Bu dergideki yayınlar
7 →- MakaleAçık Erişim2025Türkiye Türkçesi Ağızlarında “Toykur-” Fiili
Güzel, Ferdi
Türkiye Türkçesinin Batı grubu ağızlarında çeşitli değişke ve türevleri ile varlığını sürdüren toykur- fiili tespit edilebildiği kadarıyla ilk kez 19. yüzyılın sonunda kaydedilmiştir. Bu fiil Anadolu ağızlarında “1. Köpek, tavşan vb. hayvanlar oturmak. 2. Ürkerek kulak kabartmak. 3. Şımarıklık etmek. 4. Kafa tutmak. 5. Yaslanmak, kaykılmak. 6. Vücudu dik tutarak biraz arkaya doğru bükmek.” anlamlarını taşımaktadır. Fiilin toykar- ve toykul- değişkeleri ve toykurt- türevinin de benzer anlamları vardır. Fiilin türevlerinden biri olan toykuru “düz, dosdoğru”, müstakil olarak sadece Kastamonu ağzında tespit edilmiştir. Toykuru ve değişkelerinin diğer yerlerde sadece “aykırı” ve değişkeleri ile kurulan bir ikileme içinde varlığını koruduğu görülmektedir. Türkiye Türkçesi ağızlarındaki mevcut verilere göre toykur- fiilinin yapısı hakkında kesin bir hükme varmak güçtür. Ses ve anlam yakınlığı dikkate alındığında kelimenin doğru ve doğrul- kelimelerinin kökü olan tog- veya tur- fiilinin türevi olan turkur- “kaldırmak, doğrultmak” ile bağlantılı olduğunu düşünmek mümkündür. Anadolu Ağızlarında “doğrulmak, dik bir konuma gelmek” anlamını taşıyan başka fiillerin de toykur- ile benzer anlam alanına sahip olduğu görülmektedir. “Doğrulmak, dik bir konuma gelmek” anlamını taşıyan başka kelimelerin de toykur- gibi “kibirlenmek, gururlanmak, somurtmak” vb. anlamları vardır.
- MakaleAçık Erişim2025Eski Türkçede Kesinlik Semantiğine Bir Bakış: Kıyıksız Örneği
Çapan, Ezgi
Zarflar farklı teorilerle artzamanlı ya da eşzamanlı olarak morfolojik, semantik, sentaktik gibi pek çok bakımdan incelenmiştir. Türk dilinde zarf oluşumunun çeşitli yolları bulunur. Zarflar; morfolojik yolla, sentaktik yapıdaki işleviyle ya da semantik olarak meydana gelebilir. Bu doğrultuda Türk dilinin Eski Türkçe dönemine ait önemli eserlerinden biri olan Kutadgu Bilig’de geçen zarfları artzamanlı olarak incelemek Türk dili tarihi gelişiminin ortaya konması çerçevesinde kıymetlidir. Bu çalışmada kıyıksız sözcüğünün nasıl zarflaşarak sözcükselleştiği meselesi üzerinde durulacaktır. Diğer taraftan kıdıgsız sözcüğü ile bir ilgisi olup olmadığı tespit edilmeye çalışılacaktır. Kıyıksız sözcüğüne benzer şekilde başka sözcüklerin hem kökleri hem de çekimlendikleri benzer morfemler kapsamında farklı morfo-semantik yapılarda hangi anlamları taşıdığı da ortaya konmaya çalışılacaktır. Ayrıca bu çalışma, benzer kavram alanlarına işaret eden kıyıksız ve siziksiz sözcükleri gibi yine benzer bir biçimde sözcükselleşmiş, bu kavram alanına dâhil edilebilecek başka sözcüklerin olup olmadığı hususuna da yardımcı olacaktır. Kıyıksız sözcüğü gibi zarflaşarak “kesinlik” kavram alanını meydana getiren sözcükselleşmenin bir sisteminin olup olmadığı da ifade edilmeye çalışılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2023Eski Uygurcada Sözcüksel Karşıtlıklarla Üretilen Metaforik Yapılar
Azili, Kenan
Dillerdeki duyu ilişkilerinden biri olan karşıtlık, genellikle birbirine zıt veya ters anlam alanına sahip sözcük çiftleri arasında kurulan kavramsal bir ilişkidir. Dil-beyin sistemleri içerisinde, psikoloji ve dil öğretimi gibi alanlarda kimi kavramların karşıtları ile birlikte kullanılması, kavramlar/anlamlar arasındaki karşıtlık ilişkisinin çok farklı bilişsel ve metaforik değerlere sahip olduğunu göstermektedir. Daha ziyade sözcüksel ve anlamsal düzeyde odaklanılan karşıtlık ilişkileri; paradoks, oksimoron ve antonim gibi üst başlıklarda değerlendirilen bir mesele olarak dilbilim çalışmalarında da güncelliğini korumaktadır. Evrensel çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, Türklük Biliminde “ikilemeler” içerisinde değerlendirilen antonimlerin, oldukça farklı kavramlara karşılık geldiği görülmektedir. “Düzenli karşıtlıklar” adıyla tanımlanan bu karşıtlık ilişkileri aynı zamanda söylemi ilgilendiren bir kavram dünyasını ortaya çıkarmaktadır. Bu makalede, “düzenli karşıtlıklar” olarak nitelendirilen kimi antonim biçimlerinin Eski Uygur metinlerindeki örnekleri değerlendirilerek işaretledikleri kavram alanları tespit edilecektir. Bu çerçevede, ele alınan antonim örnekleri bazı sınıflandırmalara tabi tutularak tipolojik ve evrensel değerleri irdelenecektir.
- MakaleYalnız künye2023“Türkçe Artı İki ” Mümkün mü? Almanya’da Yaşayan Türk Gençlerinin Çok Dilliği
Karaca, İlhan
Küreselleşme süreçleriyle birlikte çok dillilik tüm gelişmiş toplumlarda bir değer olarak yükselmektedir. Göç ve karşılıklı bağımlılıklar gibi nedenlerle kendileri de çok dilli olan uluslar, vatandaşlarına ana dillerinin yanına en az iki dili daha koyma çağrısında bulunarak onları bu yönde desteklemektedirler. Özellikle uluslararası göç, insanlara çok dilli olmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Çalışmanın nesnesi olan Almanya’da yaşayan Türk gençleri de bu ayrıcalıklı durumu yaşamaktadırlar. Onlar ebeveynlerinden aldıkları ilk dillerinin yanında, geldikleri toplumun diline ömür boyu maruz kalarak ve buna ek olarak okullarda öğretilen yabancı dillerden birini daha edinerek çok dilli olma potansiyeline sahiptirler. Bu potansiyel dilin kimlikle olan ilişkisi ile birlikte düşünüldüğünde, Türk gençleri ideal olarak kültürel benliklerini kazanmış, çok kültürlü anlayışta ulus-ötesi nitelikli bireylere dönüşebilmektedirler. Çalışmanın amacı, Almanya’da ikinci, üçüncü ve dördüncü kuşak Türk gençlerinin göçün bireylere sunduğu çok dillilik potansiyelini ne ölçüde değerlendirebildiklerini tespit etmektir. Bu doğrultuda ilgili literatür ve çok dillilik kuramları ışığında Türk gençlerinin “Türkçe artı iki” şeklinde çok dilli olma durumları değerlendirilmiştir. Alan yazını şimdiye kadar bu gurubu daha çok iki dillilik bağlamında ele alarak genelde dilin doğru kullanımı ile ilgili eksikliklere odaklanmaktadır. Bu eğilim, Türk gençlerinin dil becerilerinin toplumda negatif algılanmasına ve kimliklerinin dışlanmasına neden olmaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre Türk gençleri, genel olarak anadilini koruma ve gelinen toplumdaki dillere açılarak kimliğini çok dilli olarak kurgulama motivasyonuna sahiptir. Ancak göç şartları ve Alman dil politikaları onları bu yönde desteklememektedir. Buna göre Türk gençleri, referans olarak seçilen çok dillilik yaklaşımlarından hiç birine göre “Türkçe artı iki” modeline göre çok dilli değildirler. Özellikle dördüncü kuşaktakiler Almanca tek dilliliğine ya da Türkçeden arındırılmış Almanca İngilizce iki dilliliğine geçiş yapmış bulunmaktadır. Diğer kuşaklar ise göçün ürettiği “yaşam dünyasal çok dillilik” tanımına göre çok dillidirler. Ancak bu çok dillilik, standart dilin dışında, resmî olarak onaylanmayan ve dolayısıyla sosyal değeri düşük bir çok dilliliktir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2021Eski Uygur Türkçesinde Gözden Kaçmış Bir Niteleyici: ärtä
Azili, Kenan
Kategorik değerleri veya anlamlı-görevli birim olup olmadıkları hala evrensel düzeyde tartışmalı olan zarflar, Türklük bilimi araştırmalarında yer-yön zarfları, katlama/sayma zarfları, sıklık/zaman zarfları, pekiştirme zarfları ve miktar/derecelendirme zarfları gibi alt tanımlamalara tabi tutulmaktadır. Bu tanımlamalar içerisinde miktar zarfları; fiilleri, sıfatları veya kendi kategorisinde bulunan zarfları azlık-çokluk ve bazı hallerde üstünlük yönünden işaretleyen ve Türk dilinde sınırlı sayıda birimlere sahip niceleyicilerdir. Bugüne kadar yapılan Eski Türkçe gramer çalışmalarında yer verilmeyen, bazı metin neşirlerinde yirmiye yakın örneği tespit edilen ärtä formu da bu niteleyicilerden biridir. Ancak bu form, bugüne kadar yapılan çalışmaların bazılarında, tarihsel Türk diline ait çeşitli metinlerde sıkça rastlanılan ertä formuyla çeşitli sebeplerden dolayı karıştırılmış veya ayırt edilememiştir. Bu çalışmada, farklı etimolojilere ve semantik alanlara sahip olan bu iki form tekrar ele alınarak sahip oldukları farklı gramerleşme süreçleri değerlendirilecektir. Daha özelde, literatürde ele alınmamış olan ärtä, tespit edilen bütün örnekleriyle ayrıntılı bir şekilde ele alınarak hem kategorik değerleri hem de gramerleşme süreçleri incelenecektir. Bu çerçevede Eski Türkçe döneminde görülen ortak kökene sahip bazı miktar niteleyicilerinin formlarından hareketle, Türk dilinin miktar niteleyici tipolojisi hakkında bazı sonuçlara ulaşılmaya çalışılacaktır.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2021A different conceptual relationship in the language - sense systems: the principle of directionality in the sample of old turkic
Azili, Kenan
The fact of "existing in space", which is placed on the basis of human existence and sense systems, shows its effect in various forms that compose language systems. Being in the space also requires the use of various attributes of the space in thought systems; accordingly, it causes the forms of expression to occur according to spatial characteristics and to be directly dependent on the space. This result, which brings together some kind of physics and metaphor systems, has many traces on languages. Six directions such as forward/backward, down/up and right/left in the horizontal, vertical and lateral dimensions of the space organize logical relations in many linguistic fields, from grammar and word derivations to different morphological and syntactic strategies in some language units. It is understood that most of the language forms identified in the modern and historical language periods are derived from the root forms related to the above directions and it shows some metaphorical and conceptual developments. These occur within the framework of some principles that can be described as the “the principle of directionality” in the literature. In this study, various forms that developed depending on the directionality and their conceptual relations in Old Turkic, the first written period in which the development of Turkic was followed from various aspects, will be evaluated. The results of the principle of directionality, which have been put forward based on various previous studies, will be discussed and the strategies of Turkic based on the principle of directionality will be examined theoretically.
AtıfTR Dizin1
İncele - Derleme MakaleYalnız künye2018‘Kıranta’ kelimesinin kökenine dair
Güzel, Ferdi
Kıranta kelimesi bilim adamlarının büyük bir çoğunluğuna göreİtalyanca quaranta “kırk” kelimesinden gelmektedir. Kelimenin yabancıkökenli olduğu hakkındaki görüşün temelinde “anta” unsurunun mevcutbilgiler ile Türkçede açıklanamayışı yatmaktadır. Kelime bu sebepleyabancı bir kaynağa bağlanmış fakat İtalyanca bir sayı adının nasıl olupda Türkçede “saçı, sakalı ağarmaya başlamış, orta yaşlı adam” anlamınıkazandığı açıklanamamıştır. Kelime, kır kökünden benzerlik, küçültmeişlevi taşıyan +AntA birleşik eki ile türemiştir. Türkiye Türkçesi yazıdilinde bulunmayan, Türkiye Türkçesi ağızlarında birkaç kelime türetmişolan +AntA eki; yakınlık, benzerlik, genişletme, küçültme işlevi taşıyan+Aŋ (+An) eki ile küçültme eki +tA’nın birleşmesiyle oluşmuştur. TürkiyeTürkçesi ağızlarında kır kökünden türemiş, kıranta ile aynı anlamı taşıyanġırmansı, gırcıman gibi kelimelerin de bulunması, az da olsa +AntA eki iletüremiş başka kelimelerin de mevcut olması kelimenin Türkçe olduğunugösteren önemli delillerdir.
AtıfTR Dizin1
İncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 1307-7821 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-29T19:19:39.311616717Z | |
| dc.date.available | 2026-10-29T19:19:39.311616717Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14681 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Dil Araştırmaları |
