Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kur'an'da insana etkisi açısından şeytan ve nefis

    Müberra Purutoğlu

    Kur'an-ı Kerim'de şeytanın, kibri yüzünden kendini aşağı konuma düşürdüğü, bundan da Yüce Allah'ı sorumlu tutarak insanı suçladığı ve insana düşman olduğu vurgulanmaktadır. Şeytan, Allah'ın asla rakibi değildir, asi bir kuludur, insanın rakibi ve düşmanıdır. Şeytan, Allah'ın huzurundan kovulmasından itibaren şerle özdeşleşerek, insanı hataya, belaya uğratmak için kini, fesadı, yalanı ve çeşitli kötülükleri kullanmıştır. Bunları kullanmaya da devam edecektir. Şeytandan bir an ya da kısa bir süre için uzaklaşmak mümkündür, ancak bir ömür boyunca ondan kurtulmak zordur, hatta imkânsızdır. Şeytan nefiste bulunan unsurları (hevâ, heves, vb.) kullanarak insanı kandırmaya çalışır. İnsan üzerinde yaptırım gücü olmayan, sadece günahı süsleme ve vesvese verme özelliğine sahip olan şeytandan daha çok insana şiddetle kötülüğü emreden nefsi etkilidir. Nefis ve şeytan insanı, hayır olmayan şeylere çağırır. Bu çağrıya icabet eden insan hayırsız şeylere müptelâ olur ve beyhude birtakım işlerle uğraşarak bir fayda elde edememiş olur. Ahirette ise şiddetli azap içinde kalır. Dolayısıyla dünyası ve ahireti rezil ve rüsvâ olur. Her müminin gayesi Allah'a yaklaşmaktır. Şeytan ve nefsin birlikteliği insanın bu gayesinde büyük bir engel oluşturur. Şeytanın vesveselerine karşı koymak Allah bilinciyle dolu olmak ve O'na sığınmakla gerçekleşir. Ancak hidayet ve dalâlet Allah'ın dilemesi ve kulun iradesini iyi veya kötü yönde kullanmasıyla mümkündür. İnsana fücûrunu (günah işleme yeteneğini) ve takvasını (günahtan kaçınma yeteneğini) ilham eden Allah her insana birçok niteliği bilkuvve (harekete geçmemiş güç) olarak vermiştir. Bunun yanında ona bu nitelikleri harekete geçirebilecek irade de bahşetmiştir. İradenin iyi tarafında ilahi kuvvet, kötü tarafında şeytaniyet bulunmaktadır. Bu nedenle insan iradesiyle yaptığı işlerden sorumludur. Bu çalışmamızda insan, insanın ayrılmaz bir özelliği olan nefs ve nefsani istekleri süsleyerek insanı aldatmaya çalışan şeytanın özellikleri incelenerek her birinin varoluş amaçları açıklanmıştır. Şeytan ile nefis arasındaki ilişki ele alınarak şeytanın ve nefsin insan hayatındaki etki ve rollerinin ne olduğu incelenmiştir. Kur'an'ın anlatımlarından yola çıkılarak insanın nefsani istekleri ve şeytanın insan üzerindeki etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Tefsir, Kur'an, akıl, kalp, nefis, şeytan

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Tefsîru'l-Menâr'da kıyamet ve ahiret olgusu

    Hikmet Ayhan

    Kıyâmet ve Âhiret İslam dininin temel inanç esaslarının en önemlilerindendir. Bunlar, Kur'ân'ın birçok ayetinde bazen peşpeşe, bazen de muhtelif yerlerde geçmekte olup insanların zihinlerinde canlandırılabilecekleri bir şekilde tasvir edilmiştir. Bu âyetlerin doğru bir şeklide anlaşılabilmesi için Kur'ân'ın bütüncül bir tarzda okunması gerekmektedir. Bu tezde Kıyâmet ve âhiret konusu Tefsîru'l-Menâr penceresinden ele alınmıştır. Söz konusu tefsir akılcıl bir metotla yazılmış, pek çok ayet aklın verilerine müracaat edilerek yorumlanmıştır. Hiç şüphe yok ki Kıyâmet ve âhiret bütünüyle gaybın konusudur. Müellifler mezkûr konuları işlerken bu duruma sıkça vurgu yapmış, Allah'ın öte âlemden haber verdiği her şeye şeksiz şüphesiz îman edilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Bununla birlikte pek çok âyeti izah ederken aklı son derece etkin kullanmışlar, Allah'ın âhiret âlemiyle ilgili verdiği bilgileri farklı şekillerde tevil etmekten kaçınmamışlardır. Ancak burada şunun vurgulanması gerekir ki, Menâr tefsirinin müellifleri olan Muhammed Abduh ve Reşid Rızâ arasında her ne kadar hoca talebe ilişkisi olsa da bazı konularda aynı düşünmelerine karşın birçok konuda birbirlerinden ayrılmışlardır. Tezde bunun örnekleri yer almaktadır. Çalışmanın ana kaynağı olan Tefsîru'l-Menâr, müelliflerinin ömürlerinin kifâyet etmemesi nedeniyle tamamlanamamış bir çalışmadır. Müelliflerden biri olan Abduh, söz konusu tefsiri Nisâ sûresinin yüz yirmi altıncı ayetine kadar olan kısmını, Reşid Rızâ ise buradan itibaren Yusuf sûresinin elli ikinci ayetine kadar tefsir etmiştir. Geri kalan kısmını ise Behcet el-Baytar tamamlamıştır. Dolayısıyla tez yazılırken Kıyâmet ve âhiret konusu belirtilen ayetlerde geçtiği kadarıyla ele alınmıştır. Tefsîru'l-Menâr'da ahiret ve kıyametle ilgili sınırlı sayıda ayetin tefsiri yapıldığı için Muhammed Abduh'un "Tefsîru cüz'i Âmme" sinden de istifade edilmiştir. Tezde Kıyâmet ile âhiret konusu ayrı başlıklar halinde ele alınmış, bunlarla bağlantılı olan konular ilgili başlığın altında incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kur'an-ı Kerim'de kazanç ve kayıp

    Ahmet Ülker

    Dünya hayatı bir imtihandır. İnsan bu imtihan yurdunda yaptıklarıyla ya kazanır veya kaybeder. İnsanları rahmeti için yaratan Yüce Allah, kullarının kazanmalarını sağlayacak olan mesajlarını elçileri vasıtasıyla onlara bildirmiştir. Dünya imtihanından başarıyla çıkabilmek için hidayet rehberi olan Kur'an'ı doğru anlamak ve hayata tatbik etmek gerekir. Buradan hareketle "Kur'an-ı Kerim'de Kazanç ve Kayıp" isimli çalışmamızda kazanç ve kaybı ifade eden âyetlerden yola çıkarak insan için hangi durumların kazanç hangi durumların kayıp olacağını ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamız, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin önemi, amacı, metodu ve kapsamı hakkında bilgi verdik. Birinci bölümde Kur'an'da kazanç ve kaybı ifade eden kelimeleri tespit ederek bu kelimelerin sözlük anlamlarını ve Kur'an'da ifade ettikleri anlamları ortaya koymaya çalıştık. İkinci bölümde insanı kazanca götüren özelliklere ve kayba sürükleyen etmenlere dikkat çektik. Üçüncü ve son bölümde Kur'an kıssalarından seçtiğimiz örnekler vasıtasıyla tezimizi somutlaştırarak yani kazanan ve kaybedenleri belirginleştirerek daha anlaşılır kılmaya çalıştık. Tezimizi sonuç, kaynakça ve özgeçmiş ile tamamladık. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur'an, kazanç, kayıp, felâh, hüsrân

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kadınlarla ilgili hükümler açısından Konyalı Mehmet Vehbi Efendi ve Sait Şimşek tefsirleri

    Narin Yavuz

    "Kadınlarla İlgili Hükümler Açısından Konyalı Mehmet Vehbi Efendi ve Sait Şimşek Tefsirleri" isimli çalışmamız da Kur'an-ı Kerim'de kadın ile ilgili hükümleri ilgili âyetler ışığında ele alıp, tezimizin ana kaynağı olan iki eserin bu âyetlere yaklaşımını mukayese ederek, İslam'ın kadına verdiği değeri anlamaya çalıştık. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin konusu ve problemi, amacı, önemi ve sınırlılıkları ile her iki eser ve yazarları hakkında bilgi verdik. Birinci bölümde Tevrat, İncil ve Kur'an'a göre kadının yaratılışı ile İslam öncesi medeniyetlerde ve İslam'da kadının konumunu inceledik. İkinci bölümde ibadet hükümleri açısından, kadınlara özel durumlar ve kadının örtünmesi konularını Hülasâtü'l-Beyân ve Hayat Kaynağı Kur'an tefsirlerini mukayese ederek ben-zer ve farklı yorumlara dikkat çektik. Üçüncü bölümde hukuki hükümler açısından kadının konumunu aynı şekilde Hü-lasâtü'l-Beyân ile Hayat Kaynağı Kur'an Tefsirlerini mukayese ederek inceledik.

  • Doktora TeziAçık Erişim2018
    Fahreddin Râzî'nin tefsirinde anthropomorfist yaklaşımlara reddiyeleri

    Abdussamet Varlı

    Mabudu/tanrıyı, bir şekliyle insana benzetme veya insanî özelliklerle vasfetme şeklinde de açıklanabilecek olan "antropomorfizm", insanlık tarihi kadar eski bir inanç biçimidir. İlahî hitaptan uzaklaşıldığında ortaya çıkan ve insan-biçimcilik diye de tarif edilebilecek olan antropomorfizm, İslâm tarihi boyunca farklı bölge ve coğrafyalarda ortaya çıkmıştır. Daha çok Ehl-i Kitap kültürünün izdüşümü olan bu anlayış, aynı zamanda Pers kültüründen etkilenmenin sonucu olarak, günümüz İran'ın Horasan bölgeleri, Afganistan ve Orta Asya diyebileceğimiz bölgelerde hicri III. asırdan itibaren varlığını hissettirmeye başlamıştır. Hicri VI. yüzyılda, bu bölgelerde siyasi iradeyi peşinden sürükleyecek kadar güce ulaşmış olan "antropomorfik anlayış", aynı dönemde yaşamış olan Fahreddin Râzî tarafından şiddetle eleştirilmiştir. "Teşbih" veya "tecsîm" kavramlarıyla bilinen ve günlük ilim literatüründe "antropomorfizm" tabiriyle ifade edilen anlayış sahiplerine, islâmi kültür içerisinde Müşebbihe veya Mücessime denilmiştir. Teşbih fikrini benimsemesi açısından Müşebbihe ve Mücessime fırkaları içerisinde zikredilen Kerrâmiyye fırkası da bu yönüyle çalışmamızın kapsamında yer almaktadır. Allah'a cisim, uzuv, cihet ve mekân izafe eden bu gruplara, Ehl-i Sünnet çizgisini takip eden âlimler, her daim karşı çıkmış ve görüşlerinin yanlış olduğunu nas ekseninde ispat etmeye gayret göstermiştir. Bu ulema arasında, hicri VI. ve VII. yüzyıllarda yaşamış olan ve kendisinden sonraki ilmi akımları birçok yönüyle etkilemiş olan Fahreddin Râzî, müstesna bir yere sahiptir. O, yaşamış olduğu dönemde İslâm ümmeti için büyük tehlike olarak gördüğü teşbih gruplarını, başta tefsiri olmak üzere yazmış olduğu birçok eserde ele alarak, fikir ve anlayışlarının tutarsız ve mantık dışı olduğunu, ayetler üzerinde yapmış olduğu yorumlarla ispat etmeye çalışmıştır. Bu çalışmada, o günün siyasi otoritesini karşısına alan Râzî'nin, ortaya koymuş olduğu mücadele, en nadide eserlerinden biri olan et-Tefsîru'l-Kebîr (Mefâtihu'l-Ğayb) adlı eser çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu çalışmadan güdülen hedef, günümüzde de farklı parçalanmaları yaşayan İslâm ümmetine, düşülebilecek yanlışlar konusunda ışık tutabilmek ve farklı fikirlerin açmazlarını ortaya koyabilmek ve bu uğurda gösterilmiş fedakârlıkları daha anlaşılır hale getirme hususunda küçük de olsa bir katkı sunabilmektir. Anahtar Sözcükler: Râzî, Kur'an, Anthropomorfizm, Teşbih, Kerrâmî

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2017
    Hâlid el-Ezherî'nin Şerhu Mukaddimeti'l-Âcurrûmiyye adlı eserinin edisyon kritiği

    Lütfi Özbey

    Çalışmamız, Arap dilinin öğrenim ve öğretim tarihi içinde önemli bir yer tutan büyük dil âlimi Hâlid el-Ezherî'nin Şerhu Mukddimeti'l-Âcurrûmiyye adlı eserinin tahkikli neşrini ortaya koymayı hedeflemektedir. Burcî Memlükler döneminde Mısır'da doğup yaşayan şârih, 36 yaşından sonra ilim dünyasına adım atmış olmasına rağmen, özellikle nahiv alanında kaleme aldığı eserlerle döneminin en önemli âlimlerinden biri olmayı başarmıştır. Muhtasar türünde yazılmış olan bu eser, talebeye nahiv öğretmeyi kolay hale getiren bir üslupla kaleme alınmış olası sebebiyle diğer nahiv kitapları arasındaki önemini korumuştur. Çalışmamızın giriş bölümünde, nahiv ilmi hakkında tarihî bilgi verildikten sonra, ortaya çıkan dil mektepleri/ekollerinin temel bakış açıları ve temsilcilerine değinilmiş, ayrıca bu ekollere mensup nahiv âlimleri tarafından telif edilmiş kaynaklar zikredilmiştir. Birinci bölümünde, İbn Âcurrûm'ın hayatı hakkında bilgi verildikten sonra Mukaddimetü'l-Âcurrûmiyye metni tanıtılmış, Şârih el-Ezherî'nin hayatı ve eserleri incelenerek, tezimize konu olan eserin Şârih'e aidiyeti konusu ele alınmıştır. İkinci bölümünde eserin dünya kütüphanelerinde mevcut olan nüshaları incelenmiş, daha önce eser hakkında gerçekleştirilen çalışmaların tahlîlleri yapılmış ve yeni bir edisyon kritik çalışmasına duyulan ihtiyacın nedenleri ortaya konmuştur. Tahkik çalışmasında esas kabul edilen nüshaların incelenmesi yapılarak, edisyon ktirik çalışmamızda takip edilen yöntemler hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, geleneksel bölümlere ayırma şeklinden farklı olarak "i'rab, âmil ve ma'mul" taksîmini esas alan, "Mâü'l-Hicâziyye ve "Atf-ı Beyân" gibi konularda farklı görüşleri beyan eden eserin tahkikli neşri yapılmıştır.