Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Vahiy kültüründe ibadet, peygamber ve kadın

    Merve Aktaş

    Yüce Allah'ın insanoğluna ilahi mesajlarını iletmesi olarak tanımlanan vahiy olgusu semavi dinlerde önemli bir yere sahiptir. Bu dinlerde tanrının insan ile iletişimine vesile olması itibariyle vahiy, tanrı tasavvurunu ve din anlayışını şekillendirmektedir. Nübüvvet temeli üzerine kurulu olan vahiy inanç ve ibadet başta olmak üzere birçok meselede öğretici, değiştirici ve dönüştürücü vasıflarıyla kişiye ve topluma önemli katkılar sağlamıştır. Dolayısıyla vahiy öğretisi geçmişten günümüze keyfiyeti itibariyle merak edilmiş ve üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Bu çalışma vahiy kültüründe peygamber, ibadet ve kadın konuları bağlamında mukayeseli bir çalışma olarak iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ilahi dinlerde (Yahudilik, Hıristiyanlık, İslam) vahiy kavramının nasıl anlaşıldığı hususu araştırılmıştır. Vahiy kavramı ilahi dinlerin kutsal kitapları temel alınmak suretiyle değerlendirilmiş ve vahyin kaynağı olan tanrı inancına atıf yapılmıştır. Yüce Yaratıcı vahiyle insanlara emir ve yasaklarını iletmiş, onlara dünya ve ahiret mutluluğu sağlayacak bilgiler vermiştir. Dolayısıyla vahyi anlamak dinin temel prensiplerini anlamak için ilk adımdır. İkinci bölümde ise peygamber, ibadet ve kadın konuları ele alınarak bu konuların ilahi dinlerde nasıl anlaşıldığından bahsedilmiştir. Bu konulardan bahsederken ilahi dinlerin kutsal kitapları temel alınmak suretiyle çeşitli kaynaklardan faydalanılarak her konunun bitiminde bahsi geçen meseleler ilahi dinler kapsamında mukayese edilmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Menâr ve Hak Dini Kur'an dili tefsirlerinde Kur'an kıssaları üzerinde yorum farkları

    Ali Kemal Seyis

    XIX. ve XX. yüzyılda İslâm dünyasının gerilemesi, Batı'nın ise sanayi, teknoloji ve kültürel alanlarda ilerlemesi, İslâmî düşüncenin yeniden sorgulanmasına sebep olmuştur. Bu sorgulama, söz konusu dönemde tefsir sahasında kaleme alınmış bazı eserlerde de kendini hissettirmiştir. Bu çalışmada, XIX. yy.'ın sonu, XX. yy.'ın başındaki önemli müfessirlerden; modern yorumlarıyla bilinen, Mısır'da yaşamış Muhammed Abduh ve öğrencisi Reşîd Rızâ'ya ait Menâr Tefsiri'nde yer alan kıssa yorumları ile aynı dönemde Anadolu'daki tanınmış İslâm âlimlerinden Elmalılı Hamdi Yazır'ın Hak Dini Kur'an Dili tefsirinde yer alan Kıssa yorumları karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışmada, iki eserde yer alan Kur'an kıssaları hakkındaki, farklı yorumlar değerlendirilmiştir. İlmi tefsir metoduyla yapılan kıssa yorumları ise örtüşen yönleriyle ele alınmıştır. Bu özellikleri taşımayan yorumlar çalışmanın kapsamına dâhil edilmemiştir. Birinci bölümde; müelliflerin hayatları, ilmî kişilikleri, sosyal ve siyasî faaliyetleri konu edilmiş, başlıca eserleri kısaca tanıtılmıştır. Ayrıca kıssalarla ilgili temel kavramlar özet halinde verilmiştir. İkinci bölümde, Peygamber Kıssaları üzerine yapılan farklı yorumlar delilleriyle birlikte tespit edilmiş ve her kıssa yorumu sonunda söz konusu deliller üzerinden kısa bir değerlendirme yapılmıştır. Üçüncü bölümde, şahsiyet, topluluk ve mekânlarla ilgili kıssalar söz konusu edilmiş ve her iki eserde bu kıssalar üzerine yapılmış farklı yorumlar, ikinci bölümdeki usulle değerlendirilmiştir. Bu bölümün sonunda ayrıca Menâr ve Hak Dini Kur'an Dili tefsirlerinde kıssalar hakkında yapılmış benzer ilmi yorumlar tespit edilip değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Meleklere iman ve hayata yansımaları

    Birhan Çeviren

    Meleklere iman konusu hem iman esasları içerisinde hem de insanın manevi dünyasında önemlidir. Semavi dinlerde ve birçok inanç sisteminde meleklere imanın, temel esaslardan sayıldığı görülmektedir. Meleklere imanın iman esasları içerisinde ikinci sırada ifade ediliyor olması, sonrasındaki tüm esasların kabulünün meleklere iman ile mümkün olması sebebiyledir. Çünkü Allah ile kulları arasında aracı olarak haberler getiren onlardır. Bu çalışmanın varsayımı, itikâdî temelleri doğru ve düzgün olarak anlaşılan meleklere iman konusunun insanın Allah ile olan ilişkisine olumlu yönde etkisi olacağıdır. İmanı olgun bir Müslüman olmanın yollarından birisinin bu anlayışla beraber olacağı kanaatindeyiz. Konumuzla ilgili araştırmalar yaparken tespit ettiğimiz noktalardan birisi demeleklere imanın diğer çalışmalarda hayata yansımaları yönü ile ele alınmadığıdır. Bu çalışmamızla beraber meleklere imanın hayata yansımaları konusuna katkı sunacağımıza inanıyoruz.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    İbnu'l Cevzî ve Zâdü'l-mesîr adlı tefsirindeki filolojik yaklaşımları

    Ahmet Mahmut Gözün

    Bu çalışma İbnu'l-Cevzî'nin Zâdu'l-mesîr fî ilmi't-tefsîr adlı eserindeki filolojik yaklaşımlarını ele almaktadır. 510/1117 yılı civarında Bağdat'ta doğan İbnu'l-Cevzî, hadis, fıkıh, tefsir ve diğer İslami ilimler sahasında olduğu gibi Arap Dili ve Edebiyatı alanında da birçok eser kaleme almıştır. Tefsir alanında yazdığı eserlerin başında Zâdu'l-mesîr fî ilmi't-tefsîr gelmektedir. Müellif eserinde öncelikle tefsir, hadis, fıkıh gibi İslami ilimlere dair görüşlerini izhar ettikten sonra filolojik tahlillere değinmiştir. Eserde, genel itibari ile mütekaddimun ulemasının görüşleri derlenmiştir. Bazen görüşler arası tercihler yapılmıştır. Tefsir, diğer İslami ilimleri ihtiva ettiği gibi kıraat, fonetik, sarf ve nahiv açısından da oldukça zengin bir içeriğe sahiptir. Tefsirde Basra ve Kûfe nahiv ekollerine ait farklı görüşlere de yer verilmiştir. Bu ekollere ait görüşler tarafsız bir şekilde sunulmuştur. Ayetlerin irabı konusunda İrabu'l-Kur'an eserlerinden yararlanılmıştır. Bununla birlikte kıraatler ve Arap lehçeleri arasındaki irtibat kapsamlı bir şekilde izah edilmiştir. Aynı zamanda iyi bir şair olan müfessir, tefsirinde şiirlerle istişhât etmeye özen göstermiştir. Eserinde kendine ait şiirler de bulunmaktadır. Ancak istişhat ettiği şiirler genelde meşhur şairlere aittir. Şiirlerde geçen manen anlaşılmazı zor kelimeleri bazen açıklamıştır. Görüşlerinden yararlandığı âlimlerin yaptıkları tercihleri zikrederek kendi filolojik değerlendirmelerini zenginleştirmiştir. Böylece eser, okurlarına her yönüyle hitap eden ve özellikle muhtevası yönüyle filolojik anlamda zengin bir kaynak olma özelliğini taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Filoloji, Sarf, Nahiv, İbnu'l-Cevzî, Zâdu'l-Mesîr

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Âyetlerin te'vilinde zamanın tağayyürü (Kevnî âyetler örneği)

    Zehra Bayar

    Kur'ân-ı Kerîm tüm insanlığa gönderilen son ilahi kitap olması sebebiyle içerisinde insanların dünya ve ahiret hayatının mutluluğunu sağlamayı gaye edinen ilkeler barındırmaktadır. Toplumun ilk temel yapısını oluşturan insanın yeryüzünde halife kılınmasıyla birlikte yaşam serüveni ve kâinatla etkileşimi başlamıştır. Yüce Allah kâinatı insanın yaşamını kolaylaştırabilecek bir şekilde donatmış ve insanın istifadesine sunmuştur. Bunun için Kur'ân-ı Kerîm'de kevnî âyetler yani kâinatın yaratılışı, gelişimi ve insanlara sağlamış olduğu yararlar hakkında birçok bilgi verilmiştir. Hz. Peygamber'in mucizeleri arasında ayrı bir öneme sahip olan Kur'ân-ı Kerîm çağlar aşan üslubuyla her dönemin insanına hitap etmiş ve onlara rehber olmuştur. İslamiyet'in hızlı bir şekilde yayılmasıyla birlikte farklı kültürle tanışılmış ve Kur'ân'ın yeni kültürlere anlatılabilmesi ve açıklanabilmesi tefsir ilminin doğuşunu hızlandırmıştır. Bu çalışmada öncelikle tefsir ilminin doğuşunu sağlayan amiller etraflıca incelenmiş ve içinde bulunulan dönemin Kur'ân âyetlerine nasıl yansıdığı hakkında bilgi verilmiştir. Müfessirin zihni yapısı, eğitim seviyesi, muhakeme yeteneği, bilim ve teknolojinin gelişmesi, dönemin sosyo-kültürel şartları vb. durumların ayetlere yansıması mukayeseli bir şekilde incelenmiştir. Bu araştırmada tefsir ilminde her dönemin önemli sayılabilecek müfessirlerin kevnî ayetlere bakış açısı bütüncül bir şekilde incelenmiş, okuyucuya hem tarihi veriler ışığında hem de bilimsel veriler ışığında mukayeseli bir çalışma sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Said Havva ve İslamcılık anlayışı

    Emine Özmen

    Said Havva, XX. yüzyılda siyasi ve sosyo-kültürel sorunların baş gösterdiği bir dönemde fikirleri ile iz bırakmış bir düşünürdür. Havva, İslam Dünyası içinde ortaya çıkan sorunlar üzerine yoğunlaşmış ve bu sorunlar üzerinden seriler halinde eserler kaleme almıştır. Bu eserler bağlamında Müslümanların çağın gerisinde kalmalarının sebebini, İslam'ın özünden ayrılmalarına bağlamıştır. Bu nedenle İslam'ın özüne dönmeyi ve İslam'a aykırı olan bütün bid'at ve hurafelerin, İslam'ın özünden arındırılması gerektiğini savunmuştur. Havva bu doğrultuda ilerleyerek bütün Müslümanları tek bir İslam Devleti'nin çatısı altında toplamayı hedeflemiştir. Bu amaçla Havva'nın sorunlar üzerindeki analiz ve eleştirileri değerlendirildiğinde, onun İslamcı anlayışının Kur'an ve Sünnet merkezli olduğunu görmekteyiz. Çalışmamızın içeriği, Said Havva'nın Türkçeye çevrilmiş eserlerinden ve yardımcı kaynaklardan yararlanılarak ortaya çıkmıştır. Çalışmamız, bir giriş, iki bölüm ve sonuç kısmından meydana gelmektedir. Tezimizin giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi ve sınırlılıkları hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Said Havva'nın hayatını ayrıca düşünce yapısını daha iyi anlamak için İslamcılığın tanımı ve Said Havva'nın mensubu olduğu İhvan-ı Müslimin ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Said Havva'nın İslamcılık idealist çerçevesinde, toplum, devlet ve eğitime yaklaşımı ayrıca mezhebi oluşumlara bakışı üzerinde durulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Modernleşme dönemi Türk-İslam sentezi arayışları: Yusuf Akçura örneği

    Esra Delisalih

    Osmanlı Devleti'nin son dönemiyle Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık ve öncülük eden Yusuf Akçura, Meşrutiyet ve Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği aydın, düşünür ve fikir adamıdır. Eserleriyle yaşadığı çağın sorunlarına ışık tutan Akçura, Üç Tarz-ı Siyaset adlı eseriyle günümüzde hala adından söz ettirmektedir. Akçura, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin siyasi ve kültürel alanlarında fikir önderliği yapmış, Cumhuriyetin kurucu ideologlarından birisidir. Akçura, gerek kendi dönemi gerekse sonraki süreçlerde Türk-İslam Sentezi düşüncesinin fikir babası olarak görülmüştür. İslamcılık ve Türkçülük konularındaki orta yolu bulma ideali onun realist ve akılcı kimliğiyle birleşerek çözüm önerisi sunmasını sağlamıştır. Böylelikle yeni bir devire başlayan Müslüman Türk milletine ilham kaynağı olmasının yanı sıra Türk-İslam Sentezi fikriyle Türkiye Cumhuriyeti'nin bugününe kadar gelen bir idealin temelini atmıştır. Milletvekilliği sıfatıyla siyasetçi olarak da görev ifa eden Akçura, başta eğitim olmak üzere tarih ve kültür alanlarındaki kıymetli çalışmalarıyla Türk düşüncesinin fikri inkişafına katkı sağlamıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Kur'ân ve sünnete göre asabiyet

    Şahin Hazar

    Tarih boyunca insanlığın gelişmesi önündeki problemlerden biri, asabiyet anlayışı olmuştur. Allah ilk insandan itibaren insanlara peygamberler göndermiştir. Her peygamber gönderildiği topluma o toplumdaki yanlış düşüncelerle mücadele edip, ilahi mesajları aktararak doğru yolu göstermiştir. Nübüvvet zincirinin son halkası olan Peygamberimiz de kendi toplumundaki en büyük hastalık olan câhiliye dönemi asabiyeti ile mücadele etmiştir. Asabiyet, kişinin kendi ırkını ve milletini daha üstün görüp, diğer ırkları ise değersiz görmesidir. Bir başka ifade ile kişinin zalim de olsa mazlum da olsa kendi kardeşine yardım etme anlayışıdır. İslâm'dan önceki dönemi ifade eden câhiliye tabiri, bir zihniyetin adıdır. Hz. Peygamber'in meydana getirdiği değişimi anlayabilmek için câhiliye döneminin iyi anlaşılması gerekir. Araştırmamızda câhiliye döneminin en büyük özelliği olan asabiyet anlayışı ve toplumsal hayattaki yansımaları ele alınmıştır. Özellikle çalışmamızla alâkalı olarak Kur'ân-ı Kerîm'deki ayetler ve Peygamberimizin hayatı boyunca asabiyetle olan mücadelesi derinlemesine incelenmiştir. Ayrıca toplum bireylerinin birbirlerine kenetlenmesini sağlayan milli duygularla hareket etmenin, akrabalık ilişkilerini canlı tutmanın ırkçılık zihniyetiyle karıştırılmaması gerektiğine de dikkat çekilmiştir. Çünkü kişinin milli his ve duygulara sahip olması tabiidir. Kâmil bir müslüman içinde yaşadığı toplum başta olmak üzere vatanını, milletini, kutsal değerlerini sever. İki ana bölümden meydana gelen bu çalışmamızın birinci bölümünde kavramsal çerçeve ve cahiliyye dönemi asabiyet anlayışına değinilmiştir. İkinci bölümde ise Kur'ân ve Sünnete göre asabiyet anlayışı konusu ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Yaşar Nuri Öztürk'ün Kur'an anlayışı

    Mustafa Yılmaz

    Bu araştırmada Yaşar Nuri Öztürk'ün eserleri bağlamında Kur'ân anlayışı ortaya konulmaya gayret edilmiştir. Öztürk, her ne kadar müstakil bir tefsir kaleme almamışsa da bir Kur'ân meâli hazırlamış; birçok eserinde pek çok âyeti yorumlamış, bazı eserlerinde de Kur'ân'la ilgili değişik konulara değinmiştir. Bu çalışmada araştırmanın amacı ve yönteminden bahsedildikten sonra birinci bölümde Öztürk'ün yetiştiği dönemde Türkiye'deki dini yaşantı ve Öztürk'ün hayatı ile eserleri ele alınmış, onun görüşlerinden etkilendiği kişileri tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, onun Kur'ancılık akımından etkilenmesi ve bu konudaki görüşleri ortaya konulmuştur. Daha sonra onun Kur'ân meâli incelenerek bu meâlin yazılma amacı ve onun diğer meâllerden farklı yönleri ele alınmış, onun diğer meallerden farklı tercüme ettiği bazı kavramlar belirlenmiştir. Üçüncü bölümde onun Kur'ân ilimlerine ve bazı Kur'âni meselelere yaklaşımı ortaya konulmuştur. Bu meseleler; Kur'ân'da geçen "hadis" kelimesini Hz. Peygamber'in sözü olarak kabul etmesi, Kur'ân'da imanın şartlarından hangilerinin zikredildiği, Kur'ân'da nesih, İsrâ ve Mirac hadisesi, Kur'ân tercümesi ile namaz kılınıp kılınamayacağı, zekât, hac, reenkarnasyon vb. konulardır. Bu çalışmada Öztürk'ün Kur'ân'daki İslâm kitabı başta olmak üzere onun diğer eserleri okunup incelenerek onların hepsi gözden geçirilmiş, böylece konuyla ilgili görüşleri ilk elden kaynaklardan tespit edilmek istenmiştir. Ayrıca Öztürk'ün fikirlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için onun görüşlerine tenkit olarak kaleme alınmış eserlerden de istifade edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Rifaiyye meşayihinden Sanamerli Seyyid Hacı Ahmed Baba ve Bayburt Halifesi Hacı Şaban Efendi

    Ahmet Ertaç

    Rifâî tarikatının Doğu Anadolu'ya yayılmasına vesile olan Sanamerli Seyyid Hacı Ahmed Baba Van'ın Hoşab (Güzelsu) beldesinde 1792 (H. 1144) senesinde dünyaya gelmiş, Van'dan Erzurum Aşağı Pasinlere manevi görevle tayin edilmiş Anadolu'nun çeşitli yerlerinde 36 yıl gezdikten sonra o dönem Aşağı Pasin'in Sanamer köyüne yerleşmiştir. Burada dergâh açarak irşâd faaliyetlerine başlamıştır. Aynı zamanda 72 halife ile birlikte binlerce mürid yetiştiren Seyyid Hacı Ahmed Baba, 1912 (H: 1330) yılında 120 yaşında Sanamer'de vefat etmiştir. İlk tahsil ve tasavvuf terbiyesini babasının dergahında alan Sanamerli, yine babasının nezaretinde kemale ermiştir. Sanamerli, irşad göreviyle Anadolu'yu gezmiş sonra İstanbul'a geçmiş, oradan Hac farizasını ifa etmek için Hicaza gitmiştir. Hicaz dönüşü Pir Muhammed Küfrevi dergâhına iki yıllık bir eğitiminden sonra, 36 yaşlarında babasından almış olduğu manevi bir işaret üzerine, kardeşi ile birlikte Erzurum'un Pasinler yöresine gelmiştir. Bu iki kardeş Aşağı Pasin'in alt sınırında olan ve Pasinlerle birlikte Narman kazasını da kuş bakışı seyreden şimdiki adıyla Hacı Ahmed Baba (Sanamer) köyüne yerleşmiştir. Sevgi ve merhamet eksenli bir tasavvuf anlayışını benimseyen Sanamerli yaşadığı çağda insanları irşad etmiş, insanların zihinlerinde ve gönüllerinde iz bırakmıştır. Rifâîliğin Bayburt'taki mürşidi Hacı Şaban Efendi, 1901 senesinde Bayburt'ta doğmuş ve ömrünü hep bu yörede geçiren ve yöre halkının kıymet verdiği önemli bir mutasavvıftır. 1938 yılında Rifâî meşayihlerinden Kaleardılı Hacı Ahmed Baba ile tanışmış, ona bağlanarak Rifâî tarikatında seyr-i sülûkunu tamamlamıştır. Ahmed Baba hayattayken onu tam bir icazetle, şahitlerin içerisinde halife olarak tâyin etmiştir. Merhameti ve yardımseverliğiyle insanların kalbine dokunan Hacı Şaban Efendi, döneminin insanı üzerinde iz bırakmış Bayburt'un önemli şahsiyetlerindendir. Bu çalışmada Rifâî Şeyhlerinden Sanemleri Hacı Ahmed Baba ve Hacı Şaban Efendi'nin hayatları, ilmi, edebi şahsiyetleri ile tasavvufi yaşantıları ve görüşleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Mülk Sûresi çerçevesinde itikadî konuların değerlendirilmesi

    Mehmet Kanhan

    İtikada ilişkin konular Kur'ân-ı Kerîm'de bir bütün olarak değil de farklı sûre ve âyetlerde geçmektedir. Bu bağlamda Mülk sûresinde geçen bazı âyetlerin birtakım itikadî konular hakkında bilgiler ihtiva ettiği görülmektedir. Çalışmamızda Mülk sûresinde bulunan âyetleri hem kelâmi açıdan hem de müfessirler gözünden ele alarak itikadî açıdan değerlendirmeye çalıştık. Mülk sûresindeki itikadî konular üzerinde dururken, erken dönem kelâm kaynakları başta olmak üzere yakın dönem müelliflerinden de istifade etmeye çalıştık. Yeri geldikçe itikadî mezheplerin yaklaşımlarına ve müfessirlerin görüşlerine yer verdik. Çalışmamız, bir giriş, iki bölüm ve sonuç kısmından meydana gelmektedir. Giriş kısmında, araştırmanın konusu, amacı ve yöntemi hakkında genel bilgi vererek sûrenin isimlendirilmesi, fazileti ve sebebi nüzulüne değindik. Birinci bölümde; Mülk sûresinde geçen esmâ-i hüsnâ kavramları ve Allah'a (c.c.) ait sıfatları ele aldık. İkinci bölümde; Mülk sûresinde geçen itikadî konulara İman başlığı altında değindik. Mülk sûresinde Kur'an'ın esas konularından olan tevhid inancı ve bu inançla bağlantılı olarak diğer iman esasları en veciz ve vazih bir şekilde sunulmaktadır. Sûrede esmâ-i hüsnâ olarak ifade edilen "Allah", "Rahmân", "Gafûr", "Latîf", "Habîr" gibi isimler Allah'ın insanlık âlemine ihsanını, lutfunu, ikramını ve merhametini ifade etmek için kullanılırken, "Kâdir", "Hâlik", "Alîm", "Râzik" ve "Basîr" gibi ilâhi sıfatları ifade eden kavramlar ise Allah'ın tevhidine, uluhiyyetine ve rububiyyetine vurgu yapmak için kullanıldığı görülmektedir. Yine sûrede, başta Allah, peygamber, kitap ve âhiret inancı akli deliller ile gözler önüne serilmiştir. Aynı zamanda, ecel ve rızık gibi itikadî konuların Allah inancı ile bağlantısına dikkat çekilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Hafsa bint Sîrîn ve rivâyetlerinin değerlendirilmesi

    Hatice Barlas

    Hicrî I. asırda Basra'da yaşayan Hafsa bint Sîrîn döneminin önemli hanım âlimlerinden biridir. Kaynaklarda hadis ilminin yanı sıra fıkıh ve tefsir ilmiyle ilgilendiği tespit edilen Hafsa bint Sîrîn, önde gelen sahâbe ve tâbiûndan hadis almış ve kendinden sonraki âlimlere aktarmıştır. Hadis münekkitlerince sika kabul edilen Hafsa hakkında herhangi bir cerh ifadesi bulunmamaktadır. Hafsa, fıkıh bilgisiyle temayüz eden ve Medine'den Basra'ya gelen Ümmü Atiyye el-Ensâriyye'nin önde gelen talebelerindendir. Ayrıca döneminin önemli âlimlerden olan İyâs b. Muâviye ve Hişâm b. Hassân kendisinden övgü ile bahsetmiştir. Bu sebeple Hafsa bint Sîrîn'in hadis ilmindeki konumunu ortaya koymak hem o dönemdeki kadın portresini görebilmek hem de bir hadis âlimin hayatının bilinmesi açısından önem arz etmektedir. Bu amaçla Hafsa bint Sîrîn'in hayatı, ailesi, sosyal ve ilmi kişiliği, cerh-ta'dîl durumu ve rivâyetleri iki bölümde ele alınmıştır. Rivâyetlerin tam metni, tercümesi, isnad şemaları yapılmış, rivâyetler konularına göre tablolarda gösterilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Hadisler ışığında insan kazanma yöntemi ve nebevi örnekliğin günümüze taşınması

    Emrah Kerem Acar

    Bu çalışmamızda hadisler ışığında insan kazanma yöntemi ve nebevi örnekliğin günümüze taşınmasını konu ettik. Bir şahsın konumu ve başarısı tespit edilirken onun söz ve davranışlarını ihtiva eden kaynaklara başvurulur. Bu bağlamda biz de Kur'an'ı ve hadis kaynaklarını temel kabul ederken İslam tarihi ve diğer kaynaklardan da istifade ettik. Hz. Peygamber'in izlediği yöntemi ölçü alarak onun insanlığa vermek istediği mesajı ele aldık. Çalışmamız girişi takip eden Yüce Allah'ın Hz. Peygamber'e ahlâk öğretisi Hz. Peygamber'in insan kazanma yöntemindeki detaylar onun ailesi, akrabaları, çocuklar, gençler ve ehl-i kitapla olan ilişkileri başlıklarını ihtiva eden iki bölümden müteşekkildir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Âhiret diyaloglarını tasvir eden âyetlerin Râzî ve Bursevî tefsirlerinde karşılaştırılması

    Akif Köse

    Kur'an'ın tabileri için dünya hayatını modellerken kullanmış olduğu metotlardan bir tanesi ebedi hayat algısını sürekli canlı tutmaktır. Bu sayede ahiret hayatında karşılaşılacak muhtemel tehlikelerden uzak kalmak ve güzel bir ahiret hayatı yaşamak için içerisinde bol miktarda ahiret tasvirlerine rastlamak mümkündür. Ahiret hayatında karşılaşılacak olan olayların inananların zihinlerinde doğru bir şekilde şekillenmesi noktasında müfessirler farklı yorumlar geliştirmişlerdir. Dirayet tefsirinin en önemli müfessirlerinden biri olan Fahreddin Râzî, oldukça hacimli eserinde her konuya olduğu gibi ahiret diyaloglarıyla ilgili de daha güzel anlaşılması noktasında birçok tevil ve yorumlamada bulunmuştur. Eserinde daha çok işari tefsire ait yorumlamalara yer vermiş olan İsmail Hakkı Bursevî ise ayetlerden anlaşılması gereken batıni yorumlarla muhataplarına bu ayetleri nasıl anlamaları gerektiği noktasında yol göstermeye çalışmıştır. Elinizdeki bu çalışma alanının otoritelerinden olan bu iki müfessirin Kur'an'daki ahiret diyaloglarına yer veren ayetlerine yaklaşımlarını konu edinmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Kur'an'ın bütünlüğü içerisinde zümer sûresinde verilmek istenen ilahî mesajlar

    Sezgin Dülgeroğlu

    Kur'an tefsirinin ana kaynakları içerisinde ilk sırayı alan, yine Kur'an'ın kendisidir. Kur'an'ın kendi bütünlüğü içerisinde anlaşılması hakikati, İslâm dininin başlangıcından itibaren bilinen ve yeri geldikçe âlimler tarafından önemine vurgu yapılan bir husustur. Hz. Muhammed de (s.a.v) bu tür tefsir metodunun ilk örneklerini vermiş ve bu hareketiyle, Kur'an-ı Kerim'i, yine kendisiyle anlamanın elzem olduğuna ve bunun önemine işaret etmiştir. Başta müfessir sahabeler olmak üzere, onlardan sonraki Kur'an müfessirleri de hep Kur'an'ı, yine Kur'an'la tefsir edegelmişlerdir. Gözlemlediğimiz kadarıyla Kur'an-ı Kerim'in kendine özgü biçimi ve bilinen düzeni, O'nun, kendi bütünlüğü içerisinde anlaşılmasını bir gereklilik olarak ortaya koymaktadır. Bundan dolayıdır ki, Kur'an'ın ister tercümesini yapsın, ister herhangi bir konusunu açıklamaya çalışsın, isterse onu baştan sona tefsir etsin, hiçbir Kur'an müfessiri, Kur'an-ı Kerim'i, yine kendi iç bütünlüğü içerisinde anlamaktan kayıtsız kalamamıştır. Biz de bu çalışmada Kur'an'ı Kur'an'la tefsirine, başka bir ifadeyle, Kur'an'ın, kendi bütünlüğü içerisinde anlaşılmasına bir örnek olması hasebiyle içerisinde tevhîd, ahiret ve ahlak gibi önemli konuları ihtiva eden ve Mekkî bir Sûre olan Zümer sûresini ele aldık. "Kur'an'ın Bütünlüğü İçerisinde Zümer Sûresinde Verilmek İstenen İlahî Mesajlar" isimli bu çalışmamızda klasik-modern tefsir kitaplarına ve Kur'an'ı Kur'an'la tefsir alanında yazılan eserlere müracaat ettik. Bu çalışma genel olarak giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın konusu, amacı, önemi ve Kur'an'ın Kur'an'la tefsirine ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Birinci bölümde Zümer sûresinin isimlendirilmesine, mekkî-medenîliğine, faziletine, belağî inceliklerine ve esbâb-ı nüzulüne değinilmiştir. İkinci bölümde ise sûrenin genel içeriğine ve ayetler arasındaki bağlantılarına yer verilmiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Ebü'ş-Şeyh el-İsfahânî'nin Kitâbü'l-Azame'sindeki rivâyetlerin değerlendirilmesi

    Yusuf Ay

    Ebü'ş-Şeyh el-İsfahânî, İsfahân'da yaşamış ve birçok alanda eser telif etmiş, farklı alanlarda ilmî donanımı olan, zamanının önemli hadisçilerindendir. Onun yazdığı kitaplardan sadece bazıları günümüze ulaşmıştır. Kitâbü'l-Azame, yazılış amacı ve ihtivâ ettiği konular itibariyle müellifin günümüze ulaşan özel eserlerinden biridir. Kitâbü'l-Azame, çok farklı bir ilmî yaklaşımın ve bakış açısının ürünüdür. Dolayısıyla bu eseri anlamak için Ebü'ş-Şeyh'in ilmî yönünün ve yaşadığı dönemdeki ilmî faaliyetlerin ortaya konulması önem arz etmektedir. Kitâbü'l-Azame'nin ismi, eserde yer alan rivâyetlerin incelenmesi, eserde takip edilen metodolojinin tespiti, onun Ebü'ş-Şeyh'e aidiyeti, şekil ve metin açısından değerlendirilmesi, eserde yer verilen ve Kütüb-i Sitte'de geçen rivâyetlerin hangi bâblarda geçtiğinin mukayesesi, eserin daha iyi tanınmasını sağlayacaktır. Rivâyetlerin muhtevâsı, konulara göre dağılımı, eserde yer verilen haberlerin itikâdî alan ile ilişkisi, Kitâbü'l-Azame'deki kozmolojik, isrâîlî, mitolojik ve mevzû rivâyetler arasındaki bağlantının ortaya konulması, eserin yazıldığı dönem itibariyle değerini ortaya çıkaracaktır. Çalışmanın giriş kısmında tezin amacı, önemi, metodu ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Tezin birinci bölümünde Ebü'ş-Şeyh'in yaşadığı dönem, hayatı, ilmî kişiliği ve eserleri, ikinci bölümde Kitâbü'l-Azame'nin şekil ve muhtevâ açısından özellikleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise rivâyetler, isnâd ve metin açısından tahlîl edilerek değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında ise tezde ulaştığımız tespitlere yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Geleneksel okçuluk sporcularının sportif faaliyetlerdeki davranışlarına İslam dininin etkisinin incelenmesi

    Miraç Makul

    İslam dini, insan için zararlı olan her türlü davranıştan uzak durulmasını istemekle birlikte söz konusu davranışlardan uzak kalınmasına bir alternatif olarak okçuluk başta olmak üzere spor faaliyetlerinin, insanların hayatlarında önemli bir yer edinmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu kapsamda ayet ve hadis-i şerifler incelendiğinde okçuluk branşının insanları kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, zihinsel ve fiziksel gelişim sağlamak gibi başlıca faydaları karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda tez çalışmasının amacını geleneksel okçuluk sporcularının sportif faaliyetlerindeki davranışlarına İslam dininin etkisinin değerlendirilmesi ve bu verilerin demografik değişkenler açısından incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma grubunu 373 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama amacı ile "Sportif Faaliyetlerde İslam Dini Etkisi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde ve frekans dağılımları, Spearman Korelasyon Analizi, Pearson Korelasyon Analizi, One-Way ANOVA ve t-Testi uygulanmıştır. Ayrıca anlamlı farklılaşmanın hangi gruplardan kaynaklandığının tespit edilmesi amacıyla, gruplara ait homojenliği dikkate alınarak Hochberg ve Games-Howell testleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların, eğitim durumu, baba eğitim durumu, antrenman yapma sıklığı, branşta elde edilen en yüksek derece, algılanan dindarlık düzeyi ve dini eğitim alma değişkenlerine ilişkin SFİDE ölçeğinden elde ettikleri ortalama puanlara göre ölçek alt boyutları ve toplam puanlara bağlı istatistiki açıdan anlamlı farklılık tespit edilirken, cinsiyet, anne eğitim durumu ve ikamet edilen yerleşim yeri değişkenlerine ilişkin SFİDE ölçeğinden elde ettikleri ortalama puanlara göre ölçek alt boyutları ve toplam puanlara bağlı istatistiki açıdan anlamlı farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların yaş, spor yaşı, aylık ortalama gelir düzeyi ve aylık ortalama kişisel gelir düzeyi değişkenleri ile SFİDE ölçeğinin alt boyutları ve toplam puanlarına ilişkin korelasyon analiz sonuçlarına göre değişkenler ile ölçek alt boyutları arasında ilişki olmadığı tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Cahiliyeden islâm'a hac ibadeti -Mukayeseli bir yaklaşım-

    Muhammet Emin Tiryaki

    Bu çalışmamızda hac ibadetinin Cahiliye ve Hz. Peygamber dönemlerinde uygulanış şeklini inceleyerek, Hz. Peygamber'in bu ibadet üzerinde yaptığı ve yapmadığı değişiklikleri ele aldık. Çalışmamızın ilk bölümünde Cahiliye döneminde hac ibadetinin uygulanışı konu edilmektedir. Cahiliye dönemi, İslâm öncesi döneme verilen isimdir. Bu dönem, oldukça eski bir tarihi ifade ettiğinden, en doğru bilgilere ulaşabilmek için öncelikle konu hakkındaki ayetler ve hadislerle birlikte İslâm tarihi müktesebatımızın kadîm eserlerine müracaat ettik. Çalışmamızın ikinci bölümünde, Hz. Peygamber'in bu ibadeti nasıl yerine getirdiğini ve hac ibadeti üzerinde gerçekleştirdiği değişiklikleri yine hadis ve siyer kaynaklarımızdan yaralanarak tespit etmeye çalıştık. Hz. Peygamber, İslâm'ın ahkâmını ümmetine öğretmiştir. Bunu yaparken de İslâm'ın her bir parçasını tevhid temelleri üzerine oturtmuştur. Cahiliyeden kalan pagan kültürüne ait her bir kalıntıyı, büyük bir titizlikle temizlemiştir. Tevhid akidesinin İslâm'ın ana gövdesini oluşturan bir hakikat olduğunu, Hz. Peygamber'in hac ibadeti üzerinde yapmış olduğu değişikliklerden rahatlıkla görebilmekteyiz. Ayrıntılı bilgiler çalışmamızın içerisinde verildiği için, mükerrer ifadelerden kaçınmak adına burada aynı meselelere değinmedik.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Talat Koçyiğit'in hayatı, eserleri ve tefsirdeki metodu

    Seyfullah Kalaycı

    Kur'an-ı Kerim 23 yılda peyderpey indirilmiş bir kitaptır. Kur'an'ın tedricen indirilmesinin amaçlarından biri anlaşılması ve yaşanmasıdır. Kur'an'ı ilk anlayan, kendisine vahiy indirilen Hz. Muhammed'dir. Hz. Peygamberden sonra da sahabe ve tabiin Kur'an yolunda ömürlerini vakfetmişlerdir. Kur'an hidayet rehberi olarak gönderilmiştir. Sahabe ve tabiinden sonra her asır içerisinde günün şartlarına göre tefsirler yazılmıştır. Son dönemde de (Prof.Dr) Talât Koçyiğit (1927-2011) Kur'an'ı Kerim Meal ve Tefsiri adlı çalışmayı kaleme almıştır. Koçyiğit eserini açık ve anlaşılır bir dille yazmıştır. Müellif her ne kadar tefsir yazsa da branşı hadis olduğundan hadislerle ayetler arasındaki ahengi yakalamıştır. Bu çalışmada Koçyiğit'in hayatından ve eserlerinden, ilmi kişiliğinden söz etmeye çalışılmıştır. Çalışmanın devamında geleneksel tefsirlerde olduğu gibi önce ayetle ve hadisle sonra sahabe sözüyle tefsir etmenin yanı sıra Kur'an ilimleri ve güncel tefsir problemlerine yer verilmiştir. Her bir konuda göze çarpan örnekler incelenmiş ve çalışmada yer verilmiştir. Yer verilemeyenler de dipnotta kaynak gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Talât Koçyiğit, tefsir, hadis, Kur'an'ı Kerim, meal ve tefsiri.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    XIX. yüzyıl Anadolu Halvetî Tekkeleri

    Ali Kemal Zengin

    Halvetiyye Tarîkatı 14. yy.'da Azerbaycan'da ortaya çıkmış, kısa süre içerisinde İslâm coğrafyasına özellikle de Anadolu'ya yayılmıştır. Mezkur topraklarda ilk defa Amasya'da ortaya çıkan Halvetiyye Tarîkatı, dini ve tasavvufî anlamda Osmanlı tebaası üzerinde en fazla etkiye sahip olan tarîkatlardan birisi olmuştur. Her milletten insana irşadını ulaştıran Halvetiyye Tarîkatı zamanla birçok kola ayrılmış adeta tarîkatlar doğuran bir tarîkat olmuştur. Osmanlı devrinde İstanbul merkez olmak üzere birçok yerleşim yerinde tekkeler kuran tarîkat, bu açıdan da önde gelmektedir. Bazı Osmanlı Padişahlarının Halvetiyye'ye müntesip olduklarına dair rivayetler, devlet ile olan münasebetlerinin de müspet olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada 19. yy.'da Anadolu Coğrafyası'nda faaliyet gösteren önemli Halvetiyye Tarîkatı Tekkeleri ve Şeyhleri, tekkelerin faaliyetleri, Halvetiyye Tarîkatı'nın diğer tarîkatlarla olan münasebetleri, tekkelerin kapatılması sürecinde Halvetiyye Tarîkatı'nın durumu incelenmeye ve açıklanmaya çalışılmıştır.