Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Şiî Müfessir Hâşim b. Süleymân el-Bahrânî'nin (ö. 1107/1696) tefsir metodu

    Hasan Faruk Satıcı

    Kur'ân'ı anlama ve yorumlama çabaları, onun nazil olduğu ilk dönemlerden itibaren başlayarak günümüze kadar devam etmiştir. İslam tarihinin iki ana mezhebinden biri olan Şîa da kendi mezhebinin esaslarına göre bir tefsir yöntemi geliştirmiştir. Şîa içinde bulunan ahbârîlik ve usûlîlik adlı iki farklı ekol arasında Kur'an'ı yorumlama metodu açısından önemli farklılıklar vardır. Ahbârîlik, rivayetleri önceleyip imamlardan gelen ahbâr ile Kur'ân'ı tefsir etmeye çalışırken, usûlîlik ehl-i sünnetin rey metoduna benzer bir metodu takip etmiştir. Ahbârîlere göre, Kur'an'ın tefsirini en iyi bilenler imamlar olup onların dışındakilerden gelen rivayetlere dayanarak yapılan tefsir, Kur'an'ın rey ile tefsir edilmesi anlamına gelir ki, bu da caiz değildir. Şiî âlimler arasında "Allâmetü'l-Bahreyn" lakabıyla anılan Bahrânî (öl. 1107/1696) de, el-Burhân fî tefsîri'l-Kur'ân adlı tefsirinde ayetleri ahbârî anlayışla yorumlamıştır. Yetmiş kadar eseri olan Bahranî'nin en önemli eseri, el-Burhân fî tefsîri'l-Kur'ân adlı tefsiridir. Ülkemizde Şiî müfessirler ve tefsirleri hakkında yapılan akademik çalışmalarda artış olmasına karşın Bahrânî'nin el-Burhân fî tefsîri'l-Kur'ân adlı tefsirini ele alan bir çalışma olmadığını tespit ederek bu konuyu çalışmaya karar verdik. Çalışmamızda Bahrânî'nin tefsir metodunu, tefsirinde dayandığı ilkeleri ve Kur'an ilimleri hakkındaki görüşlerini ortaya koymaya gayret ettik. Çalışmamıza müellifin hayatı, hocaları, talebeleri, eserleri ve Şîa içindeki konumunu tabakat ve teracim kitaplarından araştırarak başladık. Bu konudaki bilgileri Şîa kaynaklarından derlemeye özen gösterdik. Ardından el-Burhân tefsiri baştan sona inceleyerek çalışmanın asıl muhtevasını ortaya konmaya çalıştık. Müellifin görüşlerini en doğru şekilde ortaya koymak ve tahlil etmek temel hedefimiz olduğundan, her konuda sözü uzatmadan bir iki örnek vermekle yetindik. İmkânlar ölçüsünde bu alanda yapılmış olan benzer çalışmaları da inceledik. Bu çalışmamız neticesinde ortaya çıktı ki, Bahrânî Ehl-i beyti, Hz. Ali'yi ve taraftarlarını öven, buna karşın ilk iki halifeyi yeren rivayetlere tefsirinde çokça yer vermiştir. Muhammed el-Bâkır (öl. 114/733), Ca'fer es-Sâdık (öl. 148/165), Ali er-Rızâ (öl. 203/819) başta olmak üzere imamlardan nakledilen birçok rivayeti aktarmış; hatta Kur'an'ın üçte birinin Şîa ve düşmanları hakkında indiğini belirtmiş; nüzûl sebepleri hakkında da farklı açıklamalar yapmıştır. Müteşâbih ayetleri tefsir ederken zâhiri manadan ziyade bâtınî manaya ağırlık vermiştir. Onun tefsirinin başka bir önemli özelliği de mezhebî bir tefsir olarak İmâmiyye itikadını esas almasıdır. İmâmet ve velâyet, onun ayetleri tefsir ederken tavizsiz bir şekilde savunduğu iman esaslarıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İsmail Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-Beyân adlı tefsirinde kevni ayetlere yaklaşımları

    Ömer Karaca

    Kur'an'ı Kerim'de yer alan ayetler Allah Teâlâ'nın varlığının ve birliğinin delillerini ifade eder. Ayetler aynı zamanda Allah Teâlâ ile insanlar arasındaki bağlantıyı kuran köprülerdir. Kur'an'da yer verilen bu köprüler/vahiyler, yüce yaratıcının eşsiz kudretini insanlara anlatmak için kimi zaman telkin kimi zamanda ispat şeklinde ifade edilir. Ayrıca bu ayetler insanları hidayetin çeşitli yollarına ulaştırır. Allah Teâlâ, insanların ibret almaları için kâinattan pek çok örneği varlığının ispatı olarak onlara sunmuştur. Allah Teâlâ'nın kudretini ve kâinatın oluşumuyla kâinatta sergilediği ayetlerini ifade eden bu delilleri Kur'an'da anlatması kevnî ayet olarak değerlendirilir. Bu çalışmada, kevnî ayetlerin daha çok bilimsellikle ilişkili olmasına rağmen işari tefsirin temsilcilerin arasında sayılan İsmail Hakkı Bursevî'nin "Rûhu'l-beyân" adlı tesirinde bu ayetlere yaklaşımları incelenmiştir

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Kur'ân-ı Kerîm'de helâl ve haram yiyeceklerin tefsirler açısından değerlendirilmesi

    Kübra Sağlam

    Kur'ân'a göre insan, Allah'ın yeryüzündeki halifesidir. Allah (c.c.) yeryüzünde insanoğlunun varlığını sürdürebilmesi ve yeryüzünde faydalanması için birçok nimet yaratmıştır. İnsanoğlunun varlığını sürdürebilmesi için temel gereksinimlerden birisi de gıda ihtiyacıdır. İnsanlar, kendilerine sunulan bu nimetlerden çeşitli yönlerde faydalanarak onlardan istifade ederler. Allah Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'de insanların fayda ve zararına olan yiyecek ve içecek türü şeyleri açıklayıp, bunlarla ilgili hükümleri helâl ve haram şeklinde bildirmiştir. Allah (c.c.) tarafından helâl ya da haram olarak belirlenen yiyecek ve içecekler hükmen bütün müminler için aynı şekilde bağlayıcıdır. Kişinin helâl ve harama karşı gösterdiği duyarlılık onun dindarlıktaki özveri ve hassasiyetini belirler. Bu çalışmada, Kur'ân-ı Kerîm'de bulunan helâl ve haram yiyeceklerin neler olduğu ele alınmıştır. Allah'ın helâl kılıp rızık olarak faydalanılmasını istediği yiyecekler ile Allah'ın haram kılıp insanların faydasına olmadığını belirttiği yiyeceklerin neler olduğu, ilgili tefsîrler açısından değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kur'ân, tefsîr, helâl, haram, tayyib, habis.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    Roger Garaudy'nin bazı Kur'ani meseleleri yorumlaması

    Yusuf Okumuş

    Roger Garaudy, Batı medeniyetinin merkezi Fransa'da dünyaya gelmiştir. Anne-babası ateist olmasına rağmen kendisi on dört yaşında Hıristiyanlığı benimsemiş ve altmış dokuz yaşında iken İslâm'ı kabul ettiğini açıklamıştır. Bu çalışmamızda, Garaudy'nin bazı Kur'ânî meseleler hakkındaki yorumları ele alınıp onun bakış açısı incelenmiş ve Kur'ân anlayışının ortaya konulması hedeflenmiştir. Temel İslâm Bilimleri alanında daha önce bu konuda çalışma yapılmamış olması çalışmamızı daha da önemli bir hale getirmiştir. Bu araştırmada Garaudy'nin kitapları ekseninde dokümantasyon yöntemi kullanılmış ve veriler toplanıp tanzim edilmiştir. Böylece onun Kur'ân'a bakışı, bütün eserlerinin farklı bölümlerinde bulunan bilgilerden hareketle oluşturulmuştur. Garaudy, neredeyse bütün dinlerin kitaplarını okumuş ve böylece dinler hakkında büyük bir müktesebata sahip olmuştur. Bu ilmi birikimle Kur'ân'ı okumaya başlamış ve şirki ısrarla reddetmesi sebebiyle onu diğer kitaplara nispetle tevhidi öne çıkaran bir kitap olarak nitelemiştir. Kur'ân'ın dinamik bir yapısının olduğunu söyleyerek şeriat, ictihad, servet, tasavvuf, İslâm sanatları ve felsefe gibi günümüzde de tartışılan önemli konuları, Kur'ân bağlamında ele almış ve değerlendirmiştir. Şeriatın kanunlar yığını olmadığını, aksine Allah'ın manevi yasası olduğunu belirtmiştir. Yine şeriatın Kur'ân ve sünnet olmak üzere iki ana kaynağı olduğunu açıklamış ve şeriatı, Allah'ın iradesinin bireylerin hayatına ve tarihe müdahalesi şeklinde tanımlamıştır. İctihadı ise, İslâm'ın yeniden ayağa kalkmasının ve Kur'ân'a dönüşün en önemli şartı olarak görmüştür. Zira ictihadın, Allah adına toplumlara gerçeğin bilgisini öğrettiğini ve bu hakikatle milletlerin ictihad ile taklidin karanlığından kurtulabileceğini savunmuştur. Servetin ise, ilahi iradenin yeryüzünde tatbik edilebilmesi için Allah tarafından insanlara ihsan edildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla mülkün tek sahibinin Allah olduğunu ve Kur'ân'ın da bu prensibi vurguladığını ifade etmiştir. Tasavvufun, İslâm sanatlarının ve felsefenin kaynağının ise, Kur'ân'ın bizzat kendisi olduğuna dikkat çekmiştir. Çünkü Kur'ân'ın, bu unsurların aslını ve içeriğini oluşturan ana kaynak olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca Kur'ân'ın tarihsel bir metin olup bir bilim kitabı değil; insanlara sembol ve mesellerle seslendiğini dile getirmiştir. Anahtar Kelimeler: İslâm, Kur'ân, Tefsir, Garaudy, Modern Yorum.

  • Doktora TeziAçık Erişim2022
    Şa'râvî tefsirinde belagat ilmi ve Kur'an'ın i'cazı

    Zeynep Demiryorgan

    Bu çalışma Şa'râvî'nin tefsir kitabında işlediği belagat ve i'caz anlayışını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda Şa'râvî'nin tefsirinde işlediği belagat ve i'caza konu olan tüm ayetler incelenmiştir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla bu ayetler, Şa'râvî'nin ele aldığı şekliyle klasik dönem tefsir kitaplarıyla mukayeseli olarak açıklanmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde Şa'râvî'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, i'caz ve belagat kavramları temellendirilmiştir. İkinci bölümde, Kur'an-ı Kerim'in belagat bağlamında i'cazı hakkında ayetler örneğinde açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise Kur'an'ın içerdiği gaybî bilgiler ve ilmî hakikatler sebebiyle muciz olmasıyla ilgili izahatlar yapılmıştır. Şa'râvî'nin Kur'an'ın temelde fesahat ve belagat cihetiyle muciz olduğunu ifade ettiği ortaya çıkmıştır. Ancak Kur'an'ı Kerim'in hem içerdiği gaybî bilgiler, hem bildirdiği ilmî hakikatler hem de insan ruhuna etki etmesi sebebiyle muciz olduğunu belirttiği de anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Şa'râvî, Kur'an, Mucize, Belagat, İ'caz.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2022
    İlk dört halîfenin sünnete yaklaşımı

    Maşallah Konuksever

    Bilindiği gibi sünnet, Kur'ân'dan sonra dînimizin ikinci temel kaynağıdır. Geçmişte ve günümüzde Müslümanların benimsemiş oldukları İslam anlayışını Kur'ân ve sünnet belirlemiştir. Ancak sahâbeden günümüze kadar Kur'ân ve sünnet, temel referans kabul edilmesine rağmen, tarihi süreç içerisinde farklı görüşler ve farklı anlayışlar ortaya çıkmıştır. Şüphesiz ki, sağlıklı bir İslam anlayışı onun temel kaynaklarının iyi anlaşılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Yüce kitabımız Kur'ân'ı Kerîm'in ifadesiyle insanlığa rehber olarak gönderilen ve Peygamberler zincirinin son halkası olan Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.s.) hem sözlerinde hem de davranışlarında kendisine inanan kimseler için güzel bir örnek vardır. Bu sebeple hangi asırda yaşarsa yaşasın ona inanan insanların ideal bir mü'min olabilmeleri elbette ki onun sünnetini takip etmeleri ile mümkün olacaktır. İşte tam bu noktada Rasûlullâh'ın sünnetini sonraki kuşaklara aktaracak olan güzide şahsiyetler yani ashâb-ı güzînin vazîfelerinin ne derece ehemmiyetli olduğu anlaşılmaktadır. İnsanların anlama kabiliyetleri ve anlama metotları neticesinde elde ettikleri farklı anlayışların sağlamasını yapmak için elbette yine Kur'ân ve sünnetin yanı sıra ilk Müslüman nesle yani sahâbeye başvurmamız en doğru yol olacaktır. Çalışmamızın giriş bölümünde genel olarak sahâbenin sünnete yaklaşımlarına kısaca değindikten sonra araştırmanın konusu, amacı, metodu ve kaynaklarından bahsedildi. Kavramsal çerçeveye yer verilerek halîfe-hilâfet, sünnet, hadîs ve ittiba kavramları hakkında yeterli bilgi sunulmaya çalışıldı. Her bir halîfe için ayrı bölümler açılmak suretiyle toplamda dört bölüm oluşturuldu. Her bir bölümde ana hatlarıyla ilgili halîfenin hayatı öz bir şekilde verildikten sonra onların sünnet/hadîs anlayışları, sünnete verdikleri önem ve sünnete bağlılıkları, hadîslere mürâcaât etmeleri, hadîslerin rivâyet edilmesinde gösterdikleri titizlik ve hadîslerin tedvîn edilmesindeki tutumları izah edilmeye çalışıldı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kur'an-ı Kerim bağlamında Hz. Muhammed'in eğitim süreci

    Merve Kurban

    Ayetler çerçevesinde Hz. Muhammed'in (s.a.v) risâlet öncesi ve risâlet sonrası dönemleri ele alınmıştır. Bu sayede Allah Teâlâ ile Hz. Peygamber'in (s.a.v) iletişimine ve "Kur'an temelli eğitimin" nasıl gerçekleştirildiğine değinildi." Allah Teâlâ risâletten sonra çeşitli vasıtalarla Hz. Peygamber (s.a.v) ile iletişime geçti. Fakat risâletten önce de onu manevi bir gözetim altında tutuyordu. Çünkü Allah Teâlâ Hz. Muhammed'i (s.a.v) çok şerefli bir göreve hazırlamaktaydı. Bunun en açık ispatı ise Hz. Peygamber'in (s.a.v) risâlet öncesi dönemine temas eden ayetlerdir. Bu ayetler Hz. Muhammed'in (s.a.v) risâlet öncesi durumunu ifade etmekte ve risâlet sonrası durumu ile ilgili kıyaslamalara yer vermektedir. Çalışmamızda vahiyden sonra Hz. Muhammed'in (s.a.v) Kur'an ahlakı ile ahlaklanması süreci ayetler bağlamında tespit edildi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Kur'ân'da cinsiyet adaleti

    Reyhan Ocak

    İnsanlık tarihi boyunca dikkat çekici özelliğini kaybetmeyen konulardan birisi 'cinsiyet' meselesi olmuştur. Pek çok şeye muktedir olabilen insanoğlu, yön veremediği ve tercihini yapamadığı bu noktada, zaman zaman arayış veya gelgitlere duçar olmuştur. Özellikle cinsiyetler arası adaletsizliklerin hüküm sürdüğü toplumlarda bu arayışlar artarak isyana dönüşmüştür. İnsanı yaratan ve ona şekil veren Yüce Yaratıcı ise, gönderdiği dinler ile bu tür adaletsizlikleri düzeltmek adına pek çok elçi göndermiştir. Fakat zaman içerisinde kutsal metinleri tahrif olan insanoğlu, bunun da etkisiyle her defasında yeniden bu adaletsiz düzende hem kendi cinsine hem karşı cinse acı çektirmeye devam etmiştir. Kur'an-ı Kerîm'in inişi ile hayat bulan yeni düzen ile gerçek bir cinsiyet adaleti sağlanmıştır. Fakat bu da yıllar içerisinde; bazı gelenek, alışkanlık, yanlış örnekler, anlayışlar ve değişen hayat şartları neticesinde bozulmaya başlamış hem cinsiyet meselesi bulanmış hem kadın-erkek arasında kurulan o 'birbirine sükûnet verme' güzelliği zamanla azalmıştır. Bu sebeple gerek kadın dernekleri gerek farklı cinsiyet yönelimlerini temsil eden derneklerin sayısı artmış, fakat zaman zaman art niyetli kişilerin yönlendirmeleriyle konu amacının dışına çıkarılmıştır. Toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında, kadın-erkek eşitliği ana temasında, özellikle gençler 'cinsiyetsizleştirme veya farklı cinse yönelme' durumuyla karşı karşıya bırakılmıştır. Oysa Kur'ân'ın bizi getirmek istediği noktada, ne problem olarak görülen toplumsal cinsiyet meselesine ne de kadın-erkek eşitliği gibi kadına ekstra yük yükleyen açılımlara gerek kalmadığı anlaşılacaktır. Çünkü Kur'ân bize güçlü bir cinsiyet adaleti sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Abdulvehhâb b. Muhammed el-Kurtubî'nin el-Mûdih fi't-Tecvîd adlı eserinin tecvîd ilmindeki yeri

    Muhammet Lütfü Tatlısu

    Bu çalışmamızda tecvîd ilminin bilimsel olgunluğa eriştiği hicrî V. yüzyılda Endülüs'te kaleme alınan Abdulvehhâb b. Muhammed El-Kurtubî'nin (461/1068) el-Mûdih fi't-Tecvîd isimli eserinin tecvîd ilmindeki yerini konu ettik. Herhangi bir şeyin o sahadaki yeri tespit edilirken; içerik itibariyle kendinden önce ve sonra, o şeyle ilgili kaynaklara başvurulur. Bu meyânda biz de âdeta pergelin ucunu bu eserde sabitleyip gerekli oranda diğer kaynaklarla pergelin açısını genişlettik. Eserin takip ettiği konu sıralamasına sadık kalarak ele aldığı bahisleri bu minval üzere inceledik. Çalışmamız girişi takip eden; lahn, harflerin mahreç ve sıfatları, lafızların terkîbî ile alakalı durumlar, hareke-sükûn, işmâm-revm ve Kur'ân okuma üslûbu başlıklarını ihtiva eden beş bölümden müteşekkildir. Tecvîd'in tarihsel serancâmı ve müellifin hayatı başka çalışmalarda yer aldığı için tekrara düşmemek adına bu fasıllara yer vermedik.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İmam Zemahşerî'nin el-Keşşâf isimli efsîri bağlamında Ahzâb sûresinin belagat açısından incelenmesi

    Osman Fidan

    Kur'ân-ı Kerîm'i doğru anlamada hiç şüphesiz müfessirlerin önemli bir yeri vardır. Bu tezin amacı da İslâm dünyasında haklı bir şöhrete sahip olan müfessir Zemahşerî'nin el-Keşşâf isimli tefsîri bağlamında Ahzâb sûresindeki edebî inceliklerin ortaya çıkarılması ve Kur'ân-ı Kerîm'in ne derece belîğ bir kitap olduğunun bir kez daha vurgulanmasıdır. Kur'ân-ı Kerîm'in çok konulu sûrelerinden olan ve bu sebeple gerek ilmî gerekse akademik alanda pek çok çalışmaya konu olan Ahzâb sûresi, hiç şüphesiz belâğî açıdan da bir o kadar zengindir. Bu çalışma, Ahzâb sûresini farklı bir açıdan ele alıp, sûredeki edebî sanatları incelemektedir. Ayrıca dirâyet tefsîrleri alanında büyük bir şöhrete sahip olan Keşşâf'ın esas alınması, İmam Zemahşerî'nin tefsîr metoduna dair bilgi vermektedir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde, araştırmanın konusu, gayesi, yöntemi, literatür araştırması, İmam Zemahşerî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve İslâm ilim hazinesine kazandırdığı eserleri zikredilip, daha sonra Ahzâb sûresinin adı ve mânâsı, nüzûl yeri ve zamanı, nüzûl sebepleri ve sûrenin genel muhtevası gibi konular ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, belagat ilmine genel bir bakış, bu ilmin tanımı, tarihçesi, kısımları ve bu alanda yazılan eserlere değinilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, Keşşâf tefsîri esas alınarak Ahzâb sûresi belagat açısından incelenmiştir. Bu kısımda, âyetler analiz edilirken musannifin açık bir şekilde ifade ettiği belâğî açıklamaların yanında, zımnen işâret ettikleri de ifade edilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Zemahşerî, Keşşâf, Belagat, Ahzâb sûresi

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Osmanlı müfessirlerinden Mahmûd Hamza Efendi'nin ilmî şahsiyeti ve noktasız harflerle yazdığı Dürrü'l-Esrâr isimli tefsiri

    Mine Ayyıldız Özer

    XIX. yy.da yaşamış bir Osmanlı müfessiri ve Hanefi fâkihi olan Mahmûd Hamza Efendi'nin hayatını ve Dürrü'l-esrâr isimli tefsirini konu edindiğimiz bu çalışmada bir Osmanlı âlimi olan Mahmûd Hamza Efendi'nin şahsiyeti, ilmî kişiliği, dönemin siyasi ve sosyal durumu ve bilhassa tefsiri ve tefsir metodu incelenmiştir. Araştırma üç bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümde Mahmûd Hamza Efendi'nin hayatı, ilmi şahsiyeti ve dönemin; siyasi, kültürel ve sosyal durumu ele alınmıştır. Bu bağlamda dönemin şartları ve Tanzimat'ın getirmiş olduğu değişim hareketlerinin toplum üzerindeki yansımalarına kısaca değinilerek Osmanlı bürokrasisinde saygın bir yere sahip olan Mahmûd Hamza Efendi'nin bu süreçte toplumsal huzuru sağlama ve eğitimin ıslahına yönelik olarak üstlenmiş olduğu etkin rol üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Mahmûd Hamza Efendi'nin hurûf-ı mühmele ile yazdığı tefsiri Dürrü'l-esrâr, genel olarak değerlendirilmiş ve onu diğer tefsirlerden ayıran özellikler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Dürrü'l-esrâr, bu türün diğer bir örneği olarak Feyzî-i Hindî'nin Sevâtiu'l-ilhâm isimli tefsiriyle kısaca mukayese edilmiş, ardından tefsir külliyâtının önemli eserleri olan; Zemahşerî Tefsiri, Beyzâvî Tefsiri, Nesefî Tefsiri ve Celâleyn Tefsiri gibi eserlerle benzeştiği noktalar üzerinden kısa bir değerlendirmeye tâbi tutulmuştur. Bu bölümde ayrıca Dürrü'l-esrâr'da Kur'ân ilimlerinin işlenişi konusu ele alınmış ve buna dair, tefsirde yer alan bazı örnekler zikredilmiştir. Üçüncü bölümde ise Dürrü'l-esrâr'ın rivâyet ve dirâyet tefsir metodolojisini kullanma yöntemi incelenmiş ve her iki metodolojinin kullanımına ilişkin örneklere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mahmûd Hamza Efendi, Tefsir, Hurûf-ı mühmele, Dürrü'l-esrâr, Rivâyet Dirâyet

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kur'an-ı Kerim ve tefsir kaynaklarında Hz. Meryem ve oğlu İsa (as)

    Hadıl Ibrahım Al Houran

    Allah Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Meryem'i övgü dolu ifadelerle taltif etmiştir. Hatta Kur'ân'da onun hem ailesinin hem de kendisinin adını taşıyan iki müstakil sûrelere (Âl-i İmrân ve Meryem sûreleri) yer vermiştir. Dikkatli bir okuyucu onun hayatında seçilmişliğinden, yetişmesine, iffetine ve faziletine dâir ayrıntıları görecektir. Kur'ân, Hz. Meryem'den bahsettiği gibi açık, şüphe ve kapalılığa mahal olmayacak derecede Hz. İsâ'dan da bahsetmiştir. Kur'ân'da Hz. İsâ'nın doğumundan, mucizelerinden ve Allah'ın ona tahsis etmiş olduğu sıfatlarından bahsedildiği gibi onun dine davetinden, Allah yolunda mücadele edişinden, ona isnat edilen sihirle konumunun düşürülmek istenmesinden de bahsedilmektedir. Ayrıca Hz. Meryem ve Hz. İsa hakkında vârid olan hadisler de bulunmaktadır. Ancak burada söz konusu olan çalışmalar ayet merkezli ele alındığından, konunun bağlamı çerçevesinde tüm hadislere değil de bazı hadislere yer verilecektir. Müfessirler bu konuya dair yeteri kadar ayrıntıya yer vermişlerdir. Bu araştırmada Hz. Meryem ve Hz. İsa hakkında müfessirlerin görüşlerinden istifade edilmeye çalışılmış, Hz. Meryem ve Hz.İsa'nın Kur'ân'da geçen kıssaları, tarihsel süreç dikkate alınarak sunulmuş, gereken yerlerde de müfessirlerin görüş, ihtilaf ve tartışmalarına yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kur'an'da insana etkisi açısından şeytan ve nefis

    Müberra Purutoğlu

    Kur'an-ı Kerim'de şeytanın, kibri yüzünden kendini aşağı konuma düşürdüğü, bundan da Yüce Allah'ı sorumlu tutarak insanı suçladığı ve insana düşman olduğu vurgulanmaktadır. Şeytan, Allah'ın asla rakibi değildir, asi bir kuludur, insanın rakibi ve düşmanıdır. Şeytan, Allah'ın huzurundan kovulmasından itibaren şerle özdeşleşerek, insanı hataya, belaya uğratmak için kini, fesadı, yalanı ve çeşitli kötülükleri kullanmıştır. Bunları kullanmaya da devam edecektir. Şeytandan bir an ya da kısa bir süre için uzaklaşmak mümkündür, ancak bir ömür boyunca ondan kurtulmak zordur, hatta imkânsızdır. Şeytan nefiste bulunan unsurları (hevâ, heves, vb.) kullanarak insanı kandırmaya çalışır. İnsan üzerinde yaptırım gücü olmayan, sadece günahı süsleme ve vesvese verme özelliğine sahip olan şeytandan daha çok insana şiddetle kötülüğü emreden nefsi etkilidir. Nefis ve şeytan insanı, hayır olmayan şeylere çağırır. Bu çağrıya icabet eden insan hayırsız şeylere müptelâ olur ve beyhude birtakım işlerle uğraşarak bir fayda elde edememiş olur. Ahirette ise şiddetli azap içinde kalır. Dolayısıyla dünyası ve ahireti rezil ve rüsvâ olur. Her müminin gayesi Allah'a yaklaşmaktır. Şeytan ve nefsin birlikteliği insanın bu gayesinde büyük bir engel oluşturur. Şeytanın vesveselerine karşı koymak Allah bilinciyle dolu olmak ve O'na sığınmakla gerçekleşir. Ancak hidayet ve dalâlet Allah'ın dilemesi ve kulun iradesini iyi veya kötü yönde kullanmasıyla mümkündür. İnsana fücûrunu (günah işleme yeteneğini) ve takvasını (günahtan kaçınma yeteneğini) ilham eden Allah her insana birçok niteliği bilkuvve (harekete geçmemiş güç) olarak vermiştir. Bunun yanında ona bu nitelikleri harekete geçirebilecek irade de bahşetmiştir. İradenin iyi tarafında ilahi kuvvet, kötü tarafında şeytaniyet bulunmaktadır. Bu nedenle insan iradesiyle yaptığı işlerden sorumludur. Bu çalışmamızda insan, insanın ayrılmaz bir özelliği olan nefs ve nefsani istekleri süsleyerek insanı aldatmaya çalışan şeytanın özellikleri incelenerek her birinin varoluş amaçları açıklanmıştır. Şeytan ile nefis arasındaki ilişki ele alınarak şeytanın ve nefsin insan hayatındaki etki ve rollerinin ne olduğu incelenmiştir. Kur'an'ın anlatımlarından yola çıkılarak insanın nefsani istekleri ve şeytanın insan üzerindeki etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Tefsir, Kur'an, akıl, kalp, nefis, şeytan

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Tefsîru'l-Menâr'da kıyamet ve ahiret olgusu

    Hikmet Ayhan

    Kıyâmet ve Âhiret İslam dininin temel inanç esaslarının en önemlilerindendir. Bunlar, Kur'ân'ın birçok ayetinde bazen peşpeşe, bazen de muhtelif yerlerde geçmekte olup insanların zihinlerinde canlandırılabilecekleri bir şekilde tasvir edilmiştir. Bu âyetlerin doğru bir şeklide anlaşılabilmesi için Kur'ân'ın bütüncül bir tarzda okunması gerekmektedir. Bu tezde Kıyâmet ve âhiret konusu Tefsîru'l-Menâr penceresinden ele alınmıştır. Söz konusu tefsir akılcıl bir metotla yazılmış, pek çok ayet aklın verilerine müracaat edilerek yorumlanmıştır. Hiç şüphe yok ki Kıyâmet ve âhiret bütünüyle gaybın konusudur. Müellifler mezkûr konuları işlerken bu duruma sıkça vurgu yapmış, Allah'ın öte âlemden haber verdiği her şeye şeksiz şüphesiz îman edilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Bununla birlikte pek çok âyeti izah ederken aklı son derece etkin kullanmışlar, Allah'ın âhiret âlemiyle ilgili verdiği bilgileri farklı şekillerde tevil etmekten kaçınmamışlardır. Ancak burada şunun vurgulanması gerekir ki, Menâr tefsirinin müellifleri olan Muhammed Abduh ve Reşid Rızâ arasında her ne kadar hoca talebe ilişkisi olsa da bazı konularda aynı düşünmelerine karşın birçok konuda birbirlerinden ayrılmışlardır. Tezde bunun örnekleri yer almaktadır. Çalışmanın ana kaynağı olan Tefsîru'l-Menâr, müelliflerinin ömürlerinin kifâyet etmemesi nedeniyle tamamlanamamış bir çalışmadır. Müelliflerden biri olan Abduh, söz konusu tefsiri Nisâ sûresinin yüz yirmi altıncı ayetine kadar olan kısmını, Reşid Rızâ ise buradan itibaren Yusuf sûresinin elli ikinci ayetine kadar tefsir etmiştir. Geri kalan kısmını ise Behcet el-Baytar tamamlamıştır. Dolayısıyla tez yazılırken Kıyâmet ve âhiret konusu belirtilen ayetlerde geçtiği kadarıyla ele alınmıştır. Tefsîru'l-Menâr'da ahiret ve kıyametle ilgili sınırlı sayıda ayetin tefsiri yapıldığı için Muhammed Abduh'un "Tefsîru cüz'i Âmme" sinden de istifade edilmiştir. Tezde Kıyâmet ile âhiret konusu ayrı başlıklar halinde ele alınmış, bunlarla bağlantılı olan konular ilgili başlığın altında incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kur'an-ı Kerim'de kazanç ve kayıp

    Ahmet Ülker

    Dünya hayatı bir imtihandır. İnsan bu imtihan yurdunda yaptıklarıyla ya kazanır veya kaybeder. İnsanları rahmeti için yaratan Yüce Allah, kullarının kazanmalarını sağlayacak olan mesajlarını elçileri vasıtasıyla onlara bildirmiştir. Dünya imtihanından başarıyla çıkabilmek için hidayet rehberi olan Kur'an'ı doğru anlamak ve hayata tatbik etmek gerekir. Buradan hareketle "Kur'an-ı Kerim'de Kazanç ve Kayıp" isimli çalışmamızda kazanç ve kaybı ifade eden âyetlerden yola çıkarak insan için hangi durumların kazanç hangi durumların kayıp olacağını ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamız, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin önemi, amacı, metodu ve kapsamı hakkında bilgi verdik. Birinci bölümde Kur'an'da kazanç ve kaybı ifade eden kelimeleri tespit ederek bu kelimelerin sözlük anlamlarını ve Kur'an'da ifade ettikleri anlamları ortaya koymaya çalıştık. İkinci bölümde insanı kazanca götüren özelliklere ve kayba sürükleyen etmenlere dikkat çektik. Üçüncü ve son bölümde Kur'an kıssalarından seçtiğimiz örnekler vasıtasıyla tezimizi somutlaştırarak yani kazanan ve kaybedenleri belirginleştirerek daha anlaşılır kılmaya çalıştık. Tezimizi sonuç, kaynakça ve özgeçmiş ile tamamladık. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur'an, kazanç, kayıp, felâh, hüsrân

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Manevi eğitim yöntemi olarak letaif-i hamse

    Mahmut Dunay

    Hangi kültür ve medeniyet havzasına ait olursa olsun, hangi zaman diliminde yaşarsa yaşasın, insanoğlunun temel meselelerinin başında fertlerin dolayısıyla toplumların eğitimi gelmektedir. İnsan eğitimle beraber olgunlaşan, güzel fiilleriyle ahlâkî erdemler elde eden ve en üstün payelere ulaşan bir varlıktır. Bu eğitimin en önemli aşamasını da mânevî eğitim oluşturur. Mânevî eğitimi kendilerine bir çalışma alanı olarak belirleyen mutasavvıflar bu gayeye ulaşabilmek için çeşitli yöntemlere başvururlar. Bu yöntemlerden biri de insandaki ilâhî cevhere işaret eden letâiflerin eğitimidir. Nakşibendî-Müceddidiyye ve Hâlidiyye tarîkatlarında seyr ü sülûk usulü olarak kabul edilen letâif uygulamaları, sûfilerce çeşitli tasniflerle izah edilmiştir. "Kalp, ruh, sır, hafî ve ahfâ" olarak belirlenen beşli tasnife "Letâif-i Hamse" denilmektedir. Mânevî yolculuktaki bu lâtîfelerin her biri bir önceki makamdan derece bakımından daha üst kısımdadır. Lâtîfeleri geçen sâlik lâtifleşir, seyr u sülûk yolculuğunu tamamlar. Bu çalışmada sûfîlerin insan bedeninde belli durakları olan ve onun hakikatini oluşturduğunu söyledikleri rûhânî letâifin beşli tasnifi ele alınarak incelenmiş, ruhsal eğitimde bu durakların terbiyesine yönelik uygulamalar açıklanmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Ağlar Baba'nın hayatı, eserleri ve tasavvufî görüşleri

    Muhammet Nayir Akburak

    Ağlar Baba, Osmanlı'nın son dönemleri olan XIX. ve XX. yüzyılda Bayburt'un Siptoros (Oruçbeyli) köyünde doğmuş ve ömrünü hep bu yörede geçirmiş, önemli bir mutasavvıf, şair ve âlimdir. Ağlar Baba icazetini, Nakşibendi tarîkatı temsilcilerinden olup vefat eden dedesi İrşadî Baba ve Erzincanlı Vehbi Hayyati'nin rûhaniyetlerinden almıştır. Bundan dolayı Ağlar Baba Bayburt'ta Üveysi yolla Nakşibendi tarîkatının hem müridi hem de mürşidi olmuştur. Dedesi İrşâdî Baba'nın yarım bıraktığı manzum Kısas-ı Enbiya adlı eseri tamamlamış, bunun yanında tasavvufî görüşlerini yansıttığı, Tasavvuf Mesnevisi, Ebyat-ı Ağlar Baba ( Ağlar Baba Divanı) ve Tefsir-i İnnaenzelnâ ve Şem'ûn Gâzî Mesnevisi isimli eserler kaleme almıştır. Sevgi eksenli bir tasavvuf anlaşını benimseyen Ağlar Baba, yaşadığı çağda yöresindeki insanları irşâd etmiş, insanların zihinlerinde ve gönüllerinde iz bırakmıştır. Bu çalışmada, Ağlar Baba'nın hayatı, tasavvufî, ilmî, edebî şahsiyeti, eserleri ve tasavvufa dair görüşleri incelenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Merğinânî'nin "El-Hidâye" adlı eserinde aile hukuku ile ilgili Hanefî-Şâfiî ihtilafları

    Kevser Kırmızıçiçek

    Çalışmaya konu olan Merğinânî'nin el-Hidâye adlı eserinde İslam Aile Hukuku ile ilgili Hanefî ve Şâfiî fakihlerinin ihtilaf gerekçeleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu bölümde Nikâh akdi konusunda 32, Süt emme konusunda 5, Boşanma konusunda 34 ve Aile hukuku ile ilgili hadler konusunda 4 olmak üzere toplamda 75 meselede Hanefî ve Şâfiî fakihleri arasında ihtilaf olduğu tespit edilmiştir. Çalışma bir giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde araştırmanın önemi, amacı, yöntemi, literatür özeti ve müellifin hayatı kısaca tanıtılmıştır. Birinci bölümde "Evlenme ve Süt emme" konusundaki "Hanefî-Şâfiî İhtilafları"; İkinci bölümde ise "Boşama ve Aile Hukuku ile ilgili Hadler" konusundaki ihtilaflar belirlenip diğer Hanefî ve Şâfiî kaynaklar yardımıyla gerekçeleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Âşûrâ gününün İslâm'daki önemi ve bugünle ilgili rivâyetlerin değerlendirilmesi

    Rana Sena Mutaf

    Her dinin kendine özgü kutsal saydığı özel günler ve geceler vardır. İslam dininin de böyle kutsal saydığı, önem verdiği özel günleri ve geceleri vardır. Bu günlerden biri de Muharremin onuncu günü olan Âşûrâ günüdür. İslâm tarihine baktığımızda bugüne hamledilmiş bazı tarihi vakalar olduğu görülmektedir. Ayrıca Hz. Peygamber'in bugüne dair buyurduğu sözler de ayrı bir önem katmıştır. Bu çalışmada önemli bir gün olarak addedilen Âşûrâ günüyle ilgili rivâyetler incelenmiştir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde Âşûrâ gününe verilen önem, bugünün tarihsel boyutu, İslam'da, Yahudilik'te ve Şia'da Âşûrâ anlayışı detaylı bir şekilde ele alınmıştır. İkinci ve üçüncü bölümde ise buna kaynak olan rivâyetlerin sened ve metin tahlili yapılarak, sıhhat durumu ve konu ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmanın sonunda konu ile ilgili hadisler arasında sahih, zayıf ve mevzû rivâyetlerin olduğu tesbit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Âşûrâ Günü, Oruç, Muharrem, Rivayet

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Kadınlarla ilgili hükümler açısından Konyalı Mehmet Vehbi Efendi ve Sait Şimşek tefsirleri

    Narin Yavuz

    "Kadınlarla İlgili Hükümler Açısından Konyalı Mehmet Vehbi Efendi ve Sait Şimşek Tefsirleri" isimli çalışmamız da Kur'an-ı Kerim'de kadın ile ilgili hükümleri ilgili âyetler ışığında ele alıp, tezimizin ana kaynağı olan iki eserin bu âyetlere yaklaşımını mukayese ederek, İslam'ın kadına verdiği değeri anlamaya çalıştık. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin konusu ve problemi, amacı, önemi ve sınırlılıkları ile her iki eser ve yazarları hakkında bilgi verdik. Birinci bölümde Tevrat, İncil ve Kur'an'a göre kadının yaratılışı ile İslam öncesi medeniyetlerde ve İslam'da kadının konumunu inceledik. İkinci bölümde ibadet hükümleri açısından, kadınlara özel durumlar ve kadının örtünmesi konularını Hülasâtü'l-Beyân ve Hayat Kaynağı Kur'an tefsirlerini mukayese ederek ben-zer ve farklı yorumlara dikkat çektik. Üçüncü bölümde hukuki hükümler açısından kadının konumunu aynı şekilde Hü-lasâtü'l-Beyân ile Hayat Kaynağı Kur'an Tefsirlerini mukayese ederek inceledik.