Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Ebû Dâvûd'un Kitâbü's-Sünne özelinde itikadi konulara yaklaşımı

    Abdulkadir Tiryaki

    İslam tarihinde Hz. Osman'ın şehadeti ile başlayan fitne olayları, İslam'da ilk mezhepleşmeye sebep olmuş ve bâtıl mezheplerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ehl-i hadis âlimleri, bâtıl mezheplerin yarattığı hurafe düşüncelerle mücadele etmiş ve bunlara cevaben eserler yazmışlardır. Bu noktada alimler sünnete uygun olarak sahih iman şeklini ortaya koyacak eserler yazmışlardır. Bu türde yazılan eserlerden biri de Kitâbü's-Sünne'dir. Bu eserlerde müellifler, sünnete uygun olan doğru inanç sistemini anlatmaya çalışmış ve yanlış inanç şekillerini eleştirmişlerdir. Ebû Dâvûd, Kitâbü's-Sünne adlı eserinde itikadi anlayışını ortaya koymuş ve bâtıl mezheplerin görüşlerini eleştirmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Kur'ân ve sünnete göre asabiyet

    Şahin Hazar

    Tarih boyunca insanlığın gelişmesi önündeki problemlerden biri, asabiyet anlayışı olmuştur. Allah ilk insandan itibaren insanlara peygamberler göndermiştir. Her peygamber gönderildiği topluma o toplumdaki yanlış düşüncelerle mücadele edip, ilahi mesajları aktararak doğru yolu göstermiştir. Nübüvvet zincirinin son halkası olan Peygamberimiz de kendi toplumundaki en büyük hastalık olan câhiliye dönemi asabiyeti ile mücadele etmiştir. Asabiyet, kişinin kendi ırkını ve milletini daha üstün görüp, diğer ırkları ise değersiz görmesidir. Bir başka ifade ile kişinin zalim de olsa mazlum da olsa kendi kardeşine yardım etme anlayışıdır. İslâm'dan önceki dönemi ifade eden câhiliye tabiri, bir zihniyetin adıdır. Hz. Peygamber'in meydana getirdiği değişimi anlayabilmek için câhiliye döneminin iyi anlaşılması gerekir. Araştırmamızda câhiliye döneminin en büyük özelliği olan asabiyet anlayışı ve toplumsal hayattaki yansımaları ele alınmıştır. Özellikle çalışmamızla alâkalı olarak Kur'ân-ı Kerîm'deki ayetler ve Peygamberimizin hayatı boyunca asabiyetle olan mücadelesi derinlemesine incelenmiştir. Ayrıca toplum bireylerinin birbirlerine kenetlenmesini sağlayan milli duygularla hareket etmenin, akrabalık ilişkilerini canlı tutmanın ırkçılık zihniyetiyle karıştırılmaması gerektiğine de dikkat çekilmiştir. Çünkü kişinin milli his ve duygulara sahip olması tabiidir. Kâmil bir müslüman içinde yaşadığı toplum başta olmak üzere vatanını, milletini, kutsal değerlerini sever. İki ana bölümden meydana gelen bu çalışmamızın birinci bölümünde kavramsal çerçeve ve cahiliyye dönemi asabiyet anlayışına değinilmiştir. İkinci bölümde ise Kur'ân ve Sünnete göre asabiyet anlayışı konusu ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Din eğitiminde dini bilgiyi etkileyen faktörler

    Fatma Cesur

    Bu çalışmada, din eğitiminde dinî bilgiyi etkileyen sosyal faktörler sosyal temeller bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bilgi kavramının tanımı yapılarak, bilgi kavramı ile ilgili temel açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde, din toplum ilişkisi karşılıklı olarak ele alınmış ve birbirlerine etkileri ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde ise din eğitiminin ve dinî bilginin sosyal temelleri Kur'an'ı Kerîm, Sünnet, Gelenek, Kültür, Küreselleşme ve Modernite başlıkları altında işlenmiştir. Çalışmanın sonunda din eğitiminde kullanılan dinî bilginin amacına uygun bir şekilde anlaşılması için hayatla ilişkilendirilmesi, sorunlara çözüm üretecek şekilde güncellenmesi ve batıl inançları fark edip eleyecek seviyede dini okuryazarlık becerisine sahip olunmasının önemi ortaya konulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İlk dört halîfenin sünnete yaklaşımı

    Maşallah Konuksever

    Bilindiği gibi sünnet, Kur'ân'dan sonra dînimizin ikinci temel kaynağıdır. Geçmişte ve günümüzde Müslümanların benimsemiş oldukları İslam anlayışını Kur'ân ve sünnet belirlemiştir. Ancak sahâbeden günümüze kadar Kur'ân ve sünnet, temel referans kabul edilmesine rağmen, tarihi süreç içerisinde farklı görüşler ve farklı anlayışlar ortaya çıkmıştır. Şüphesiz ki, sağlıklı bir İslam anlayışı onun temel kaynaklarının iyi anlaşılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Yüce kitabımız Kur'ân'ı Kerîm'in ifadesiyle insanlığa rehber olarak gönderilen ve Peygamberler zincirinin son halkası olan Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.s.) hem sözlerinde hem de davranışlarında kendisine inanan kimseler için güzel bir örnek vardır. Bu sebeple hangi asırda yaşarsa yaşasın ona inanan insanların ideal bir mü'min olabilmeleri elbette ki onun sünnetini takip etmeleri ile mümkün olacaktır. İşte tam bu noktada Rasûlullâh'ın sünnetini sonraki kuşaklara aktaracak olan güzide şahsiyetler yani ashâb-ı güzînin vazîfelerinin ne derece ehemmiyetli olduğu anlaşılmaktadır. İnsanların anlama kabiliyetleri ve anlama metotları neticesinde elde ettikleri farklı anlayışların sağlamasını yapmak için elbette yine Kur'ân ve sünnetin yanı sıra ilk Müslüman nesle yani sahâbeye başvurmamız en doğru yol olacaktır. Çalışmamızın giriş bölümünde genel olarak sahâbenin sünnete yaklaşımlarına kısaca değindikten sonra araştırmanın konusu, amacı, metodu ve kaynaklarından bahsedildi. Kavramsal çerçeveye yer verilerek halîfe-hilâfet, sünnet, hadîs ve ittiba kavramları hakkında yeterli bilgi sunulmaya çalışıldı. Her bir halîfe için ayrı bölümler açılmak suretiyle toplamda dört bölüm oluşturuldu. Her bir bölümde ana hatlarıyla ilgili halîfenin hayatı öz bir şekilde verildikten sonra onların sünnet/hadîs anlayışları, sünnete verdikleri önem ve sünnete bağlılıkları, hadîslere mürâcaât etmeleri, hadîslerin rivâyet edilmesinde gösterdikleri titizlik ve hadîslerin tedvîn edilmesindeki tutumları izah edilmeye çalışıldı.

  • Doktora TeziAçık Erişim2016
    Zemahşerî ve Hadîs

    Hasan Yerkazan

    Zemahşerî ve Hadîs konusunu ele alan bu çalışma, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş'te; Zemahşerî'nin hayatı, ilim tahsili, hocaları, öğrencileri, eserleri, yaşadığı döneminin karakteristik özellikleri, düşünce dünyasını şekillendiren mezhepler vb. gibi konular hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölüm'de Zemahşerî'nin sünnet ve hadîse yaklaşımı bağlamında, sünnetin değeri, kaynağı açısından hadîsler, hadisçiliği, hadîs ilimleri, hadîsleri rivâyet metodu, gramer ile ilgili konularda hadîslerle istişhadı ve hadîsçilik yönünün eleştirisi gibi konular incelenmiştir. İkinci bölüm'de ise Zemahşerî'nin Ebû Hureyre, tıbb-ı nebevî, Hz. İsâ'nın nüzûlü, mu'cize, mi'râc, Kur'ân'ın sünnetle neshi, rüyada hadîs tahammülü, Hz. Ali ve Hz. Muâviye gibi tartışmalı bazı konulara hadîsler bağlamında yaklaşımı; rü'yetullah, büyük günah, şefaât, imân-amel ilişkisi, kabir azabı, nazar/göz değmesi ve ömrün uzaması gibi konuları içeren hadîsleri mezhebî görüşleri çerçevesinde te'vîl metodu tetkik edilmiştir. Ayrıca bu bölümün sonunda Zemahşerî'nin en çok hadîs rivâyet ettiği el-Keşşâf, Rabîu'l-Ebrâr ve Fusûsu'l-Ahbâr ve Ruûsu'l-Mesâil isimli eselerinde bulunan hadîslerin kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma Sonuç kısmı ile bitirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Zemahşerî, Mutezile, Hanefî, Sünnet, Hadîs.

  • Doktora TeziAçık Erişim2016
    Câbir b. Abdullah ve hadis tarihindeki yeri

    Abdurrahman Ece

    Hadis rivayet tarihinde, muksirûn sahâbîlerin ayrı bir yeri vardır. Sünnet'in tahammül ve edâsında payları daha çok olduğundan, tenkidlere maruz kalmışlar, adlarına birçok rivayet uydurulmuştur. Batıl fırkalar da, onlara çeşitli iddialar nispet etmek suretiyle emellerini bu tanınmış şahsiyetler üzerinden gerçekleştirmek istemişlerdir. Bu çalışmada, rivayet sayısı, tekniği ve sünnetin cem' ve tedvîni açısından önemli bir yere sahip olup, Şî'a'nın birçok iddia nispet ettiği mümtaz sahâbî Câbir b. Abdullah ve hadis tarihindeki yeri incelenmiştir. Çalışma, bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Câbir b. Abdullah'ın yaşadığı dönem, dönemin siyasî fırkaları ve ilmî anlayışı hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, hayatı, sahâbe arasındaki yeri ve siyâsî kişiliğinin yanısıra, dönemin tartışmalı konuları hakkındaki görüşleri ele alınmış; fıkıhçılığı ve tefsirciliğine kısaca değinilmiştir. İkinci bölümde, Câbir b. Abdullah'ın Sünnet anlayışı ile hadis rivayet tarihindeki yeri araştırılmıştır. Bu bağlamda hadis tahammül ve edâsı, rivayet metodu, muksirûndan olmasını sağlayan faktörler, hadis kaynaklarındaki rivayetleri ve onun adına uydurulan rivayetler tespit edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise, İmâmiyye Şî'ası'nın Câbir b. Abdullah'a bakışı ve hakkındaki iddiaları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Câbir, Sünnet, Hadis, Rivayet, Sahîfe, Hadis Tarihi.