Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Derleme MakaleYalnız künye2025Scopus SJRQ3
    Artificial Intelligence and Environmental Impact: Moving Beyond Humanizing Vocabulary and Anthropocentrism

    Karakaş, Ümit; Özdemir, Vural

    Artificial intelligence (AI) and its applications in digital health, bioengineering, and society have significant material impacts on the environment owing to AI’s vast energy demands and energy consumption, carbon footprints, and water usage to cool data centers and generate electricity to power the data centers. Yet, the environmental footprints of AI remain underappreciated and inadequately acknowledged. This is significant, particularly in this era of climate emergency and ongoing threats to planetary energy and water supplies. The vocabulary attached to AI often aims to mimic positive human capacities such as “warmness” and “care.” However, these attempts to humanize AI and digital technology come with an anthropocentric gaze and blind spots that bracket out the environmental impacts and footprints of AI and privilege humans and technology over nonhuman animals and planetary ecological limits. In medicine, the environmental impacts of large language models range from water consumption and carbon emission to rare mineral usage. This commentary and innovation analysis question and queer the popular imagination of AI and digital technology as things that only exist in the immaterial world of cyberspace. In the course of research on AI in planetary health, we must be cognizant of its materiality, ecological impacts, and massive energy and water demands. We argue that moving away from anthropocentric narratives and vocabulary in AI design and praxis would bode well to live within planetary ecological limits so that AI and emerging digital technologies best serve robust and responsible science and all life on the planet Earth. Copyright 2025, Mary Ann Liebert, Inc., publishers.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
    AtıfScopus10WoS7OpenAlex13
    ScopusWeb of SciencePubMedİncele
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Uluslararası çevre sözleşmelerinin ulusal düzlemde uygulanabilirliği: Paris Anlaşması örneğinde Türkiye'deki uygulamalar

    Yakup Karakılınç

    Küresel çevre idaresinin oldukça mühim bir aracı durumuna gelen uluslararası çevre sözleşmeleri, uluslararası iş birliği vasıtasıyla küresel çevre meselelerine müşterek çözümler bulunmasını sağlayan kanuni düzenlemelerdir. Bugünlerde hemen hemen bütün problemli alanlara dair düzenlenmiş olan uluslararası çevre sözleşmelerinin, gerek bu problemlerin çözümü için siyasi oluşuma gerekse meselenin çözümünde hukuksal olarak bir dayanak oluşturması yönünden mühim fonksiyonları bulunmaktadır. Üstelik bu sözleşmeler taraflara kendi çevre politikalarını oluşturma ve uygulama hususunda da kılavuz olmaktadır. Söz konusu sözleşmelerin uygulanması aşamasındaki sorunlar uluslararası çevre sözleşmelerinin başarılı olmasına engel oluşturmakta ve bunların esas gayesi olan çevre meselelerinin çözümündeki etkileri tartışılmaktadır. Sözleşmelerin uygulanmasında önem taşıyan etkenlerin başında söz konusu sözleşmenin yapısı gelmektedir. Bundan dolayı bu çalışmada uluslararası çevre sözleşmelerinin uygulanabilirliği incelenmektedir Buna bağlı olarak bunların ana nitelikleri genel olarak değerlendirilmektedir. Sonra ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında, iklim değişikliğinin uyarlanması, azaltılması ve finansmanı hakkındaki Paris Anlaşması analiz edilmektedir. Paris Anlaşması'nın hem kapsamı hem de hukuksal yapısı incelenerek anlaşmaya dair uyum problemleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise ülkemizin uluslararası çevre sözleşmeleri ve Paris anlaşmasına uyumu değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Küresel iklim değişikliğine yönelik hukuksal düzenlemeler, karbon ticareti

    Metin Üner

    Özellikle son yüzyıllarda yaşanan ve farklı kesimlerce sık sık dile getirilen iklim değişikliği, günümüzde küresel çapta önemli bir sorun haline gelmiştir. Yapılan bilimsel çalışmalar bu sorunun ciddiyetini ortaya koymuş ve tüm dünya genelinde geç de olsa fark edilmesini sağlamıştır. Değişen dünya düzeni ve gelişmekte olan ülkelerin fosil yakıtları kullanarak elde etmek istediği enerjiyi değişen iklime tercih etmeleri sorunun başlıca kaynağıdır. Bütün insanlığı ilgilendiren bu küresel sorunun çözüme kavuşturulması ise, tüm dünya ülkelerinin bir araya gelerek alacağı kararlar ve atacağı adımlarla mümkün görülmektedir. Yapılan bu çalışmada nitel araştırma modeli benimsenmiş, veri toplama ve analiz yöntemi uygulanarak uluslararası sözleşmelerden, bilimsel araştırmalardan, bilimsel tez çalışmalarından, dergi, makale, kitle iletişim araçları ve çevrimiçi kaynaklardan yararlanılmıştır. Çalışmada küresel iklim değişikliğinin geniş kapsamda ele alınması hedeflenmiş ve iklim değişikliğine neden olan sera gazları arasında yer alan karbondioksit gazının atmosfere salınımının azaltılmasına yönelik küresel ölçekte hangi hukuki düzenlemelerin ve anlaşmaların yapıldığı, alınan kararların uygulanabilirliği, iklim üzerinde olumlu etkilerinin olup olmadığı, özellikle de Paris Anlaşması'nda alınan kararlardan sonra karbon salınımının azaltılması noktasında karbon ticareti uygulamasının küresel ölçekte ve Türkiye'de uygulanabilirliğin artırılmasına yönelik ne gibi hukuksal düzenlemelerin yapılması gerektiği konuları ele alınmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda Paris Anlaşması, kendisinden önce yapılan anlaşmalara nazaran uygulanabilirlik açısından daha gerçekçi olsa da gelinen noktada yeterli görünmemektedir. Bu nedenle öncelikle karbon ticareti uygulamasının gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler olarak iki ayrı başlık altında yeniden ele alınması ve küresel boyutta Birleşmiş Milletler tarafından caydırıcı hukuki düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Söz konusu hukuki düzenlemeler ile gerektiği durumlarda cezai müeyyidelerin de uygulanması ile net bir tavır alınmalı ve iklim değişikliğinin önlenmesi noktasında bir sonuca ulaşılmalıdır. Türkiye'de iklim değişikliğinin önlenmesine yönelik karbon ticareti noktasında kanun, mevzuat ve yönetmelik gibi hukuki uygulamalar mevcut değildir. Bu itibarla Türkiye'nin Çevre Kanunu başlığı altında tekrardan hukuki bir düzenleme yaparak karbon ticareti uygulamasına olanak tanımalı ve iklim değişikliği konusunda üzerine düşeni yapmalıdır.

  • MakaleAçık Erişim2020Scopus SJRQ2
    Determination of yield and quality parameters of oil sunflower genotypes grown in Turkey

    Gul, Volkan; Coban, Furkan

    Sunflower (Helianthus annuus L) has gained importance in the world as a significant oilseed for vegetable oil. The reactions of the same sunflower genotypes to varying ecologies are different, and yield and yield characteristics may vary depending on this. In this study, we were interested in understanding the differential sensitivity of specific sunflower genotypes to different agro-ecological environments in Turkey. A 2-year (2015–2016) study was conducted on a clay-loam soil in a low and high altitude environment to (i) evaluate the genotype × location × year interaction (G×L×Y) for sunflower genotypes, (ii) predict yield components performance and identify high stable sunflower genotypes, and (iii) make genotype-specific management and high performing genotype recommendations within and across agro-ecological regions. The highest yield of seed and oil yield was obtained from the Coral (G1) genotypes, averaging 3558.5 and 1535.6 kg ha-1, respectively in Erzurum and from the 64LC108 (G4) genotypes averaging 2905.7 and 1267.4 kg ha-1, respectively in Samsun ecological conditions. As a result, the determination of the sunflower genotypes suitable for the region will provide the opportunity to obtain high-yield and high quality products because the soil, environment and climatic factors of the region in which they are grown are very useful in determining seed yield and oil content.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfScopus14WoS12OpenAlex15
    ScopusWeb of Scienceİncele
  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Sürdürülebilirlik, çevresel riskler ve çevre muhasebesi arasındaki ilişkinin tespiti: Erzurum ilinde bir araştırma

    Rana Güler Sülük

    Günümüzde en çok konuşulan güncel konulardan birisi de iklimsel ve çevresel değişimlerdir. Bunların sebepleri ve etkileri sürdürülebilirlik kavramının önemini daha da fazla arttırmıştır. İşletmelerin sürdürülebilir olabilmesi için, ürün çeşitliliği ve üretkenliğin devamlılığının yanında daimi olabilme yeteneğini koruması gerekmektedir. Sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi konusu farklı bilim dallarında birçok boyutuyla ele alınmaktadır. Bu çalışmada sürdürülebilirlik kavramı çeşitli boyutlarıyla ele alınmıştır. Sürdürülebilirliğin sosyal ve ekonomik boyutunun yanında çevresel boyutu da işletmeler açısından çok önemlidir. İşletmeler, kaynakları doğallığını bozmadan kullanmalı ve bunu yaparken de çevreye olan duyarlılığı da göz önünde bulundurmalıdır. Zaman içerisinde kaynakların yanlış kullanılması, çevrede karşılaştığımız olumsuzlukları ve bunların oluşturduğu riskleri meydana getirmektedir. Çevresel riskleri en aza indirmek için kullanılan yöntemlerin kritiği yapılarak muhasebe edilmelidir. Çevre ile alakalı işlerde finansal niteliğe sahip bilgilerin takip edilmesi, bunların raporlanması ve kaydedilmesi çevresel muhasebenin içeriğini oluşturmaktadır. Bu çalışma, Erzurum ili organize sanayi bölgesinde üretim yapan 65 işletmede yapılmıştır. Bu işletmelerden anket yolu ile veriler elde edilmiştir. Ankete katılan işletmelere sürdürülebilirlik, çevre, çevresel riskler ve çevre muhasebesi konularında sorular sorulmuş ve işletmelerin ilgili konulara ilişkin verdiği bilgiler Çoklu Regresyon ve Korelasyon analizine tabi tutulmuştur. Kurulan hipotezlere göre yapılan analizlerde ortaya çıkan değerlerin anlamlı ve pozitif etkiye sahip olduğu görülmüştür. Yapılan anketlerin güvenilirlik analizi sonucunda ölçümlerde Cronbach Alfa Katsayısı 0.97 olarak bulunmuş ve yapılan çalışmanın yüksek derecede güvenilir bir ölçek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Çevresel Risk, Çevre Muhasebesi

  • MakaleYalnız künye2017Scopus SJRQ3
    EFFECTS OF AMBIENT CONDITIONS ON PERFORMANCE OF GAS TURBINE COGENERATION CYCLES

    Karaali, Rabi; Öztürk, Ilhan Tekin

    In this paper, effects of the ambient conditions on performance of cogeneration cycles are analyzed by Using exergy analysis method. These cogeneration cycles are the simple cycle, the air preheating cycle, the air-fuel preheating cycle and the inlet air cooling cycle. Also; these cycles are evaluated thermodynamically for different air and fuel mass ratio and the performance of these cycles are compared. The electrical power generation increases about 10-15 % by decreasing the inlet air temperature of the compressor from 25 degrees C to 0 degrees C. However, the thermal power decreases about 10 % with decreasing inlet air temperature. During the summer, the electric power can be easilyincreased 2-7 % by injecting water into the inlet air of the compressor. The exergetic efficiency of cycles is decreased 11-13 %; by decreasing the compressor inlet air pressure from 101.3 kPa to 70.18 kPa. But this change decreases the electric power generation about 25 %. The highest exergy efficiency is obtained for the air-fuel preheated cycle. The simple cycle is the best among the four cycles to obtain high heat rate and heat exergy. The effects of all ambient conditions on these cycles are considered simultaneously, analyzed and compared With each other in this study.

    AtıfWoS3
    Web of Scienceİncele