Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Bu dergideki yayınlar
3 →- MakaleAçık Erişim2026Kazan’da Yayımlanan Bir Kur’an Tercümesinin Mûsâ Cârullah’a Aidiyeti
Çakır, Numan
Bu çalışma, 2010 yılında Kazan’da Mûsâ Cârullah Bigiyef’e (1875-1949) nispet edilerek yayımlanan Kur’an tercümesinin gerçek müellifinin tespit edilmesini ele almaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında Kazan Türkleri arasında yetişen önemli bir İslam âlimi olan Mûsâ Cârullah, 1912 yılında tamamladığı Tatarca Kur’an tercümesini neşretmek istemiş; ancak dönemin muhafazakâr çevrelerinin yoğun ten- kitleri ve dinî otoritelerin baskıları nedeniyle bu hedefini gerçekleştirememiştir. Müellifin sonraki yıl- larda tercümesini yayımlamaya yönelik diğer girişimleri de sonuçsuz kalmış, 1949 yılındaki vefatının ardından mezkûr tercümenin akıbeti belirsiz olup bu hususta çeşitli ihtimaller dile getirilmiştir. 2010 yılına kadar eserin neşrine yönelik herhangi bir girişim söz konusu olmamıştır. 2010 yılında ise Ka- zan’da yayımlanan bir Kur’an tercümesi, kamuoyuna Mûsâ Cârullah’ın 1912 yılında tamamladığı ve uzun süredir kayıp olduğu düşünülen tercümesinin yeniden basımı olarak takdim edilmiştir. Ancak yapılan ilmî incelemeler, Kazan’da neşredilen eserin aslında Süleyman Tevfîk’e ait olduğunu; dolayı- sıyla Mûsâ Cârullah’a nispet edilmesinin isabetli olmadığını ortaya koymuştur. Bu makalede önce Mûsâ Cârullah’ın Kur’an tercümesiyle ilgili görüşleri, kendi hazırladığı Kur’an tercümesini yayımlama girişimleri ve bu süreçte karşılaştığı engeller ele alınmış; ardından tercümenin akıbeti hakkında ileri sürülen ihtimaller değerlendirilmiştir. Son olarak 2010 yılında Kazan’da yayımlanan Kur’an tercüme- sinin aidiyet meselesi, tarihsel veriler ve metin tahlili yöntemiyle incelenmiş ve elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında analiz edilmiştir. Bu yönüyle çalışma, Mûsâ Cârullah’ın Kur’an tercümesinin akıbetiyle ilgili tartışmalara tutarlı ve ilmî bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Kırâatların Cumhuriyet Dönemi Meâllerine Yansımaları: Bakara Sûresi Örneği
Birinci
Kırâat ilmi, Kur’ân-ı Kerîm’in anlaşılması bakımından çok mühim bir işleve sahiptir. Zira Kırâat ilmi, lafzın sübûtu noktasında belirleyici aktör konumundadır. Kur’ân’da farklı okunan kelimelerin var oluşu, kırâat ilminin üstlendiği kilit rolü daha kritik hale getirmektedir. Çünkü bu du-rum, anlam itibariyle farklı sonuçlara ulaşılmasına sebep olmaktadır. Kırâat ilmi, bu mânada tefsir ilmine ve meâl faaliyetine doğrudan etki etmektedir. Son zamanlarda Kur’ân’ın anlaşılma-sına dönük faaliyetler noktasında meâl ameliyesinin de ivme kazandığı görülmektedir. Bu faali-yete duyulan ilginin son yüzyılda sürekli arttığı ve artan bir hızla gelişme gösterdiği tespit edil-mektedir. Meâl faaliyeti, mânayı tefsire nazaran daha az kelimeyle ifade etmektedir. Bu özelliği sebebiyle Kur’ân kelimelerine verilen mâna, tefsire kıyasla daha kritik olmaktadır. Osmanlının son dönemlerinde başlayan Türkçe meâl yönelimi, cumhuriyet döneminde artarak devam etmiş-tir. Çalışmamız, cumhuriyet döneminde neşredilen meâllerde kırâat farklılıklarının yansımalarını ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu anlamda ele alınan Bakara sûresi özelinde bu tespitler, yapıl-maya çalışılmıştır. Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar yazılmış olan meâller içerisinden seçilen eserlerde kırâat ihtilaflarının sûredeki yansımaları saptanmaya çalışılmıştır. Âsım kırâatinin egemen olması sebebiyle başlangıçta kırâat ihtilaflarının izlerine mana itibariyle az rastlanılmıştır. 1950’li yıllardan itibaren kırâat farklılıklarının giderek önem kazandığı görülmüştür. Günümüze gelindiğinde ise bu farklılıkların özellikle manaya yansıtılmaya çalışıldığı müşahede edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Murad Buhârî’nin Kur’ân Sözlüğünün Türkçe Bölümlerinin Özgünlüğü Meselesi
Çakır, Numan
Kur’ân sözlükleri; Kur’ân’da geçen harf, edat, kelime, kavram ve tabirleri belli bir tertibe göre bir araya getirip anlamlarını açıklayan eserlerdir. Kur’ân sözlüklerinin ilk örnekleri, Garîbü’l-Kur’ân türü eserlerdir. İlk zamanlarda az sayıdaki garib kelimenin anlamını ele alan garîbü’l-Kur’ân eserleri, zamanla gelişerek Kur’ân’daki kelimelerin büyük kısmının anlamını inceleyen Kur’ân sözlüklerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Günümüze kadar birçok Kur’ân sözlüğü telif edilmiştir. Nakşibendî tarikatının Müceddidiyye kolunu 17. yüzyılın son çeyreğinde Anadolu’ya taşıyan ilk sûfî olarak tanınan Murad Buhârî (ö. 1132/1720) de Câmiʿu’l-müfredât adlı hacimli bir Kur’ân sözlüğü kaleme almıştır. Aynı zamanda bir Kur’ân fihristi olan bu eser, kelimelerin anlamlarının ayrı bölümler halinde önce Arapça, ardından Farsça, sonra da Türkçe olarak açıklanmasıyla diğer Kur’ân sözlüklerinden farklılık arz etmektedir. Ancak bu eserin Türkçe bölümleri, özgün olmayıp Mehmed b. Mustafa el-Vanî’nin (ö. 1000/1592) meşhur sözlüğü Vankulu Lugatı’ndan olduğu gibi aktarılarak yani intihal yapılmak suretiyle meydana getirilmiştir. Bu makalede genel olarak Kur’ân sözlüklerinin ortaya çıkışı ve Türkçe Kur’ân sözlükleri hakkında özet bilgi verildikten sonra Murad Buhârî’nin hayatı ve eserleri tanıtılmış; Câmiʿu’l-müfredât’ın tertibi, muhtevası ve diğer özellikleri üzerinde durulmuştur. Ardından Câmiʿu’l-müfredât ile Vankulu Lugatı’ndan alınan bazı kelimelerin anlamları karşılaştırılarak bu intihal vakası açık bir şekilde gösterilmeye gayret edilmiştir. Ayrıca Murad Buhârî’nin intihale tevessül etmesi ve Vankulu Lugatı’nı tercih etmesinin muhtemel nedenleri belirlenmeye çalışılmıştır.
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 2587-0882 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-29T19:24:05.708974452Z | |
| dc.date.available | 2026-10-29T19:24:05.708974452Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/15802 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Tefsir Araştırmaları Dergisi |


