Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Araştırmacılar(5)

Birim yayınları

16 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Türkiye’de Demokrat Parti Döneminde Kadınların Siyasette Temsili

    Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu

    Bu çalışmanın amacı, Demokrat Parti döneminde kadın temsil düzeylerinin ve kadın temsilinin düşmesinin sebeplerini ortaya koyabilmektir. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren kadın hakları üzerine yapılan tartışmaların temel gündem maddesi kadınların seçme ve seçilme hakkına kavuşmasıdır. 1930’lu yıllarda dünyadaki birinci dalga feminist hareketin de etkisiyle kadınların temsil hakkına sahip olması temel demokrasi sembollerinden biri haline gelmiş, nitekim 1935 yılında gerçekleşen seçimlerle kadınlar Meclis’te yer almışlardır. Bununla birlikte, 1940’lı yıllarda çok partili hayatın tesis edilmesiyle temel demokrasi göstergeleri değişmiş ve kadın temsilinin sembolik anlamı birtakım liberal unsurlarla ikame edilmiştir. Demokrat Parti iktidarında, kadın hareketinin ikinci planda kaldığı bir siyasal atmosferde, kadın temsil düzeylerinde de ciddi bir düşüş söz konusu olduğu görülmektedir. Çalışmada Demokrat Parti yönetiminin kadın hareketine şekilsel düzeyde yaklaşmanın ötesine gidememesinin ve siyasette aktif görev alan kadınların bu dönemde mevcut ataerkil siyasi yapının güdümünde hareket etmesinin kadın temsil düzeylerinin düşük kalmasına kaynaklık ettiği sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılarak siyasette kadın temsil oranlarının düşüklüğüne ve ataerkil siyaset tarzının benimsenmesine neden olan unsurlar incelenmektedir. Konunun kapsamı ve katmanlı yapısı gözetildiğinde tarihsel süreç, Demokrat Parti merkeze alınarak kısıtlanmaktadır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Osmanlı’dan 2000’Lİ yıllara kadar türkiye’de siyasetin erilliğinin tarihsel gelişimi

    Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu

    Türk siyasal yaşamında kadınların yaşadıkları eşitsiz koşullara karşı verdikleri mücadelenin tarihsel kökleri Osmanlı’daki eril siyasal ve toplumsal yapı içerisinde oluşan kadın hareketine dayanmaktadır. Osmanlı’da 19. yüzyılda başlayan sorgulama ve arayışlar, kadınların kamusal alana çıkmaları konusunda önemli bir başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Bu dönemdeki eril siyasal ve toplumsal düzende, kadınların özel alanda yer almaları gerektiği yönünde bir yaklaşım söz konusudur. Fakat Osmanlı’da bu dönemde gelişen modernleşme süreçleri kapsamında, kadınların sosyal ve ekonomik koşullarında birtakım değişimler yaşanmıştır. Buna rağmen kadınların özellikle siyasal düzeyde bir kazanım elde ettiklerini söylemek güçtür. Kadınlar tarafında siyasal hak talepleri doğrultusunda bir bilinçlenme ve mücadeleye işaret eden gelişmeler olsa da kadınların siyasal haklarına kavuşmaları için Cumhuriyet’i beklemeleri gerekmektedir. Cumhuriyet Devrimi ile birlikte kadınlar, siyasal, toplumsal ve ekonomik düzeyde olmak üzere çoğu temel haklarına kavuşmuşlardır. Kadınların Avrupa’daki çoğu ülkeden önce siyasal haklarını kazanmaları önemli bir demokratik gelişmedir. Bununla birlikte tarihsel süreçte kadınların siyasete katılımları ve siyasal temsil düzeyleri beklenilen doğrultuda ilerlememiş, kadın temsil düzeyleri zayıf kalmıştır. Kadınların siyasal haklarını elde etmeleri, eşit temsil ilişkisinin oluşması açısından olumlu olsa da politikadaki veriler erkeklerin sayıca çoğunlukta olduğunu ve siyasetin eril bir işleyişe tabi olduğunu göstermektedir. Dünyadaki gelişmelerle koşut olarak, Türk siyasal yaşamında da erkeklerin kadınlara kıyasla siyasette egemen bir konumda olması, kadınların politikaya katılımlarını olumsuz etkilemiştir. Türk siyasetinde kadınların siyasal haklarını kazanımı ile başlayan süreçten günümüze kadar kadın temsil düzeylerinin düşük oranda kalması, siyasetin erkek egemen bir alan olmasına yol açmıştır. Çalışmada literatür taraması yöntemine başvurularak kadın temsil düzeylerinin düşük kalması ve siyasetin ataerkil bir alan olmasına kaynaklık eden unsurlar tarihsel bağlamda ele alınmaktadır. Bununla birlikte konunun çok boyutluluğu ve derinliği açısından dönemsel bir kısıtlamaya gidilerek tarihsel bağlam, Osmanlı’da başlayan 2000’li yıllara kadar devam eden süreçle sınırlandırılmaktadır.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Türkiye’de Siyasal Parti Programlarının Aile Olgusuna Yönelik İçerik Analizi

    Dursunoğlu, İsmail; Kapusızoğlu, Mehmet

    Siyasal partiler, belli bir ideolojik zeminde ve iktidar olma amacıyla kurulan siyasi örgütlenmelerdir. Aile ise yalnızca biyolojik ve duygusal bağlarla sınırlı olmayan; bireyin toplumsal ve siyasal kimliğini inşa ettiği ilk kurumdur. Siyaset, aile yapısını şekillendiren politikalar üretirken; aile de bireylerin siyasal tutumlarını, değerlerini ve tercihlerini belirlemede etkili olmaktadır. Siyasal sosyalleşmenin ilk basamağını oluşturan aile, bireyin devlet, otorite ve siyasal katılım algısını biçimlendirmektedir. Bu nedenle aile ve siyaset arasında çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Çalışmanın temel amacı, siyasal partilerin aileyi nasıl tanımladıklarını, hangi işlevleri ön plana çıkardıklarını ve aile politikalarını hangi kavramlar üzerinden temellendirdiklerini ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırma, partilerin aileye ilişkin söylemlerinde ortak paydaları ve farklılaşan noktaları saptamayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye’de siyasal partilerin aile politikalarına dair genel eğilimleri betimlemektedir. Bu kapsamda 27. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde yer alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İYİ Parti’nin programları içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Parti programlarının detaylı ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde AK Parti’nin aileyi muhafaza etmeyi amaçladığı, CHP’nin ailenin sosyo-ekonomik durumunu hedeflediği, MHP ve İYİ Parti’nin aileyi milli kimlik ve kültürün bir parçası saydığı, HDP’nin ise aile kavramından uzak, kadının kimliğini ön plana çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2025
    The Dynamics of Dutch Disease in Coffee-Producing Economies

    Kubar, Yesim; Kurt, Duygu Baysal; Ketenci, Seyit Taha

    Coffee producing countries have large production capacities, but the inefficient use of the income earned from the export of this product may have a negative impact on the economic growth rate. The fact that coffee producing countries are the world leaders in terms of coffee production and exports increases the possibility of the Dutch Disease problem in these countries. This has been the main motivation for investigating the existence of Dutch Disease in coffee-producing countries. In this study, the effect of Dutch Disease in the agricultural sector was analyzed by using the variables of coffee production amount, real exchange rate, GDP (gross domestic product), agricultural added value, exports, foreign direct investments and foreign trade deficit of Brazil, Colombia, Indonesia, Honduras, Mexico, Guatemala, Vietnam, Uganda, India, which produce the best coffee among the coffee producing countries and rank first in terms of production amount for the period 1989-2022. The long-term relationship between the variables was examined using the Pedroni panel cointegration test, and a significant cointegration relationship was found in the panel group. Long-term coefficient estimates were obtained using the Fully Modified Ordinary Least Squares (FMOLS) method. The coefficients were found to be statistically significant in both country-level and panel-level analyses. However, no direct evidence was found to support the existence of Dutch Disease. This finding was supported by the Hurlin panel causality test, which revealed that coffee production and exports did not lead to structural deterioration in the agricultural sector, indicating that no Dutch Disease effect was observed.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Investigation on the Effect of Conspicuous Consumption and Brand Equity on the Purchasing Intention of Premium Branded Products

    Kara, Adnan; Kurt, Duygu Baysal

    Economic stability have a significant impact on consumer behavior. There are many studies in the literature showing that consumer behavior changes during economic instability. In addition, studies on the change in behavior towards premium branded products during these periods reveal that consumers’ demand for such products shifts to other products of the same brand. The study aims to examine the effect of perceived design value on brand value, brand prestige on conspicuous consumption, and conspicuous consumption and brand value on purchasing intention of premium branded products. In other words, Within the framework of consumer behavior towards premium branded products, this study examines the purchase intention of premium branded products during economic crises and also investigates the effect of conspicuous consumption and brand equity on this purchase intention. This study examines the purchase intention of premium branded products during economic crises and also investigates the effect of conspicuous consumption and brand equity on this purchase intention. Snowball sampling is used in sample selection, and data is collected using the survey method from 426 people. The results of the analysis show that there is a strong relationship between conspicuous consumption and the intention to pay high prices for premium branded products. A significant and positive direct relationship was found between brand equity and the intention to pay high pricess for premium branded products. In addition, a significant and positive relationship was found between brand prestige and conspicuous consumption. Finally, a significant and positive relationship was found between perceived design value and brand equity.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Önerisinin Muhtevası Üzerine Bir Değerlendirme

    Dursunoğlu, İsmail

    Devlet; yasama, yürütme yargı erkelerinden oluşmaktadır. Hükümet sistemi, erklerin oluşma biçimine ve aralarındaki ilişkiye göre belirlenmektedir. Bu ilişki kuvvetler birliği şeklinde olabileceği gibi demokrasiye uygun mahiyette kuvvetler ayrılığı biçiminde de görülebilir. Türkiye, uzun yıllar parlamanter sistemle yönetilmiş ardından başkanlık sistemine geçmiştir. Türkiye, 16 Nisan 2017 referandumu ile Türk tipi başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemi olarak da adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kabul etmiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerle fiili anlamda yeni hükümet sistemi hayata geçmiştir. Bu sistemle birlikte Türkiye partiler arası ittifaklarla tanışmış, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı kurulmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nden oluşan Cumhur İttifakı yeni sistemin tarafı olurken, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’den’ oluşan Millet İttifakı ise cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yoğun eleştirilerde bulunmuş ve parlamenter sisteme dönüş hedefi belirlemişlerdir. Hükümet sistemi tartışmaları yaşanırken, Millet İttifakı üyelerine ek olarak Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi’nin de bulunduğu “Altılı Masa” kurulmuştur. Bu masanın birincil hedefi sistem değişikliği olmuştur. Bu kapsamda 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu çalışmanın konusu, ilgili mutabakat metnidir. Çalışmada önerilen yeni sistemin, neyi, niçin, nasıl öngördüğü analiz edilmektedir. Çalışmanın amacı, önerilen sistemin anlaşılmasına katkı sunmaktır. Çalışmada, sistem önerisinin olumlu ve olumsuz yönlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, güncel bir meseleyi ele aldığından literatüre katkı sunmayı hedeflemektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” Önerisinin Ulusal Gazetelere Yansıması

    Dursunoğlu, İsmail

    Türkiye 2016 referandumunda kabul edilen ve bir yıl sonra fiili olarak hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) ile yeni bir siyasal zemine kavuşmuştur. Sadece basit bir hükümet sistemi değişikliği olarak görülmemesi gereken bu yenilik, aynı zamanda siyasal alanı da sistem tartışmaları çizgisine indirgemiştir. Bu tartışmalar; dem-okrasi, kuvvetler ayrılığı, meclisin etkinliği, iktidarın kişiselleşmesi gibi argümanlar ışığında yapılmıştır. Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) öncülüğünde, İYİ Parti, Saadet Partisi (SP), Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi(GP) ve DEVA Partisi’nden müteşekkil “Altılı Masa”nın birincil motivasyonu anti-demokratik olarak niteledikleri CHS’den yeniden parlamenter sisteme dönüştür. Bu kapsamda 28 Şubat 2022 tarihinde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem (GPS) önerisini kamuoyu ile paylaşmışlardır. Medya; yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde, siyasal, toplumsal, ekonomik vb. birçok gelişmenin kamuoyuna aktarılmasında aracılık eden bir platformdur. Medya ku-ruluşlarının kamuoyunu yansıtmak dışında, kamuoyu oluşturmak ve kamuoyunu yönlendirmek gibi işlevleri de bulunmaktadır. Medya, sahip olduğu bu güç nedeniyle siyasetle yakın ilişki içindedir. Medya, bütün bunlarla beraber siyasal alandan vatandaşa yönelik ileti sağlamaktadır. Bu çalışma, Altılı Masa tarafından açıklanan GPS önerisinin ulusal gazetelerde nasıl yer bulduğunu konu edinmektedir. Çalışmada Hürriyet, Milliyet, Sabah, Akşam, Sözcü, Cumhuriyet, Milli Gazete, Yeniçağ, Karar ve Yeni Şafak gazetel-erinden oluşan toplam on gazete incelenmiştir. Çalışmanın amacı, incelenen gazeteler ışığında medyanın GPS önerisini kamuoyuna nasıl yansıttığını belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden döküman incelemesi yapılmıştır. Çalışma, ilgili konu üzerinden siyaset ve medya ilişkisine yönelik bir değerlendirme yapmayı hedeflemekte-dir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2021
    The Determinants of Intra-Industry Trade in The Manufacturing Industry Between Turkey and The European Union Countries

    Kurt, Duygu Baysal; Çoban, Orhan

    Traditional foreign trade theories explain inter-industry foreign trade that\rarises from factor endowment differences. In other words, traditional\rforeign trade theories argue that inter-industry trade takes place between\rcountries with different levels of development. In this context, these theories\rare insufficient to explain foreign trade between countries with same levels\rof development. The concept of intra-industry trade was used to explain\rforeign trade between developed countries, and then it was also used for\rforeign trade between countries with different levels of development. When\revaluated from this point of view, the concept of intra-industry trade has an\rimportant place in both economics and foreign trade literature.\rWhen Turkey's foreign trade data is examined; EU (European Union) as a\rforeign trade partner and the manufacturing industry as a sector come to the\rfore. The main purpose of this study is to measure intra-industry trade\rbetween Turkey and EU countries in the manufacturing industry for the\rperiod 1996-2017 and is analyzing the determinants.\rIn the literature, there are many indices with static, semi-dynamic and\rdynamic properties to measure intra-industry trade. In this study, while\rmeasuring the level of intra-industry trade, GL (Grubel-Lloyd) index was\rused. Also, in the analysis that is revealed the determinants of intra-industry\rtrade, AE (Aquino) index in addition to GL index was used. System\rGeneralized Method of Moments (SGMM) was used for revealing the\rdeterminants of intra-industry trade between Turkey and EU countries\rTurkey in the manufacturing industry. According to the GL index, more\rthan 40% of foreign trade of Turkey’s manufacturing industry with Spain\rand Italy consists of intra-industry trade. According to the SGMM results,\rthe variables that are insignificant in both the GL index and the AE index are\rthe trade openness of the trading partner and border neighborhood. SGMM\rresults show that the increases of the GDP (gross domestic product)\rdifference, GDP per capita difference, trade openness difference, distance\rbetween the two countries and trade imbalance decrease intra-industry\rtrade in the manufacturing industry. In addition, the increases of the\raverage GDP of two countries, Turkey’s trade openness against the trading\rpartner and trade intensity raises intra-industry trade in the manufacturing\rindustry. It was determined that sharing the same sea, which is considered\ras a dummy variable in the analysis, positively affects intra-industry trade.

    AtıfTR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Türkiye’de kamu denetçiliği kurumu (ombudsmanlık) imajına yönelik bir araştırma

    Dursunoğlu, İsmail; Boyali, Handan; Gündoğdu, Serkan

    Tarihi 18. yüzyıla kadar giden Kamu DenetçiliğiKurumu, kamu örgütlerini devlet adına denetleyenbir kurum olarak ortaya çıkmıştır. Kamu örgütlerinidenetleyerek vatandaşları idarenin keyfi uygulamalarına karşı koruması, devlet kurumlarını dışardanbağımsız ve tarafsız şekilde denetlemesi, yapılanbaşvurulara kısa süre içinde nihai çözümler üretmesi ombudsmanlık kurumunun önemini her geçengün artırmıştır. Böylece kamu idarelerindeki kötüyönetim en aza indirilerek, insan hak ve özgürlüklerine yönelik ihlallerin önüne geçilmeye çalışılmıştır.Dünyadaki gelişimine nazaran Türkiye’de Kamu Denetçiliği Kurumu ile ilgili çalışmalar daha geç ortayaçıkmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kurulmasına yönelik ilk girişimler 2006 yılında başlamıştır.2012 yılına gelindiğinde ise kurulum gerçekleşmiştir. Bu kurum, günümüzde birçok iletişim kanallarını kullanmak suretiyle etkili ve bağımsız bir şikâyetmekanizması oluşturmuştur. Vatandaşların gündelik hayatlarını kolaylaştırmayı, kamu idarelerinidaha ilkeli ve güçlü bir yapıya kavuşturmayı, idareile vatandaş arasında arabuluculuk misyonu üstlenmeyi amaçlayan Kamu Denetçiliği Kurumu, her geçen gün devlet ve halk nezdinde itibar kazanmayadevam etmektedir.Bu çalışmada Kamu Denetçiliği Kurumu’nun halktarafından bilinirliği, imajı ve nasıl algılandığı tespitedilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, Türkiye’denispeten genç bir kurum olan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun imajını belirlemektir. CAWI yöntemininuygulandığı araştırma Türkiye örneklemini oluşturacak olan 26 ilde yapılmıştır. Çalışmada kurumimajına yönelik olumlu ve olumsuz bazı sonuçlaraulaşılmıştır

    AtıfTR Dizin8
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Innovation in Politics: E-Meeting in Political Communication

    Dursunoğlu, İsmail

    Political communication is one of the important concepts in the distinction between ruled andmanaged. This concept deals with the relations of the parties in the process of obtaining power.Political communication is an important concept for power. Because the way to go to power is throughsuccessful communication with the voters. Information and messages shared between politicians andthe public from face to face communication, mass media, print media to social media are evaluatedwithin this framework. Political communication is a dynamic process. Because the feedback is inquestion after the message is transferred. Different methods and techniques can be applied to thisprocess. Unlike traditional rallies, in an e-rally held in the presence of a few parties, guests and pressmembers, it is possible to reach the participants by means of the technological infrastructure, internetnetwork, periscope, instagram live broadcast, link etc. tools. In this study, the manner ofimplementation of the e-meeting, the conditions and possibilities of implementation, positive andnegative aspects are discussed. In this respect, it is aimed to discuss a new concept from a theoreticalpoint of view in terms of political communication. It was determined that the e-meeting will be usedmore in the coming years in the study.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-29T17:14:19.843769353Z
dc.date.available2026-10-29T17:14:19.843769353Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/10117
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleSiyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalıtr
dc.titlePolitical and Social Sciencesen
organization.identifier.codebayburt-iktisadi-ve-idari-bilimler-siyaset-bilimi-ve-kamu--2
organization.unitTypedivision
rdl.unit.alias\bsiyaset ve sosyal bilimler anabilim dali\b
rdl.unit.alias\bpolitical (and|&) social sci