Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Mehmet Medenî et-Trabzonî Efendi'nin "el-İthâfâtü's-Seniyye fi'l-Ehâdîsi'l-Kudsiyye" adlı eserinin birinci bölümü'nün tahkik, tahric ve tercümesi

    Zekeriya Ertürk

    Araştırmamız, 18. yüzyıl Osmanlı âlimlerinden Süleymaniye Müderrisi Mehmet Medenî et-Trabzonî'ye ait olan, kudsî hadislerin toplandığı, müellifin kendi el yazısıyla kaleme aldığı "el-İthâfâtü's-Seniyye fi'l-Ehâdîsil'-Kudsiyye" adlı yazma eserin tanıtımı ve birinci bölümünün edisyon kritiği, tahrici ve tercümesini içermektedir. Tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Mehmet Medenî et-Trabzonî'nin yaşadığı dönemi, hayatı, ilmi şahsiyeti, eserleri ve "el-İthâfâtü's-Seniyye fi'l-Ehâdîsil'-Kudsiyye" adlı eserin biçimsel özellikleri, nüshaları, eserin metodu, muhteva açısından değerlendirilmesi ele alınmıştır. Bu bölümde müellifin yaşadığı dönemin siyasî, sosyo-kültürel ve ilmî durumuna kısaca değinilmiş, müellif hakkında derlediğimiz bilgilere yer verilmiş ve tespit edebildiğimiz eserleri zikredilmiştir. Ayrıca kudsî hadis ve ilgili literatür hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise yazma eserin birinci bölümünün tahkik edilmiş metnine ve kudsî hadislerin tercümesine yer verilmiştir. Bu bölümde ayrıca hadislerin tahrici yapılmış ve kaynakları gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler: Mehmet Medenî et-Trabzonî, Kudsî Hadis, El Yazması, el- İthâfâtü's-Seniyye fi'l-Ehâdîsil'-Kudsiyye

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Research of tarragon plant (Artemisia dracunculus) that is grown in Bayburt area which is dried by various methods in terms of functional traits and vegetable oil stability effect

    Tuğba Hamurcu

    In this study, it was aimed to research the effect of drying methods of Tarragon (Artemisia dracunculus) plant which is grown in Bayburt province on the bioactive properties of the plant and the effect of extracts obtained from this plant on the stability of vegetable oils. The harvested plant samples have been dried by 4 different methods being at ambient temperature, with microwave, drying oven and infrared and the harvested leaf and stems were extracted by separating from each other by using 3 different solvents (methanol; water, acetone; water, ethanol; water) of % 80. Total phenolic compounds, DPPH radical scavenging and colour analyses were conducted on the extracts. It was determined that plant drying methods and solvents used were effective and the highest values were found at the leaf section of the plant upon these analyses. The samples which were dried under microwave conditions were determined to show higher phenolic compound and DPPH radical scavenging activity. The oven test which is among the accelerated oxidative stability determination methods was applied in order to examine the effect of tarragon extracts on the oxidative stability of the vegetable liquid oils and peroxide values of the samples added in to oil were examined. For this purpose, the extracts which were extracted using 3 different solvents were added to the refined canola oil at 500, 1000 and 2000 ppm concentrations and then the peroxide values of the oils were measured by storing at 60 ºC. The results obtained indicate that the method of drying is effective on the bioactive properties of Tarragon extracts and that Tarragon extracts may be usable as natural antioxidant source for the purpose of preventing the vegetable liquid oils.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Farklı inceliklere sahip mermer ve Bayburt taşı atıklarının lif donatılı geopolimer bağlayıcılı sistemlerde kullanılması

    Nurullah Öksüzer

    Türkiye doğal taş bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Birçok ilimizde endüstriyelleşmiş ya da endüstriyelleşmekte olan doğaltaş üretimi ülkemizin ekonomik kalkınmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Ocak ve atölye işletmeciliği ile yapılan doğaltaş üretimlerinde yaklaşık %30-70 oranında atık ürün oluşturmaktadır. Bu atıkların bir kısmı inşaat sektörü başta olmak üzere birçok alanda değerlendirilmektedir. Ancak çoğunluğu atık sahalarında depolanmaktadır. Bu atık sahalarından rüzgâr ve yağmur erozyonu ile taşınan partiküller tarım arazilerini kirletmekte, içme sularını tahrip etmekte ve tozlaşma sonucunda doğa kirliliği oluşturmaktadır. Bayburt Taşı (BT) orijin olarak tüf/tüfit yapılı taş grubundadır. Kimyasal olarak yüksek oranda silis içermekte ve bu silissi yapı genel olarak zeolit minerallerinden meydana gelmektedir. Bayburt ilindeki rezervin yaklaşık miktarının 180 milyon metreküp olduğu MTA tarafından yapılan araştırmalarda belirtilmiştir. BT genel olarak dış duvar kaplaması, denizlik ve yüzey kaplamalarının yanı sıra çeşitli restorasyon işlerinde, köprü, cami ve çeşme gibi imalatlarda kullanılmaktadır. BT'nin ocak işletmeciliğinde modern yöntemlere geçilememesi sebebiyle %70'e varan verim kayıpları oluşmaktadır. Bu verim kaybı atık oranını artırarak tarım arazilerini ve havayı kirleterek çevre problemlerine sebep olmaktadır. BT üretimindeki atıklar depolama sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Bu tez çalışmasında, yapı malzemesi biliminin son zamanlarda ilgi gören konularından, sürdürülebilirlik ve enerji tasarrufu sağlayan malzemelerden biri olan geopolimer malzeme üretilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada NaOH yapılı bir alkali aktivatör kullanılmış olup BT atıklarından yüksek dayanımlı kompozit yapı malzemesi üretilmesi planlanmıştır. Deneysel çalışmalarda Bayburt bölgesinde bulunan, farklı oranlarda mermer atıkları (MA) ile BT kullanılarak NaOH ile aktive edilmiş geopolimer kompozit malzemeler üretilmiştir. Çalışma üç aşamada tamamlanmıştır. BT ve MA 125 mikron ve 10 mikron olmak üzere iki incelikte öğütülmüştür. Ardından öğütülen malzemeler farklı oranlarda polipropilen mikro lifli ve lifsiz halde karıştırılarak 10 mol derişime sahip NaOH çözeltisiyle birlikte hamur haline getirildikten sonra kalıplara yerleştirilmiş ve 90 gün boyunca laboratuvar ortamında bekletilmiştir. Son olarak elde edilen sertleşmiş numuneler üzerinde 7, 28 ve 90 gün yaşlarında basınç dayanımı, eğilme dayanımı, birim hacim ağırlık, su emme, kapiler su emme, aşınma direnci ısıl iletkenlik ve yüksek sıcaklığın dayanım üzerindeki etkileri test edilmiştir. Ayrıca numuneler üzerinde civa püskürtmeli porozimetre (MIP), x-ışını oksidal spektrum analizi(XRF), x-ışını kırınımı yöntemi (XRD) ve taramalı elektron mikroskobuyla (SEM) mikro yapı görüntüleme analizleri de gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda %60 BT kullanımında 90 günde herhangi bir presleme işlemi yapılmaksızın lifsiz kompozitlerde yaklaşık 34 MPa, lifli kompozitlerde 39 MPa basınç dayanımına ulaşılmıştır. Görünür porozite değerleri yaklaşık % 25-45 oranlarında olan geopolimer kompozit malzemenin genel olarak su direncinin zayıf olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    E-devlet hizmetlerinde kalite algısı: Bayburt ilinde bir uygulama

    Sibel Aydınlı

    İnternetin hayatımızdaki tüm alanlara hızla yayılması, devlet hizmetlerinde de sanal bir hareketliliğe sebep olmuştur. Günümüzde birçok devlet işlemi internet yoluyla gerçekleştirebilmektedir. E-devlet olarak adlandırılan bu uygulamalar sayesinde hem kamu hizmetleri daha etkin ve verimli bir şekilde sunulmakta hem de vatandaşların daha az çaba ve maliyet ile devlet hizmetlerine ulaşımı sağlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı; e-devlet hizmetlerini kullanan vatandaşların kalite algılarının, e-memnuniyet ve devam etme niyetleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma kapsamını Bayburt İl Merkezinde bulunan e-devlet kullanıcıları oluşturmaktadır. Çalışmada elde edilen verilere, yüz yüze anket yöntemiyle ulaşılmıştır. Toplanan verilerin analizi SPSS 21 ve AMOS 20 programları ile yapılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin geçerli olduğu, ikinci düzey doğrulayıcı faktör analizi ile tespit edilmiştir. Sonuçlar göstermektedir ki, vatandaşların e-devlet hizmet kalitesi algıları, e-devlet hizmetlerine devam etme niyetlerini ve e-devlet hizmet memnuniyetlerini etkilemektedir. Ayrıca, vatandaşların e-devlete yönelik memnuniyetleri de e-devlet sitesini kullanmaya devam etme niyetlerini etkilemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının (UFRS) Borsa İstanbul firmalarının mali verilerine ve finansal oranlarına etkisi

    Yakup Sarıışık

    Ekonominin küreselleşmesiyle, Türkiye'de halka açık şirketler hem yabancı yatırımcılarına Uluslararası standartlarda mali verilerini sunma hem de borç verenlerine mali verilerinin şeffaf ve güvenilir olduğunu gösterme adına, 2004 yılından bu yana UFRS'ye uygun mali verilerini düzenlemektedir. Bağımsız denetimden geçen bu şirketler mali verilerini kaliteli bir denetim sonrasında oluşturmaktadır. Kaliteli denetime, girdi faktörleri, süreç faktörleri, sonuç faktörleri, bağlamsal faktörler ve denetim unsurları arasındaki etkileşimler etki eder. UFRS'yi benimseyen ülkeler, bu süreçten farklı şekilde etkilenmiştir. Uyum sürecinde önemli değişiklikleri gerçekleştiren ülkelerin yanı sıra bu değişiklileri gerçekleştiremeyen ülkeler olmuştur. Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarını esas alan ve UFRS'ye geçiş yapan Türkiye'de halka açık şirketlerin UFRS öncesi 2002 mali verileri ve 2009 yılı UFRS verileri, bağımsız iki örneklem t-testi, Mood medyan sınaması ve sektörel analiz yöntemlerine tabi tutulmuştur. UFRS'ye geçiş Borsa İstanbul'daki mali verileri büyük oranda, finansal oranları ise kısmen etkilemiştir. Ayrıca mali veriler için bağımsız iki örneklem t-testi, finansal oranlar için Mood Medyan testi daha fazla anlamlı sonuçlar vermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Dinamik ve etkileşimli matematik öğrenme ortamlarında öğrencilerin kesirler ve oran orantı konusunda yaptığı hatalar ve çözüm önerileri

    Cem Kurdal

    Eğitim öğretim hayatı boyunca öğrencilerin en fazla karşılaştıkları güçlüklerin başında hata ve kavram yanılgısı gelir. Matematik öğreniminde karşılaşılan hatalar, konuların hiyerarşik bir sıra izlemesinden dolayı öğrencilerin eğitim öğretim hayatında sürekli beraberinde götürecekleri birer olumsuzluk olarak görünmektedir. Oran-orantı ve kesirler konusu, ortaokul ve lise matematik konularının temelini oluşturduğu için bu konularda yapılan hatalar daha sonra öğrenilecek konuların doğru öğrenilmesine engel teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı ortaokul matematik öğretim programında yer alan oran-orantı ve kesirler konularındaki bilgisayar ortamında ortaya çıkan hataları tespit etmek ve bu hataların hangi nedenlerden dolayı ortaya çıkmış olabileceğini tartışmaktır. Bu amaç çerçevesinde oran-orantı ve kesirler konularındaki ilişkisel yapıyı ortaya koymak, bu konularla ilgili soruların çözümünde bilgisayar ortamından kaynaklı olumlu ve olumsuz durumlar varsa ortaya çıkarmak, bilgisayar ortamında çalışmaktan dolayı oluşabilecek hataları incelemek ve bu hataları ortadan kaldırmaya veya olumlu bir biçime dönüştürmeye yarayacak fikirler geliştirmek amaçlanmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden kuram oluşturma deseni kullanılmıştır. Veri analiz sürecinde ise betimsel ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler, "Teknoloji ve Evrimleşen Matematik Öğrenme Alışkanlıkları" başlıklı 3001 TÜBİTAK projesi süresince toplanmıştır. TÜBİTAK tarafından desteklenen 114K050 numaralı proje, 3001 Başlangıç Ar-Ge Projeleri Destekleme programı kapsamında desteğe layık görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında, öğrencilerin kesir ve oran-orantı konularında birden fazla hata türüne sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu hata türlerinden bazıları ilişkisel hatalar, bazıları ise kavramsal hatalar başlığı altında toplanmıştır. Bir konunun başka birkaç konuyla ilişkisinin tam olarak oluşturulmamasından dolayı ortaya çıkan hatalara ilişkisel hatalar, konunun temel kavram noktalarının yanlış veya eksik öğrenilmesinden dolayı ortaya çıkan hatalar ise kavramsal hatalar olarak sınıflanmıştır. Anahtar kelimeler: Matematik, oran-orantı ve kesirler, hatalar, bilgisayar ortamında ortaya çıkan hatalar, ilişkisel hatalar, kavramsal hatalar.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    İlköğretim matematik öğretmenliği lisans programında geometri öğretimi: Uygulama ve öğrenci görüşlerinin incelenmesi

    Şeyda Birni

    Bu araştırma ilköğretim matematik öğretmenliği öğrencilerinin lisans sürecinde aldıkları geometri dersinin içeriği ve işleniş yöntemine uygun görüşlerini incelemek ve onların gözünden içeriği ve yöntemi değerlendirmek amacı ile yapılmıştır. Geometri dersi, dersin öğretim üyesi tarafından YÖK'ün eğitim fakültelerine önerdiği içerikten farklı bir içerikte tasarlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2013-2014 bahar döneminde Bayburt Üniversitesinde ilköğretim matematik öğretmenliği programında kayıtlı olan ve geometri dersini alan on iki öğrenci oluşturmuştur. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim kullanılmıştır. Veriler öğrenciler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler, araştırmacının dönem boyunca derslere katılması ile tutmuş olduğu gözlem notları, verilen proje ödevleri, vize ve final sınavları ve dönem başında ve sonunda yapılan isimli ve isimsiz görüş formları ile toplanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve bu verilerin geçerlilik ve güvenirliliğine bakmak için diğer veriler kullanılmıştır. Bulgularda öğrencilerin kullanılan eğitim yöntemine alışkın olmamalarından dolayı zorlanmalarına rağmen bu yöntemi sevdikleri, bu yöntem ve içerikle düşünmeye ve sorgulamaya başladıklarını, bu zamana kadar ezber yöntemi ile oluşturdukları geometri bilgilerini sorgulayarak yeniden inşa etmeye başladıkları ve en önemlisi geometrik düşünme becerilerinde gelişim meydana geldiği ortaya çıkmıştır. Elde edilen bulgular ışığında bu çalışma ile eğitim fakültelerinde lisans sürecinde alınan geometri dersinin içerik ve işleniş yönetimi ile ilgili tartışma başlatıldığı vurgulanmış, bu tartışmayı devam ettirmek için yeni çalışmaları yapılıp sonuçlarının karşılaştırılması önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Lisans Geometri Dersi, İçeriği, Öğretim Yaklaşımı

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Erzincan tulum peynirinden laktik asit bakterilerinin (LAB) izolasyonu, moleküler metotlarla tanımlanması ve ekzopolisakkarit (EPS) üretim potansiyellerinin genetik olarak belirlenmesi

    Hümeyra İspirli

    Geleneksel fermente ürünlerin üretimde rol alan Laktik Asit Bakterileri (LAB)'nin endüstriyel anlamda starter olarak kullanılabilmeleri o ürünün tat, yapı, aroma gibi özelliklerini oluşturan biyokimyasal faaliyetlerindeki çeşitliliğe ve ilgili metabolitleri üretme yeteneklerine bağlıdır. LAB türlerinin fermantasyon sırasında in situ olarak ekzopolisakkaritleri (EPS) üretmeleri hem ürünün fizikokimyasal niteliklerinde önemli gelişimlere neden olur hem de üreten türün çevresiyle etkileşimi çerçevesinde fonksiyonel sonuçlar oluşturabilir. Bu bağlamda bu tezin amacı Erzincan Tulum peynirinden EPS üreticisi starter olabilecek LAB türlerini izole etmek, bu türlerde homopolimerik ve heteropolimerik eps genlerini açığa çıkarmak ve bu türlerin ürettikleri EPS'i karakterize etmektir. Bu tez kapsamında tulum peyniri örnekleri Erzincan ili merkezi ve köylerinden toplanmış ve LAB türleri izole edilerek tanımlanmıştır. Tulum peyniri örneklerinden Lactobacillus plantarum, Lactobacillus paracasei, Lactobacillus brevis, Weissella paramesenteroides, Lactococcus garvieae ve Lactobacillus crustorum suşları izole edilmiş ve bu türlerde eps genlerinin PCR ile tespiti tulum peyniri izolatlarının türlere göre değişmekle birlikte homopolimerik gtf geni ve heteropolimerik EPS genlerini taşıdığı gösterilmiştir. Yapılan EPS üretim testleri bu türlerde EPS üretim miktarının birbirine yakın olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca seçilen bu türlerin EPS üretim kabiliyetlerinin farklı besiyeri ortamında değiştiği görülmüştür. Tulum peyniri izolatlarının ürettiği şeker gruplarının ortaya konması açısından türler pastörize süt ve %3 laktozlu MRS broth da geliştirilmiş ve EPS izolasyonu gerçekleştirilmiştir. HPLC analizi tulum peyniri izolatlarının sadece glukoz içeren EPS ürettiklerini ortaya koymuştur. Bu sonuçlar geleneksel olarak üretilen Erzincan Tulum peyniri üretiminde rol alan türler açısından EPS üretiminin önemini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2016
    Ekşi hamur kaynaklı bazı laktik asit bakterilerinin teknofonksiyonel özelliklerinin belirlenmesi

    Fatma Nur Demirbaş

    Bu çalışmada ülkemizin en önemli fermente ürünlerinden biri olan geleneksel yollarla üretilen ekşi hamur örneklerinden izole edilip tanımlanmış LAB türlerinin teknofonksiyonel ve probiyotik özellikleri çerçevesinde çeşitli nitelikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu türlerin EPS üretimi noktasında gerçekleştirilen testler, bütün türlerin sükrozun C kaynağı olduğu koşullar altında glukozdan oluşan homopolimerik glukan üretebildiklerini göstermiştir. LAB türleri ile yapılan glukansükraz aktivite testleri türlerin glukansükraz aktivitesinin önemli ölçüde farklılık arz ettiğini ve bu aktivitenin hücrenin farklı kısımlarında önemli ölçüde değiştiğini göstermiştir. Bu türlerin kontrollü şartlarda küflendirilmiş ekmekten izole edilmiş küflere karşı gösterdikleri antifungal aktivite türler arasında farklılık arz etse de bu türlerin önemli oranda antifungal aktivite gösterebildikleri ortaya konmuştur. Bu türlerin çeşitli gıda kaynaklı patojenlere gösterdikleri antimikrobiyal aktivite test edilmiş ve türlerin farklı oranlarda antimikrobiyal aktivitede olabilecekleri gösterilmiştir. Bu türlerin probiyotik potansiyellerinin belirlenmesi noktasında ise antibiyotik hassasiyetlerinin belirlenmesi, farklı çözgenlere hidrofobisite yetenekleri, düşük pH ve safra tuzlarına karşı dirençleri belirlenmiştir. Analiz sonuçları test edilen LAB türlerinin önemli bir kısmının düşük pH ve safra tuzu içeren MRS ortamında canlılığını koruduğunu göstermiştir. Öte yandan antibiyotik dirençlerinde kültürler arasında belirgin farklılıklar gözlenmiştir. Benzer olarak bu türlerin farklı seviyelerde hidrofobisite yeteneklerinin olduğu ortaya konmuştur. Sonuç olarak bu çalışma ile ekşi hamur bazlı LAB türlerinin teknofonksiyonel özellikleri ve probiyotik potansiyelleri ortaya konmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    Mukâtil b. Süleyman ve rivâyetlerinin değerlendirilmesi (Tefsiru'l Hamsi Mie Âye Mine'l Kur'ân eseri özelinde)

    Hamdi Türkoğlu

    Hicrî ikinci asırda yaşayan ve daha çok müfessir kimliği ile tanınan Mukâtil b. Süleyman dönemin önemli âlimlerinden biridir. Muhtelif sebeplerden dolayı pek çok ilim beldesine seyahat eden Mukâtil bu seyahatler sırasında döneminde yaşamış muhaddislerden hadîs tahammül etmiş ve hadîs ilmi içerisinde büyük yeri olan hadîs ulemâsına da hocalık yapmıştır. Kaynakların daha ziyade Tefsir ilmindeki otoritesinden bahsettiği Mukâtil b. Süleyman, Hadîs münekkidlerine göre zayıf görülmüş ve birçok hususta tenkit edilmiştir. Bu çalışmada, Mukâtil b. Süleyman'ın hayatı, ilmi kişiliği ve cerh-ta'dil durumu öncelikle ele alınmıştır. Daha sonra da Tefsiru'l Hamsi Mie Âye Mine'l Kur'ân adlı eserinden hareketle rivâyetlerinin değerlendirilmesi ve isnâd kullanımı üzerinde durulmuş; bu bağlamda eserde geçen râvîlerin güvenilir olup olmadıkları ortaya konulmuştur. Ayrıca adı geçen eserdeki rivâyetlerin mütâbilerinin temel hadîs kaynaklarındaki dağılımları araştırılmış ve bu rivâyetlerin büyük çoğunluğunun kaynaklarda geçtiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mukâtil b. Süleyman, Hadîs, İsnâd, Şâhid, Rivâyet.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    Matematik öğretmenlerinin yılmazlık düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi

    Murat Irmak

    Bu araştırmada matematik öğretmenlerinin okul türü, cinsiyet, yaş, medeni durum, mesleki kıdem ve okulun bulunduğu yerleşim yeri gibi bağımsız değişkenlerinin yılmazlık düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırma genel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırmanın evreni Gümüşhane ve Bayburt illerindeki ortaokul ve liselerde görev yapan matematik öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu ise bu illerde bulunan 169' u ortaokul ve 76' sı lisede görev yapan toplam 245 matematik öğretmenidir. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu ve Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi, mann-whitney u testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), tukey post hoc testi kullanılmış, önem derecesi .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın bulguları; okul türü ve okulun bulunduğu yerleşim yeri değişkenlerine göre araştırıcı olma alt boyutunda, medeni durum değişkenine göre öngörü alt boyutunda ve mesleki kıdem değişkenine göre lider olma alt boyutunda istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde gruplar arası farklılık olduğu sonuçlarını ortaya koymaktadır. Cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre yılmazlık düzeylerinde gruplar arası farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bulguları ışığında öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yılmazlık, Yılmazlık Düzeyi, Matematik Öğretmeni, Ortaokul, Lise.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    Matematik öğretmeni adaylarının öğretmene biçtiği roller ve teknoloji kullanım düzeylerine mikro öğretim yönteminin etkisi

    Ali Ergün

    Teknoloji alanında yaşanan gelişme ve değişmeler her alanda olduğu gibi matematik eğitiminde de köklü bir değişimi zorunlu kılmıştır. Bu değişim sonucunda matematik öğretim programlarında teknolojiye verilen önem artmış ve matematik öğretmenlerinin teknoloji okur-yazarı olmaları adına yapılan çalışmalar değer kazanmıştır. Bilindiği gibi matematik öğretmenlerinin teknoloji donanımlı matematik öğrenme ortamları hakkında bilgi sahibi olabilmelerinde lisans eğitimleri sırasında aldıkları eğitim çok önemlidir. Bu eğitimde mikro öğretim yöntemi önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma kapsamında öğretmen adaylarının teknoloji donanımlı matematik öğrenme ortamlarına hazırlanabilmeleri için 5 haftalık bir süreçte mikro öğretim faaliyetleri yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini 2 kız, 3 erkek olmak üzere 5 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Durum çalışması yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veri toplama aracı olarak gözlem ve mülakatlar kullanılmıştır. Gözlemlerin her biri video kaydına alınmıştır. Verilerin analizinde teknoloji kullanım düzeyi göstergeleri ve öğretmen rolleri ile ilgili açıklamalardan faydalanılmıştır. Bulgular incelendiğinde mikro öğretim öncesinde öğretmen adaylarının teknolojiden genellikle Düzey-1'de faydalandıkları görülmüştür. Mikro öğretim sonrasında ise teknolojiyi Düzey-2 ve Düzey-3'te kullanmaya eğilimli oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca mikro öğretim öncesinde teknoloji donanımlı ortamlarda öğretmenlere öğretici rolünü biçen öğretmen adayı sayısı daha fazla iken mikro öğretim sonunda kolaylaştırıcı öğretmen rolünü biçen öğretmen adayı sayısının daha fazla olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak mikro öğretim yönteminin teknoloji donanımlı ortamlarda öğretmene biçilen rolü öğreticiden kolaylaştırıcıya doğru değiştirmede ve teknolojinin daha üst düzeylerde kullanılmasında etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Teknoloji Kullanım Düzeyleri, Öğretmen Rolleri, Mikro Öğretim, Matematik, Öğretmen Adayları

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    Endüstriyel hizmetlerde marka değeri: Muhasebe yazılım programı kullananlar üzerine bir uygulama

    Savaş Bağdigen

    Bu çalışmanın amacı, endüstriyel hizmetlerde marka değeri boyutlarının marka değeri üzerine etkileri ve daha önce farklı bir muhasebe programı markası kullananlar ile daha önce farklı bir muhasebe markası kullanmayanların marka farkındalığı, marka bağlılığı ve kalite algısı arasında farklılıkları ortaya koymaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde endüstriyel pazarların özellikleri, endüstriyel satın alma karar süreci, satın alma türleri vurgulanmıştır. İkinci bölümde, endüstriyel hizmetler, endüstriyel pazarlarda markanın önemi ve rolü, endüstriyel pazarlarda marka değeri açıklanmıştır. Endüstriyel pazarlarda marka değerinin boyutları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise, TRA1 Düzey 2 bölgesinde muhasebe yazılım programı kullananların örnekleme alındığı bir araştırma yapılmıştır. Muhasebe programı kullanıcıların tercih ettikleri markanın kalite, bağlılık ve farkındalık düzeyleri ile marka değerine yönelik düşüncelerinin belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda bağımsız örneklem t- testi ve regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, endüstriyel hizmetlerde marka değerini; marka bağlılığı, marka farkındalığı ve kalite algısının pozitif yönde etkilediği ve daha önce farklı bir muhasebe yazılım programı markası kullananların kullanmayanlara göre kalite algısı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Endüstriyel Hizmetler, Marka Değeri, Muhasebe Yazılım Programları

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    Kendiliğinden yerleşen betonlarda çimento, mineral katkı ve agrega cinsinin taze ve sertleşmiş beton özelliklerine etkisi

    Çağlar Şaşmaz

    Bu tez çalışmasında Kendiliğinden Yerleşen Betonlar (KYB) üzerinde 2 farklı kökene sahip agrega, 3 tip çimento ve 2 farklı mineral katkının etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, 12 grup KYB üretimi yapılmıştır. KYB'lerde iri agrega olarak bazalt veya kireçtaşı, ince agrega olarak doğal kum kullanılmıştır. Karışım granülometrileri her bir agrega için aynı tutulmuştur. Her bir agrega grubu ile yapılan KYB üretimlerinde CEM I 42,5 R, CEM II/B-M (L-W) 42,5 R, CEM III A 42,5 N çimentoları kullanılmıştır. Karışım tasarımlarında C55/67 hedef dayanımı temel alınmıştır. Kireçtaşı agregası kullanılarak üretilen KYB'lerin birinci grubunda çimento dozajı 550 kg/m³ ve hiper akışkanlaştırıcı %1 oranında sabit tutularak, yayılma en az 60 cm hedeflenmiştir. İkinci grup karışımlarda toplam bağlayıcı malzeme miktarı 350 kg/m³çimento ve 200 kg/m³ uçucu kül (UK) olarak düzenlenmiştir. Üçüncü grup karışımlarda ise UK yerine öğütülmüş yüksek fırın cürufu (ÖYFC) kullanılmıştır. Son karışımda ise 350 kg/m³ çimento yanında 100 kg/m³ UK ve 100 kg/m³ ÖYFC yer almıştır. Her bir grup KYB üretiminde 9'ar adet 100/200 mm boyutlu silindir, 2'şer adet 150x150x150 mm boyutlu küp numune üretilmiştir. Numuneler sıcaklığı 20±2C olan kür havuzunda muhafaza edilmiştir. KYB üzerinde taze beton deneyleri olarak yayılma, sıcaklık ve ölçümleri, pH, birim hacim ağırlık, hava miktarı, T50 ve priz süresi deneyleri gerçekleştirilmiştir. Sertleşmiş beton deneyleri olarak 7, 28 ve 90 günlük basınç dayanımı ile 28. günde basınçlı su emme ve klorür geçirimliliği deneyleri yapılmıştır. Sonuç olarak taze beton üretimlerinde priz başlama-bitiş sürelerinin ve pH artışının kireçtaşı kullanılarak üretilen KYB'lerde daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Sertleşmiş beton üzerinde yapılan basınçlı su emme ve klorür geçirimliliği deneylerinde bazalt agregaları ile üretilen KYB'lerin kireçtaşı ile üretilen KYB'lera göre daha geçirimsiz olduğu görülmüştür. Ayrıca bazalt agregaları ile üretilen KYB'lerde 28 günde elde edilen dayanım değerlerine, kireçtaşı ile üretilen KYB'lerde ancak 90 günde ulaşıldığı gözlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    İnovasyonun kavramsal çerçevesi ve türleri: TRA1 düzey 2 bölgesinde bir uygulama

    Ahmet Demir

    İnovasyon, bilgi ve iletişim teknolojilerinin hayatın her alanına hükmettiği günümüzde adını çok sık duyduğumuz bir kavramdır. Küreselleşen dünya piyasalarında rekabet her geçen gün daha da artmaktadır. Artan rekabet ortamında piyasalar minimum fiyat maksimum rekabet şeklinde şekillenmiştir. Uzakdoğu'dan gelen düşük fiyatlı ürünler gelişmekte olan Türkiye gibi ekonomileri çok olumsuz etkilemiştir. Firmalara bu olumsuzluktan çıkış yolu olarak inovasyon yapma bir çözüm önerisi olarak sunulmaktadır. Bu çalışmada inovasyon konusu işlenmiş, TRA1 Düzey 2 Bölgesi OSB imalat sanayi işletmeleri üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada firmaların kullandığı inovasyon çeşitleri, inovasyon yapma nedenleri gibi birtakım faktörlerin işletmelerin yenilikçilikleri üzerindeki etkileri anket yöntemiyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre işletmelerin büyük çoğunluğu genç ve yeni kurulan işletmelerdir. Katılımcı işletmelerin büyük bir kısmı gıda sektöründe faaliyet göstermektedir. İşletmeler en çok müşteri şikayetlerini değerlendiren birimlere bünyelerinde yer vermektedir. Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Yenilikçilik, TRA1, Firma

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2015
    8. sınıf öğrencilerinin öğrenme stilleri ve TIMSS matematik başarılarının farklı değişkenler açısından incelenmesi: Bayburt ili örneği

    Alper Hanci

    TIMSS (Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması), 4 yıllık periyotlarla 4. ve 8. sınıf öğrencilerine uygulanan ve matematik ile fen bilimleri alanlarındaki eğitim-öğretimi geliştirmek amacıyla ülkelerin eğitim sistemleri hakkında karşılaştırmalı veri toplamak amacıyla yapılan bir sınavdır. TIMSS sınavına katılan ülkeler, kendilerinin dünya ülkeleri arasında matematik ve fen alanlarında hangi düzeyde oldukları hakkında fikir edinebilirler. TIMSS sınavının her dört yılda bir yapılıyor olması bir önceki sınavın yapıldığı yıla göre ülkenin eğitimdeki politikalarının veya eğitim sisteminin ilerleyip ilerlemediği, ülkenin eğitim durumunu nasıl iyileştirebileceği ve başarılı olan ülkelerin başarılı olmasındaki temel etmenlerin neler olduğunun cevaplarının bulunmasına yardımcı olur. Öğrenme stili kavramı ilk kez 1960 yılında Rita Dunn tarafından ortaya atılmış ve bu yıldan itibaren araştırmacılar öğrenme stillerini değişik biçimlerde tanımlamışlardır. Genel olarak öğrenme stili bireyin bilgiyi alma ve işleme sürecinde tercih ettiği yollar olarak tanımlanmaktadır. Öğrenme stili, öğrenmeye bireysel yaklaşımdır. Kimi öğrenciler, bu öğrenme eğilimlerinden tek birine sahip olurken, kimi öğrenciler bunlardan birkaçına sahip olabilir. Öğrenme stilleri doğuştan var olan karakteristik özelliklerdir. Bu özellikler yürürken, yatarken, otururken, konuşurken, oynarken ve yazarken bireyi etkiler, bu özelliklere göre eylemler yapılır. Bu nedenle eğitim-öğretim sürecinde öğrencilerin başarılı olabilmeleri için öğrenme stillerinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu araştırmada ilişkisel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Bayburt merkez ortaokullarında eğitim görmekte olan 652, 8. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri Reid'in öğrenme stilleri envanteri ve TIMSS 2011 matematik soruları içerisinden uzman görüşü alınarak seçilmiş 45 soru üzerinden toplanmıştır. Çalışmada nicel veri analiz yöntemleri kullanılmıştır. Veriler SPSS paket programında frekans, yüzde, varyans, standart sapma, t-testi ve ANOVA kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda öğrenme stillerinin okullara göre farklılık gösterdiği ancak cinsiyete, karne notuna, anne ve baba eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. 8. sınıf öğrencilerinin TIMSS başarılarının ise okul türüne, karne notuna, anne ve baba eğitim düzeyine göre değiştiği ancak cinsiyete ve öğrenme stillerine göre değişmediği sonucu elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlardan yola çıkarak önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: TIMSS sınavı, öğrenme stilleri, 8. sınıf öğrencileri, matematik dersi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014
    Sürdürülebilirlik açısından stratejik maliyet yönetimi

    Çetin Avci

    Modern işletmeler, üretim ve satış odaklı anlayışlarını geride bırakmalarıyla birlikte pazar hakkında sağlıklı ve detaylı bilgi almaya çalışırken, üretim, ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, tüketici ihtiyaç ve taleplerinin değişmesi, işletmeleri küreselleşmeye doğru sürüklemektedir. Bu gelişme ve değişimler işletmelerin iletişim kurmak zorunda olduğu coğrafyayı genişletmiş ve elde edilecek bilgilerinin yorumlanmasını zorlaştırmakla beraber pazar ağını da genişletmiş ve rekabeti daha şiddetli hale getirmiştir. İşletmelerin sürdürülebilir bir politika yürütebilmeleri, vizyon, misyon, strateji ve aksiyonla mümkün olacaktır. Bu dört unsur stratejik yönetimin temel unsurlarını oluşturmaktadır. Stratejik yönetim, ister özel sektör, ister kamu sektörü ve isterse kâr amacı gütmeyen gönüllü sektörde faaliyet gösteren tüm organizasyonlarda geleceğe yönelik amaç ve hedeflerin belirlenmesine ve bu hedeflere ulaşılabilmesi için yapılması gerekli işlemlerin tespit edilmesine imkân sağlayan bir yönetim tekniği olarak karşımıza çıkmaktadır. Küresel rekabetin baskısı altında kalan işletmeler, modern teknolojileri kullanmak suretiyle üretim sistemlerini değiştirmişlerdir. Değişen üretim sistemlerine paralel olarak mevcut maliyet sistemlerini de değiştirme ihtiyacı duymuştur. Artık standart maliyet sistemi gibi geleneksel maliyet sistemleri de günümüzün rekabet şartlarında yetersiz kalmaktadır. Stratejik maliyet yönetimi, şiddetli rekabet ortamında değişen üretim yöntemlerinin ve buna bağlı olarak değişen maliyet ve maliyet yönetim muhasebesi sistemlerinden oluşan bir modern maliyet yönetim yaklaşımıdır. Anahtar Kelimeler: Rekabet, Stratejik Yönetim, Maliyet Yönetimi, Sürdürülebilirlik

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014
    Farklı inceliklerdeki mineral katkılı çimentoların bazı fiziksel ve mekanik özelliklerinin belirlenmesi

    Duygu Tekin

    Bu çalışmada 63 ve 125 µm incelikte puzolanik özellikli, öğütülmüş Bayburt Taşı (BT) ile Yatağan Termik santral Taban külü (TK) CEM I tip çimentoda % 0, 10, 20 ve % 30 oranlarında ikame edilerek kullanılmıştır. Çalışmanın amacı farklı inceliklere sahip mineral katkıların, kompoze çimentoların fiziksel ve mekanik özelliklerine etkilerini araştırmaktır. İlaveten üretilen kompoze çimentoların kimyasal katkı uyumları da çalışmada konu alınmıştır. Bu kapsamda farklı iki firmanın aynı tip akışkanlaştırıcıları, üretilen kompoze çimentolu hamur ve harçlarda denenmiş; fiziksel, mekanik ve reolojik etkilerinden bazıları incelenmiştir. Bu amaçla TS EN 196-3'e göre çimento hamurları üzerinde standart kıvam, priz başlangıcı- bitişi süreleri ve hacim genleşme deneyleri ile TS EN 196-1'e göre çimento harçları üzerinde basınç mukavemeti, ASTM C 230'a göre yayılma verileri elde edilmiştir. Mekanik mukavemetler için harçlar 28 gün standart kürde bekletildikten sonra 2, 7 ve 28 günlerde basınç dayanımı deneyleri gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, mineral katkıların dane boyutuna bağlı özgül yüzey alanındaki değişiklikler, harçların fiziksel, mekanik ve reolojik özelliklerinde önemli farklılıklar oluşturmaktadır. İlaveten farklı firmalara ait aynı yapıdaki kimyasal katkılar harç ve hamur davranışlarında benzer ama farklı etkiler göstermiştir. Çimento hamurunda BT ve TK ikamesi arttıkça standart kıvam ve priz bitişi süreleri artmıştır. %10-20 oranlarında BT ve TK kullanılan katkılı çimentolar 28 gün kürleme süresi sonunda kıyaslanabilir sonuçlar vermişlerdir. Çimento yüzey alanının artması ile katkılı çimentoların basınç dayanımı artmıştır. Ayrıca Portland çimentosunun mineral katkılarla yer değiştirmesi, çimento hamurunun hacim genleşmesinde kayda değer bir değişiklik oluşturmamıştır. Anahtar sözcükler: çimento / harç / hamur / Bayburt taşı / Taban külü / kimyasal katkılar / incelik

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014
    Sönmüş kireç ve çimento harçlarının mekanik özelliklerinin toz haline getirilmiş Bayburt taşları ve zeolit ile iyileştirilmesi

    Yavuz Selim Hatipoğlu

    Bu tez çalışması yığma yapılarda kullanılan kireç ve çimento harçlarının daha sağlıklı ve doğru şekilde kullanılabilmesi için kireç ve çimento harçlarının taze ve sertleşmiş özelliklerinin zeolit ve toz haline getirilmiş Bayburt taşlarıyla manipüle edilebilirliği üzerine yapılmış bir çalışmadır. Çalışma kapsamında yığma yapılardaki kireç ve çimento harçlarından kaynaklanan bazı hasarlar ve yapım anında veya sonrasında çimento ve kireç harçlarının bazı dezavantajları ortaya konduktan sonra zeolit ve toz haline getirilmiş Bayburt taşlarıyla harçları manipüle ederek ortaya konan sorunların çözümü aranmıştır. Çalışmada Manisa/Gördes'ten elde edilmiş zeolit ve Bayburt ilinden temin edilen Bayburt Sarı, Bayburt Beyaz, Bayburt Yeşil taşları kullanılmıştır. Bayburt taşlarının puzolanik özellik gösterebilmesi ve zeolit ürünü ile kıyaslanabilmesi için benzer granülometri eğrileri elde edilmiştir. Deney için karışım tasarımı standartlara bağlı kalarak oluşturulmuş ve her ikame malzemesi için %2,5, 5, %10, %20, %30, %40 ve %50 oranlarında katkının yapılması uygun bulunmuştur. Her yüzdelik katkı oranı için 6 küp ve üç kiriş numune dökülmüştür. Çimento harçları için 14. gün, 21. gün ve 28. günlerde kireç harçları için 28. gün, 56. gün ve 91. günlerde basınç ve eğilme dayanımı testi uygulanmıştır. Diğer deneyler harçlar taze halde iken uygulanmıştır. Elde edinilen sonuçlar incelendiğinde kireç ve çimento harçları özelliklerinin zeolit ve toz haline getirilmiş Bayburt taşları ile manipüle edilebilirliği ortaya çıkmıştır ve tezin başında ortaya konan problemlere ışık tutmuştur. Sonuçlara göre zeolite ve Bayburt taşları katkısı ile kirecin harcının basınç dayanımının %60 oranlarına kadar arttığı, su iletme kapasitesinin 4 kat arttığı, su iletme süresinin ise 4 kat azaldığı, priz süresinin %40'lara varan oranlarda iyileştirilebildiği ve kıvamın manipüle edilebilirliği görülmüştür. Zeolite ve Bayburt taşları katkıları ile çimento harcının kontrol numuneye göre basınç dayanımının %65'ler oranında azaldığı, prizlenme süresi ve kıvam değerlerinin ise zeolite ve Bayburt taşları ile manipüle edilebilirliği görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2014
    Kan basıncının damarlarda yarattığı deformasyon ve gerilmeler

    Özgen İrteş

    Bu çalışmada, damarlardaki kan basıncının damarlarda yarattığı deformasyonlar ve gerilmeler incelenmiştir. Modellenen sistem ile damarlara, kalbin kasılması (sistolik) ve gevşemesi (diastolik) esnasında meydana gelen basınç değerleri yük olarak kullanılır. Bu basınç altında damarlarda meydana gelen radyal ve teğetsel gerilmeler incelenmiştir. Ayrıca sistolik kan basıncı değişken alınarak damarlarda meydana gelen radyal yer değiştirmeler hesaplanmıştır. Analizde kullanılan damar yapısı "Aort" damarı esas alınmıştır. Aort damarının lineer elastik olarak davrandığı kabul edilmiştir. Analizler sonucunda, Aort damarındaki kan basıncı altında damar yapısında meydana gelen gerilmeler ve deformasyonlar değerlendirilmiştir.