelets (PLT) dir. Bu aşamanın sonunda katılımcılara McCaffery 1989 tarafından oluşturulan sayısal ağrı derecelendirme ölçeği (Numeric Pain Rating Scale (NPRS)) uygulandı. Literatür bilgisi dikkate alınarak katılımcılardan 35 gün herhangi bir fiziksel aktiviteye katılmamaları istendi. Bu süre sonunda söz konusu egzersiz programını tekrar uygulamadan önce kan örnekleri alındı. Uygulanan egzersiz programından sonra katılımcıların tüm vücuduna daha önce hazırlanmış olan tuzlu su uygulaması yapıldı. Yine aynı şekilde egzersizden sonraki 24. ve 48. saatlerde iki ayrı kan örneği daha alındı. Her iki aşamada da egzersiz programı aynı saatler (14:00-16:00) arasında yaptırıldı. Alınan tüm kan örnekleri sabah saat 09:30 – 10: 30 arasında alındı. Uygulanan ölçekten ve kan örneklerinden edilen veriler bilgisayar ortamına aktarıldı. bu verilerin istatistiksel olarak karşılaştırılmasında SPSS 27 paket programı kullanıldı. Verilerin normallik analizleri test edildi. Bu bağlamda verilerin analizinde descriptive, paired simple ve tekrarlanan ölçümlerde varyans analizi kullanıldı. Nihayetinde ağır egzersiz sonrasında tuzlu su uygulamasının ALT, AST, LDH, CK, WBC, NEU, RBC, HGB ve PLT değerleri üzerinde matematiksel olarak fark yaratsa da bu farkın istatistiksel olarak anlamlı (p>0,05) olmadığı ortaya çıktı. Aşama ayrımı yapılmaksızın kan örneklerinin 1. 2. ve 3. ölçümlerinde ALT, LDH ve CK değerlerindeki farkın anlamlı (p<,0,05) olduğu görülürken; AST, WBC, NEU, RBC, HGB ve PLT değerlerindeki farkın anlamlı (p>0,05) olmadığı anlaşıldı. Diğer taraftan numaralandırılmış ağrı ölçeği ön test ve son test ortalama puanları arasında p < 0,01 düzeyinde anlamlı farklılığın olduğu saptandı. Sonuç olarak, tuzlu su uygulamasının kas hasarı belirteçlerinde bir azalmaya neden olduğu ancak bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı söylenebilir. Bununla birlikte kas ağrısının azaltılması noktasında önemli bir etkiye sahip olduğu ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Gecikmiş kas ağrısı, egzersiz, kas hasarı, tuzlu su.
- Doktora TeziAçık Erişim2025Uygulamadan entelektüel edime – Tefsirin ilk devrinde üç boyut
Ramazan Ünsal
Bu tezde uygulamadan entelektüel edime tefsirin ilk devrinde tefsir faaliyetleri üç boyutta incelenmiştir. Kur'an'ın tefsiri faaliyetleri Kur'an'ın metinleşme tarihi dikkate alınarak üç bö-lümde ele alınmıştır. Birinci bölümde vahiy öncesinde yaşanan olaylar; kıssalar, örf ve adetler, gelenek, görenekler ve toplumun kültür unsurları vahye geçmiş fiilî tefsirin örneklerini teşkil etmiştir. Ayrıca nüzul döneminde vahiy metnine geçtiği düşünülen Hz. Peygamber ve sahabe-nin yaşadığı olaylar da fiilî tefsirin malzemeleridir. Nassın toplum hayatına geçmesi, birey ve toplum hayatında meydana getirdiği değişiklikler ve vahyin etkisiyle meydana gelen hadiseler de ayetlerin anlaşılmasında fiilî tefsir malzemeleri olarak incelenmiştir. İkinci bölümde ise Kur'an metninin oluşumunda meydana gelen hadiselerin sözlü olarak rivayet edilmesi ince-lenmiştir. Allah'ın bir hususu anlatmak, bilgi vermek için öncesinde soru sorup cevap vermesi, Hz. Peygambere sorulan soruların vahiy tarafından cevaplanması, onun nazil olan ayetleri teb-liği esnasında yaptığı açıklamalar ve vahye konu olan hadiselerden sonra olayla ilgili anıların anlatılması sözlü tefsir malzemeleri olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise sahabiler tarafın-dan kendilerinin şahsi Kur'an nüshalarına yazdıkları tefsire dair notlar kısa açıklamalar kitabî tefsir malzemeleri olarak ele alınmış, Fatiha ve Bakara surelerinden örnekler verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Core çalışmalarının 200 metre serbest teknik yüzme kinematik değerlerine etkisi
Muhammed Ali Gökce
Bu araştırmanın amacı, core çalışmalarının 200 metre serbest teknik yüzmenin kinematik değerlerine etkisini incelemektir. Araştırmaya 20 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Deney grubu (yaş;11.8±0.42) ve kontrol grubu (yaş;10.6±0.69) olmak üzere kolayda örnekleme yöntemiyle 10'ar kişilik 2 gruba ayrılmıştır. 12 haftalık core antrenman programı uygulanmadan önce ve sonra sporcuların tüm sporcuların belirlenen ölçümleri kayıt altına alınmıştır. Deney grubuna haftada 2 gün yüzme antrenmanlarına ek olarak core çalışmaları yaptırılmıştır. Kontrol grubu ise core çalışmalarına dahil edilmemiş ve sadece yüzme antrenmanlarına devam etmişlerdir. Araştırmada elde edilen veriler normal dağılım göstermiştir. Bu sebeple verilerin analizinde iki yönlü karışık model anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sporcuların kol sayısı, su altı mesafesi ve derecelerinde anlımlı bir farklılık görülürken (p<0.05) uçuş mesafesine değişkeninde anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0.05). Core çalışmalarının kol sayısı ve su altı mesafesi gibi kinematik değerlere olumlu yönde katkıda bulunurken sporcuların performanslarına da olumlu yönde katkıda bulunduğu fakat uçuş mesafesini her hangi bir katkıda bulunmadığı sonucuna varmıştır. Anahtar Kelimeler: Yüzme, core antrenman, kinematik, performans.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025A356 alaşımın dökümünde fe içeriğine bağlı mn ilavesinin etkisinin incelenmesi
Nurdan Alkan
Alüminyum döküm alaşımları, yüksek mukavemet, yüksek korozyon dayanımı, yüksek termal iletkenlik ve düşük yoğunluk gibi üstün özelliklerinden dolayı başta otomotiv olmak üzere birçok endüstriyel alanlarda yaygınca kullanılmaktadır. Ancak gelişen teknolojiyle birlikte alüminyum dökümlerinin kalitesinin artırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca alüminyum alaşımlarının dökümünde ikincil alüminyum kullanımı; çevre, maliyet ve hammadde kaynaklarının azalmasına bağlı olarak gerekli bir süreçtir. Ancak hurda kullanımında özellikle Fe içeriğine bağlı olarak çeşitli kırılgan fazlar ortaya çıkması ve mekanik özelliklerde olumsuz etkileri bilinmektedir. Alüminyum döküm alaşımlarında mekanik özellikleri (çekme mukavemeti, uzama, yorulma ömrü vb.) iyileştirebilmek için alaşımda bulunan gözeneklilik ve yapısal kusurların sayısının en aza indirilmesi gerekmektedir. Alüminyum döküm alaşımlarının mekanik özelliklerini etkileyen ez zararlı elementlerden biri Fe elementidir. Alaşım içinde bulunan Fe elementi alaşımdaki diğer elementler ile bağlanarak intermetalikler oluşturmaktadır. Oluşan bu intermetalik bileşiklerin mekanik özellikler, gözeneklilik, dökülebilirlik, korozyon direnci ve yüzey işlemlerine olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Bu kapsamda Fe elementinin zararlı etkilerinin giderilmesi ve alaşımlarından kalite beklentisindeki artışa bağlı olarak farklı alaşım elementi ilaveleri ile dökümler yapılması ve üretimde yeni teknoloji kullanımları üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmada farklı Fe içeriklerine sahip A356 hurda alaşımının içerisinde değişen oranlara Mn ilavesi yapılarak döküm deneyleri gerçekleştirilmiştir. Böylece alaşımda Fe ve Mn etkileri kapsamlı deneyler ile değerlendirilmiştir. Bu kapsamda sıvı metal temizleme yönteminin hurdadan kaynaklı etkiyi nasıl ve hangi oranda ortadan kaldırdığı belirlenerek akıcılık, mekanik özellikler ve mikroyapı özellikleri değerlendirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Etik liderlik ve işe yabancılaşma arasındaki ilişki: Örgüt ikliminin rolü-Kamu çalışanları örneği
Hanifi Mehmet İtik
Günümüzde örgütlerin artan büyüklüğü ve karmaşıklığı, liderlik kavramının etik ilkelere dayalı bir yönetim anlayışıyla yeniden ele alınmasını gerektirmektedir. Etik liderlik, çalışanların katılımını artıran, güveni pekiştiren ve iş birliğini teşvik eden bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışma, etik liderliğin işe yabancılaşmayı azaltmadaki etkisini ve örgütsel iklimin bu ilişkideki aracılık rolünü incelemeyi hedeflemektedir. Bayburt ilinde bulunan kamu kurumlarında çalışan 400 katılımcıdan anket yoluyla toplanan veriler, nicel yöntemlerle analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi sonuçları, etik liderliğin işe yabancılaşmayı anlamlı ölçüde azalttığını ve örgütsel iklimin bu ilişkide kısmi bir aracılık rolü oynadığını ortaya koymuştur. Bulgular, pozitif bir örgütsel iklimin etik liderliğin etkinliğini artırdığını, etik liderlik davranışlarının işe yabancılaşma duygusunu azalttığının, olumsuz bir örgüt iklimin ise bu süreci zayıflatabileceğini göstermektedir. Tezin teorik kısmında, etik liderlik, örgütsel iklim ve işe yabancılaşma kavramları detaylı bir şekilde ele alınmış; ampirik analizde ise literatür taramasına dayalı bulgular değerlendirilmiştir. Çalışma, etik liderlik ve örgütsel iklimin çalışan bağlılığı ve örgütsel performans üzerindeki kritik önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, etik liderlik uygulamalarını destekleyecek stratejik öneriler sunarak literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmada; sırasıyla SPPS'te güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılmış, AMOS'ta doğrulayıcı faktör analizi ile birlikte yapısal eşitlik modellemesi yapılırken aynı zamanda JAMOVİ'de, aracılık etkisinin doğru ve daha net bir şekilde ifade etmesi sebebiyle bootsrap (veri büyütme) yöntemi tercih edilerek analizler gerçekleştirilmiştir. Bunlarla birlikte temel model Baron ve Kenny yol modeli ile birlikte Hayes teorik modeli önerisine göre ele alınmıştır. Çalışma iki istatistiksel yöntemi birlikte ele alması ve üç ayrı paket programının eşgüdümlü olarak kullanılabilmesi sebebiyle de literatüre istatistiksel olarak özgün bir katkı sunmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025Hayvansal üretim yapan işletmelerin genel durumu ve COVİD-19 etkisi üzerine yapılacak olan anketin incelenmesi
Nazan Yasul Ergezer
Bayburt ilinin geniş mera alanları, Çoruh havası ile Kelkit vadisi arasındaki bulunması, sanayi kuruluşlarına uzak olması ve bölgedeki çiftçilerin gübre kullanımının düşük olmasıyla organik bir alan olarak kabul edilmektedir. Bu bakımdan ili en önemli ekonomik kaynağı olarak tarım ve hayvancılık ön plana çıkmaktadır. Fakat 2019 yılının sonlarına doğru başta Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan daha sonra tüm dünyaya yayılan covid-19 tüm dünyada başta insanların evlerine kapanmaları, seyahat kısıtlamaları, gıda tedarik zincirindeki sıkıntılar ve ekonomik kapsamda daralmalar ile kendini gösteren en dönemli salgın hastalıklardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda Covid 19 sürecinde Bayburt'taki çiftçiler (175 adet), hayvansal ürün üreten işletmeler (49 adet) ve satış yapan marketler (163 adet) üzerindeki etkilerini incelemek üzere anket çalışması yapılmıştır. Bu çalışma ile Bayburt ilindeki çiftçilerin, ürün üreten işletmelerin ve marketlerin genel demografik özeliklerinin incelenmesi sağlanmıştır. Çalışmada anket yöntemi kullanılmış ve üreticilerden elde edilen veriler SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ANOVA testi, T-testi ve Korelasyon analizleri uygulanmış ve sonuçlar çalışmada değerlendirilmiştir. Çalışma değerlendirildiğinde çiftçilerin büyük bir çoğunluğunun covid 19 döneminde Tarım ve Ormancılık Bakanlığının desteklerinden faydalandığını ancak bu desteklerin yeterli olmadığını daha fazla destek sağlanması gerektiğini, tüketicilerin bu dönem içinde et ve süt ürünlerine karşı talebin azaldığını, hayvan yemlerini bulmada kısmen de olsa sıkıntı yaşandığını ve bu dönemde tüketicilerin doğal beslenmeye önem vermeye başladığı ifade edilmektedir. Ek olarak bu dönemde hayvan sağlığını ve gerekse gelen ziyaretçilerini, işçilerin sağlığını korumak için tedbirler aldıklarını, temizliğe daha çok önem verdiklerini ve bu kapsamda temizlik malzemesi ile ekipmanlarına daha fazla maliyetlerin arttığını belirtmişledir. Hayvansal ürün üreten işletmelerde çiğ süt depolama tanklarının yeterli olmadığı, üretimin azaldığı, temizlik tedbirlerine bağlı olarak iş gücü ile temizlik masraflarının arttığı belirtilmiştir. Covid 19 döneminde marketlerin et ve süt ürünlerinin temini noktasında sıkıntı yaşadıkları, yaşanan tedarik sıkıntısına bağlı olarak market gelirlerinin azalması ile küçülmeye gidildiği ve halkın genel olarak et ve süt ürünlerine karşı tüketim alışkanlıklarının değiştiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak dünya genelinde covid 19 salgının dünya genelinde ekonomik acıdan büyük sıkıntılara sebep olmuştur. Ülkemizde de özelikle tedarik zincirindeki sıkıntılar ve halkın hayvansal ürünlere karşı oluşan korkusu çiftlerimiz ve marketleri olumsuz yönde etkilemiştir.
