Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Araştırmacılar(2)

Birim yayınları

15 →
  • MakaleAçık Erişim2026
    Manzum Bir Tefe’ülnâme: Mushaf-ı Şerîf’den Tefe’ül Etmenin Tarîki Beyânındadır

    Büyükada, Merve

    Tarihin her devrinde farklı coğrafyalardan kimseler, gelecekte yaşanabilecek hadiseleri öğrenmek ve buna göre çeşitli tedbirler almak istemişlerdir. Bu yüzden insanlar -özellikle de sıkıntılı dönemlerinde- fal uygulamalarının türlü yöntemlerine başvurmuşlardır. Türklerin yıldızlar, ay, güneş gibi gök cisimlerini, ateşi, hayvan kemiklerini, kumalak denilen taneler gibi birçok nesneyi kehanet ve fal vasıtası olarak kullandıkları bilinmektedir. Kur’an’da ve hadislerde gaibi, gizli olanı ve geleceği sadece Allah’ın bilebileceği bildirilmiş olmasına rağmen İslamiyet’in kabulünden sonra da fal bakma geleneği sürmüştür. Ancak bu dönemde fal bakma aracı olarak yararlanılan nesneler farklılaşmaya başlamış ve neticede çeşitli fal nevileri kullanılır hâle gelmiştir. Bunlardan biri de kitap fallarıdır. Kaynaklara göre fal bakma amacıyla en çok tercih edilen kitap ise Kur’an-ı Kerim’dir. “Tefe’ülnâme” olarak da zikredilen Kur’an falı örneklerinden biri de Süleymaniye Kütüphanesi Hasan Hayri-Abdullah Efendi Koleksiyonu’nda 00172-003 numara ile kayıtlıdır. 16 varaktan oluşan nüshanın 12b-16a varakları arasında yer alan metin, nesih hat ile kaleme alınmıştır. Eser, Mushaf-ı Şerîf’den Tefe’ül Etmenin Tarîki Beyânındadır başlığını taşımaktadır. Kur’an falı, aynı yazmanın 7b-12a sayfaları arasında yer alan Farsça manzum tefe’ülnâmenin Türkçeye tercümesidir. Falnâme, kısa mensur bir mukaddime ve 29 beyitlik kısa bir mesneviden oluşmaktadır. Mensur olan kısımda fal açmanın usulü açıklanarak fal açacak kişinin bazı ritüelleri gerçekleştirmesi istenmiştir. Manzum olan bölümde ise her bir harf elifba sırası gözetilerek yorumlanmış ve her harf bir beyitte tabir edilmiştir. Harflerin yorumları tefe’ülün gereği olarak büyük oranda müspet yöndedir. Çalışmada, mezkûr falnâme tanıtılarak Latin harflerine aktarılmış ve Kur’an falının dil içi çevirisine yer verilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Bir kur’an falı örneği: hâzâ kitâbu fâl-ı kur’ân-ı ‘azim budur

    Büyükada, Merve

    Türklerde fal bakma geleneği İslamiyet öncesi dönemde başlayıp günümüze kadar devam etmiş ve yüzyıllar içinde birçok metot kullanılmıştır. Bunun sonucu olarak farklı muhtevalardan oluşan manzum, mensur ya da manzum-mensur karışık pek çok “falname” kaleme alınmıştır. Sayıları henüz tespit edilememiş olan bu türün örnekleri çeşitli kütüphanelerde muhtelif yazma eserler içinde yer almaktadır. Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz A 1881/6 numarada kayıtlı “Hâzâ Kitâbu Fâl-ı Kur’ân-ı ‘Azîm Budur” başlıklı falname de bunlardan biridir. Mensur bir Kur’an falı olan metin 169 varaklık bir mecmuanın 131b-135b sayfaları arasındadır. İstinsah tarihi 1205/1790-91’dir. Müstensihi Osmân İbn-i Halîl’dir. Kur’an falında ilk olarak tefeül edecek kişinin riayet etmesi gereken hususlar verilmiştir. Daha sonra -sırasıyla- yirmi dokuz harf, farklı surelerden seçilmiş ayetlere dayandırılmış ve devamında harfler tevil edilmiştir. Harf grubunu yorumlayan bir falname örneği olan metinde, tevillerin genellikle müspet bir duruma işaret ettiği görülmüştür. Ancak bunun yanında menfi veya müspet ile menfi durumun birlikte verildiği ifadeler de bulunmaktadır. Bu çalışmada Kur’an falının çeşitli hususiyetlerine değinilmiş ve ardından metin Latin harflerine aktarılarak araştırmacıların istifadesine sunulmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2025
    A prose fortune tellıng: hazâ kitâbu fâl-ı kur’ân

    Büyükada, Merve

    Humans have been curious about discovering what lies in the great beyond and predicting the future since practically the dawn of time. Over the millennia, they’ve used stars, animal bones, bird flight patterns, and even books to achieve that – with techniques and tools alike showing immense variation depending the period and geography in question. Nevertheless, fortune telling is seemingly universal acrost most cultures. In the context of Ottoman-Turkish culture, this art is referred to as “fal.” As such, Ottoman-era fortune telling guide books or manuals were called “fal-name.” Koranic fal-names (commonly dubbed “fâl-ı Kur’an” or “tefeülname) proved especially popular. Some were written in verse, some in prose, and others in a mixture of both. In this study, we have examined one such a book: Hâzâ Kitâbu Fâl-ı Kur’an (55Hk519/6, Samsun Provincial Library Collection). We’ve specifically focused on folios 63b through 65b (out of 111 in total). While the author remains unknown, he do know that it was penned in around 1735 or 1736 CE (1147 AH). The book talks at length about how one should go about reading a fortune at the beginning. Arranged in alphabetical order, every (abjad) letter corresponds with an ayah from the Quran, followed by two possible interpretations, one good, the other bad. We’ve transcribed the folios in question into the Modern Turkish (Latin) alphabet, and analysed them for content, orthography, and language.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Fuzûlî’nin Leylâ ve Mecnûn Mesnevisinde Ben ve Öteki Diyalektiğine Fenomenolojik Bir Yaklaşım

    Karaduman, Ruken

    Edmund Husserl tarafından ortaya konulan fenomenoloji (görüngübilim), fenomenlerin yani kavramların yeniden ve detaylı bir biçimde araştırılmasını, sorgulanmasını esas almaktadır. Bu felsefi metot, fiziksel dünyayı anlamlandırırken kişilerin bilincinde somut olay ve nesnelerin farklılaştığını, dolayısıyla dış dünyanın göreli olduğunu iddia eder. Mutlak ve değişmez olmayan gerçeklikte olguların evrensel özüne ulaşabilmek içinse bireysel bilgi ve deneyimlerin parantez içine alınması gereğini savunur. Fenomenolojik yaklaşımlarla benin ötekiyle deneyimi merkeze alınmaktadır. Bu düşünce metodolojisine göre, benin kendini inşa etme ve anlamlandırma sürecinde ihtiyaç duyduğu öteki, etkileşim içinde olduğu birey ve toplumdur. Benin devinimini gerektiren varoluşsal süreç ötekinin bakışıyla karşılıklı olarak gerçekleşmektedir. Bu çalışmada ben ile başlayan, kısa bir süre sonra biz olarak devam eden ve benin yeniden bireyselleşmesiyle ötekinin tamamen yok olduğu bir macera olarak Fuzûlî’nin Leylâ ile Mecnûn adlı mesnevisi ele alınmıştır. Ben ve öteki bağlamında fenomenolojik açıdan incelenmesi amaçlanan mesnevideki ana kahramanlardan biri olan Mecnûn’un öteki ile ilişkisi, ötekinin nasıl algılandığı ve Mecnûn’un ötekinin varlığıyla öze nasıl ulaştığı üzerinde durulmuştur. Mesnevideki başkahramanın öteki ile ilişkisinde algı ve duyumsamalarının nasıl şekillendiği ve değiştiği tespit edilmeye, dramatik aksiyonda ben ve öteki ilişkisinin etkileri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Böylece aşk söyleminin öznesi olarak Mecnûn’un öteki ile ilişkisinde bilincin mutlak öteki ile bağı ve bu bağın nasıl geliştiği izlenebildiği görülmüştür.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Bir İhtilâc-nâme Örneği: Hâzâ Kitâbu İskender-nâme-yi İhtilâc

    Büyükada, Merve

    İnsanoğlu geçmişten bugüne ileride yaşanabilecek durum ya da olaylar hakkında bilgi edinmek istemiş ve gelecek ile ilgili birtakım tahminlerde bulunmuştur. Bunu yaparken de çevredeki farklı nesneleri, canlıların hareketlerini veya onların fiziksel özelliklerini bir araç olarak kullanmış nihayetinde bunları iyiye ya da kötüye yorarak çeşitli yargılara varmıştır. Tüm bu tahminler ve hükümler zamanla birikerek toplumların inanç dünyalarına yerleşmiş ve dilden dile aktarılarak yazılı geleneğin bir parçası hâline gelmiştir. Daha çok fal içerikli olan bu ürünler Türk edebiyatında “fal-nâme” başlığı altında toplanmıştır. Fal-nâme çatısı altında sınıflandırılan türlerden biri de ihtilâc-nâmeler ya da diğer bir adıyla seğir-nâmelerdir. Bu metinlerde insanın muhtelif uzuvlarının seğirmelerine özel anlamlar yüklenerek çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur. Yurt içi ve yurt dışı kütüphanelerinde manzum veya mensur şekilde kaleme alınmış birçok ihtilâc-nâme mevcuttur. Manisa İl Halk Kütüphanesinde 45 Hk 5373/1 numara ile kayıtlı mecmuada yer alan ihtilâc-nâme de bunlardan biridir. Metin mecmuanın 8b-12b varakları arasında bulunmaktadır. Bu çalışmada “Hâzâ Kitâbu İskender-nâme-yi İhtilâc” başlıklı metin Latin harflerine aktarılarak tavsif edilmiş; ardından muhteva, dil ve imla yönünden incelenmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Bir kendini bulma ve varoluşunu gerçekleştirme yolculuğu: lâmi’î çelebi’nin vâmık u azrâ mesnevisi

    Karaduman, Ruken; Erzen, Mehmet Halil

    Carl Gustav Jung, bireyin yaşadığı topluma ait her şeyi hafızasına kaydettiğini söyler ve buna kolektif bilinçdışı adını verir. Kolektif bilinçdışına ait öğeler tüm insanlığın geçmiş deneyimlerinin ürünüdür ve nesilden nesile miras yoluyla aktarılmıştır. Jung’un takipçilerinden olan Joseph Campbell da kolektif bilinçdışı kavramı içerisinde yer alan kahraman arketipinden hareketle farklı milletlere ait mitsel ve efsanevi metinleri incelemiş; bunun neticesinde bahsi geçen metinlerin tamamında kahramanın benzer bir serüveni yaşadığı sonucuna varmıştır. Kahramanın yolculuğu şeklinde ifade edilen bu serüven, ana karakterin hem mecazen hem de reel olarak katettiği yolun döngüselliğini ifade etmektedir. Nitekim tekrar eden belli aşamaların ardından kahraman, başladığı yere dönmekte; olay örgüsü farklı gibi görünen hikâyelerde dahi kahramanın temel macerası benzer aşamalar içermektedir. Campbell’ın monomit olarak adlandırdığı, kahramanın döngüsel yolculuğunda katettiği aşamaların bahsi geçen anlatı türlerinde olduğu gibi mesnevi türünde de ortak olduğu görülmektedir. Bu bağlamda 16. yüzyıl aşk mesnevilerinden Lamiî Çelebi’nin Vamık u Azra Mesnevisi, monomitin çekirdek birimi olarak adlandırılan ayrılma, erginlenme ve dönüş aşamaları esas alınarak incelenmiştir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Platon’un İdealar Âlemi Teorisi ile Divan Şiirindeki Bazı Anlatıların Benzerlikleri

    Karaduman, Ruken; Erzen, Mehmet Halil

    Antik Yunan filozoflarından Platon, düşünce tarihinde oldukça önemli bir yere sahiptir. O, kendisinden sonraki birçok düşünürü derinden etkilemiş ve düşünce hareketlerinden bazılarının temellerini atmıştır. Platon’un ahlak, estetik, metafizik gibi alanlardaki görüşleri arasında geliştirdiği en dikkat çekici teorilerinden biri olan idealar teorisinde, orijinalin yani hakikatin yansıması olarak idealardan söz edilir. İdealar kuramına göre nesneler (görüngüler) ve idealar şeklinde iki farklı dünya vardır. Bedensel varlığı nesneler dünyasında yer alan insanın sahip olduğu zannına kapıldığı bilgiler birer doksa (sanı)dan başka bir şey değildir. Gerçek bilgi ancak idealar âlemine aittir. Nitekim idea; gerçek, kalıcı, sürekli ve değişmez olandır. Nesneler ise ideanın sûretinden başka bir şey değildir. Bu teorideki özellikle zaman ve mekândan bağımsız, fiziksel dünyanın ötesinde ancak bu dünya ile sıkı biçimde bağlantılı bir dünya olarak ideaların izahı, tasavvuf düşüncesiyle ve divan şiirindeki bazı metaforlar ile çeşitli noktalarda benzerlikler göstermektedir. Bilhassa Platon’un mağara alegorisinin tasavvufi okumalara imkân sunan anlatım özellikleri çağrışımın niteliğini artırmaktadır. Bu benzerliklerdeki esas nokta tasavvuftaki tecelli anlayışına paralel biçimde ideanın doğruluk, güzellik ve iyiliğin aslı kabul edilirken dünyadaki nesnelerin ise ideaların yansımaları olduğu fikridir. Buradan hareketle çalışmamızda, idealar kuramı klasik Türk şiiri bağlamında ele alınmakta; Platon’un idealar âlemi ve ilgili görüşlerinin bilhassa tasavvufi şiirlere koşut yönleri üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda Divan şairlerinin nesneler dünyası üzerine söylemlerinde sıklıkla kullandıkları rüya, ayna, fânûs-ı hayâl, zıll-ı hayâl, serab gibi motiflerin idealar kuramındaki düşünüş şekilleri ile ortaklıkları dikkat çeker. Ancak bu çalışmada tasavvufî düşünüş şekillerinin eski Yunan felsefesinden ne kadar ve nasıl etkilendiğini ortaya koymaktan ziyade divan şiirindeki bazı anlatımlara farklı bir çerçeveden bakmak amaçlanmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2021
    An Attempt to Interpret the Concepts of Nafs, Mind And Heart Within The Context of Id, Ego and Superego: The Case of Fuzuli's Divan

    Karaduman, Ruken

    Most of the time, scientists and artists use distinct concepts to explain the self that a person seeks to understand and explain. Divan (Ottoman Divan Poetry Tradition) poets, on the other hand, processed historic information, teachings, and beliefs in a universal way, based on human traits, even if they were labelled differently in different eras and geographies. Indeed, analyses based on literature and findings from other fields reveal that divan poetry is a unity encircled by a framework of logic and universality. Studies in Psychology and psychoanalysis provide many options for analysing the human being represented in classical poems from a distinct perspective in this context. With his structural theory of personality, Freud, who conducted major studies on psychoanalysis, states that human emotions and behaviours emerge as a result of the effects of mental systems called id, ego, and superego. The id, as a structure that acts in accordance with unconscious desires, impulses, and the pleasure aiming principle, the ego, as a conscious balance mechanism that attempts to connect with reality, and the superego, as the inner delegate of traditional values and ideals, are all described in detail in this theory. The ego's effort to dominate the impulses, which tries to satisfy its ego functions, and on the other hand, to reconcile the id and the superego with reality is mentioned as a contrast between the immoral claims of the id and the moral and conscientious aspect of the superego, which tries to achieve perfection. These systems, which can be described as elements of the self, are frequently discussed in the tradition, notably in mystical poems, with the concepts of nafs, mind, and heart. The nafs, which pursues mundane pleasures and irrational desires that are incompatible with the aim of human existence, appears in traditional Turkish poetry as a humiliated and criticized element with these traits. The heart, which acts according to its desires and is unaware of divine reality, is portrayed as a spiritual structure that defines good and evil, particularly within the context of mystical teachings, as it strives to achieve the ideal of being a perfect human being. The mind, on the other hand, must resist the nafs' urges and activate the reality principle in opposition to the pleasure principle. However, in accordance with external conditions, the mind must also control and regulate the heart's wants. Divan poets, who typically side with the heart, take a stand against the mind, which tries to rule over the heart's wishes at this juncture. They regard it as inadequate and unable to grasp true meaning. By removing the mental barrier and eliminating the nafs, Divan poets frequently highlight their desire to be united simply with the heart. The purpose of this study is to determine the semantic framework of the nafs, mind, and heart, as well as the images associated with them, which provide various clues about the poet's perspective on inner world of human beings and life at the conscious or subconscious levels with the overlapping meaning connection with the id, ego, and superego. The focus of this study is to evaluate and understand numerous expression qualities and notions based on the concepts of nafs, mind, and heart in Fuzuli's Divan (Collected Poems), using Freud's theoretical conceptual framework. The undesirable aspirations of the nafs, as well as the mind's ability to distinguish between good and evil, are highlighted in Fuzûlî's narratives, which are particularly reflections of his spiritual concepts. The poet, however, prioritizes the values of the heart, which is the embodiment of ultimate beauty, in response to the mind that doubts and causes obstacles. It elevates the heart to a higher spiritual status. In this study, the content analysis method was applied to determine the contexts in which the concepts of nafs, mind, and heart were used in Fuzûlî's Divan. Following the grouping of these concepts in the divan by using the tagging method, a broad assessment of the concepts’ meanings has maintained that the poet has assigned to concepts within the context of the poems' themes.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    The Unpublished Poetry of Nazîm the “Composer” (Three Gazels)

    Büyükada, Merve

    The tradition of compolling magazines, which starded in the XV. century in classical Turkish literature, continued until the beginning of the XX. century. At the end of six centuries, especially poetry journals have become one of the important reference sources for literary personalities of poets, examples of various literary genres or verse forms that are not preffered in our literature can be acccessed.Apart from this, it is possible to come across the poems whose names are mentioned in the tezkires but who did not organize the Dîvân, or the poets who are not included in the tezkires. One of these journals is the journal registered in 1127 in the Topkapı Palace Museum Treasure Library. There are 97 poets from differentcentury, is one of them. The real name of the poet is Yahyâ. He used the pen name “Halîm” for a long time, then he was given the pen name “Nazîm” by Neşâtî Dede. The death date of the poet, whose date of birth is not recorded in the sources, is mentioned as 1139/1727 in Hâtimetü’l-Eş‘âr. His only kkonwn work is his Dîvân. The poet, who was many naats in his Dîvân, is also referred to as “na’t-gû”. İn this study, after giving information about Nazîm, the journal registered in the Topkapı Palaces Museum Treasure Library1127 was mentioned, and then three gazels with the pseudonym Nazîm were punlished and presented to the researchers.

  • MakaleYalnız künye2021
    Comparison Of Epizot And Motifs In Cemşîd ü Hurşid Mesnevi With Turkish Folk Story AndFairy Tales

    Karaduman, Ruken

    Folk tales and tales that have survived through oralexpression contain many cultural elements synthesized infolk imagination. It is possible to follow the traces of thesecultural elements not only in folk literature texts but alsoin classical and modern Turkish literature products Inevery literary tradition, the cultural accumulation, socialbelief system and lifestyle carried by previous narrativesare assimilated by the artist and reflected by his uniqueperspective Especially in mesnevi, which is one of the verseforms of classical Turkish literature based on narration, theeffects of cultural heritage elements such as beliefs, mythsand legends of ancient narratives are felt intensely. Whileour poets recognize and use the Mesnevi form throughIranian literature, they succeed in assimilating this formwith themselves. Ahmedî's 4798 couplets Cemşîd ü Hurşîd mesnevi hasan important place in our literature in terms of narrationtechnique. The subject of our study is to examine thismesnevi, which is a compilation work, in terms of episodesand motifs, and to determine the similarities anddifferences with traditional narrative types such asTurkish fairy tales and folk talesIn this article, folk talessuch as Dede Korkut Stories, Elif ile Mahmut, Tahir ileZühre, Raznihan ile Mahfiruze, Ferhad ile Şirin and manytales such as Güneş Kızı, Kırk Boy, Altın are studied in thecontext of repetitive episodes and motifs in terms of form and function in Cemşîd ü Hurşîd. In addition, in order toreveal the relations between the texts, the narratives in theevent flow of the mesnevi were evaluated over thesimilarities they contain with these folk narrative types,especially in the world of fiction, extraordinary andstructural elements..

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
dc.date.accessioned2026-10-29T17:14:18.968154378Z
dc.date.available2026-10-29T17:14:18.968154378Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/10060
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleEski Türk Edebiyatı Anabilim Dalıtr
dc.titleClassical Turkish Literatureen
organization.identifier.codebayburt-insan-ve-toplum-bilimleri-turk-dili-ve-edebiyati-e-2
organization.unitTypedivision
rdl.unit.alias\beski turk edebiyati anabilim dali\b
rdl.unit.alias\b(old|classical) turkish lit