Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

16 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Nilgün Marmara’nın İzlenimci Şiir’inde Varoluşçuluk Akımının İzleri

    Aytaç, Aslıhan

    Nilgün Marmara, 1980 sonrası Türk edebiyatında özgün şiirleri, günlükleri ve denemeleriyle önemli yer edinerek tanınırlık kazanan çok yönlü bir şairdir. Yirmi dokuz yıllık kısa hayatı boyunca ontik bir çıkmazda bulunduğunu hisseden şair, dünyevi yaşamdaki açmazları; varoluşsal bunalım, ölüm, hiçlik, yabancılaşma, yalnızlık, arayış, umutsuzluk, karamsarlık, kırgınlık düzleminde irdelerken zamanı bir tutsaklık hâli olarak algıladığını şiirlerinde simgesel biçimde dile getirir. Varoluşsal olarak varlık karşısında hiçlik, yaşam karşısında ise ölüm istenci duyan Nilgün Marmara, kaçınılmaz son tarafından kuşatılan umutsuz bireyin trajik yaşamını, özgürlük bilinci ekseninde sorgulayarak şiir evrenini kurar. Bu bağlamda anlamsız bir evrenin içine atıldığını düşünen şair, şiirlerinin anlam dünyasını hiçlik ve ölüm temleriyle meydana getirirken kırılgan duyarlılığını gösterir. Şiir evrenini melankolik ruh hâli ekseninde kuran Nilgün Marmara, İzlenimci Şiir’de, varoluşa dair ikilemlerini diyalektiklerden yola çıkarak imgeleştirmeyi tercih eder. Bu yönüyle şair, özne- benin bunalımlı ruhundaki çelişkili tutumu; varlık ve hiçlik, yaşam ve ölüm diyalektiği düzleminde belirginleştirmeyi tercih eder. Nilgün Marmara, yazın yaşamı boyunca sorguladığı diyalektik ilişkiler aracılığıyla insani nüveyi meydana getiren niteliklerin yanı sıra varoluşçuluk felsefesinde önemli yere sahip olan çeşitli sorunsalları, estetik düzlemde ele alarak sanatsal yaratıya dönüştürür. Nilgün Marmara’nın biyografik detaylarına dair örtük göndermeler içeren şiirde, dünyaya atılmış ve ölüme yazgılı varlığın ‘şimdi ve burada’daki yurtsuzluk hissi, imgesel olarak okuyucuya sunulurken kapalı bir söylem biçimi benimsenir. Çalışmada, İzlenimci Şiir’in imgesel yapısı incelenerek varoluşçu felsefenin şiire konu edildiğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    1260-61 / 1844-45 Temettüat Kayıtları Işığında Mahmutlar ve Gökçeviran Köylerinin Sosyal ve Ekonomik Yapısı

    Metin, Rafet

    Temettüat Defterleri, 19. yüzyıl Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihinin en değerli kaynaklarından biri olarak öne çıkmaktadır. Tanzimat dönemi reformlarının etkisiyle bu defterlerde vergi reformu konusu öncelikli bir mesele olarak ele alınmıştır. Devlet gelirlerinin denetim altına alınması, vergi sistemindeki aksaklıkların giderilmesi, vergi mükelleflerinin belirlenmesi ve bütçenin dengelenmesi gibi hedefler doğrultusunda ülke genelinde sayımlar yapılmıştır. Bu sayımlar sonucunda hazırlanan Temettüat Defterleri, vergilendirme sistemini adil hale getirerek halk üzerindeki vergi yükünü hafifletmeyi amaçlamış ve vergi dağılımında yaşanan adaletsizlikleri gidermeyi hedeflemiştir. Aynı zamanda bu kayıtlar, dönemin sosyo-ekonomik ve demografik yapısını ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaktadır. Kayıtlarda, çeşitli bölgelerde yaşayan halkın mal varlıkları, sahip oldukları mülkler, hayvanlar, arazi ve kişisel malları detaylı bir şekilde kaydedilmiş; bu sayede dönemin kırsal yaşamı, nüfus yapısı ve tarımsal ekonomisi hakkında önemli veriler elde edilmiştir. Temettüat Defterleri, aynı zamanda mükelleflerin adları, lakapları ve meslekleri hakkında da bilgi sunmaktadır. Bu bilgiler, dönemin ekonomik ve sosyal yapısına dair kapsamlı bir panorama sunmakta, Osmanlı toplumunun ekonomik faaliyetlerini anlamamıza imkân tanımaktadır. Bu çalışmada, Hicri 1260-1261 (Miladi 1844-1845) yıllarında Kalecik Kazasına bağlı olan Mahmutlar ve Gökçeviran köylerinin sosyal ve ekonomik yapıları, 17095 numaralı Temettüat Defteri’nden faydalanılarak incelenmiştir. Kayıtlardan anlaşıldığı üzere, bu köylerde yaşayan toplam 49 hane, geçimlerini ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Tarımsal faaliyetler arasında buğday, arpa ve pamuk üretimi öne çıkarken, hayvancılıkta ise daha çok küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar ile yük ve binek hayvanları yetiştirilmektedir. Ziraat işçiliğinin yaygın olduğu bu köylerde, imam, hizmetkâr ve çoban gibi meslek dallarında çalışan kişilerin de bulunduğu görülmektedir. Çalışmada, vergi mükellefi olan hane reislerinin tarım, hayvancılık ve diğer mesleki faaliyetlerinden elde ettikleri gelirler doğrultusunda ödedikleri vergi türleri tespit edilerek, köylerdeki vergi yükü analiz edilmiştir. Bu sayede, köy halkının ekonomik yapısı ve vergi yükü arasındaki ilişki daha net bir şekilde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Temettüat Defterleri, yalnızca vergi kayıtları açısından değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun sosyo ekonomik yapısını anlamamıza katkı sağlayan birincil kaynaklar arasında yer almaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    The Struggle for the Mother Tongue of the Turkish Community in Germany From Past to Present: A General Evaluation

    Karaca, İlhan

    The most important problem of Turkish society in Germany originates from the mother tongue. As a matter of fact, the mother tongue has been one of the most discussed issues since the first years of migration. However, the limitations imposed on the mother tongue by the majority society and the mutually produced information pollution are an obstacle to the opening of an effective field of struggle. Immigration studies are devoted to the German spoken by the immigrants, rather than to their original language. Although the problem of the native language of immigrants is actually related to the field of linguistics it has been pushed into the lap of sociology by this discipline. However sociology does not include studies that examine the transfer and loss of language and its effects on migration. As a esult, the mother tongue debates have become like a labyrinth with no exit. In the study, the struggle for the mother tongue of the Turkish society in Germany was evaluated over generations. In the light of sociolinguistic theories and related literatüre, it has been tried to reveal how close this struggle is to the conditions required for the preservation of a language that is in the state of reference. The results show that Turkish should be taken under institutional protection in order to be able to maintain it as a mother tongue in Germany. Nevetheless, the struggle moves the Turkish society away from this goal as the generations progress. While the process is working towards language shift, the German society is also preparing to offer Turkish as a foreign language course in German schools. Parallel to this, the struggle for the mother tongue of the Turkish society also tends to install Turkish as a second foreign language course in high schools. This refers to the acceptance that Turkish children's mother tongue will no longer be Turkish in the future.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Tokat Sanjak at the end of the 19th Century

    Aktaş, Esat

    Having an important place in every period with its geographical location, Tokat was included into the borders of the Ottoman Empire in 1398. Tokat, which came to the 19th century with many political and administrative changes, was made a sanjak center on January 12, 1880. Niksar, Erbaa and Zile districts were also centralized to Tokat sanjak. In this study, the administrative and socio-economic development of Tokat sanjak at the end of the 19th century was discussed. The research data were obtained from the Ottoman Archive, the annuals and the sources in the literature. In the research, it was seen that Tokat was one of the important cities of the Ottoman Empire between 1880-1900. Tokat, which was on the trade route, gained the status of sanjak due to its distance from Sivas province and security reasons. The non-Muslim population also lived in Tokat, where the majority of them were Muslims. At the same time, the population of the city increased due to internal and external migrations, and diversified accordingly. These migrations, which brought some problems together, led to the introduction of a new product such as Tokat tea. Tokat industry has introduced important products to the market. Among these products, Tokat copper and cotton print gained brand value on a world scale during the period. In Tokat, where industry and trade are developed, both agriculture and animal husbandry have developed with the opportunities provided by the geography. It is understood that the people from Tokat also make a living from all these areas. It is seen that the people living peacefully in Tokat retreated to the clash environment because of the Armenian riots lived after 1895 and the people from Tokat tried to protect their national unity and their homeland. These incidents in Tokat and its surroundings also reveal the inadequacy of the military and law enforcement forces in the city.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Türkçe Öğretmeni Adaylarının Okul Dışı Öğrenme İle İlgili Görüşleri

    Ustabulut, Mete Yusuf

    Bu araştırmanın amacı Türkçe öğretmeni adaylarının okul dışı öğrenme ile ilgili görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nicel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini bir devlet üniversitesinden öğrenim gören Türkçe öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Araştırmada okul dışı öğrenme düzeyi ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verilerini analiz etmek amacıyla betimsel istatistik analizleri, t-testi, ANOVA analizleri kullanılmıştır. Türkçe öğretmen adayları okul dışı öğrenmede sırasıyla değerlendirme, uygulama, bilgi ve planlama boyutlarında kendilerini özyeterli görmektedirler. Türkçe öğretmeni adayları okul dışı öğrenme için yapılan planlamanın başarı düzeyini belirleyebileceğini, okul dışı öğrenmenin öğrenciye kazandırdığı sosyal becerilerin gerçekleşme düzeyini belirleyebileceğini, okul dışı öğrenmede gerçekleşmeyen hedef davranışları tespit edebileceğini, okul dışı öğrenme ortamında kullanılan araç-gerecin katkısını belirleyebileceğini, okul dışı öğrenme ortamının eğitim hedefine katkısını değerlendirebileceğini, okul dışı öğrenme ortamlarında öğrenciye kazandırılacak eğitimsel davranışın gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol edebileceğini, okul dışı öğrenme ile ilgili uygun ölçme ve değerlendirme yapabileceğini ifade etmektedir. Türkçe öğretmeni adaylarının okul dışı öğrenme düzeyleri ölçeğinde yer alan maddelere verdikleri cevaplarla cinsiyetleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Türkçe öğretmeni adaylarının yaşları, yaşamlarını çoğunu geçirdikleri yer, not ortalamaları, sınıf düzeyleri, yıllık okudukları kitap sayısı ile okul dışı öğrenme ile ilgili görüşleri arasında anlamlı bir ilşkinin olduğu görülmüştür. Türkçe öğretmeni adaylarının internette geçirdikleri süre ile okul dışı öğrenme ile ilgili görüşleri arasında anlamlı bir ilişki yoktur. Okul dışı öğrenme alt boyutları olan bilgi, planlama, uygulama ve değerlendirme arasında yüksek düzeyde bir ilişki vardır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex14TR Dizin12
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Süheyl ü Nevbahâr’ın Kurgu Dünyası: Yapısal Unsurlar Yönüyle Bir İnceleme

    Karaduman, Ruken

    Klasik Türk edebiyatı nazım şekillerinden olan mesneviler, yapısal unsurları ve kullanılan anlatım teknikleri gibi hususlarda günümüz hikâye ve romanları ile koşut bir yapı arz eder. Bu bağlamda, mesnevilerin modern anlatı formlarının inceleme yöntemleri ile çözümlenmesi, metne çok yönlü bir bakış açısı kazandırmaktadır. Çalışmamızda Süheyl ü Nevbahar mesnevisi, roman ve hikâye inceleme yöntemlerinden yola çıkılarak olay, kahramanlar, zaman, mekân, bakış açısı, dil ve anlatım hususiyetleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Adı ve müellifi tespit edilememiş Farsça bir eserden hareketle Türkçeye aktarılan Süheyl ü Nevbahar, 5703 beyitten oluşur. Telif bir aşk mesnevisi olan eserin ilk bin beyti İzzeddin Ahmet, kalan bölümleri ise Hoca Mesud tarafından kaleme alınır. Süheyl ü Nevbahar, anlatım teknikleri açısından oldukça başarılıdır. Eserde tasvir, diyalog, iç monolog, özetleme gibi modern anlatılarda görülen teknikler yoğun ve etkili biçimde kullanılmıştır. İçeriği ve çok katmanlı yapısıyla modern anlatı metinlerinin kurgusunu çağrıştıran bu mesnevi, Süheyl ile Nevbahar’ın aşklarını ve kavuşma mücadelelerini konu edinir. Zengin bir şahıs kadrosu, mekân ve zamana dair anlatım hususiyetleri konuyu oldukça dikkat çekici kılar. Ancak; beşeri aşk konusunda Anadolu sahasında yazılmış ilk örneklerden olması hasebiyle Süheyl ü Nevbahar’da kurgusal yönden bazı eksiklikler de mevcuttur. Tekrarlar ve yoğun tesadüflerle örülü olay zinciri, müellifin sıklıkla konuyu kesip okura kendi dünya görüşünü ve yorumlarını aktarması, olaylar sonuçlandıktan sonra da anlatımların didaktik bir amaç çerçevesinde oldukça uzun tutulması vb. eserin kurgusal yönden zayıf tarafları olarak ifade edilebilir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    DKAB Ders Kitaplarında Sözlü ve Yazılı Edebî Türlerin Kullanım Durumu

    Kaya, Fatih; Kartin, Emine

    2018 yılından itibaren uygulanan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programlarında edebî türlerin kullanımına vurgu yapılmaktadır. Bu bağlamda öğretim programları incelendiğinde araştırmada yer alan her sınıf düzeyinin “ünite açıklaması” kısmında edebi türler ve onların kullanımına ilişkin açıklamalara yer verildiği görülmektedir. Ayrıca dini hikâyeler, menkıbe ve kıssalar din ve ahlak öğretiminde eskiden beri sıklıkla başvurulan edebi türler arasında yer alır. Araştırmanın amacı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında sözlü ve yazılı edebi türlerin kullanım durumunu ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemine dayalı doküman inceleme deseni tercih edilmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmış olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitapları (4-12. sınıflar) doküman olarak incelenmiştir. İçerik analizi aracılığıyla elde edilen veriler çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; 4-5-6-7 ve 8. sınıfların Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında; anı, atasözü, bilmece, biyografi, deyim, fıkra, gezi yazısı, hikâye, kıssa, kompozisyon, makale, mâni, mektup, özdeyiş, röportaj, söylev, şarkı/türkü ve şiir türlerinin kendilerine yer bulduğu ortaya çıkmıştır. 9-10-11 ve 12. sınıfların Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında ise anı, atasözü, biyografi, cenkname, deyim, gezi yazısı, hikâye, kıssa, makale, masal, özdeyiş, röportaj, söylev, sözlük ve şiir türlerinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu araştırmada, tüm sınıf düzeylerinde edebi tür kullanım durumunun çoğaltılması ve edebi tür çeşitliliğinin artırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Naibe Türkan Hatun in Salghurids and the Administration of Atabeg Abiş Hatun

    Aktaş, Yasemin

    The Salghurids are a state established in Shiraz. The Salghurids who were affiliated to the Iraqi Seljuks and then Harezmşahs in the period of their establishment, recently controlled by the Ilkhanate. Ilkhanate domination in the Persian region started when Atabeg Abu Bekr Sa’d agreed to pay tribute and then continued. After the reign of Atabeg Abu Bakr and his son II., the process in which Turkan Hatun and his daughter Abiş Hatun took the leader, and the governors of Ilkhanate took over, began in the Salghurids. Turkan Hatun first took the office as the regent of her son Muhammed. Hatun followed the peace policy with the Ilkhanate during his regency. She also made her influence in the state administration, in being an atabeg of her son-in-law Muhammed-shah b. after the reign of his son Muhammad. Türkan Hatun, who dismissed him when her son-in-law Muhammed-shah wanted to keep her away from the administration, appointed Selçuk-shah b. Salgurshah as atabeg. However, the regency of Türkan Hatun ended when she was killed by her husband Selçuk-shah. The political mistakes of Selçuk-shah started the process of the collapse of the Salghurids. When he was killed in the Battle of Kazerun, Abiş Hatun, the last leader of the Salghurids, was appointed as the atabeg. During the reign of Atabeg Abiş, there was a struggle for authority between local administrators and Ilkhanate orders. In addition to the political and military struggles in the last period when the governors of Ilkhanate were effective, the financial robberies of Ilkhanate and the famine that lasted for 3 years caused a great shock. The dispute with Seyyid Imadeddin, the regent of Argun Han and the murder of Imadeddin, brought the end of the Salghurids. In the line with the orders of Argun Han, the notable people of Shiraz were put in trial and punished. Abiş Hatun fell ill and died a year later. With the death of Abiş Hatun, Salgurlu rule in the Persian region ended

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex5TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    The Change Process of the Rural People in Orhan Kemal’s Novels titled On Fertile Lands (Bereketli Topraklar Üzerinde) and Birds of Exile (Gurbet Kuşları

    Oruç, Osman

    Orhan Kemal is one of our socialist-realistic novelists examining the phenomenon of migration from rural to urban areas, which have accelerated ever since 1950s, and the reality imposed by the capitalist economic structure, and telling the problems of rural people such as dilemmas, troubles, change and transformation, alienation and building an identity. Orhan Kemal wrote about the lives of the land and factory workers, which he personally experienced or closely witnessed, and the life struggles of the expatriates, who have migrated from the rural to urban areas, with such realism and sincerity; thus, he was known as the author with the artistic identity by "writing on what he experienced" and gained a unique place in the Turkish literature. The migration of the rural people, who have no opportunity to live and earn income in their birthplace together with the industrialization observed in the agricultural sector, to urban areas in the hope of establishing a new life order and their efforts to hold onto life here are the problems examined in the novels of the author titled On Fertile Lands (Bereketli Topraklar Üzerinde) and Birds of Exile (Gurbet Kuşları), which is considered as a sequel to the first novel. In both novels, the author demonstrates the processes undergone by rural people, who have not left their village before and therefore do not know anything about the cities and the city people, such as staggering in the total chaos environment of the city, objectification, alienating to themselves and to the society, drifting away from the human virtues and being upside down in terms of values. In this study, the change processes mentioned above will be tried to be revealed by focusing on the two related novels of the author.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Reading of Şerif Mardin and Mübeccel Kiray: Social Changes and Modernization Periods in Our Recent History

    Özkurt, Cem

    This study aims to discuss the intersecting and diverging points of the sociological analyses of Şerif Mardin and Mübeccel Kiray within the framework of the parameters of social change, the fundamental tensions between social groups and social Power focuses and the problems of the connectedness of social structure. In this discussion, the theoretical approaches and the original conceptual frameworks of sociologists are used to monitor and analyze the structural changes and transformations that Turkish society has undergone in the last two centuries with their sociological dimensions. The conceptual and theoretical framework used by the two social scientists in analyzing the periods of modernization and modernization is widely differentiated. Accordingly, Şerif Mardin attributes our modernization process as a macro variable to the modenization in the political institution and bureaucracy and the radical transformation of this modernization in the field of symbols, symbols and values of society; Mübeccel Kıray makes a reference to the dynamics in production processes and the economy variable. Thus, the structural determinants of our modernization process are differentiated and analyzed with references to different contexts. In terms of contribution to literature, the study shows how Turkish modernization, which is often analyzed solely by its historical content and stages, can be analyzed both in its historical and sociological dimensions.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2148-5232
dc.date.accessioned2026-10-29T19:19:33.259231236Z
dc.date.available2026-10-29T19:19:33.259231236Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14556
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleMavi Atlas