Yazarlar
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Fiziksel egzersiz yapan ve yapmayan lise öğrencilerinin özgüvenleri ile ahlaki olgunluk düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Seval Çalık
Bu araştırmada fiziksel egzersiz yapan ve yapmayan lise öğrencilerinin özgüvenleri ile ahlaki olgunluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca lise öğrencilerinin özgüvenleri ve ahlaki olgunluk düzeylerinin onların cinsiyetine, sınıf düzeyine, lise türüne, akademik başarı durumlarına, anne eğitim düzeyine, baba eğitim düzeyine, aylık gelire, düzenli fiziksel egzersiz yapmaya, annenin düzenli fiziksel egzersiz yapmasına ve babanın düzenli fiziksel egzersiz yapmasına göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemleri ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Erzincan ilinde milli eğitim bakanlığına bağlı liselerde eğitim gören 435 lise öğrencisinden anket tekniğiyle toplanmıştır. Anket formunda kişisel bilgi formu, özgüven ölçeği ve ahlaki olgunluk ölçeği yer almıştır. Araştırmanın bulguları lise öğrencilerinin hem iç özgüven ve hem de dış özgüven düzeyleriyle ahlaki olgunluk düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bulgular ayrıca lise öğrencilerinin özgüven düzeylerinin sınıf düzeyine, lise türüne, anne eğitim düzeyine, baba eğitim düzeyine ve gelir düzeyine göre farklılaşmadığını, ancak cinsiyete, akademik başarı durumuna, fiziksel egzersiz yapma durumuna, annenin fiziksel egzersiz yapma durumuna ve babanın fiziksel egzersiz yapma durumuna göre anlamlı biçimde farklılaştığını göstermiştir. Lise öğrencilerinin ahlaki olgunluk düzeylerinin sınıf düzeyine ve annenin ve babanın düzenli fiziksel egzersiz yapma durumuna göre anlamlı biçimde farklılaşmadığı, ancak cinsiyete, lise türüne, anne eğitim düzeyine, baba eğitim düzeyine, gelir düzeyine, akademik başarı durumuna ve düzenli fiziksel egzersiz yapma durumuna göre anlamlı biçimde farklılaştığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021Ergenlerin olumsuz otomatik düşüncelerinin, yaşam doyumlarına etkisinin incelenmesi
Emine Ecem Cansever
Bireyler gündelik yaşam içerisinde ebeveyn ve arkadaşları ile çeşitli sebeplerden dolayı kişilerarası sıkıntılar yaşayabilmekte ve ortaya çıkan çatışma durumlarından olumsuz etkilenebilmektedirler. Bireylerin yaşam doyumu düzeyleri ise ortalama bir değere sahiptir. Diğer bir ifadeyle bireylerin sahip oldukları hayattan ötürü memnuniyetsizlik duymadıkları fakat bu hayatın tam anlamıyla istedikleri hayat olmadığı düşüncesi hâkimdir. Bu araştırma ergenlerin olumsuz otomatik düşüncelerinin yaşam doyumlarına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma betimsel nitelikte ilişkisel tarama desenidir. Araştırmanın örneklemi Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bir ilde ki lise okullarından rastgele seçilen 1066 kız, 661 erkek toplam 1727 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgiler Formu, Çok boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu ve Olumsuz Otomatik Düşünceler Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler bağımlı ve bağımsız değişkenler dikkate alınarak, bilgisayar ortamında SPSS 22. 0 (Statistical package for the Social Sciences) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada yaş, cinsiyet, gelir, medeni durum, eğitim, kişisel özellikler, din, sosyal etkileşim ve sosyal destek gibi etkenlerin yaşam doyumu ile ilgili olduğu saptanmıştır. Bu etkenler ergeni yaşam kalitesi, mutluluk moral değişikliği açısından etkilemektedir. Otomatik düşünceler ile cinsiyet, okul türü, başarı, arkadaş, güven ve aile içi şiddet değişkenleri açısından anlamlı farklılık görülürken; sınıf düzeyi, kardeş sayısı, anne/baba eğitim düzeyi, birliktelik ve gelir düzeyi değişkeni açısından anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020Lise öğrencilerinin problemli sosyal medya kullanımı ve bilişsel çarpıtmaları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Osman Keleş
Bu çalışmada lise öğrencilerinin problemli sosyal medya kullanımı ve bilişsel çarpıtmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunun belirlenmesinde uygun örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılı Bingöl ili merkez ve Genç ilçesindeki liselerde okuyan toplam 419 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak sosyal medya kullanım bozukluğu ölçeği, bilişsel çarpıtmalar ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analiz sürecinde SPSS programı aracılığıyla Pearson korelasyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi, bağımsız t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin problemli sosyal medya kullanımı cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Araştırmada problemli sosyal medya kullanımının yaşa göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Araştırmada felaketleştirme ve etiketleme bilişsel çarpıtmaları problemli sosyal medya kullanımını anlamlı bir şekilde yordadığı, bilişsel çarpıtmaların cinsiyete göre kızların lehinde anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Araştırmada bilişsel çarpıtmaların yaşa göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Bu çalışma bulgularına göre bilişsel çarpıtma ve problemli sosyal medya kullanımı arasındaki ilişkinin pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre bilişsel çarpıtmaların öğrencilerin problemli sosyal medya kullanımı yaşamaları üzerinde etkisinin olduğu değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar ilgili literatür kapsamında tartışılmış ve daha sonraki çalışmalar açısından önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Problemli sosyal medya kullanımı, bilişsel çarpıtmalar, lise öğrencileri
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Ergenlerde beş faktör kişilik özelliklerinin dijital oyun bağımlılık düzeyleri üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi
Nurseven Kağızmanlı
Bu çalışmanın amacı, Erzurum'un farklı ilçelerinde okuyan lise öğrencilerinin dijital oyun bağımlılık düzeylerini beş faktör kişilik özellikleri açısından incelemektir. Erzurum'da 2017 yılında bulunan 11783 lise öğrencisi araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini Erzurumda 5 ilçe merkezinde bulunan 6 farklı lisede eğitim gören 292 erkek ve 228'i kız olmak üzere 520 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmaya dahil edilen liseler basit seçkisiz örnekleme yöntemine göre seçilmişlerdir. Araştırmada veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi formu, dijital oyun bağımlılığı ölçeği ve sıfatlara dayalı kişilik testi kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama yöntemiyle yapılmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiş ve verilerin analizinde değişkenlere bağlı olarak bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA sonuçları anlamlı çıktığında ise regresyon analizi ve ayrıca sıfatlara dayalı kişilik testi ve dijital oyun bağımlılığı ölçeklerinin sonuçları arasındaki ilişkiye bakmak üzere Pearson Korelasyon tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığı zaman ergenlerin dijital oyun bağımlılık düzeyleri beş faktör kişilik özelliklerinden yumuşak başlılık ve duygusal dengesizlik (nevrotizm) kişilik özelliğini anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Araştırma sonuçlarında erkek öğrencilerin dijital oyun bağımlılık düzeylerinin kız öğrencilerden fazla olduğu görülmüştür. Ayrıca oyun bağımlılığı ile sınıf ve oyun oynanan yer değişkenleri arasındaki fark da istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Lise öğrencilerinde problemli internet kullanımının akademik güdülenmeye etkisinin incelenmesi
Taner Akbaba
Bu araştırmada problemli internet kullanımının akademik güdülenmeyi yordama düzeyi incelenmiştir. Aynı zamanda araştırmada cinsiyet, okul türü ve sınıf düzeyi açısından akademik güdülenme arasındaki farklılıklar araştırılmıştır. Araştırmada problemli internet kullanımı ve akademik güdülenme arasındaki ilişkiyi inceleyen ilişkisel ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise 2017-2018 eğitim öğretim yılı Erzurum ili Merkez İlçelerinde bulunan Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi ve Anadolu Liselerinden 9., 10., 11. ve 12. sınıfa devam eden 360 kız 280 erkek toplam 640 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Problemli İnternet Kullanım Ölçeği-E, Akademik Güdülenme Ölçeği kullanılmıştır. Uygulama sürecinde elde edilen veriler üzerinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, Yapısal eşitlik modeli (YEM), bağımsız örneklemlerde t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Post Hoc LSD analizi kullanılmıştır. Analizler LISREL 8.80 ve SPSS 21.00 programları aracılığıyla yapılmıştır. Araştırmada .05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırma sonucunda problemli internet kullanımı ve akademik güdülenme ölçeklerinin alt boyutları arasında negatif düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu, problemli internet kullanımının akademik güdülenmeyi negatif düzeyde anlamlı olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet ve akademik güdülenmenin alt boyutu kendini aşma arasında anlamlı bir farklılık olmadığı ama bilgiyi kullanma ve keşif alt boyutları arasında ise anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Akademik güdülenme ve sınıf düzeyi arasında farklılık olduğu görülmüştür. Akademik güdülenmenin alt boyutu olan bilgiyi kullanmada Sosyal Bilimler Lisesinde eğitim gören öğrencilerin Fen ve Anadolu Lisesinde eğitim gören öğrencilerden anlamlı bir farklılıkta daha yüksek puan ortalamasına ulaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca Anadolu ve Sosyal Bilimler Lisesinde eğitimini devam ettiren öğrencilerin akademik güdülenmenin alt boyutu olan keşifte Fen Lisesinde eğitimini devam ettiren öğrencilerden anlamlı bir faklılıkla daha yüksek puan ortalamasına ulaştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Problemli İnternet Kullanımı, Akademik Güdülenme, Ergenlik.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Ergenlerde sosyal ve duygusal yalnızlık ile akran zorbalığı arasında psikolojik dayanıklılığın aracı rolü
Mehmet Eminoğlu
Bu araştırma ile birlikte ergenlerde sosyal ve duygusal yalnızlık ile akran zorbalığı ve akran mağduriyeti arasında psikolojik dayanıklılığın aracı rolünü incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada sosyal ve duygusal yalnızlık, akran zorbalığı, akran mağduriyeti ve psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkiyi inceleyen ilişkisel ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise 2017-2018 eğitim öğretim yılı Bayburt İli Merkez İlçesinde bulunan ortaöğretim kademesinde 9, 10 11 ve 12. sınıfa devam eden 489 kız 408 erkek toplam 897 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Akran Zorbalarını Belirleme Ölçeği, Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği ve Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Uygulama sürecinde elde edilen veriler üzerinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Örneklemlerde t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Scheffe Testi ve Bootstrap yöntemi kullanılmıştır. Bootstrap yöntemi Preacher ve Hayes (2004) tarafından SPSS için üretilen PROCESS macro kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre akran zorbalığının, sosyal ve duygusal yalnızlık ile pozitif, psikolojik dayanıklılık ile negatif ilişkili olduğu, akran mağduriyetinin ise duygusal yalnızlık ile pozitif, psikolojik dayanıklılık ile negatif ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Akran mağduriyeti ile sosyal yalnızlık arasında herhangi anlamlı bir istatistiksel ilişkiye rastlanamamıştır. Bunun yanında psikolojik dayanıklılığın hem sosyal hem de duygusal yalnızlık ile negatif ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte akran zorbalığı ve mağduriyeti cinsiyet, sınıf düzeyi ve sosyoekonomik düzey açısından incelenmiştir. İlk olarak cinsiyet açısından erkeklerin akran zorbalığı ve akran mağduriyeti puan ortalamalarının kızlardan daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sınıf düzeyi açısından bakıldığında ise akran zorbalığının sınıf düzeyi açısından farklılaşmadığı, akran mağduriyeti açısından ise 12. sınıf öğrencilerinin akran mağduriyeti puan ortalamalarının 10. sınıf öğrencilerinin akran mağduriyeti puan ortalamalarından daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Sosyoekonomik düzeye bakıldığında ise ergenlerin akran zorbalığı ve akran mağduriyeti puan ortalamalarının sosyoekonomik düzey açısından farklılaşmadığını görülmüştür. Psikolojik dayanıklılığın sosyal yalnızlık ile akran zorbalığı arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığını ve duygusal yalnızlık ile akran zorbalığı arasındaki ilişkide psikolojik dayanıklılığın tam aracı rol oynadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Son olarak araştırma sürecinde elde edilen bulgular ilgili literatürle desteklenerek tartışılmıştır.
