Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Adölesan bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının bazı değişkenlere göre incelenmesi (Bayburt ili örneği)

    Gökhan Üner

    Bu çalışmada; adölesan dönemlerini yaşamakta olan lise öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının bazı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanıldı. Araştırmanın evrenini, Bayburt ilindeki adölesan bireyler oluştururken örneklemini ise ortaöğretim kurumlarının 9., 10., 11. ve 12'nci sınıflarında öğrenim görmekte olan 281 kadın ve 229 erkek olmak üzere toplamda 510 lise öğrencisi oluşturdu. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan ve 9 sorudan oluşan demografik bilgi formu ile Walker (1996) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlanma çalışması Bahar (2008) tarafından yapılan 52 madde ve 6 alt boyuttan oluşan "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II" kullanıldı. SPSS 26.0 paket programına aktarılan ve normallik analizleri yapılan verilerin normal bir dağılıma sahip olduğu görüldü. Verilerin analizinde bağımsız değişkenin kategori sayısına bağlı olarak ikili gruplarda Independent t-testi, kullanılırken çoklu gruplarda ise tek yönlü varyans analizi (Anova) kullanıldı. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre SYBDÖ-II ölçek toplam puanları analiz edildiğinde; cinsiyet, barınma yeri, anne -baba eğitim durumu, aile gelir düzeyi ve spor yapma durumu değişkenlerinde anlamlı farklılıklar olduğu görüldü (p<0,05). Ancak aile yapısı türü ve kardeş sayısı değişkenlerinde ortaya çıkan farklılığın anlamlı olmadığı belirlendi (p>0,05). Sonuç olarak; adölesan bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerinde cinsiyet, barınma yeri, anne-baba eğitim durumu, aile gelir düzeyi ve spor yapma durumu değişkenlerinin etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sağlıklı yaşam biçimi davranışları, fiziksel aktivite, adölesan bireyler.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Ergenlik dönemi din eğitiminde itaat ve özgürlük dengesi

    Rabia Kartal

    Din eğitimi ilk eğitim kurumu olan ailede başlamaktadır. Çocukluk döneminde kayıt, taklit ve özdeşim yoluyla gerçekleşen din eğitimi ergenlik dönemine gelindiğinde bir takım farklılıklar gözlenmektedir. Ergenlik dönemi hızlı fizyolojik gelişimlerin getirdiği psikolojik değişimlerle birlikte gençlerin din eğitiminde farklı ihtiyaçlar doğurmaktadır. Çocukluk döneminde ebeveynlerine kayıtsız itaat eden birey ergenlik döneminde baş kaldırmaya, sorgulamaya ve eleştirmeye başlayarak entelektüel bir çaba içerisine girebilmektedir. Ebeveynlerde çocuklarının otoritesinden kurtulmaya çalışma ve bağımsız davranma istemini kabullenmekte zorlanabilmektedir. Bu nedenle din eğitim verirken itaat ve özgürlük arasındaki dengeyi sağlamakta zorlanabilmektedirler. Çalışmamızın amacı ebeveynlerin ergen çocuklarının din eğitimlerinde itaat ve özgürlük dengesini sağlamalarına yardımcı olmaktır. Etkili ve verimli bir din eğitimi için bu dengenin gözetilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden kaynak tarama kullanılmıştır. Konuyla ve temel kavramlarla ilgili literatür taraması yapılarak veriler ortaya konulmuştur. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde itaat ve özgürlük dengesinde ortaya çıkan temel kavramlara yer verilmiştir. İkinci bölümde itaat ve özgürlük dengesi bağlamında ergenlik dönemi özellikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ergenlik dönemi ailede din eğitiminde itaat ve özgürlük dengesi araştırılmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda ergenlik döneminde ebeveynlerin din eğitiminde gencin gelişim özellikleri göz önünde bulundurularak itaat özgürlük dengesi sağlanması gerektiği yargısına varılmıştır. Bu çalışmada ergenlik dönemindeki gençler için ebeveynlere ve eğitimcilere din eğitiminde itaat ve özgürlük dengesi kurmada rehberlik edecek bir takım ilkeler öne çıkarılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2021
    Ergenlerin olumsuz otomatik düşüncelerinin, yaşam doyumlarına etkisinin incelenmesi

    Emine Ecem Cansever

    Bireyler gündelik yaşam içerisinde ebeveyn ve arkadaşları ile çeşitli sebeplerden dolayı kişilerarası sıkıntılar yaşayabilmekte ve ortaya çıkan çatışma durumlarından olumsuz etkilenebilmektedirler. Bireylerin yaşam doyumu düzeyleri ise ortalama bir değere sahiptir. Diğer bir ifadeyle bireylerin sahip oldukları hayattan ötürü memnuniyetsizlik duymadıkları fakat bu hayatın tam anlamıyla istedikleri hayat olmadığı düşüncesi hâkimdir. Bu araştırma ergenlerin olumsuz otomatik düşüncelerinin yaşam doyumlarına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma betimsel nitelikte ilişkisel tarama desenidir. Araştırmanın örneklemi Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bir ilde ki lise okullarından rastgele seçilen 1066 kız, 661 erkek toplam 1727 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgiler Formu, Çok boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu ve Olumsuz Otomatik Düşünceler Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler bağımlı ve bağımsız değişkenler dikkate alınarak, bilgisayar ortamında SPSS 22. 0 (Statistical package for the Social Sciences) paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada yaş, cinsiyet, gelir, medeni durum, eğitim, kişisel özellikler, din, sosyal etkileşim ve sosyal destek gibi etkenlerin yaşam doyumu ile ilgili olduğu saptanmıştır. Bu etkenler ergeni yaşam kalitesi, mutluluk moral değişikliği açısından etkilemektedir. Otomatik düşünceler ile cinsiyet, okul türü, başarı, arkadaş, güven ve aile içi şiddet değişkenleri açısından anlamlı farklılık görülürken; sınıf düzeyi, kardeş sayısı, anne/baba eğitim düzeyi, birliktelik ve gelir düzeyi değişkeni açısından anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019
    Ergenlerde beş faktör kişilik özelliklerinin dijital oyun bağımlılık düzeyleri üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi

    Nurseven Kağızmanlı

    Bu çalışmanın amacı, Erzurum'un farklı ilçelerinde okuyan lise öğrencilerinin dijital oyun bağımlılık düzeylerini beş faktör kişilik özellikleri açısından incelemektir. Erzurum'da 2017 yılında bulunan 11783 lise öğrencisi araştırmanın evrenini oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini Erzurumda 5 ilçe merkezinde bulunan 6 farklı lisede eğitim gören 292 erkek ve 228'i kız olmak üzere 520 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmaya dahil edilen liseler basit seçkisiz örnekleme yöntemine göre seçilmişlerdir. Araştırmada veri toplama aracı olarak; kişisel bilgi formu, dijital oyun bağımlılığı ölçeği ve sıfatlara dayalı kişilik testi kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama yöntemiyle yapılmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiş ve verilerin analizinde değişkenlere bağlı olarak bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA sonuçları anlamlı çıktığında ise regresyon analizi ve ayrıca sıfatlara dayalı kişilik testi ve dijital oyun bağımlılığı ölçeklerinin sonuçları arasındaki ilişkiye bakmak üzere Pearson Korelasyon tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığı zaman ergenlerin dijital oyun bağımlılık düzeyleri beş faktör kişilik özelliklerinden yumuşak başlılık ve duygusal dengesizlik (nevrotizm) kişilik özelliğini anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Araştırma sonuçlarında erkek öğrencilerin dijital oyun bağımlılık düzeylerinin kız öğrencilerden fazla olduğu görülmüştür. Ayrıca oyun bağımlılığı ile sınıf ve oyun oynanan yer değişkenleri arasındaki fark da istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018
    Ergenlerde sosyal ve duygusal yalnızlık ile akran zorbalığı arasında psikolojik dayanıklılığın aracı rolü

    Mehmet Eminoğlu

    Bu araştırma ile birlikte ergenlerde sosyal ve duygusal yalnızlık ile akran zorbalığı ve akran mağduriyeti arasında psikolojik dayanıklılığın aracı rolünü incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada sosyal ve duygusal yalnızlık, akran zorbalığı, akran mağduriyeti ve psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkiyi inceleyen ilişkisel ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise 2017-2018 eğitim öğretim yılı Bayburt İli Merkez İlçesinde bulunan ortaöğretim kademesinde 9, 10 11 ve 12. sınıfa devam eden 489 kız 408 erkek toplam 897 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Akran Zorbalarını Belirleme Ölçeği, Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği ve Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Uygulama sürecinde elde edilen veriler üzerinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Örneklemlerde t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Scheffe Testi ve Bootstrap yöntemi kullanılmıştır. Bootstrap yöntemi Preacher ve Hayes (2004) tarafından SPSS için üretilen PROCESS macro kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre akran zorbalığının, sosyal ve duygusal yalnızlık ile pozitif, psikolojik dayanıklılık ile negatif ilişkili olduğu, akran mağduriyetinin ise duygusal yalnızlık ile pozitif, psikolojik dayanıklılık ile negatif ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Akran mağduriyeti ile sosyal yalnızlık arasında herhangi anlamlı bir istatistiksel ilişkiye rastlanamamıştır. Bunun yanında psikolojik dayanıklılığın hem sosyal hem de duygusal yalnızlık ile negatif ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte akran zorbalığı ve mağduriyeti cinsiyet, sınıf düzeyi ve sosyoekonomik düzey açısından incelenmiştir. İlk olarak cinsiyet açısından erkeklerin akran zorbalığı ve akran mağduriyeti puan ortalamalarının kızlardan daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sınıf düzeyi açısından bakıldığında ise akran zorbalığının sınıf düzeyi açısından farklılaşmadığı, akran mağduriyeti açısından ise 12. sınıf öğrencilerinin akran mağduriyeti puan ortalamalarının 10. sınıf öğrencilerinin akran mağduriyeti puan ortalamalarından daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Sosyoekonomik düzeye bakıldığında ise ergenlerin akran zorbalığı ve akran mağduriyeti puan ortalamalarının sosyoekonomik düzey açısından farklılaşmadığını görülmüştür. Psikolojik dayanıklılığın sosyal yalnızlık ile akran zorbalığı arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığını ve duygusal yalnızlık ile akran zorbalığı arasındaki ilişkide psikolojik dayanıklılığın tam aracı rol oynadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Son olarak araştırma sürecinde elde edilen bulgular ilgili literatürle desteklenerek tartışılmıştır.