Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

22 →
  • MakaleAçık Erişim2025
    Sosyal bilgiler ders kitaplarında mizah unsurlarının incelenmesi

    Degirmenci, Yavuz; Altunay, Furkan

    Mizah, insanlıkla aynı yaşta olan ve insanlığın hayatının vazgeçilmez parçalarından biri haline gelmiş bir kavramdır. Mizahın eğitimde kullanılmasına yönelik daha önce yapılan çalışmalar, mizahın öğretimi kolaylaştırdığı, bilgilerin kalıcı olmasını sağladığı ve pozitif bir öğrenme ortamı meydan getirdiği vb. sonuçlara ulaşıldığını ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler 5, 6 ve 7. sınıf ders kitaplarında yer alan mizah unsurlarını incelemek ve değerlendirmektir. Mizahın derslerde kullanılmasını sağlayacak en önemli kaynak hiç şüphesiz ders kitaplarıdır. Bu sebeple sosyal bilgiler ders kitaplarında yer alan mizah unsurları incelenerek, çeşitli değerlendirme ve önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır. Bu çalışma kapsamında, 2019-2020 tarihlerinde Talim ve Terbiye Kurulu tarafından 5 yıllığına sosyal bilgiler ders kitabı olarak kabul edilen 5, 6 ve 7. sınıf ders kitaplarında yer alan mizah unsurları incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması tercih edilmiştir. Bu araştırma yöntemi, belirli bir olayın, sürecin, bireyin, grubun ya da kurumun derinlemesine incelenmesini amaçlayan bir nitel araştırma desenidir. Bu çalışma için veriler doküman inceleme tekniğine ile toplanmıştır. Dokümanlardan elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle incelenip yorumlanmıştır. Veri toplama süreci sosyal bilgiler 5, 6 ve 7. sınıf ders kitapları ile yürütülmüştür. Sosyal bilgiler ders kitaplarındaki tüm öğrenme alanları ve kazanımlar detaylı olarak incelenmiş ve yer verilen mizah unsurları araştırmacılar tarafından toplanmıştır. İlgili literatür kapsamında mizah unsuru olarak kabul edilen veriler bulgular kısmında detaylı olarak sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, ders kitaplarında mizah unsurları ile ilgili farklı türlerin, görsellerin ve metinlerin bulunduğu, bu görsel ve metinlerin öğrencilerde öğrenmeyi kolaylaştırma ve kalıcılığı sağlama amacı taşıdığı gözlemlenmiştir. Aynı zamanda sosyal bilgiler ders kitaplarında yer alan öğrenme alanlarının sadece bazılarında mizah unsurlarına yer verilirken, pek çoğunda mizah unsurlarına yer verilmediği tespit edilmiştir. En çok tercih edilen mizah unsurunun ise karikatürler olduğu tespit edilmiştir. Mizahın eğitimdeki etkisi göz önüne alındığında, ders kitaplarını hazırlayan yetkililerin içeriklerde daha fazla öğretici mizah kullanmaları önerilebilir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Gençlik ve spor hizmetleri dairesi çalışanlarının etik liderlik algısı, örgütsel sinizm, etik iklim algısı ve iş tatmini düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi, sakarya büyükşehir belediyesi örneği

    Kul, Murat; Yiğit, Yakup

    Bu araştırma gençlik ve spor hizmetleri dairesi çalışanlarının etik liderlik algısı, örgütsel sinizm, etik iklim algısı ve iş tatmini düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmada çalışma grubunu Sakarya Büyükşehir Belediyesinin Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde çalışan personelden oluşturmaktadır. Çalışanların verilerini belirlemede Tuna ve arkadaşlarının (2012) Türkçe`ye geçerlemesini yaptığı tek boyuttan ve 10 maddeden oluşan Etik Liderlik Ölçeği, Çalışkan’ın (2022) Türkçeye uyarlamasını yaptığı iki boyuttan ve 9 maddeden oluşan Örgütsel Etik İklimi Ölçeği, Kalağan’ın (2009) Türkçeye uyarlamasını yaptığı üç boyuttan ve 14 maddeden oluşan Örgütsel Sinizm Ölçeği, Başol ve Çömlekçi (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan tek boyuttan ve 5 maddeden oluşan İş tatmini Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi "Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 22.0" programında gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına demografik değişkenler açısından bakıldığında cinsiyet ile örgütsel sinizm, etik liderlik ve iş tatmini arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Öte yandan mesleki kıdem ve örgütsel sinizmin duyuşsal ve davranışsal alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Etik liderlik ile örgütsel etik iklim ve iş tatmini arasında pozitif bir ilişki, örgütsel sinizm arasında ise negatif bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlar yerel yönetimlerde etik liderliğin önemini vurgulamakta ve çalışanlar üzerinde hizmet odaklı yaklaşım uygulanmasının faydasını göstermektedir. Daha fazla kontrast örneklem ve farklı endüstrilerle nitel araştırma yapılması ileriki çalışmalarda önerilmektedir. Gelecek araştırmalar için, daha geniş örneklemlerle ve farklı sektörlerde karşılaştırmalı çalışmalar yapılması, ayrıca gençlik ve spor daire başkanları arasında etik liderlik eğitimi verilmesinin fayda sağlayacağı öngörülmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Ortaokul öğrencilerinin bakış açısıyla önyargı

    Yilmaz, Sevda

    Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin önyargı kavramına yönelik algılarının incelenmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmaya bir devlet okulunun sekizinci sınıfında öğrenim gören 14 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ortaokul öğrencilerinin önyargı kavramını büyük oranda düşünce, yorum ve yargı biçiminde tanımladıkları ve önyargının insanlara yönelik gerçekleşen boyutuna odaklanıldığı görülmüştür. Katılımcıların büyük bölümü önyargının kişi kaynaklı sebepleri olduğunu belirtmişlerdir. Ortaokul öğrencilerinin önyargının kişisel ve sosyal sorunlara sebep olacağını düşündükleri belirlenmiştir. Öğrencilerin önyargının sonuçlarını daha ziyade bireysel ve kişilerarası ilişkiler düzeyinde açıkladıkları sonucuna varılmıştır. Ayrıca katılımcıların tamamına yakınının önyargının önlenebilir olduğunu düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2023
    Konut fiyat endeksi belirleyicileri üzerine bir araştırma: asimetrik eş bütünleşme analizi

    Akyol Özcan, Kübra

    Barınma yaşamın temel ihtiyaçlarının başında yer almaktadır. Bu nedenle hane halkı, yatırımcılar, politika yapıcılar ve akademisyenler tarafından konut fiyatları ve bu fiyatları etkileyen değişkenler araştırılmaktadır. Ayrıca konut fiyatlarında yaşanan ani değişimlerde kamuoyunun dikkatini bu yöne çekmiştir. Çalışmanın amacı dolar, konut kredisi faiz oranı ve TÜFE değişkenlerinin konut fiyat endeksi üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada Konut Fiyat Endeksi (KFE) ile Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Konut Kredisi Faiz Oranı (KKFO) ve ABD Doları ilişkisi 2010:01-2019:12 arası aylık verilerle analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin analizi için ARDL ve NARDL yöntemlerinden faydalanılmıştır. Uzun dönem katsayıları incelendiğinde; KKFO pozitif şoklarının KFE üzerinde pozitif ve KKFO negatif şoklarının ise KFE üzerinde negatif yönde bir etkisi olduğu görülmektedir. Ayrıca TÜFE pozitif şoklarının konut fiyat endeksi üzerinde negatif ve TÜFE negatif şoklarının ise konut fiyat endeksi üzerinde pozitif yönde bir etkisi olduğu saptanmıştır. TÜFE negatif şoklarının KFE üzerinde pozitif yönde bir etkisi söz konusudur. ABD dolarının pozitif ve negatif şoklarının KFE üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Kısa dönemde de KFO ve TÜFE değişkenlerinin KFE üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkisinin olduğu, ABD dolarının istatistiksel olarak anlamlı etkilerinin saptanamadığı görülmektedir. Çalışmada elde edilen analiz sonuçlarına göre ülkemizde konut yatırımı ile ilgilenenlerin TÜFE ve konut kredi faiz oranlarını takip etmeleri yatırım başarısı açısından önemlidir.

    AtıfOpenAlex13TR Dizin12
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Deneyimsel pazarlamanın müşteri tatmini ve müşteri sadakatine etkisi: erzurum’da kış turizmine yönelik hizmet veren otellerde uygulamalı bir araştırma

    Çubukcu, Muhammed İhsan; Meliha

    Günümüzde işletmeler, rekabetin yoğunluğu, satış kanallarının artması-farklılaşması, zevk ve tercihlerin giderek değişime uğraması, satın alma davranışlarının sürekli değişmesi vb. sebeplerle müşterinin lider olduğu bir dünyada satış faaliyetlerini etkin bir şekilde gerçekleştirmek zorundadırlar. Bu doğrultuda günümüzde çok dikkat çeken gelişmelerden biri de geleneksel pazarlama fonksiyonlarının etkisinin azalması, tüketici deneyiminin de giderek önem kazanmasıdır. Tüketicilerin özellikle hizmet işletmelerindeki deneyimlerinden memnun kalması aynı işletmeyi tekrar tercih etmesini mümkün kılabilmektedir. Çalışmanın amacı; deneyimsel pazarlama modüllerinin, müşteri tatmini ve müşteri sadakati üzerindeki etkisini ölçmektir. Çalışmanın birinci bölümünde deneyimsel pazarlamanın teorik bilgilerine yer verilmiştir. Sonraki bölümde ise Erzurum ilinde kış turizmine yönelik faaliyet gösteren otel müşterilerine yönelik deneyimsel pazarlamayla ilgili uygulamalı bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma, deneyimsel pazarlamaya yönelik geliştirilen bir ölçeğin otel müşterilerine uyarlanarak, yüz yüze anket yöntemiyle verilerin toplanması ve analiz edilmesiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde SPSS programı kullanılmış, değişkenler kapsamında oluşturulan gruplar için t-testi, regresyon analizi ve ANOVA sonuçları yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda duyusal, duygusal, ilişkisel ve davranışsal faktörlerin müşteri tatmini ve müşteri sadakati üzerinde istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar doğurduğu tespit edilmiştir. Düşünsel faktörlerin ise müşteri tatmini üzerinde etkili olmadığı görülmüştür. Ayrıca duygusal, düşünsel, davranışsal ve ilişkisel faktörlerin müşteri sadakati üzerinde olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir. Müşteri tatmini ile müşteri sadakati arasında da pozitif yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Otel işletmeleri deneyimsel pazarlama uygulamaları ile müşteri tatminini artırabilir ve müşteri sadakati oluşturabilirler.

  • MakaleYalnız künye2023
    Değerler eğitimi açısından yavuz bahadıroğlu’nun çocuk romanları ve hikâyeleri

    Çetinkaya, Bayram; Gülden, Bahadır

    Bu araştırmada Yavuz Bahadıroğlu’nun ilköğretim seviyesi için yazdığı çocuk romanları ve hikâyelerinin değerler eğitimi açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Eserlerde hangi değerlerin olduğu, ne sıklıkta yer aldığı ve bu değerlerin içselleştirilebilmesi için yazarın nasıl bir anlayış benimsediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular nitel araştırma deseniyle ve doküman analizi yöntemiyle sağlanmıştır. Çocuk romanı olarak 16, hikâye kitabı olarak da 5 adet eser incelenmiştir. Değerlere yönelik ileti sunduğu düşünülen her içerik fişlenerek temalar ortaya çıkarılmıştır. Eserlerde en sık işlenen değerler iyilik ve yardımseverlik (75), dinî değerler (70) olurken, hatadan pişmanlık duyma (38), tarih bilinci ve yurt sevgisi (36) ve acımak (35) değerleridir. En az yer verilenler ise komşuluk (4), mertlik (4), temizlik (2) ve vefa (1) değerleridir. Eserlerde yer verilen değerlerin okuyucu tarafından içselleştirilmesi için olumlu örneklerle birlikte olumsuz örneklerden de yararlanıldığı tespit edilmiştir. İçerikte sunulan değerlerin benimsenmesi için kullanılan yöntemlerden biri de değerlerin okuyucunun model alacağı ya da özdeşim kuracağı ideal karakter üzerinden sunulmasıdır. Tercih edilen bu yöntemde karakterler iyi ve kötü eksenli olmak üzere iki ayrı kutupta tasarlanmıştır. Bu nedenle yazar, değer aktarımı için salt iyilikten değil, kötülüğün de olduğu gerçeklikten yararlanmıştır.

  • MakaleYalnız künye2022
    Geleceğin sağlık profesyonellerine verilen iş sağlığı ve güvenliği dersinin iş sağlığı ve güvenliği yeterlilik algılarına etkisi

    Tuna, Hasan; Melike, Yağcı; Ozdemir, Mustafa; Albayrak, Sirer

    Çalışanların sağlıklı ve güvenli davranışlar sergileyebilmeleri için iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile kazandıkları bilgi ve becerileri işyeri ortamında uygulamaları gerekmektedir. Alınan eğitim çalışanların davranışlarını değiştirebilir ve bu durum sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları oluşturabilir. Nitelikli ara elemanları yetiştiren meslek yüksekokullarında eğitim alan geleceğin sağlık profesyonelleri, okulda gördükleri dersleri işyerlerinde de uygulamalı olarak gördükleri için iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeterlilik sahibi olmalıdırlar. Bu çalışmada Doğu Karadeniz Bölgesinde eğitim gören geleceğin sağlık profesyonellerinin iş sağlığı ve güvenliği yeterlilik algılarının, okul hayatında aldıkları iş sağlığı ve güvenliği derslerinden ve uygulama öncesi aldıkları iş sağlığı ve güvenliği eğitiminden ne şekilde etkilendiğinin tespiti amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini, basit örnekleme yöntemiyle saptanan Bayburt, Rize ve Gümüşhane illerinde eğitim gören 521 geleceğin sağlık profesyoneli oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kocaay (2020) tarafından geliştirilen “İş Sağlığı ve Güvenliği Yeterlilik Algısı Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle de parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre iş sağlığı ve güvenliği dersi ile uygulama öncesi iş sağlığı ve güvenliği eğitimi alan öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği yeterlilik algılarının, almayanlardan anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Sağlıklı ve güvenli iş yerleri ve ortamlar sağlamak, iş kazası ve meslek hastalıklarını önlemek ve öğrencilerde İSG bilinci oluşturmak için geleceğin sağlık profesyonellerin yetiştiği sağlık hizmetleri meslek yüksekokullarında eğitim müfredatının içerisine İSG eğitiminin zorunlu olarak konulmalıdır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Susmanın ve konuşmanın ölçüsü: samt

    Özkan, Ahmet

    İnsan-ı kâmil yetiştirme gayesiyle yola çıkan tasavvuf ehli bu amaca ulaşabilmek için seyr u sülük denilen çetin bir manevî eğitim uygulamaktadır. Riyâzat ve mücahede bu eğitimin önemli unsurlarındandır. Az yemek, az uyumak ve az konuşmak ise riyâzatın esasıdır. Sayılan diğer metotlar ile birlikte değer kazanan az ve yerinde konuşma, gerekti-ğinde susma eylemi sûfîler tarafından samt olarak isimlendirilir. Manevî olgunluğun gös-tergelerinden sayılan samt, tasavvufî makamlardan biridir. Bu kavram dilin afetlerinden korunma gayreti ile başlayan, Allah’ın hükmüne razı olmanın seviyesine ve ilahî heybet karşısında hayret edip susmaya kadar seyreden bir anlam alanına sahiptir Çok seslilik iddiası ile kurgulanan modern dünya ve insan modelinde sabırsızlık ve “ötekinin” sözüne kulağını tıkama bir iletişim problemine dönüşmüştür. Bu bağlamda sûfîlerin samt ilkesi çerçevesinde ortaya koydukları uygulamalar modern krizlerin çözümüne bir alternatif teklifi olarak değerlendirilebilir. Metin analizi yönteminin kullanıldığı bu makalede, samt kavramın anlam alanları incelenmiş, sûfîlerin bu kavramı tasavvufî pratikleri ifâde eder-ken nasıl kullandıkları üzerinde durulmuştur.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2020
    As a Neo-Pragmatist Philosopher Hans Joas Concept of Value

    Köse, Fatma Tosun

    As an important neo-pragmatist philosopher Hans Joas notes that the term of value is very controversial in academic circles. But the analysis of how values arise have failed. For this reason he refers in ‘The Genesis of Values’ to some classical philosophers in sociology and philosophy. He presents and discusses their conception of values and the genesis of values. As a result of his research he formulates his own theory of the genesis of values under the inspiration of Pragmatism: ‘Values, arise from the experiences of self formation and self-transcendence of humanbeings. But Joas doesn’t refer to transcendental existence. He uses this term as going beyond ourselves. And self- formation is a process in that individuals achieve their self-identity.

  • MakaleYalnız künye2020
    Zühlî ile buhârî arasındaki tartışmalar ve rivayetlere yansıması

    Türkoğlu, Hamdi

    405ÖzHicrî III. asır, hadis tarihi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Hadis ve sünnet konusunda yapılan faaliyetler dikkate alınarak bu dönem hadis tarihinin altın çağı olarak nitelendirilmektedir. Bununla birlikte bu asrın ilk yarısında mihne gibi bazı olumsuz hâdi-seler de yaşanmıştır. Bu dönemde savunuculuğunu Muʻtezile’nin üstlendiği Kur’an’ın mahlûk olduğu fikri, Abbasî idaresi tarafından benimsenmiş ve bu resmî fikri kabul etme-yen birçok âlime baskı yapılarak söz konusu düşünceyi kabul etmeyenler ağır bir şekil-de cezalandırılmıştır. İdare tarafından ulemâya yapılan baskılar süreç içerisinde azalıp sona ermesine rağmen yankıları bir süre daha devam etmiş, bu defa ulemâ kendi içeri-sinde konu etrafında tartışmaya girişmiş ve ilgili meseleyi baskı unsuru olarak kullan-mıştır. Bazı muhaddisler bu sebeple birbirini tenkit ederek birbirlerinin rivayetlerini terk etmiştir. Nitekim mezkûr tartışmalara bizzat şahit olan ve aynı zamanda bu tartışmaların birer tarafı olan Buhârî ve hocası Muhammed b. Yahyâ ez-Zühlî de bu olumsuzluklardan nasibini almıştır. Öyleki Buhârî, Zühlî’nin beldesi Nîsâbûr’u terk etmek zorunda kalmış-tır. Dönemin iki güvenilir ve meşhur muhaddisi arasındaki bu olumsuz gelişmelerin izleri rivayetlerde de görülmektedir. Bu çalışmada hoca Zühlî ile talebe Buhârî arasındaki tar-tışmalar ve bu tartışmaların rivayetlere yansıması üzerinde durulmuştur.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn1301-6229
creativeworkseries.issn2148-0710
dc.date.accessioned2026-10-29T19:19:33.050631367Z
dc.date.available2026-10-29T19:19:33.050631367Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14551
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleEKEV AKADEMİ DERGİSİ