Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Bu dergideki yayınlar
11 →- MakaleAçık Erişim2025“Rahatlatıcı yiyecek (comfort food)” olarak görülen yiyeceklerin kültürel ve duygusal anlamları
Tekin, Zeynep
Bu çalışmanın konusunu “rahatlatıcı yiyecek (comfort food)” kavramı ve bu kavramın kültürel ve duygusal bağlamının incelenmesi oluşturmaktadır. Rahatlatıcı yiyecekler, genel olarak tüketimi psikolojik ve duygusal rahatlık veren, kişiye geçmiş anılarını ve belirli kişileri anımsatan, negatif ve pozitif duygu durumlarında tüketilen yiyecekler olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda çalışma, Türk toplumundaki bireylerin rahatlatıcı yiyecekler hakkındaki görüşlerini, rahatlatıcı yiyecek tüketme nedenlerini ve bu yiyeceklerin toplumsal, kültürel ve duygusal anlamlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Literatürde daha çok Batı kültürü bağlamında ele alınan bu kavramın Türk kültüründe nasıl anlaşıldığı, bireylerin bu yiyeceklere yükledikleri anlamları, bu yiyeceklerin toplumsal bellekteki yerinin araştırılmasının ve kültürler arası farklılık ve benzerliklerin ortaya konmasının önemli olduğu düşünülmektedir. Nitel metodoloji benimsenen bu çalışma, olgubilim deseni ile tasarlanmıştır. Çalışmada görüşme tekniği kullanılmıştır. Farklı yaş, cinsiyet ve sosyo-kültürel geçmişe sahip 30 birey ile yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda rahatlatıcı yiyeceklerin, bireylere; duygusal rahatlık verdiği, olumsuz duygulardan kurtulmalarına, iyi hissetmelerine ve geçmişi anmalarına yardımcı olduğu, bireylerde huzur, güven, nostalji, birliktelik hislerini uyandırdığı ve ritüeller üzerinden kültürel, duygusal ve toplumsal bağların taşıyıcısı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca rahatlatıcı yiyeceklerin duygusal ve psikolojik rahatlık vermesinin yanı sıra insanlar ile duygusal bağları güçlendirme, kültürel kimliğin korunmasına destek olma ve toplumsal aidiyet hissini güçlendirme gibi işlevleri de olduğu bulgularına da ulaşılmıştır. Bu yönüyle çalışma, Türk kültürüne özgü beslenme alışkanlıklarının duygusal ve sosyal yansımalarına ışık tutmaktadır. Uluslararası literatürde rahatlatıcı yiyecekler genellikle bireysel baş etme mekanizması olarak ele alınırken, bu çalışmada rahatlatıcı yiyeceklerin Türk kültüründe daha çok nostalji, kültürel aktarım ve kolektif kimlik ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kafka’nın ‘dava’ ve aytmatov’un ‘cengiz han’a küsen bulut’ romanlarında suçu arayan ceza
Oruç, Osman
Yerleşmiş/ideal bir hukuk düzeninde suç cezayı arar. Suçun cezayı araması hukukun işletildiğini gösterir. Oysa çalışmaya konu olan ve farklı dönemlere ve edebiyatlara ait iki romanda ters yönde bir işleyişin söz konusu olduğu görülür. 1925 yılında yayımlanan ‘Dava’ adlı romanında Franz Kafka insan aklının inşası olan ve özgürlük, adalet, demokrasi hedefleriyle yola çıkan modernizmi ve bu düşüncenin belki de en somut görünüm biçimi olan modern devleti, modern devletin bireyin bütün edimlerini gözetim altında tutan panoptik iktidarını sorgular. Bireyi sadece kamusal alanlarda değil özel alanlarda da takip eden ve bir anlamda kuşatma altında tutan iktidar ile bu gerçekliğe karşı kendi kalma savaşı veren birey arasında cereyan eden gerilim ekseninde kurgulanan romanda, aydınlanma döneminden bu yana kutsalın yerine ikame edilen aklın trajedisi ortaya konulur. Hukukun ters bir şekilde işletildiği bir yönetim anlayışının merkeze alındığı ve 1990 yılında yayımlanan ‘Cengiz Han’a Küsen Bulut’ adlı romanında Cengiz Aytmatov, diktatöryal bir düzende, kurulu düzenin devamlılığı uğruna sistemin çarkları arasında öğütülen insanların, söndürülen ocakların hikâyesini anlatır. Biri modernizmi diğeri katı bir rejimi sorgulayan/eleştiren romanlarda yozlaşmış iktidara karşı insan kalma endişesiyle hareket eden bireyin sesi duyulur. Bu çalışmada ‘Dava’ ve ‘Cengiz Han’a Küsen Bulut’ adlı romanlarda gözlenen hukukun hukuka savaş açma gerçeği, suçun cezayı değil; aksine cezanın suçu araması gerçeği ve insan aklının üretimi olan modern devletin insana yabancılaşması meselesi üzerinde durulmuştur.
- MakaleYalnız künye2023Anadolu Türk Folklorunda Ayakkabı
Ünalan, Ozlem
Ayakkabı, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden itibaren insanın hayatında yer alan; önceleri ağaç kabuğu, yaprak vb. maddelerden yapılıp zamanla modernleşen ürünlerden biridir. Ayakkabı, insanın yalnızca ayaklarını koruma ihtiyacını karşılayan bir eşya değildir; yapılışıyla, şekliyle, rengiyle, çevresinde gelişen inanışlar ve uygulamalarla bir geleneğin ürünüdür. Günümüzün modern ayakkabıcılık anlayışı karşısında önemi azalmaya başlayan ayakkabıcılık ve yemenicilik, meslek folkloru içinde değerlendirilebilecek yegâne mesleklerden biridir. Anadolu Türk folklorunda ayakkabının kullanım alanı oldukça geniştir. Nişan ve düğün merasimlerinde damat tarafı, geline diğer hediyelerle birlikte ayakkabı götürür. Doğumlarda yeni doğan bebeklere panduf ve bebek ayakkabısı hediye edilir. Bayramlarda çocuklara alınan bayramlıklardan biri de ayakkabıdır. Türk halk edebiyatında masal, mâni, türkü, bilmece vb. türlerde ayakkabıya ve ayakkabıyla ilgili diğer kavramlara yer verilir. Ayakkabı geçiş dönemlerinde, nazarla ve halk hekimliğiyle ilgili inanışlarda ve ritüellerde sıkça kullanılır. Çeşitli hastalıkların tedavisinde özellikle büyüsel yöntemler doğrultusunda ayakkabıdan yararlanılır. Çıkarıldığı biçimiyle, yönüyle, ters veya düz giyilişiyle ayakkabıya olumlu ve olumsuz mânâlar yüklenir. Bu çalışmada öncelikle ayakkabının Türk folklorundaki yerinden söz edilecektir. Türk halk edebiyatı ürünlerindeki kullanımına, bayram geleneklerindeki yerine ve ayakkabı renginin sembolik özelliklerine değinilecektir. Doğum, evlilik ve ölüm âdetlerinde ayakkabı etrafında gelişen inanışlara ve ritüellere, nazarla ilgili inanışlarda ayakkabının kullanım şekillerine ve halk hekimliği uygulamalarında ayakkabının kullanım sahasına yer verilecektir. Anadolu’da ayakkabı etrafında gelişen uygulamalar ve inanışlar tespit edilecek bu uygulama ve inanışların sebepleri halk kültürü ürünlerinin işlevleri çerçevesinde değerlendirilecektir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kilikya ermenilerinin çukurova’daki iktisadî faaliyetleri
Aktaş, Yasemin
Kilikya olarak da isimlendirilen Çukurova, stratejik konumundan dolayı tarih boyunca önemli bir bölge oldu. Bu coğrafyaya hâkim olmak isteyen birçok devlet ve topluluğun içinde Ermeniler de vardı. Ermeniler, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’daki yer değişimi neticesinde Çukurova’ya geldiler ve bölgede kendi hakimiyetlerini sağlamaya çalıştılar. Siyasî ilişkilerin yanında varlıklarını gösterebilme adına iktisadî kalkınmaya önem verdiler. İktisadî başarıyla da bölgedeki siyasî varlıklarını daha sağlam zemine oturtmaya çaba sarf ettiler. Bu kapsamda verimli ve zengin Çukurova topraklarını amaçlarına uygun olarak kullandılar. Bu zenginlikten en üst düzeyde fayda sağlamaya çalışan Ermeni hânedân liderleri, tarım ve hayvancılıktan madenciliğe kadar birçok iktisadî girişimde bulundular. Bu şekilde hem bölgeye dikkat çekmeyi hem de söz konusu zenginlikten siyasî noktada bir sonuç almayı hedeflediler. Ermeniler, bu kapsamda bölgenin her türlü ürününü ticarileştirdiler. Ayrıca başta Ceneviz ve Venedik olmak üzere çeşitli tüccar gruplarına yönelik iskân ve vergi muafiyeti tanıdılar. Böylece Çukurova’nın ticarî potansiyelini artırmaya yönelirken bölge ticareti ve ticaret yollarını da kendi kontrollerine almak için uğraş verdiler. Bu girişimlerini kanunlarla da destekleyen Ermeniler, kanunnâmeler ilan etiler. Böylece ticarî alanda düzen sağlayıp daha fazla gelir elde etmeyi amaçladılar. Bu çalışma, Kilikya Ermenilerinin XI. yüzyılın sonunda bölgeye gelip yerleşmelerinin akabinde söz konusu iktisadî kalkınma konusunda neler yaptığını ve hangi faaliyetlerde bulunduğunu ele almaktadır.
- MakaleYalnız künye2021Osmanlı memurlarında şuur bozukluğuna (muhtell-i şuur) ve demansa (ateh) bağlı malulen emeklilik
Ozdemir, Gazi
Emeklilik, çalışma hayatında bulunan insanların ihtiyarlık, sağlık veya sakatlıklar sebebiyle bu görevinden isteyerek ya da zorunluluktan ayrılmasıdır. Malulen emeklilik ise görevini yürüten bir çalışanın kaza, savaş ve benzeri gerekçelerle hastalık, yaralanma ve sakatlık neticesinde görevini yapamayacak durumda olanların emekli edilmesi anlamına gelmektedir. Her toplumun emeklilik sistemi, kendi tarihi seyri içinde şekillenmiş ve sosyal güvenlik sistemini oluşturmuştur. Günümüzde sosyal güvenlik hizmetleri arasında yer alan emeklilik uygulamalarının Sanayi Devrimi ile sistemli hale geldiği bilinmektedir. Osmanlı Devleti’nde kuruluştan itibaren emeklilik işlemleri var olup bu işlemler belirli şartlar altında sultanın ihsanı olarak uygulanmaktaydı. Ülkede yaşanan ekonomik bunalımlar ve dünyada dönüşen sosyal güvenlik uygulamaları sebebiyle Osmanlı Devleti’nde de değişim yaşandı. Bu bağlamda askeri, ilmiye ve mülkiye tekaüd sandıkları kuruldu ve mevzuatları oluşturuldu. Bu araştırmada Osmanlı kurumlarında görev yapan memurların malulen emeklilik durumları ve tekaüd sandıklarının mevzuat süreçleri incelendi. Araştırmada nitel araştırma yöntemi, retrospektif/regresif tekniği kullanıldı. Veriler, T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivinde (BOA) Belge Tarama Sistemi (BETSİS) üzerinde açık erişime sunulan kayıtlar üzerinden muhtell-i şuur ve ateh kavramlarının yer aldığı belgelerden ve alanyazından elde edildi. Veriler, içerik analizi ile değerlendirildi. Verilerin sayısallaştırılmasında ve betimsel analizinde Pivot Table’dan yararlanıldı. Emeklilik uygulaması içinde yer alan malulen emeklilik işlemlerinde mevzuatların daha çok savaş ve sakatlanma üzerinde yoğunlaştığı görüldü. Akıl sağlığına bağlı hastalıklar içinde yer alan muhtell-i şuur ve ateh ile ilgili maluliyetlerle ilgili boşluklar olduğu anlaşıldı. Bu boşlukların uygulamalarda gözetim, tanı ve tedavi süreçleriyle ilgili işlemlerde mağduriyetler yaşattığı ortaya çıktı. Bunun yanında muhtell-i şuur ve ateh rahatsızlığıyla emeklilik işlemlerinin askeri, ilmiye ve mülkiye içinde dağılımında % 67’lik payla mülkiye görevlilerinin bulunduğu tespit edildi.
- MakaleYalnız künye2020Folklore and occupational folklore ın refik halid karay’s
Köksal, Fatih
Refik Halid Karay is one of the important writers who served Turkish story to open Anatolian and Turkish language to reach perfection. The author, with the opponent identity, from the years of constitutional period until the date of return to his country he made a name for himself in the politics of the country. Tuncay Birkan presents Refik Halid Karay’s newspaper articles which from started to return of his homeland in 1938 until his death date of 1965, separating them according to their themes under the name of “Memleket Yazıları” and published in 18 books. This articles, publishing in the most influential newspapers and magazines of the period are an important resource for social scientists and especially folklore with their themes of culture and art. When the articles are examined, it will be seen that the worry of writing daily articles and completing in time did not cause any platitude to him. The author in almost every article, the author explained what he knew about the customs and traditions that he feared to be forgotten, mansion life, cuisine culture, folk etymology, botanic, stereotypes, fairy tales and joke, folk theater, public vehicles, fashion, beliefs, professions; he entered compilation action by asking his reader about what he did not remember. In his articles, it is not folklore elements in “Memleket Yazıları” that will exceed the limits of the article; the emphasis will be on the Karay’s folklore attitude, which made the author to be interested in this issue and on his writings on occupational folklore.
- MakaleYalnız künye2020Bamsı beyrek boyunun trabzon varyantı bası böyrek üzerine bir inceleme
Kabak, Turgay
Türk kültür tarihinin en önemli eserlerinden birisi olan Dede Korkut üzerine ülkemiz ve yurtdışında günümüze kadar pek çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalardan ülkemizde yapılanlara bakıldığı zaman çalışmaları iki ana kola ayırmak mümkündür. Bunlardan biri Dede Korkut kitabının nüshaları, diğeri de Dede Korkut boylarının Anadolu’daki varyantları ile ilgili yapılan çalışmalardır. Bamsı Beyrek boyunun Trabzon varyantı ilk olarak 1931 yılında Bartın Gazetesi’nde Ahmet Baha imzasıyla Hamamîzâde İhsan’dan naklen neşredilmiştir. Bartın Gazetesi’nde köşe yazısı şeklinde yayınlanan bu anlatı hem çok kısadır hem de eksiktir. Ancak 2003 yılında Trabzon merkeze bağlı Bengisu (Eski adı Kisarna) köyünden Basi Böyrek adı ile derlenen elimizdeki anlatı, gerek olay örgüsü gerekse de kahramanları ile tam anlamıyla bir Bamsı Beyrek varyantıdır ve daha önce yapılan yayının eksik bıraktığı noktaları tamamlamaktadır. Bu kapsamda araştırmanın amacı Bamsı Beyrek’in Trabzon varyantının tamamını ilk defa bilim dünyası ile paylaşmak ve bu varyant üzerine ilk bilimsel bir incelemeyiyapmış olmaktır. Araştırmanın deseni doküman araştırması olarak yapılandırılmıştır. Araştırmanın örneklem yöntemi ise amaçlı örneklemdir. Amaçlı örneklemde anılan Trabzon varyantı çalışılmıştır. Verilerin analizinde ise doğrudan alıntılara dayanan betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Trabzon varyantının olay örgüsü, kahramanlar, olağanüstü olaylar ve şekil özellikleri bakımından diğer varyantlarla büyük oranda benzerlikler göstermekle birlikte ayırt edici farklılıklar da taşıdığı tespit edilmiş ve bu farklılıklar “Sözlü Kompozisyon Kuramı” ve “Performans (İcra) Yöntemi” ışığında analiz edilerek açıklanmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2019Endüstri 4.0 perspektifinde inovasyon
Esmer, Yusuf; Alan, Mehmet Asif
Sanayi devrimleri Dünya ekonomi ve sanayi hayatının dönüm noktalarıdır. Endüstri 4.0 bu sanayi devrimlerinin sonuncusu olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla Endüstri 4.0 son yıllarda üzerinde sıklıkla konuşulan ve araştırmacıların ilgisini çeken bir konu olmuştur. İlk kez 2011 yılında Hannover Fuarında Endüstri 4.0 kavramı gündeme getirilmiş, “Akıllı Fabrikalar” ve siber-fiziksel imalat sistemlerinin küresel anlamda birbiriyle esnek işbirliğini mümkün kılan bir üretim sisteminden söz edilmiştir. Başta ABD, Almanya ve Çin olmak üzere dünya ekonomisine yön veren birçok ülke Endüstri 4.0 modeline geçmeye çalışmaktadır. Endüstri 4.0 modeli her konuda bir devrim olmakla birlikte aynı zamanda birçok yeniliği, dönüşümü ve değişimi de beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla Endüstri 4.0 modeline geçmeden önce birçok konuda büyük çapta inovasyonların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. İnovasyon; ürün, süreç, pazarlama ve örgütsel anlamda katma değer oluşturan yenilikleri ifade etmektedir. Endüstri 4.0 teknolojilerinin sağladığı inovasyonlar ihtiyaçtan çok zorunluluk olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle zorunlu görülen inovasyonların gerçekleşmemesi durumunda Endüstri 4.0 modeline geçişin başarılı olması mümkün görünmemektedir. Bu çalışmanın amacı Endüstri 4.0 modeline geçişte inovasyonun önemini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle Endüstri 4.0 ve inovasyon kavramları açıklanmakta, sonrasında Endüsti 4.0 perspektifinde inovasyon incelenmekte, örnekler verilmekte ve öneriler geliştirilmektedir. Ayrıca araştırmada Endüstri 4.0 devrimi için ürün, süreç ve pazarlama inovasyonlarından daha çok örgütsel inovasyonların gerekli olduğu vurgulanmaktadır. Bu bağlamda Endüstri 4.0 modeline geçişte örgütsel anlamda çok sayıda radikal inovasyonların yapılması gerekmektedir.
AtıfTR Dizin9
İncele - MakaleYalnız künye2019Türkiye ile almanya arasındaki örme hazır giyim dış ticaretinin simetrik ve asimetrik nedensellik ilişkilerinin incelenmesi
Özbek, Ahmet; Esmer, Yusuf; Kirca, Mustafa
Türkiye ve Almanya, dünyanın örme hazır giyim ürünü ihraç eden en önemli ülkeler arasındadır. Ayrıca Almanya, Türkiye için örme hazır giyim ürün ihracatında en önemli bir pazar durumundadır. Bu yönüyle Türkiye ile Almanya arasındaki örme hazır giyim ihracatı stratejik bir öneme sahiptir ve bu yönüyle stratejik yönetilmesi gerekmektedir. Bu nedenle Türkiye ile Almanya arasındaki örme hazır giyim ticaretinin nedensellik ilişkilerinin tespit edilmesi dış ticaretin stratejik yönetimine katkı sağlayacaktır. Bu çalışmada Türkiye ve Almanya’nın örme hazır giyim ihracat verileri kullanılarak iki ülke arasındaki örme hazır giyim ticaretinin simetrik ve asimetrik nedensellik ilişkileri tespit edilmeye çalışılmaktadır. Araştırma sonucuna göre Türkiye’nin örme hazır giyim ihracatındaki değişimlerinin, Almanya’nın örme hazır giyim ihracatını etkilemekte olduğu fakat Almanya’nın örme hazır giyim ihracatındaki değişimlerin Türkiye’nin ihracatında bir değişime neden olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç Türkiye ve Almanya arasında gerçekleşen örme hazır giyim ürünleri ticaretinde daha çok Türkiye`nin lehine bir durumun olduğunu göstermekte ayrıca bu sonuç Almanya`nın Türkiye için önemli bir örme hazır giyim pazarı olduğunu doğrulamaktadır. Ayrıca Türkiye’nin en fazla örme hazır giyim ürünü ihraç ettiği 5 ülke sırasıyla; Almanya, Birleşik Krallık, İspanya, Irak ve Hollanda iken Almanya’nın en çok ihracat yaptığı 5 ülke ise İsviçre, Avusturya, Fransa, Hollanda ve Polonya’dır. Sonuç olarak bu çalışmadan elde edilen bulguların örme hazır giyim dış ticaretinin stratejik yönetimi bağlamında dış ticaret yöneticilerine önemli bilgiler sağlayacağı düşünülmektedir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2018Social perception of transparency and accountability in public administration: a field research
Yazici, Sinan
New public management approach; it is an effective, efficient and accountable management approach in which public services are based on the private sector understanding and practices and the presentation of less bureaucracy. This change in the understanding of public administration in the global context is undoubtedly reflected in the understanding of the presentation of Turkish Public Administration and public services. The reform and legal arrangements for the new public management concept, which began with the Government of Turgut Özal in 1983, gained momentum in 2003 with the Basic Law on Public Administration, analyzed with the help of 22.0 Statistical Package Program. As a result of the analysis of the data, it was determined that the perceptions of transparency and accountability of the sample group were generally low. However, the results showed that the participants' perceptions of transparency and accountability in public administration were negative; in other words, public institutions and organizations were not transparent in all respects and accountability was not at the forefront in public administration. According to the findings of the data analysis; It is concluded that transparency and accountability are not enough in Turkish Public Administration and that the legal arrangements made in this direction cannot be implemented or not yet fully implemented. which was based on restructuring in public administration. Good governance in the new public management approach has been adopted by the Turkish Public Administration, aiming to transform the Turkish Public Administration into a transparent, accountable, participatory, responsive, law-based, effective, equitable and strategic vision. In this study; it is aimed to measure transparency and accountability and to evaluate social perception of the principles of good governance in Turkish Public Administration. For this purpose, a questionnaire was applied to 1004 people in 48 province the primary data of the researchers were collected The data collected during the research process was SPSS. It was
AtıfTR Dizin10
İncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 2147-2610 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-29T19:19:36.050200847Z | |
| dc.date.available | 2026-10-29T19:19:36.050200847Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14612 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi |


