Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Gözenekli iki doğrultulu fonksiyonel derecelendirilmiş kirişlerin statik, serbest titreşim ve burkulma analizleri için Ritz tabanlı analitik çözüm

    Nurhan Tanrıverdi

    Bu çalışma kapsamında gözenekli iki doğrultulu fonksiyonel derecelendirilmiş (2D FD) kirişlerin statik, serbest titreşim ve burkulma analizleri parabolik kayma deformasyon teorisine göre Ritz tabanlı analitik çözüm yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Ritz yöntemlerinde kullanılan çözüm fonksiyonlarının seçimi, yöntemleri birbirinden ayırmaktadır ve analitik çözümün doğruluğunu belirlemektedir. Bu çalışmada, çeşitli sınır şartlarına uygun polinom seri fonksiyonları önerilmiştir. Ayrıca, kirişin malzeme özelliklerinin bir kuvvet kuralına göre kalınlık (z ekseni) ve uzunluk (x ekseni) boyunca değiştiği varsayılmıştır. Çalışmada, üç farklı türde gözeneklilik dağılımına sahip kiriş kesiti dikkate alınmıştır. Hareket denklemleri Lagrange ilkesine göre türetilmiştir. Analiz sonuçları çeşitli sınır şartlarına, derecelendirme üstlerine (px, pz), gözeneklilik katsayısına (e), gözeneklilik dağılımına ve narinlik oranlarına (L/h) bağlı olarak boyutsuzlaştırma yapılarak elde edilmiştir. Öncelikle önerilen polinom seri fonksiyonların bu problem için uygun olup olmadığı litaratür ile kıyaslama yapılarak doğrulanmış ve elde edilen sonuçların mevcut literatürle uyumlu olduğu görülmüştür. Daha sonra, gözenekli iki doğrultulu fonksiyonel derecelendirilmiş kirişlerin statik, serbest titreşim ve burkulma analizleri detaylı bir şekilde gerçekleştirilmiş ve önerilen yöntem ile elde edilen sonuçlar tablolar ve grafikler ile sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Manyetik nanopartikül/karbon nanotüp kompozit nanopartikülleri ile dekore edilmiş kenevir kumaşların elektromanyetik soğurma özelliklerinin incelenmesi

    Pembe Teber

    Bu yüksek lisans tez çalışmasında, manyetik Ni₀.₅Zn₀.₅Fe₂O₄ nanopartikül ve çok duvarlı karbon nanotüp (MWCNT) kompozit nanopartikülleri kullanılarak kenevir kumaşların elektromanyetik (EM) soğurma özellikleri incelenmiştir. Mikrodalga destekli yakma yöntemiyle sentezlenen nanopartiküller, satın alınan MWCNT nanopartikülleri ve kenevir kumaş ile birleştirilerek katmanlı bir yapı oluşturulmuştur. Bu yapının X-bandı frekans aralığında (8.2-12.4 GHz) EM dalgaları soğurma performansı, saçılma parametreleri (S₁₁ ve S₂₁) ve kompleks dielektrik ve manyetik geçirgenlik katsayıları kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar hem dielektrik hem de manyetik malzemelerin karışımıyla elde edilen kompozit yapıların EM dalga soğurma kapasitesini artırdığını göstermiştir. Kenevir kumaşın doğal emme kapasitesi ve MWCNT'nin yüksek iletkenlik özellikleri, nanopartiküllerin manyetik özellikleriyle birleştirilerek EM soğurma etkinliği optimize edilmiştir. Bu tez, savunma sanayi ve radar görünmezlik teknolojilerinde kullanılmaya uygun, sürdürülebilir ve yüksek performanslı EM soğurucu malzemelerin geliştirilmesine aday bir çalışma önermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin duygusal zekâ ile imgeleme düzeylerinin mutluluk düzeylerine etkisinin incelenmesi

    Mücahit Kartal

    Bu çalışmanın amacı Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde eğitim görmekte olan üniversite öğrencilerinin duygusal zekâ ve imgeleme düzeylerinin mutluluk düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Bayburt Üniversitesi, örneklemini ise 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılında Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 303 öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri anket yöntemiyle toplanmıştır. Anket formu hazırlanırken ilgili alanyazın dikkatli şekilde incelenmiştir. Anket formu hazırlanırken uzman görüşü de alınmıştır. Veri toplama amacıyla anket formu kullanılacak olup bu anket formu üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak ise; Demografik Bilgi Formu, 21 sorudan oluşan Sporda İmgeleme Envanteri, 7 sorudan oluşan Oxford Mutluluk Ölçeği ve 41 sorudan oluşan Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeğidir. Veriler, SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda katılımcıların spor yaşı arttıkça imgeleme ve mutluluk puanlarında, haftalık spor yapma süresi arttıkça imgele puanlarında, sporda imgeleme düzeyleri arttıkça mutluluk ve duygusal zekâ puanlarında bir artış olduğu tespit edilmiştir. Duygusal zekâ puanı mutluluk düzeyini %18,7 oranında açıklamaktadır. İmgeleme alt boyutlarından Bilişsel İmgeleme, Motivasyonel genel ustalık ve Motivasyonel genel uyarılmışlık alt boyutları mutluluk düzeyini %17,1 oranında açıklamaktadır. Sonuç olarak duygusal zekanın ve sporda imgeleme envanterinin alt boyutları olan Bilişsel İmgeleme, Motivasyonel genel ustalık ve Motivasyonel genel uyarılmışlığın mutluluğu yordayan önemli değişkenler olduğu ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Duygusal zekâ, mutluluk, sporda imgeleme.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor yapan bireylerin kişilik özelliklerinin sürdürülebilir ve gösterişçi tüketime etkisinin incelenmesi

    Ertuğrul Çiğdem

    Bu çalışma, spor yapan bireylerin kişilik özelliklerinin sürdürülebilir ve gösterişçi tüketime etkisinin incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmış olup, bu model mevcut bir durumu olduğu gibi betimleyerek analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma grubu, Bayburt ilinde yaşayan 300 spor yapan bireyden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak kullanılan ölçek formu toplamda dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde katılımcıların yaş, cinsiyet, aile gelir düzeyi ve düzenli bir şekilde aktif olarak spor yapma durumu bilgilerinin belirlenmesine yönelik ifadelerin yer aldığı "Kişisel Bilgi Formu" bulunmaktadır. İkinci bölümde, "Beş Faktör Kişilik Ölçeği" yer almaktadır. Üçüncü bölümde; "Sürdürülebilir Tüketim Ölçeği" bulunmaktadır. Son olarak dördüncü bölümde ise ''Gösterişçi Tüketim Davranışı Ölçeği" yer almaktadır. Verilerin analizi aşamasında verilerin normal dağılım sergileyip sergilemedikleri gözetilerek farklılık ve ilişki testleri yapılmış olup (t-Testi, ANOVA, Korelasyon Analizi vb.), Çalışma sonucunda katılımcıların vermiş oldukları cevapların analizleri yapılarak modelimizin bağımsız değişkenlerini oluşturan beş faktör kişilik özelliklerinin alt boyutları ile bağımlı değişkenimizi oluşturan sürdürülebilir tüketim ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Elde edilen bulgular göz önünde bulundurulduğunda cinsiyet değişkenine göre dışa dönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve kişilik ölçeği toplam puanında kadınlar lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Kişilik özelliklerinden yumuşak başlılığın gösterişçi tüketimi etkilediği görülmekltedir. Sonuç olarak kadın katılımcıların dışa dönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık kişilik özelliklerini erkek katılımcılara göre daha yüksek gösterdikleri söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, tüketici, sürdürülebilir tüketim, gösterişçi tüketim.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Deneysel tip 2 diyabet oluşturulan ratlarda graviola yağ ekstresinin adipokin, serebral, kardiyak ve bağırsak yanıtı ile bazı biyokimyasal parametreleri üzerine etkisi

    Mehmet Emin Şahin

    Diabetes mellitus (DM), pankreasın insülin sekresyonunun mutlak veya nispi yetersizliği, insülin etkisizliği veya insülin molekülündeki yapısal bozukluklar sonucunda oluşan, karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında bozukluklara neden olan, kronik hiperglisemi ile karakterize dünyada prevalansı giderek artış gösteren metabolize bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı STZ ile deneysel Tip 2 diyabetli ratlarda farklı oranda graviola yağ ekstresi kullanımının adipokin, kardiyak yanıtı, bağırsak ve mitokondriyal fonksiyonu üzerine etkisi ile bazı biyokimyasal parametrelerle ilişkisinin incelenmesidir. Bu amaçla 8-10 haftalık yaş aralığında ve ortalama 195-215 g ağırlığında 64 adet yetişkin erkek Wistar albino cinsi sıçan kullanıldı. Ratlar deney öncesinde canlı ağırlık ortalamaları eşit, her bir grupta 8 rat olacak şekilde rastgele seçilerek Kontrol (K), G100, G200, G300; Diyabet Kontrol (DK), DG100, DG200, DG300 olmak üzere, 8 grup oluşturuldu. Kontrol (K) grubu, ratlara sadece 0,5 ml serum fizyolojik intraperitonal (i.p) olarak enjekte edilerek sağlıklı kontrol grubu oluşturuldu. Deneysel olarak diyabet oluşturulması için DK ve DR100, DR200, DR300 gruplarında yer alan sıçanlara %0.9'luk serum fizyolojik içerisinde taze hazırlanmış STZ çözeltisinden 0,5 ml içinde 50 mg/kg olacak şekilde tek doz i.p yolla uygulandı. Enjeksiyon uygulamasından 72 saat sonra açlık kan şekeri ölçümleri için kuyruk veninden alınan kan örneklerinde glukoz ölçümü yapıldı. Kan serum glukoz düzeyi 250 mg/dl veya üzerinde tespit edilen sıçanlar Tip 2 diyabetli olarak kabul edildi. K ve DK gruplarında yer alan hayvanlara diğer gruplarla aynı standardın oluşturulabilmesi için deney süresi boyunca i.p. olarak serum fizyolojik (SF) uygulaması yapıldı. G100, G200 ve G300 grupları ile DG100, DG200 ve DG300 gruplarında 21 gün süre ile 100, 200 ve 300 mg/kg dozunda graviola yağ ekstresi oral gavaj yoluyla uygulandı. Ratlar tüm deney süresince polipropilen kafeslerde optimum laboratuvar koşulları altında (22°C, 12 saat karanlık/aydınlık), ad libitum olacak şekilde günlük içme suyu ve standart sıçan yemi ile beslendi. Araştırmanın 0 ve 21. günlerinde tüm deneklerin kuyruk veninden (vena caudalis) kan örnekleri alındı. Alınan serum örneklerinde apelin, asprosin, irisin, Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF), Kardiyak Troponin I (cTnI), Glukagon Benzeri Peptid-1 (GLP-1) düzeyleri ELISA yöntemiyle, biyokimyasal parametreler ise tam otomatik biyokimya cihazı Cobas 8000 (Roche, Almanya) ile ölçülerek değerlendirildi. Çalışma gruplarında yer alan ratların canlı ağırlık değişimi, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında STZ grubunda azalırken, G300 ve DG300 grubunda DK grubuna göre belirgin bir artış meydan gelmiştir (p < 0.01). Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ortalama serum irisin, BDNF, LDL (Düşük yoğunluklu lipoprotein, Low-density lipoprotein), AST (Aspartat Aminotransferaz), ALP (Alkalen Fosfataz), ALT (Alanin Aminotransferaz), insulin düzeyleri DK grubunda çalışmanın 0 ve 21. günlere ait düzeyleri sırasıyla en düşük düzeyde iken GOE (graviola oil extract) doz artışına bağlı olarak DR300 grubunda olarak belirlendi (p<0.01). Diğer yandan ortalama serum asprosin, VLDL ve glukoz düzeyleri DK düzeylerinde en yüksek düzeyde iken GOE doz artışına bağlı DG 300 gruplarında azalma tespit edildi (p<0.01). Sonuç olarak, sıçanlarda 300 mg/kg graviola yağ ekstresi uygulamasının olumsuz bir etki oluşturmamasının yanı sıra, diyabette meydana gelen bozulmuş glukoz metabolizmasında, insülin direncinin iyileştirilmesinde yararlı olabileceği ancak daha kapsamlı araştırmaların arttırılmasının gerekli ve faydalı olabileceği kanaatine varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Deneysel olarak obezite oluşturulan ratlarda jackfruit yağ ekstresi ilavesinin adipokin, serebral, kardiyak, bağırsak yanıt ile bazı lizozomal ve mitokondriyal fonksiyon parametreleri üzerine etkisi

    Ayşe Aydoğdu Şentürk

    Obezite, günümüzde prevalansı giderek artış göstermesinin yanı sıra başta diyabet, kanser, metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalıklarla ilişkili olması nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Adipokinler, adipoz dokudan salgılanan, insülin duyarlılığını ve enerji regulasyonu ile inflamatuar ve iyileşme süreçlerini düzenleyen başta obezite, diyabet, kanser gibi birçok hastalıkla ilişkili biyoaktif moleküllerdir. Bu çalışmanın amacı, deneysel olarak obezite oluşturulan ratlarda jackfruit yağ ekstresi ilavesinin adipokin, serebral, kardiyak, bağırsak yanıtı ile bazı lizozomal ve mitokondriyal fonksiyon parametreleri üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla 8-10 haftalık yaş aralığında ve ortalama 195-215 g ağırlığında 64 adet yetişkin erkek Wistar albino cinsi rat kullanıldı. Ratlar deney öncesinde canlı ağırlık ortalamaları eşit, her bir grupta 8 rat olacak şekilde rastgele seçilen ve standart diyetle beslenen grupta, Kontrol (K), J100, J200, J300; Yüksek yağlı diyetle beslenen grupta ise, YYDK, YDJ100, YDJ200 ve YDJ300 olmak üzere 8 grup oluşturuldu. Çalışmanın grupları ise, K grubu: standart diyet uygulanan ve jackfruit yağ ekstresi (JOE, jackfruit oil extract) uygulanmayan sağlıklı grup (n=8), J100 mg/kg grubu (J100): ratlara oral gavaj yoluyla (OGY) 100 mg/kg dozunda JOE uygulanan grup (n=8), J200 mg/kg grubu (J200): ratlara sadece OGY ile 200 mg/kg dozunda JOE uygulanan grup(n=8), J300 mg/kg grubu (J300): ratlara sadece OGY ile 300 mg/kg dozunda JOE uygulanan grup (n=8), Yüksek Yağlı Diyet kontrol (YYDK) grubu: yüksek yağlı diyet uygulanarak deneysel obezite oluşturulan ve Jackfruit meyvesi yağ ekstresi uygulanmayan grup (n=8), YDJ100 mg/kg (YDJ100) grubu: yüksek yağlı diyet uygulanarak deneysel obezite oluşturulan ratlara 60 gün boyunca günlük OGY ile 100 mg/kg düzeyinde JOE uygulanan grup (n=8), YDJ200 mg/kg (YDJ200) grubu: yüksek yağlı diyet uygulanarak deneysel obezite oluşturulan ratlara 60 gün boyunca günlük OGY ile 200 mg/kg düzeyinde JOE uygulanan grup (n=8), YDJ300 mg/kg (YDJ300) grubu: yüksek yağlı diyet uygulanarak deneysel obezite oluşturulan ratlara 60 gün boyunca günlük OGY ile 300 mg/kg düzeyinde JOE uygulanan grup (n=8) olmak üzere toplam 64 rat oluşturuldu. Ratlar, laboratuvar koşuluna alışmalarını sağlamak için (sıcaklık (22–24 °C), bağıl nemi %35-40 ve aydınlık/karanlık döngüsü (12 saat aydınlık, 12 saat karanlık)) standart yemle beslenerek 7 gün süreyle adaptasyon süresi uygulandı. J100, J200, J300 ve YDJ100, YDJ200, YDJ300 gruplarında jackfruit yağ ekstresi günlük orogastrik gavaj ile 8 hafta ad libitum olarak süre uygulandı. Araştırmanın 0., 15., 30., 45. ve 60. günlerinde tartılarak kilo değişimleri belirlenerek, tüm deneklerin 0. ve 60.günlerinde kuyruk veninden (Vena caudalis) kan örnekleri alınacaktır. Alınan kan numunelerinden elde edilen serum örneklerinde Apelin, Asprosin, Adiponektin, İrisin, Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF), Kardiyak troponin I (cTnI), glukagon benzeri peptit 1 (GLP-1), lizozomal ilişkili membran proteini 1 (LAMP1), Mitokondriyal-türevli peptid (MOTS-c) ve Beyin mitokondriyal taşıyıcı protein-1 (BMCP1) düzeyleri ELISA yöntemiyle incelendi. Araştırmanın sonucunda elde edilen tüm sayısal veriler SPSS 22.0 istatistik programında General Linear Model Univariate'de Duncan testi ile istatistiksel olarak analiz edildi. Verilerin ortalamaları standart hatalarıyla ifade edilerek (±) Repeated measures testi kullanıldı. Tüm anlamlı farklılıklar p<0.05 seviyesinde test edilerek değerlendirildi. Çalışma gruplarında yer alan ratların canlı ağırlık değişimi, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında K grubunda artarken, YDJ200 grubunda YYDK grubuna göre belirgin bir azalma meydana gelmiştir (p<0.05). Bu yönüyle JOE, obezite ratlarda canlı ağırlık düzeyini azaltarak veya kilo alımını engelleyerek anti-obezite etki gösterdiği gözlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ortalama Yüksek yağlı diyet gruplarında OGY yoluyla anti-obezite etkisi bildirilen farklı oranda JOE doz artışına bağlı olarak çalışmanın 60. gününde ortalama serum apelin, asprosin, adiponektin, irisin, cTnI düzeyleri YYDK grubuna göre en belirgin azalma YDJ200 grubunda olarak belirlendi (p<0.01). Diğer yandan JOE doz artışına bağlı olarak çalışmanın 60. gününde ortalama serum BDNF, GLP-1, LAMP1, MOTS-c ve BMCP1 düzeyleri YYDK grubuna göre en belirgin artış YDJ200 grubunda olarak belirlendi (p<0.05). Obezite başta olmak üzere birçok hastalıkta LAMP1 seviyelerindeki azalma, hücrelerin atık yönetimi ve geri dönüşüm süreçleri olan lizozomal fonksiyonlarda veya otofajide bir bozukluğa işaret ederek hücresel hasara ve metabolik sorunlara yol açmaktadır. Sonuç olarak, ratlarda 200 mg/kg JOE uygulamasının sağlıklı ve obezite ratlarda olumsuz bir etki oluşturmamasının yanı sıra, obezitede meydana bozulmuş lizozomal fonksiyonu, metabolik sağlıkla ilişkili adipokinlerin (apelin, asprosin, adiponektin ve irisin) ve serebral yanıt (BDNF) ve enerji metabolizmasının (MOTS-c, BMCP1) iyileştirilmesinde yararlı olabileceği ancak daha kapsamlı araştırmaların arttırılmasının gerekli ve faydalı olabileceği kanaatine varılmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Filibeli Halil Fevzi Efendi'nin El-Hâşiyetü'l-Cedîde adlı eseri bağlamında beyân ilmi

    Sabri Yıldırımer

    Ebü'l-Kâsım es-Semerkandî'nin (ö. 888/1483'ten sonra) mecaz ve istiâre konularına dair yazmış olduğu Ferâ'idü'l-fevâ'id adlı meşhur risâlesi üzerine, Isâmüddîn el-İsferâyînî (ö. 945/1538) tarafından Şerhu Risâleti'l-istiâre isminde bir şerh yazılmıştır. Bu çalışma, İsferâyînî'nin şerhi üzerine Halil Fevzi Efendi tarafından kaleme alınan el-Hâşiyetü'l-cedîde 'alâ şerhi 'Isâmi'l-Ferîde adlı eseri inceleyerek, belâgat ilminin beyân kısmına olan katkılarını ele almaktadır. Filibeli Halil Fevzi Efendi, XIX. yüzyılın müstesna şahsiyetlerinden biri olarak, hem tedrisât hem de telifât sahasında sergilemiş olduğu faaliyetleriyle, Osmanlı ilim dünyasının önemli ilim halkalarından biri olmuştur. Halil Fevzi Efendi'nin bu eseri iki cilt olup yaklaşık bin sayfadan oluşmaktadır. Müellif eserine 1860 senesinde başlamış ve kadılık görevi yapmış olduğu yerlerde yazmaya devam ederek 1870 tarihinde İstanbul'da tamamlamıştır. Fevzi Efendi hâşiyesinde, belâgat ilminin beyân özelinde temel kavramlarını ve inceliklerini geniş bir şekilde ele almakla beraber belâgat ilminin diğer kısımlarına da nadiren değinmiştir. Fevzi Efendi, eserinde belirli bir konuyu ele alırken, sıkça sarf, nahiv, iştikâk, mantık, felsefe, kelâm gibi başka bir konulara geçiş yaptığı görülmüştür. Bu geçişlerin, eserin bütünlüğünü ve akışını etkileyerek, okuyucunun dikkatini farklı yönlere çektiği gözlemlenmiştir. Bu sayede İslâmî ilimler arasında geniş bir bağ kuran müellif, yapmış olduğu derinlemesine analizler ile multi disipliner bir eser ortaya koymuştur. Müellif bir tartışmayı ele alırken ilk önce kelimeleri tek tek analiz edip farklı disiplinlerle harmanlayarak sonuca en doğru şekilde ulaşmayı amaçlamıştır. Kimi yerde ise farklı görüşlere değinmeden konuya devam etmiştir. Eser bu yönüyle, Osmanlı döneminin ilmî derinliğini ve entelektüel seviyesinin yüksekliğini gözler önüne sermiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Susurluk havzası özelinde kayıp veri ve kuraklık analizi

    Tuğçe Hırca

    Kuraklık, en karmaşık ve en yıkıcı doğal afetlerden biridir. Kuraklık etkileri, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi sayesinde en aza indirilebilmektedir. Optimum su kaynakları yönetimi için hidrolojik analizlerden güvenilir sonuçlar elde edilmelidir. Güvenilir sonuçlar ise hidrolojik ve istatistiksel analizlerde kullanılacak veri envanterinin eksiksiz olması ile yakından ilişkilidir. Bu çalışma, Susurluk Havzası örneği üzerinde kayıp veri ve kuraklık analizi olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, hidroloji literatürü için kayıp veri metodolojisi geliştirilerek havzanın istatistiki yapısına en uygun atama yönteminin belirlenmesi amaçlanmıştır. İkinci bölümünde ise geleneksel ve yenilikçi yöntemler ile havzanın kuraklık risk durumunun detaylı olarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Kayıp veri metodolojisinde; gerçek veri setlerinin kayıp veri miktarı, kayıp veri deseni ve kayıp veri mekanizmaları dikkate alınarak simüle veri setleri oluşturulmuştur. Simüle veri setlerindeki kayıp verilerin tahmininde basit atama teknikleri, Beklenti Maksimizasyonu (BM) ve k-En Yakın Komşu (kNN) algoritması kullanılmıştır. Gerçek veri setlerinin istatistiksel yapısına benzer olan simüle veri setleri için en uygun kayıp veri atama yöntemi farklı değerlendirme kriterlerine göre belirlenmiştir. Bu sayede, gerçek veri setlerindeki kayıp verilerin tahmininde en etkili yöntem kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, istasyon seçiminin ve normallik varsayımının BM performansına etkisi oluşturulan çeşitli senaryolarla incelenmiştir. Belirtilen metodolojiye uygun olarak verilerdeki kayıp değerler tamamlanmıştır. Kuraklık analizleri yapılmadan önce, verilerdeki tutarsızlık ve kırılmalar homojenlik testleri ile değerlendirilmiştir. Ardından kısa (1-3 ay), orta (6-9 ay) ve uzun (12-24 ay) zaman ölçeklerinde Standart Yağış İndeksi (SYİ), Standart Yağış Evapotranspirasyon İndeksi (SYEİ), Z-Skor İndeksi (ZSİ) ve Gerçek Yağış İndeksi (GYİ) hesaplanmış ve ekstrem kuraklıklar belirlenmiştir. Kuraklık indeks değerlerinin içsel bağımlılıkları incelenmiş ve kuraklık trendlerini belirlemek amacıyla parametrik olmayan Modifiye edilmiş Mann-Kendall (mMK) testi, grafiksel trend analizi için Yenilikçi Trend Analizi (YTA) yöntemi ve Yenilikçi Trend Anlamlılık Testi (YTAT) kullanılmıştır. Çalışmada, kayıp verilerin tamamlanmasında en etkili yöntemin BM olduğu, genelleştirilmiş ekstrem değer (GED) dağılımının havza yağışını Gamma dağılımından daha iyi temsil ettiği belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Konulu tefsir bağlamında Furkân sûresi

    Ramazan Çelebi

    Bu çalışma sûre çerçeveli konulu tefsir bağlamında Furkân sûresinin tefsirini ihtiva etmektedir. Çalışmada Furkân sûresinin ihtiva ettiği konular bölümler halinde tasnif edilerek içerdiği mesajların daha kolay kavranılması amaçlanmıştır. Furkân sûresinin gerek ihtiva ettiği konu zenginliği gerekse Mekkî bir sûre olması hasebiyle belâgat ve fesâhat yönünün kuvvetli oluşu bu konunun seçilmesinde önemli bir etken olmuştur. Çalışmada "ahsenü't-turûk" yani "en sağlam metot" olarak nitelendirilen Kur'an'ın Kur'ân'la Tefsîri metodu merkeze alınıp bunun yanında konulu tefsirin diğer gereklilikleri olan hadis-i şeriflerden ve sahabe kavlinden istifade edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda konu tasnifi yapıldıktan sonra o konularla irtibatı olan diğer ayetlerin tespiti yapılmaya çalışılmış ve ilgili konu Kur'ân'ın bütünlüğü içerisinde ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmanın giriş bölümü; araştırmanın konusu ve amacı, araştırmanın yöntemi ve sınırlılıkları, araştırmanın kaynakları, konulu tefsire genel bir bakış ve Kur'ân'ın bütünlüğünü esas alan konulu tefsir başlıklarından oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümü ise sûrenin ismi ve âyet sayısı, sûrenin nüzûlü (Mekkî-Medenî) oluşu, münâsebâtü'l-Kur'ân bağlamında önceki ve sonraki sûre ile ilişkisi, sûredeki edebî sanatlar ve Furkân sûresinde yer alan bazı temel kavramlar başlıklarını içermektedir. Sûrenin doğru anlaşılmasında olmazsa olmaz olan bu başlıkların konuları detaylı bir şekilde çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Furkân sûresinin konuları on bir ana konu şeklinde belirlenip tefsiri yapılmıştır. Çalışmada yazılı belge toplama, kütüphane verileri ve Şâmile gibi programlardan faydalanılarak literatür tarama yöntemleri kullanılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Genç Arkadaş Dergisi'nde Türk milliyetçiliği: Söylem ve ideolojinin içerik analizi

    Cafer Dursun

    Bu tez çalışmasında, 1975–1977 yılları arasında yayımlanan Genç Arkadaş Dergisi aracılığıyla Türk milliyetçiliğinin genç kuşaklara aktarılma biçimleri ve ideolojik temsilleri incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, milliyetçi söylemin gençlik dergileri aracılığıyla nasıl inşa edildiğini ve gençlerin kimlik oluşum süreçlerini ne şekilde etkilediğini ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 1970'li yıllarda yayımlanmış milliyetçi gençlik dergileri oluştururken, örneklemini Genç Arkadaş Dergisi'nin 1975–1977 yılları arasındaki sayılarında yer alan yazılar teşkil etmektedir. Veri toplama aracı olarak dergide yayımlanan yazılar belirlenmiş, bu metinler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen temel bulgulara göre, Genç Arkadaş Dergisi'nde yer alan yazılar milliyetçilik düşüncesini gençlere güçlü biçimde aktarmakta ve kimlik inşasında etkin bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışması, milliyetçilik düşüncesini yalnızca devlet politikaları ya da yüksek ideoloji düzleminde değil; gençlik yayıncılığı, kavramsal söylem, metin temelli analizler ve toplumsal karşılıklar üzerinden ele alması açısından literatüre özgün bir katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Milliyetçilik, Türk milliyetçiliği, Genç Arkadaş Dergisi, ülkücü hareket, gençlik dergileri.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Afet farkındalığının ölçülmesi: Erzurum Kurtuluş Mahallesi örneği

    Ömer Faruk Sarı

    Bu araştırma, Erzurum ili Yakutiye ilçesine bağlı Kurtuluş Mahallesi'nde yaşayan bireylerin afetlere yönelik farkındalık düzeylerini nitel yöntemle ortaya koymayı amaçlamaktadır. Türkiye'nin deprem başta olmak üzere birçok doğal afete maruz kalan bir ülke olması, afet yönetimi süreçlerinde bireysel ve toplumsal farkındalığın önemini artırmaktadır. Erzurum ili, Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Doğu Anadolu Fay Hattı'na yakınlığı nedeniyle yüksek sismik risk taşımakta, aynı zamanda heyelan, çığ ve yangın gibi diğer afet türleriyle de karşı karşıya kalmaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomenoloji) yöntemi tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve saha çalışması Erzurum Kurtuluş Mahallesi'nde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, mahallede yaşayan ve afetler hakkında bilgi, deneyim ve düşüncelerini paylaşabilecek bireyler arasından amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiş ve mahalle sakinlerinin afetlere ilişkin farkındalık düzeylerinin genel olarak düşük olduğu tespit edilmiştir. Özellikle afet öncesi hazırlık, afet eğitimi ve risk azaltma stratejileri konusunda bilgi eksiklikleri gözlemlenmiştir. Katılımcıların çoğunun afet yönetimi süreçlerine dair yeterli bilgiye sahip olmadığı ve yerel yönetimlerin bu konuda daha fazla bilgilendirici çalışma yapması gerektiği yönünde ortak bir görüş sergiledikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, Erzurum Kurtuluş Mahallesi'nde afet farkındalığını artırmaya yönelik öneriler geliştirilmiş; mahalle ölçeğinde yürütülecek bilinçlendirme faaliyetlerinin artırılması gerektiği vurgulanmıştır. Çalışma, afet farkındalığının bireylerin afet risklerine karşı önlem geliştirmelerinde önemli bir unsur olduğunu ortaya koymuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Bilek güreşi sporcularının reaksiyon zamanı kaygısı ve nedenleri

    Abdulaziz Aydın

    Bu çalışma, bilek güreşi sporcularının reaksiyon zamanı kaygıları ve bunun nedenlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bilek güreşi, sporcuların fiziksel gücünün yanı sıra teknik beceri, strateji geliştirme, reaksiyon hızı ve kaygı yönetimi gibi çok yönlü yeterlilikler gerektiren bir güç sporudur. Bilek güreşinde yüksek kaygı, sporcuların reaksiyon zamanını ve genel performansını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Kaygının performans üzerindeki etkilerini araştıran çalışmalarda sporcularda ve sedanter bireylerde kaygı seviyelerinin azaltılması ve kontrol altına alınması gerektiği önerilmektedir. Düşük seviyelerdeki kaygı düzeyinin performansa olumlu etkisi olabilirken, yüksek kaygı seviyesi sporcularda başarısızlığa neden olabilmektedir. Araştırma nitel bir desenle yürütülmüş olup, çalışma grubunu 7 amatör erkek sporcu, 3 amatör kadın sporcu, 7 milli erkek sporcu, 3 milli kadın sporcu ve 2 milli engelli erkek sporcu olmak üzere, toplam 22 bilek güreşi sporcusu oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri sporcularla yapılan görüşme yoluyla toplanmıştır. Yapılan görüşmelerde sporculara açık uçlu ve yarı yapılandırılmış sorular yöneltilmiştir. Sporcularla yapılan görüşmeler ses kaydı alınarak gerçekleştirilmiş ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, reaksiyon kaygısının çok katmanlı bir yapı sergilediğini ve bu durumun yalnızca bireysel farklılıklarla sınırlı kalmayıp; fizyolojik hazırlık süreci, psikolojik dayanıklılık düzeyi, çevresel koşullar ve organizasyonel etmenlerden anlamlı biçimde etkilendiğini ortaya koymuştur. Bu anlamda reaksiyon kaygısının fizyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerden etkilendiğini ortaya koymuştur. Düşük sıklet, baskın el kullanımı, kafein tüketimi ve sürat antrenmanlarının kaygıyı azaltıcı etkileri gözlenirken; yorgunluk, hastalık ve sakatlık geçmişi kaygıyı artıran faktörler olarak belirlenmiştir. Psikolojik açıdan, dikkat dağınıklığı, rakibin algılanan gücü, yetersiz antrenman ve sosyal çevre baskısının özellikle kadın sporcularda kaygıyı artırdığı görülmüştür. Çevresel faktörler arasında hakem tutarsızlıkları, yarışma ortamı ve seyirci etkisi gibi unsurlar kaygı düzeyini önemli ölçüde etkilemektedir. Deneyim arttıkça kaygı ile başa çıkma becerisinin geliştiği; amatör ve kadın sporcuların çevresel etkenlere karşı daha duyarlı olduğu gözlenmiştir. Engelli sporcuların ise bireysel ihtiyaçlarının ve kaygı kaynaklarının daha çeşitli ve diğer sporculara göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma reaksiyon zamanını etkileyen faktörler arasında antrenman, mental hazırlık, fiziksel faktörlerin ve psikolojinin önemini ortaya koymuştur. Reaksiyon zamanı ile kaygı arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve sporcuların performansını artırmak için gerekli stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunabilmek için güncel literatürden elde edilen veriler ışığında, bilek güreşi sporcularının reaksiyon zamanı ve reaksiyon zamanı kaygı düzeylerini etkileyen faktörler detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Sporcuların reaksiyon zamanı kaygı düzeylerini etkileyen faktörlerin anlaşılması, psikolojik destek sistemlerinin geliştirilmesi ve organizasyonel iyileştirmelerin yapılması açısından önem taşımaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Matematik eğitiminde algoritma konusuna yönelik lisansüstü tezlerin incelenmesi: Bir araştırma sentezi çalışması

    Mervenur Tay

    21. yüzyıl becerileri, her bireyin sahip olması gereken yetkinlikler haline gelmiştir. Özellikle son yıllarda teknolojik araçların kullanımının artması, bu becerilerin önemini daha da artırmıştır. Bu beceriler arasında algoritma oluşturma ve algoritmik düşünme de yer almaktadır. Algoritmik düşünme, mantıklı çıkarımlar yapabilme, eleştirel düşünme ve problem çözme gibi becerilerin gelişimini destekleyen bir süreçtir. Bu becerilerin okul öncesi dönemden itibaren kazandırılması, bireylerin erken yaşlarda bilişsel gelişimlerini güçlendirecektir. Bu çalışmanın amacı, algoritma kavramı ve algoritmik düşünme becerisinin eğitimdeki rolünü detaylı olarak analiz ederek, öğrencilerin akademik ve matematiksel başarılarını artırabilmede bu becerilerin eğitim programlarına nasıl entegre edilebileceğini belirlemektir. Çalışmada, matematik eğitiminde algoritma ve algoritmik düşünme becerilerine yönelik lisansüstü tezlerden elde edilen veriler düzenlenip sentezlenmiş ve bu alandaki tematik çerçeve oluşturulmuştur. Çalışmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden araştırma sentezi modeline dayanmaktadır. Araştırma verileri, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tez veri tabanında "algoritma", "matematik eğitimi" ve "algoritmik düşünme" anahtar kelimeleriyle yapılan aramalarla elde edilmiştir. Toplamda 75 lisansüstü tez incelenmiştir. İncelenen lisansüstü tezler, yıllar, yöntemler, örneklem grupları, amaçlar ve sonuçlar kategorileri altında analiz edilmiştir ve tematik içerik analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulardan, algoritmik düşünme ve bilgi işlemsel düşünme becerilerinin geliştirilmesinde kodlama, robotik ve oyunlaştırma gibi yöntemlerin etkili olduğu söylenebilir. Bu yöntemler, öğrencilerin problem çözme, yaratıcılık ve İş birlikli öğrenme becerilerini güçlendirdiği söylenebilir. Ayrıca, öğretmen adayları bu becerilerde gelişim göstermiş, ancak bazı öğrenciler matematiksel etkinliklerde güçlükler yaşamıştır. Çalışmalardan elde edilen bulgulara göre teknoloji destekli eğitimin, bilişsel becerilerin gelişiminde önemli bir rol oynadığı söylenebilir. Sonuç olarak, algoritma kavramının eğitim müfredatlarına entegre edilmesi gerektiği ve algoritmik düşünme becerisinin geliştirilmesinin, bireylerin akademik başarılarını ve matematiksel yetkinliklerinin artırılmasında etkili olabileceği söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Alüminyum alaşımlarının dökümünde kullanılan sıvı metal temizleme yöntemlerinin karşılaştırılması

    Muhammet Emin Keskin

    Alüminyum ve alaşımları, hafiflik, yüksek mukavemet/ağırlık oranı, mükemmel korozyon direnci ve üstün geri dönüştürülebilirlik özellikleri sayesinde modern endüstrinin en yaygın kullanılan mühendislik malzemeleri arasında yer almaktadır. Alüminyum, birincil kaynaklardan veya geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilmektedir. Geri dönüştürülmüş alüminyumun kullanımı hem sürdürülebilirlik hem de maliyet açısından önemli avantajlar sağlamaktadır. Fakat alüminyumun genel performansını etkileyen safsızlıklar, oksit tabakaları, inklüzyonlar ve hidrojen gazı gibi istenmeyen unsurlar içerebilmektedir. Alüminyum döküm süreçlerinde bu safsızlıkların sıvı metal temizleme yöntemleriyle giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada alüminyum alaşımlarının dökümünde kullanılan farklı sıvı metal temizleme yöntemlerinin etkinliği ile ilgili deneysel araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda ergimiş hurda A356 alaşımının flaks, sabit lans ve döner tip gaz giderme yöntemleri ile sıvı metal temizliği yapılarak dökümleri gerçekleştirilmiştir. Döküm deneylerinde vakum altında katılaştırma (VAK), K-mold, spiral akıcılık ve mekanik test kalıpları kullanılarak numuneler üretilmiştir. Her yöntemin sıvı metal içindeki inklüzyonları ve gazları ne ölçüde giderdiği; mikroyapı analizleri, mekanik testler, yoğunluk ölçümleri ve akıcılık testleri ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda döner tip gaz giderme yönteminin, flaks ve sabit lans yöntemlerine kıyasla sıvı metal temizleme işlemlerinde daha etkili olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kriyojenik çevrimlerin performans analizi

    Hüsniye Çubukçu

    Bu çalışmada; soğutma çevrimlerinin çeşitlerine, özelliklerine, hangi durumlarda kullanıldıkları ve çevrimin nasıl gerçekleştiğine bakılıp; Termodinamiğin, ekserji ve ekserji analizlerinin ne olduğu gösterilerek kriyojenik çevrimler üzerinde nasıl uygulandığı denklemler ile gösterilmiştir. Ayrıca doğal gaz sıvılaştırma için iki kademeli reküperatörlü buhar sıkıştırmalı kaskad kriyojenik çevrimin enerji, ekserji ve performans analizi yapılarak optimum çalışma şartları tablolar ve eğriler şeklinde gösterilmiştir. İş akışkanı cinsinin ve kompresör basıncının performans üzerinde çok önemli etkilere sahip olduğu sonucuna varılmış ve gösterilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kurumsal sosyal sorumluluğun insan kaynakları yönetimi ile ilişkisinde işten ayrılma niyetinin rolü

    Kübra İlhan

    Bu tezde, kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının insan kaynakları yönetimi üzerindeki etkisi ve bu ilişkide işten ayrılma niyetinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın amacı, kurumsal sosyal sorumluluğun insan kaynakları yönetimi süreçlerine katkısını ve işten ayrılma niyetinin bu ilişkiye yönelik etkisini ampirik olarak ortaya koymaktır. Çalışma, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren bir üniversitede görev yapan toplam 410 akademik ve idari personelden toplanan verilerle yürütülmüştür. Veriler anket yöntemiyle elde edilmiş ve analiz sürecinde SPSS, AMOS ve Jamovi programlarından yararlanılmıştır. Ölçeklerin geçerlik ve güvenirlik analizleri gerçekleştirildikten sonra yapısal eşitlik modellemesi ile hipotezler test edilmiştir. Bulgular, kurumsal sosyal sorumluluğun insan kaynakları yönetimi üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkiye sahip olduğunu, kurumsal sosyal sorumluluğun işten ayrılma niyetini azalttığını ve işten ayrılma niyetini kurumsal sosyal sorumluluk ile insan kaynakları yönetimi arasındaki ilişkide kısmi bir aracı rol üstlendiğini göstermektedir. Çalışma, kurumsal sosyal sorumluluğun yalnızca toplumsal katkı sağlamanın ötesinde, çalışanların bağlılığını güçlendiren ve insan kaynakları yönetimi süreçlerini destekleyen stratejik bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, araştırma sonuçlarının hem akademik literatüre katkı sağlaması hem de örgütlerin insan kaynakları stratejilerini daha etkin şekilde geliştirmelerine yönelik yol gösterici olması beklenmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Türkçe öğretiminde yapay zekâ kullanımı ile ilgili öğretmen görüşlerinin incelenmesi

    Emine Gül Aydoğdu

    Türkçe öğretiminde yapay zekâ teknolojilerinin kullanımına yönelik öğretmen görüşlerinin incelenmesini amaçlayan bu çalışmada nitel araştırma yönteminin olgubilim (fenomenoloji) deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Araştırma, öğretmenlerin YZ teknolojilerini nasıl algıladıkları, bu teknolojileri hangi amaçlar için kullandıkları, eğitim süreçlerindeki rolünü nasıl değerlendirdikleri ve etik kullanımına ilişkin görüşlerini analiz etmektedir. Çalışma, Türkçe öğretiminde YZ'nin etkin ve etik kullanımını anlamak için öğretmenlerin bu teknolojiyi algılama biçimlerini, tutumlarını ve deneyimlerini incelemeyi hedeflemektedir. Araştırma kapsamında, öğretmenlerin YZ'yi yazma, değerlendirme ve bireyselleştirilmiş öğrenme gibi öğrenim alanlarında nasıl kullandığına ilişkin görüşlerine yer verilerek öğretmen görüşleri analiz edilmiştir. Veri toplama süreci, nitel yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla gerçekleştirilmiş olup, elde edilen veriler içerik analizi ve tematik analiz yaklaşımları doğrultusunda sistematik olarak analiz edilmiştir. Nitel veri analizi programları olan MAXQDA ve NVivo programlarından da yardım alınmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenler YZ'nin eğitimde öğrenci güdülenmesini arttırma, öğrencilere kişisel ihtiyaçlarına yönelik bireyselleştirilmiş öğretim süreçleri sunma fırsatlarını vurgulamakta; bunun yanı sıra teknolojilerin etik kullanımı, veri güvenliği ve mahremiyet ile ilgili konularında endişelerini dile getirmektedirler. YZ teknolojilerinin Türkçe öğretiminde daha verimli bir şekilde kullanılabilmesi için öğretmenlerin dijitali kullanma yeteneklerinin artırılması ve etik yönergelerin netleştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırma, yapay zekânın eğitimdeki rolünün daha etkili hale gelmesi için planlar sunmakta ve eğitimcilere yol gösterici bilgiler vermektedir. Anahtar Kelimeler: Yapay zekâ, Türkçe öğretimi, öğretmen görüşleri, eğitim teknolojileri, etik kullanım.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin çok yönlü liderlik yönelimi, rekreasyonel liderlik davranışı ve boş zaman yönetimi arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Furkan Şahin

    Araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin çok yönlü liderlik yönelimleri, rekreasyonel liderlik davranışları ve boş zaman yönetimi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada örneklem grubu toplam 385 (n) katılımcının bulunduğu Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden oluşmaktadır. Katılımcıların konu ile ilgili görüşlerinin alınması için 4 ayrı form kullanılmıştır. Bunlar; Kişisel Bilgi Formu, Çok Yönlü Liderlik Yönelimi Ölçeği, Rekreasyonel Liderlik Davranışı Ölçeği ve Boş zaman Yönetimi Ölçeği. Elde edilen tüm ham veriler SPSS (26. versiyon) yazılımında test edilmiştir. Verilerin analiz sürecinde ilk olarak tanımlayıcı analizler gerçekleştirilmiştir ve Parametrik testlerin kullanımına uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda; t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ilişki testlerinden pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. İlgili testler aracılığı ile yapılan sınamalar neticesinde katılımcıların çok yönlü liderlik yönelimine ilişkin cinsiyet, yaş ve haftalık boş zaman değişkeni bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular tespit edilmiştir. Rekreasyonel liderlik davranışına ilişkin ise haftalık boş zaman ve yaş değişkenine bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular bulunmuştur. Boş zaman yönetimine ilişkin cinsiyet ve sınıf düzeyi alt boyutuna bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular bulunmuştur. Son olarak çok yönlü liderlik yönelimi, rekreasyonel liderlik davranışı ve boş zaman yönetimi alt boyutları arasında düzeyi ve yönü farklılık gösteren ilişkilerin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kur'ân kursu öğrencilerinin kader anlayışı (Trabzon örneği)

    Serdar Öztürk

    Bu çalışmada, Kur'ân Kursu öğrencilerinin kader kavramına ilişkin anlayışları ele alınmıştır. İslâm düşüncesinde önemli bir yer tutan kader, bireyin özgür irâdesi ve sorumluluğu ile doğrudan ilişkilidir. Bu bağlamda, i'tikâdî mezhepler arasında kader konusundaki yaklaşımlar farklılık göstermektedir. Cebriyye, insanın irâdesiz olduğunu ve tüm olayların Allah'ın takdîriyle gerçekleştiğini savunurken; Mu'tezile, insanın özgür irâdesine vurgu yaparak onun kendi fiillerinden sorumlu olduğunu dile getirir. Kaderiyye ise insanın kaderini tamamen kendi irâdesiyle belirlediğini ve Allah'ın fiillere müdahalesinin bulunmadığını ileri sürer. Ehl-i Sünnet'e mensup kelâm mezheplerinden Eş'ariyye, kaderin Allah'ın bilgisi ve takdîriyle belirlendiğini ancak insanın sınırlı da olsa bir irâdeye sahip olduğunu ifade ederken; Mâtürîdiyye, insanın eylemlerinde irâdesinin daha etkin bir rol oynadığını kabul eder. Bu çalışma, söz konusu farklı görüşler çerçevesinde Kur'ân Kursu öğrencilerinin kader algılarını bir anket uygulaması yoluyla analiz etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Elit atletlerde psikolojik yetimliğin sporda ahlaktan uzaklaşmalarına etkisi

    Abdurrahman Kara

    Bu çalışmanın temel amacı, elit atletlerde psikolojik yetimliğin sporda ahlaktan uzaklaşmalarına olan etkisini incelemektir. Bu bağlamda çalışmanın örneklemini Türkiye Atletizm federasyonuna bağlı çeşitli kulüplerden 134'ü kadın, 203'ü erkek olmak üzere toplam 337 atlet oluşturmaktadır. Araştırmada her ölçek maddesinin minimum 5, maksimum 20 katı olmalıdır, kuralı dikkate alınmıştır. Araştırma örnekleminin belirlenmesinde sporcularda psikolojik yetimlik ölçeği 27 ve sporda ahlaktan uzaklaşma ölçeği 8 olmak üzere toplamda 35 madde bulunması ve ölçek sayısının en az beş katı kadar katılımcı zorunluluğu, çalışma için minimum katılımcı sayısının 175 olmasını gerektirmiştir. Verilerin toplanması adına bu örneklem grubuna üç ayrı form yöneltilmiştir. Bunlar; kişisel bilgi formu, sporda ahlaktan uzaklaşma ölçeği ve sporcularda psikolojik yetimlik ölçeğidir. Mevcut formlar aracılığıyla elde edilen verilerin analiz süreci SPSS 22.0 istatistiksel paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Yapılan tanımlayıcı analizlere ek olarak verilerin normal dağılım sergileyip sergilemediği kontrol edildikten sonra parametrik testlerin yapılması uygun bulunmuştur. İkili grup karşılaştırmalarında Bağımsız Örneklem t-Testi, üç ve daha fazla grup içeren karşılaştırmalarda ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. ANOVA sonucunda anlamlı fark tespit edilen durumlarda, farkın kaynağını belirleyebilmek adına Tukey HSD testi uygulanmıştır. Araştırma neticesinde sporda ahlaktan uzaklaşma ve psikolojik yetimlik, birbirini etkileyen önemli faktörler olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda gelecek çalışmalarda mevcut konunun derinlemesine incelenmesi adına nitel veya karma yöntemlerin kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Atletizm, sporda ahlaktan uzaklaşma, psikolojik yetimlik