Yazarlar
Yayınlar
- Doktora TeziAçık Erişim2024Helal gıda standartlarının İslam hukuku açısından değerlendirilmesi
Taha Alperen Haçkalı
İnsanın en temel haklarından biri, inancının gerekliliklerine uygun bir yaşam sürme hakkıdır. Müslümanlar da özellikle modern yaşamın giderek karmaşık bir hale gelmesiyle birlikte helal beslenme ihtiyaçlarını daha güvenilir şekilde karşılamak amacıyla bir helal belgelendirme sistemi oluşturmuştur. Helal belgelerinin esas aldığı kurallar bütünü ise helal standartlardır. Helal standartlar, farklı uzmanlık alanından kişilerin bulunduğu teknik komiteler tarafından oluşturulmaktadır. Bu çalışmada, dünyada öne çıkan helal gıda standartlarından; İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde hazırlanan ve Türk Standardları Enstitüsünün helal belgelendirmede (TS OIC/SMIIC 1:2019 adıyla) referans aldığı Helal Gıda İçin Genel Gereklilikler (OIC/SMIIC 1:2019) standardı, Malezya'nın resmi olarak yayımladığı Helal Gıda- Genel Gereklilikler (MS 1500:2019) ile Helal Et ve Kümes Hayvanları Üretimi için Malezya Protokolü, Singapur'un resmi olarak yayımladığı Helal Sisteminin Geliştirilmesi, Uygulanması ve Yönetimi için Genel Kılavuz (MUIS-HC-S002) ile Helal Gıdaların İşlenmesi ve Elleçlenmesine Yönelik Genel Kurallar (MUIS-HC-S001) ve Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi Standardizasyon Örgütü tarafından yayımlanan, Helal Gıda - Bölüm 1: Genel Gereklilikler (GSO 2055-1:2015) ile İslami Kurallara Göre Hayvan Kesim Gereklilikleri (GSO 993:2015) standartları İslam hukuku çerçevesinde değerlendirilmiştir. Genel olarak helal gıda standartları ve İslam hukuku birlikte ortaya koyulmaya çalışılarak helal gıda standartları ile fıkıh ilişkisinin daha net anlaşılması sağlanmıştır. Helal gıda standartlarının; helal, haram hayvanlar, bayıltma yöntemleri, hayvan kesimi gibi temel konularda belirlemiş olduğu kurallar, Hanefî, Şafiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin bu konulardaki görüşleri kapsamında ele alınmıştır. İzlenilen bu yöntem sonucunda hem standartların benzer ve farklı yönleri hem de standartlarda belirlenmiş olan gerekliliklerin fıkhî karşılıkları ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Sosyal medyada mahremiyet ihlallerinin boşanmalar üzerine etkisinin islâm hukuku ve usûlü açısından değerlendirilmesi
Rukiye Karadeli
Çalışmamızda sosyal medyada ihlal edilen mahremiyetin boyutu ele alınarak bu ihlallerin aile içerisinde meydana getirdiği sorunlar ve bu sorunların boşanmalar üzerindeki etkisi dile getirilmeye çalışılmıştır. Evli bireylerin, bu alanlarda etkileşimde bulunurken üzerlerine düşen sorumluluklar çerçevesinde hareket etmelerine dikkat çekilmiştir. Öncelikle bu çalışmanın amacının sosyal medya karşıtlığı yapmak değil, sosyal medyanın sağladığı birçok avantajla birlikte eşler arasında meydana getirdiği anlaşmazlıklardan yola çıkarak boşanmalar üzerindeki etkisini İslâmi perspektiften değerlendirmek olduğunu belirtmek gerekir. Birinci bölümde sosyal medyanın kullanım amaçları ve toplum üzerinde etkileri üzerinde durulmuş, sosyal medya makasidüş-şeria çerçevesinde ele alınarak dinin, canın, malın, aklın ve neslin korunması temelinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. İkinci bölümde İslâm hukukunda mahremiyetin genel çerçevesi çizilmiş sosyal medyada teşhir edilen beden görselleri, mahrem mekânların sergilenmesi ve bilgi mahremiyeti ele alınmıştır. Günümüzde sosyal ağlarda mahremiyet sınırlarının ne ölçüde aşıldığı saptanmaya çalışılmış ve bu ağlarda meydana gelen mahremiyet ihlallerine değinilmiştir. Üçüncü ve son bölümde günlük yaşamda karşılaşılan olaylardan yola çıkarak sosyal medyada meydana gelen mahremiyet ihlallerinin neden olduğu, sosyal ağların aile içi iletişime etkisi, nüşûz ve şikaka sebep olması, evlerin duvarlarını şeffaf hale getirmesi, yeni ilişki biçimlerini mümkün kılması ile sanal flörtlere zemin hazırlaması gibi başlıklarla ailede yol açtığı problemler nedeniyle boşanmalar üzerinde etkisi değerlendirilmeye çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021İslâm hukukunda fâsid evlilik ve hükümleri
Rabia Bayhan
İslâm Âile hukukunda Hanefî mezhebinin görüşleri etrafında şekillenen fesâd kavramı bu tezde evlilikler kapsamında ele alınmıştır. Hiçbir sonuç bağlanmayan bâtıl nikâhların aksine fâsid nikâhların taraflar üzerinde sorumlukları bulunmaktadır. Çalışma ile bu sorumlulukları barındıran fâsid nikâhların şartlarına, hükümlerine ve sonuçlarına yer verilmiştir. Tarafların biri için yükümlülük, diğeri için hak ifade eden bu sorumluluklar bir çok mağduriyetin önüne geçmektedir. Bu nedenle konu eşler ve çocuk açısından incelenmiştir. Çalışma sırasında fâsid kavramını teorik olarak kabul etmeyen Cumhûr ulemânın pratikte bu kavramdan faydalandıkları ve benzer hükümler verdikleri tesbit edilmiştir. Aynı zamanda Medenî Hukuktaki geçersiz evlilik akidleri ile de günümüz hukukunun İslâm hukukundan etkilendiği noktalar tesbit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Hz. Âişe'nin aile hukuku alanındaki içtihatlarının Hanefî mezhebine yansımaları
Ömer Öztürk
Hz. Âişe (r. anha), Hz. Peygamber (s.a.s.)'in yanında yetişmiş, dini konuların pek çok alanında temayüz etmiş ve edindiği bu bilgileri sonraki nesillere aktarmada önemli bir rol üstlenmiş kadın sahabîlerdendir. Sahabe neslinin önemli fakihlerinden birisi olan Hz. Âişe, farklı alanlarda birçok ilmi kendisinde toplayan bir müçtehidedir. Fıkha olan vukûfiyetinden dolayı fakihlerin görüşüne sık sık başvurduğu önemli şahsiyetlerden biri olmuştur. Hz. Âişe kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplarla ve ortaya koyduğu fıkhî görüşleri ile yaşadığı zamandaki birçok meseleye ışık tuttuğu gibi sonraki dönemlerde de ortaya çıkan pek çok fıkhî konuda mezhep imamlarının başvurduğu bir kaynak olmuştur. Bu tezde Hz. Âişe'nin aile hukuku alanındaki içtihatları tespit edilerek bu içtihatların Hanefî mezhebindeki etkileri incelenmiştir. Bu etkiyi tespit edebilmek için Mâlikî Şafiî ve Hanbelî mezheplerinin görüşlerine de konuyla alakalı boyutuyla kısaca yer verilmiştir. Tezimiz bir giriş üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde Hz. Âişe'nin nikâhla ilgili içtihatları ikinci bölümünde talak ile ilgili içtihatları üçüncü bölümde ise aile hukukuyla alakalı diğer içtihatları ele alınarak Hanefî mezhebi temelinde diğer üç fıkhî mezhebe yansıması incelenmiştir. Sonuç bölümünde Hanefî mezhebi Hz. Âişe'nin konuyla alakalı görüşlerini dikkate aldığı gibi pek çok konuda farklı düşündüğü sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020İçtima ilkesinin Hanefî ve Şâfiî mezhepleri bağlamında mukayesesi
Bahri Tikici
Fıkhî mezhepler, içtima ilkesini kapsamlı bir şekilde kullanmışlardır. İçtima, sebebin tekrar etmesine bağlı olarak hükmün tekrar etmesi kuralından istisna edilmesi suretiyle, birçok sebebin tek bir hükme bağlanmasıdır. Bu çalışma, içtima ilkesinin Hanefî ve Şâfiî mezhepleri bağlamında mukayesesini kapsamaktadır. Çalışmamız, iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmamızın konusu, amacı, önemi ve temel başvuru kaynakları yer almaktadır. Birinci bölümde içtima ilkesinin sözlük anlamı, terim anlamı, içtima ile ilgili kavramlar ve içtima ilkesinin dayanakları bulunmaktadır. İkinci bölümde ise, Hanefî ve Şâfiî fakihlerin, kendi ekollerince belirledikleri ve geliştirdikleri fıkhî kurallara bağlı olarak içtima ilkesini ibâdât, muâmelât ve ukûbât alanlarında nasıl uyguladıklarının mukayesesi yer almaktadır. Hanefiler, daha çok ibadet ile alakalı olmayan fakat ibadete vesile olan fiillerde içtima ilkesini tercih etmişlerdir. İbadet olan fiillerde ise, istihsân kuralı gereği içtimayı tercih etmişlerdir. Şâfiîler ise, hem ibadet olan hem de ibadete vesile olan fiillerde herhangi bir ayrım gözetmeksizin, içtima ilkesini tercih etmişlerdir. Bu çalışmamızda, özellikle Hanefi ve Şafiî mezheplerinin içtima ilkesini uyguladıkları alanları, kaynaklarından tespit ederek, delilleri ile birlikte belirtmeye çalıştık. Ayrıca bu mezheplerin, içtima ilkesini uyguladıkları alanları ve delillerine dayanarak, tercih edilen görüşleri açıklamaya gayret ettik. Bu çalışmamızı, Hanefi ve Şafii mezheplerinin temel kaynakları başta olmak üzere, konumuz ile ilgili son dönemde yazılmış olan diğer eserlerden de istifade ederek hazırladık.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Müdâyene ayeti bağlamında İslam borçlar hukukunun değerlendirilmesi
Hüseyin Ali Karahan
İnsan sosyal bir varlık olarak diğer insanlara muhtaçtır. İnsan bu ihtiyaçlarını diğer insanlarla akitler kurarak karşılıklı olarak gidermektedir. İnsanlar ihtiyaçlarının bir kısmını kendileri üreterek temin ederken, bir kısmını da başka kişilerden alış-veriş yoluyla temin etmektedirler. Dolayısıyla insanlar arasında ticari ilişkilerin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Ticari ilişkiler, doğrudan veya dolaylı şekilde insanların sosyal ilişkilerini etkilemektedir. Bu ilişkilerin adaletli, mutlu ve huzurlu bir şekilde devam etmesi için yazılması başta olmak üzere bazı kurallara ihtiyaç vardır. Bu kurallar, örf ve âdetler tarafından belirlendiği gibi inanç sistemleriyle de belirlenmektedir. Bu bağlamda Kur'an-ı Kerim, insanların sosyal hayatlarını kolaylaştırmak için kural koyucu unsur olmuştur. Çalışmamızda, Bakara Suresi 282. ayeti bağlamında İslam borçlar hukuku genel olarak incelenmiş, insan hayatı için vazgeçilmez olan ticari ilişkilerde oluşabilecek problemleri ortadan kaldırmaya yardımcı olmak amaçlanmıştır. İslam borçlar hukuku değerlendirilirken ayette geçen konular dikkate alınarak çalışmamız bu kapsamda değerlendirilmiştir. Çalışmamızda müfessirlerin, ilk dönem İslam hukukçuları ile günümüz İslam hukukçularının eserlerinden yararlanılarak görüşlerine yer verilmiştir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, ayetin tahlili yapıldıktan sonra ayette geçen fıkhî terimler ve ayetteki konular maddeler halinde açıklanmış ve alışveriş sözleşmesini yapan ve bu sözleşmeyi tevsik eden kâtip, şahit ve günümüzde noterde bulunması gereken şartlar anlatılmıştır. İkinci bölümde, çalışmamız açısından önemli olan akitler, dürüstlük ilkesine aykırı olan durumlar ve borcun hangi şartlarda sona ereceği hususları açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise, borçların güvence altına alınmasıyla ilgili günümüz uygulamaları değerlendirilmiş ve çalışmamız sonuç bölümüyle bitirilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019İslâm Ceza Muhakemesi Hukukunda sanık
Mustafa Atlan
Bu tez çalışmasında İslâm ceza muhakemesine göre kişiler hakkında ortaya atılan bir töhmet/suçlama ya da yeterli, makul ve kuvvetli bir şüphe ile başlatılan kovuşturma ve muhakeme sürecinde hak ve yetkilere sahip ve talepleriyle muhakemeyi hareket halinde tutan ve hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında sanık sıfatıyla yargılanan kişi hakkında, muhakeme/yargılama hukuku açısından fıkıh doktrinindeki genel bilgi ve verilerden hareketle daha genel ve toparlayıcı tespitlere ulaşmak, sanığın yargısal hükümlerinin neler olduğunu ortaya koymak hedeflenmiştir. Tez iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, İslâm ceza hukuku ve ceza muhakemesine dair temel ilkeler ayrıntısıyla ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, ilk olarak, araştırma, İslâm hukuku ve alt dalı olan ceza muhakemesi hukuku alanında sanık ve mahkemede muhakemeye katıldıklarından dolayı sanıkla ilgili diğer kişilerin/kavramların tanımı üzerinde durulmuş ve buradan hareketle, sanığın muhakeme safhasında, suç şüphesi bulunduğundan dolayı suçun ispat yolları, karineler, genel bir ilke olan sanığın şüpheden yararlanması, aynı bağlamda şüphe çeşitleri ve son olarak da sanık hakkında mahkeme tarafından; tutuklanması, gözaltı süreci, hapis cezası ve sorgulama safhasındaki işlemler ile ilgili tedbire dayalı verilen kararlar/hükümlere ilişkin muteber kabul edilen klasik ve çağdaş İslâm hukuku eserlerinden genel bilgi ve hukukî hükümler tespit edilmeye çalışılmıştır. Tez çalışması bu açıdan değerlendirildiğinde, ilk dönem klasik fıkıh kaynaklarına ve mümkün mertebe dört mezhebin muteber saydığı fıkıh kitaplarına müracaat edilmiş ve yeri geldikçe çağdaş fıkıh ekollerinin hukukçularının sanığın hükümleri ile ilgili görüşleri, ayrıntılı ve objektif bir biçimde açıklanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, yapılan bu çalışmanın, İslâm ceza muhakemesi hukukunda sanıkla ve sanığın hükümleriyle ilgili özgün bir çalışma olduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcük: Davalı, Ceza, Töhmet, Ceza Muhakemesi, Dava, Kazâ.
