Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Araştırmacılar(3)

Birim yayınları

9 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Millî Mücadele Dönemi’nde Dinî Nitelikli Bir Ayaklanma: Şeyh Eşref İsyanı

    Uğur, Uçar

    Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ve Anadolu’daki işgallerin artmasıyla birlikte, yerel direniş hareketleri de güçlenmiştir. Merkezî ve yerel otoritenin zayıflaması iç isyanları da beraberinde getirmiştir. 1919 yılında Bayburt’ta meydana gelen isyan bu mahiyettedir. Kendisini peygamber ilan eden Şeyh Eşref, dinî ve siyasî bir liderlik üstlenmiş ve bölgedeki halkı organize etmiştir. İsyan, merkezî otoriteye karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıkmış ve Şeyh Eşref’in nüfuzu, yerel yönetimler tarafından tehdit olarak algılanmıştır. Mustafa Kemal’in nutuklarında bu olaya değinmesi, isyanın ulusal bağımsızlık Mücadelesi bağlamındaki önemini ortaya koymaktadır. İsyanın başlangıcı, Şeyh Eşref’in dinî söylemleri ve halk üzerindeki etkisiyle şekillenmiştir. İsyan kısa sürede Bayburt, Gümüşhane ve Trabzon’a kadar yayılmıştır. Özellikle dinî telkinlerle mürit toplayan Şeyh Eşref, zamanla tehlike arz etmeye başlamıştır. Yaşanan gelişmeler üzerine yerel yöneticiler bu faaliyetlere son vermek için harekete geçmiştir. İsyanın bastırılması için gerçekleştirilen askerî harekât ile 25 Aralık 1919 tarihinde çatışmalar başlamış ve Şeyh Eşref tüm uyarılara rağmen teslim olmamıştır. Bunun sonucunda şeyh öldürülmüş, müritleri de teslim olmuştur. İsyanın bastırılması sırasında biri binbaşı olmak üzere 18 asker şehit olmuş, 43 kişi de yaralanmıştır. Çalışma ele alınırken öncelikle Osmanlı Arşivi kaynaklarından, süreli yayınlardan, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2026
    Torul ilçesinin idari yapısı ve nüfus dinamikleri üzerinden tarihsel-güncel bir analiz

    Göktaş, Serdar

    Torul, Karadeniz Bölgesi’nin iç kesimlerinde yer alan ve Gümüşhane iline bağlı, tarihî ve coğrafi açıdan önemli bir ilçedir. Tarihi İpek Yolu’nun önemli bir kesişme noktası ve güzergâhı olan Torul, bu geçmişten gelen kritik rolüne rağmen günümüzde coğrafyasının da yarattığı dezavantajlarla birlikte halkının beklentisi olan büyüme ve gelişme ivmesini bir türlü yakalayamamıştır. Şüphesiz bu ivmenin yakalanama-masının sebeplerinin tarihsel bir geçmişle birlikte ele alınması zorunluluğu bulunmaktadır. Coğrafi dezavantajı, bağlı olduğu sancak ve vilayet merkezlerinin uzaklığı, tarih boyunca yaşadığı idari değişiklikler, Torul tarihinin ve günümüzdeki durumunun belirleyicileri olmuşlardır. Bu makale, Torul ilçesinin idari taksimatının tarihsel seyrini ve güncel yapısını detaylıca incelerken, demografik hareketlerini ve bunların ilçenin sosyo-ekonomik durumu üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, özellikle Erken Cumhuriyet dönemindeki idari parçalanmışlıktan, nüfusun zirveye ulaştığı 1960-1980 dönemine ve sonrasındaki yoğun dış göç ile idari küçülmenin bölge sosyo-ekonomik yapısı üzerindeki kalıcı etkilerine odaklanmaktadır. Veriler, arşiv belgeleri, dönemsel salnameler, Genel Nüfus Sayımları, bölgesel monografiler ve güncel TÜİK verileri ışığında karşılaştırmalı bir analiz sunmaktadır.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleYalnız künye2024
    Ekonomide Lokomotif Güç: İktisadi Devlet Teşekkülleri (1940-1945)

    Uğur, Uçar

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’nin sanayileşme sürecinde önemli bir yere sahip olan İktisadi Devlet Teşekküllerinin (İDT) kuruluş sürecini, ekonomik bağlamını ve faaliyetlerini sayısal verilerle açıklamak ve bu kuruluşların önemini ortaya çıkarmaktır. Bunlara ek olarak bu teşekküllerin hangi sektörlerde faaliyet gösterdiğini ve bu sektörlerdeki üretim, istihdam ve yatırımlara katkılarını incelemek bir diğer amaçtır. Tasarım/Yöntem: Araştırma ele alınırken öncelikle tarih biliminin birinci el kaynaklarından olan arşiv belgelerinden istifade edilmiştir. Bununla birlikte belirlenen tarihler arasındaki döneme ait veriler ulusal basın taranarak veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. Son olarak konu ile bağlantılı telif ve tetkik eserlerden istifade edilmiştir. Çalışma, doküman analizi şeklinde yapılmış, elde edilen veriler analiz edilerek metin oluşturulmuştur. Bulgular: İktisadi Devlet Teşekkülleri, 1930’lu yılların başında sermaye, müteşebbis, bilgi ve teknik uzman eksikliği ile alt yapı sorunları gibi sebeplerden dolayı özellikle sanayi alanında devletin ekonomiye müdahale etmesi sonucunda kurulmuşlardır. İDT’ler devletin toplumsal alandaki görevlerinden olan halkın refah seviyesinin artırılması sorumluluğunu yerine getirmek ve bunun gerçekleşmesi için gerekli koşulların oluşmasında önemli bir role sahiptir. Ayrıca bu kurumlar kalkınma dönemindeki Türkiye ekonomisine olumlu ve yapıcı bir etki ile katkıda bulunarak özellikle kalkınmaya ve teknolojik ilerlemeye öncülük etmiştir. Konunun özelinde ise İkinci Dünya Savaşı yıllarında İDT’ler, Türkiye ekonomisinin istikrarını korumada ve savaşın olumsuz etkilerini hafifletmede önemli rol oynamıştır. Sınırlılıklar: Çalışmanın en önemli sınırlılığı belirli bir zaman dilimini (1940-1945) ele almasıdır. Bu sınırlandırılmaya gidilmesinin sebebi ise özellikle Devletçilik politikasının hayata geçirilmesiyle birlikte kurulan ilk İDT’lerin İkinci Dünya Savaşı gibi olağanüstü bir dönemdeki faaliyetlerinin ele alınması düşüncesidir. Özellikle 1945 yılından sonraki süreçte küresel dünyada Devletçilik politikasının benimsenmesinde bir yavaşlama söz konusudur. Bundan dolayı çalışma ele alınırken bu çerçevede bir yol izlenmiştir. Özgünlük/Değer: Çalışmayı özgün kılan en önemli özellik birinci el arşiv kaynaklarının kullanılmasıdır. Bir diğer özgün değer ise konunun tarih bilimi bağlamında ve dönemsel olarak ele alınmasıdır. Daha önce ele alınan çalışmalar genellikle bu kurumların özelleştirmelerini konu edinip iktisat biliminde ele alırken, bu çalışma doğrudan İDT faaliyetlerine değinmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2023
    Cumhuriyet İdeolojisinin Uygulama Aracı Olarak Ağrı Halkevi ve Faaliyetleri (1934-1951)

    Uğur, Uçar

    Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yeni devlet anlayışı çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmayı amaçlamıştı. Modern devlet yapısına ulaşmak için öncelikle halkın bu alana dahil edilmesi gerekliydi. Bunun için çeşitli adımlar atılmaya başlanmıştır. Cumhuriyet rejiminin yerleşmesinde, gerçekleştirilen inkılâpların toplumun büyük kesimleri tarafından kabul görmesinde ve ülkenin sosyal ve kültürel alanlarda belirlenen hedeflere ulaşmasında Halkevleri önemli rol oynamıştır. Türk İnkılâbı’nın modernleşme araçlarından biri olan Halkevleri, Cumhuriyet Dönemi’nin, 1932-1951 tarihleri arasında, en önemli kültür kurumları arasındadır. Bu çalışmada, Ağrı Halkevi özelinde bu kurumların kuruluş süreçleri, kendilerinden beklenen görev ve sorumluluklar, Halkevlerinin kuruluş amaçları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte; bu kurumların faaliyet sahaları CHP hükümet programları, siyasi parti programları, tarih bilimi için birinci el kaynak olan Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri verileri ışığında ortaya konulmuştur. Bu bağlamda Ağrı Halkevinin örgün eğitim modeliyle gelecek nesillerin modern eğitim düzeyinde yetiştirilmesi için bölgede Türkçe öğrenme ve yazma, dikiş-nakış kursları ve halkın bütünleşmesini sağlayan her türlü faaliyetleri ele alınmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2023
    Umumi murakabe heyeti raporlarına göre ziraat aletleri ve makinaları fabrikalarının faaliyetleri (1942-1950)

    Uğur, Uçar

    Türk çiftçisinin düzenli olarak yaşam standartlarının artmasının temel şartı birim sahadan elde edilecek tarımsal üretimin artırılmasıdır. Nüfus artışıyla birlikte ihtiyaçların karşılanabilmesi için zirai üretimin artırılması ve bunu gerçekleştirmek için de diğer faktörlere paralel olarak tarımdaki makineleşmenin de yeterli düzeyde olması gerekmektedir. Birim alandan elde edilen ürünün artırılmasında gübreleme, sulama ve ilaçlama yanında tarımda modern teknik araç ve gereçlerin kullanılması da çok önemli bir yere sahiptir. Sıralanan bu nedenler Türkiye’de tarımda makineleşmeye geçilmesini zorunlu kılmıştır. Tarımda her türlü ziraat işlerini yürütmek amacıyla 1938 yılında Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu kurulmuştur. Ziraat Aletleri Fabrikaları, Devlet Zirai İşletmeleri Kurumuna bağlı olarak 1944 yılına kadar faaliyetlerini gerçekleştirmiştir. Adı geçen fabrika ilerleyen yıllarda Zirai Donatım Kurumu adını alacak olan kuruma bağlanmış ve bu kurumun çatısı altında faaliyetlerini yürütmüştür. Çalışmada İsmet İnönü dönemi dikkate alındığı için sınırlamaya gidilmiştir. Bu sınırlamanın sebebi ise 1950 yılında hükümet değişikliği ile birlikte yeni tarım politikalarının gündeme gelmesidir. Bu çalışmada yukarıdaki kurumların kuruluşları ele alındıktan sonra Ziraat Aletleri Fabrikalarının faaliyetleri Umumi Murakabe Heyeti raporlarına göre ele alınacaktır. Böylece bu kurumun Türkiye açısından önemi rakamlarla açıklanacaktır. Konu hakkında bilgi verilirken öncelikle arşiv belgelerinden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridelerinden, Resmi Gazeteden, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    1939 Erzincan Depreminde Milli Yardım Komitesi’nin Kuruluşu ve ABD’nin Türkiye’ye Yardımları

    Uğur, Uçar

    1939 yılının son günlerinde meydana gelen Erzincan Depremi Türkiye’de gerçekleşen en yıkıcı depremlerin başında gelmektedir. Anadolu’nun büyük bir kısmını etkileyen bu deprem, 30 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur. Bu kadar yıkıcı bir deprem sonrasında ulusal yas ilan edilmiş, Türkiye tek yürek olarak depremin yaralarını sarmak için hemen çalışmalara başlamıştır. Bunun için öncelikle TBMM başkanlığına bağlı olarak milli yardım komitesi oluşturulmuştur. Buradaki amaç devletin yükünü hafifletmek ve deprem bölgesine yapılacak yardımları en kısa sürede resmi araçlar ile ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktır. Milli yardım komitesine Türkiye’nin her bölgesinden vatandaş göze çarpan yakın ve güçlü dayanışma örneği göstermiştir. Depremin yaralarını sarmak için birçok devlet yardım faaliyetlerine başlamıştır. Çalışmamıza konu olan ABD, en çok yardım faaliyetlerinde bulunan devletler arasındadır. Çalışmada depremin yıkıcı etkilerinden ziyade milli yardım komitesinin kuruluşu ve komiteye yapılan yardımlar ele alınmaktadır. Bu çalışmada Türkiye’de yaşanan en büyük felaketlerden biri olan Erzincan Depremi’nin yaralarını sarmak için oluşturulan milli yardım komitesinin kuruluşu ve önemli dayanışma örneği gösteren ABD’nin yaptığı yardımlar ele alınmaktadır. Çalışmada tarih biliminin en temel kaynağı kabul edilen arşiv belgelerinden olan başta Cumhuriyet Arşivi Dışişleri Bakanlığı Türk Diplomatik Arşivi olmak üzere, TBMM zabıt kayıtları, süreli yayınlar, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Ortak Kimlik Hafızasının Oluşturulma Sürecinde Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları: Gümüşhane Örneği (1933-1940)

    Uğur, Uçar

    Millî Mücadele’nin başarılı bir şekilde sonuçlanmasının ardından Türk Devleti’nin siyasi rejiminin adı 29 Ekim 1923 tarihinde konulmuştur. Cumhuriyet, sadece bir devlet şeklini değil aynı zamanda Anadolu İhtilali ile ilk yapraklarını açan Türk tarihinin temelini oluşturmaktadır. Cumhuriyet, Türk milletinin hem siyasi rejimi hem de yaşama iradesidir. Bu durumun en önemli göstergesi ise Cumhuriyet’in ilanının bayram olarak kutlanmasıdır. Cumhuriyet’in ilanı kutlama törenleri hem yurtiçinde hem de yurtdışı temsilciliklerinde büyük bir coşku içerisinde gerçekleşmiştir. Gümüşhane’de de Cumhuriyet Bayramı kutlamaları halk tarafından bayram havasında kutlanmıştır. Cumhuriyet kutlamaları, genel merkez tarafından belirlenen program dâhilinde gerçekleşmiş ve bu törenler inkılâpların yerleşmesi hususunda çok önemli görevleri yerine getirmiştir. Bu kutlamalar ile Cumhuriyet’in önemi her kesimden halka anlatılarak halkın yeni siyasi rejim hakkında bilgi sahibi olması sağlanmıştır. Böylece bayram kutlamaları, halkın kaynaşması ve millî değerleri yakından tanıyarak benimsemesi için en iyi araç görevini üstlenmiştir. Gümüşhane’de Cumhuriyet Bayramı kutlamaları toplumsal birlikteliği sağlayarak ortak bir kimlik hafızası oluşturmuştur. Bahse konu olan kutlamalar sayesinde siyasi rejime karşı halkın duyguları güçlendirilmiştir. Bu çalışmada 1933-1940 yılları arasında Gümüşhane’de gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları ele alınmaktadır. Çalışmanın hazırlanmasında belirlenen tarihler arasında Gümüşhane’de yayınlanan yerel gazeteden, Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi’nden, süreli yayınlardan, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2021
    Osmanlı’dan cumhuriyet’e aydıntepe’de idari yapı ve nüfus

    Göktaş, Serdar

    Günümüzde Bayburt Vilayeti’nin ilçelerinden biri olan Aydıntepe (Hart), coğrafi konum itibariyle Doğu Karadeniz Bölgesi içerisinde yer almaktadır. Kuzey ve kuzeybatıdan Trabzon ve Gümüşhane, doğu ve güneyden Bayburt ile çevrelenen Hart Ovası ile Soğanlı sıradağlarından oluşan Aydıntepe ve çevresi, ilk çağlardan bu yana birçok kültür ve medeniyetin etki alanına girmiştir. Selçuklular öncülüğünde Türklerin Anadolu’da ilk yerleştiği coğrafyalardan biri olan Aydıntepe, Osmanlı Devleti’nin Bayburt ve çevresini fethiyle birlikte kesin olarak Türk-İslam egemenliğine girmiştir. Aydıntepe, Osmanlı yönetimi altına girdikten sonra köy hüviyetiyle idari bünye içerisinde yer almıştır. XIX. yüzyıl’da ise yapılan idari düzenlemeyle birlikte Bayburt Kazası’na bağlı bir nahiye durumuna getirilmiştir. Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nin son dönemi ve Cumhuriyetin ilk yıllarında idari bünyede nahiye olarak yer alan Aydıntepe’nin idari yapısı ve nüfus özellikleri çevresinde yaşanan olaylar da göz önüne alınarak değerlendirilmeye çalışılacaktır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2020
    Cumhuriyetin ilk yıllarında gümüşhanevilayeti’nde bayındırlık faaliyetleri

    Göktaş, Serdar

    Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecinde Gümüşhane, bu dönemin olağanüstü şartları sebebiyle her açıdan ağır bir yıkıma uğramıştır. Şehir, Birinci Dünya Savaşı’nda Rus ve Ermeni işgaliyle birlikte can ve mal kaybının yanı sıra sosyo-kültürel, bayındırlık, eğitim, nüfus, ekonomi, güvenlik gibi alanlarda da manevi bir çöküş yaşamıştır. Cumhuriyet’in ilanının ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti idari yapılanması içinde ilk olarak bağımsız sancak daha sonra ise vilayet kimliğiyle yer alan Gümüşhane, yakın geçmişte yaşamış olduğu sarsıntıların yaralarını sarmak üzere harekete geçmiştir. Özellikle Rus işgali sırasında yakılan ve yıkılan şehir bu dönemde yeniden inşa edilmeye başlanmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de devlet adıyla birlikte zihniyetin de değiştiği Cumhuriyetin ilk yıllarında Gümüşhane Vilayeti’nde bayındırlık açısından nasıl bir değişim ve dönüşümün yaşandığı gözler önüne serilecektir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-29T17:14:18.759272829Z
dc.date.available2026-10-29T17:14:18.759272829Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/10048
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleCumhuriyet Tarihi Anabilim Dalıtr
dc.titleHistory of the Republicen
organization.identifier.codebayburt-insan-ve-toplum-bilimleri-tarih-cumhuriyet-tarihi
organization.unitTypedivision
rdl.unit.alias\bcumhuriyet tarihi anabilim dali\b
rdl.unit.alias\bhistory of (the )?(turkish )?republic\b