Bu dergideki yayınlar
3 →- MakaleAçık Erişim2025Mana Harfinin Etimolojik Kökeni ve Tarihsel Evrimi Üzerine Bir Araştırma
Oruç, Nurullah; Akyilmaz
Kavramların doğru ve kapsamlı bir biçimde anlaşılabilmesi, öncelikle onların anlam sınırlarının titizlikle belirlenmesine ve kullanım bağlamlarının açıkça ortaya konmasına bağlıdır. Nitekim bir kelimenin sözlük anlamı, onun terimleşme sürecinde temel bir referans noktası olarak işlev görmekte ve terimsel anlamının oluşumunda belirleyici bir rol üstlenmektedir. Bu düşünce ekseninde incelenmesi gereken noktalardan biri de harf kavramıdır. Bu makale sözlük anlamı ve terimleşme süreçleri bağlamında mana harflerinin nasıl biçimlendiğini ve geliştiğini ele almaktadır. Çalışma, mana harflerinin etimolojik kökeni, tarihsel gelişimi ve metin içindeki fonksiyonel rolünü incelemektedir. Bu doğrultuda, teorik, tarihî ve metinsel düzeylerde derinlemesine bir çözümleme sunulması hedeflenmektedir. Klasik dilcilik birikimi ile modern dilbilim yaklaşımları arasında köprü kurmayı hedefleyen bu araştırma, Arap dili çalışmalarına anlam merkezli yeni açılımlar getirmeyi ve mana harflerinin kuramsal boyutunu görünür kılmayı amaçlamaktadır. Literatürdeki mevcut çalışmalardan farklı olarak bu makale, mana harflerinin tarihsel gelişim sürecini erken dönem Arap dilcilerinden modern araştırmacılara kadar uzanan geniş bir çerçevede değerlendirmekte; böylece konuyla ilgili bütüncül ve sistematik bir bakış açısı sunmaktadır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş; veri toplama süreci ise doküman analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte hem klasik Arap dilciliği kaynaklarından hem de çağdaş akademik çalışmalardan yararlanılmıştır. İncelemenin ilk aşamasında, “mana harfi” kavramının etimolojik kökeni, sözlükteki temel anlamı ve klasik dilbilim literatüründeki terimsel karşılıkları ele alınmıştır. Ardından bu harflerin dilsel yapı içerisindeki yeri ve anlam üretme mekanizmaları üzerindeki etkisi, bağlamsal ve işlevsel açılardan değerlendirilmiştir. Mana harflerinin, sadece sentaktik bir rol üstlenmekle kalmayıp aynı zamanda anlamı yönlendiren, pekiştiren ya da sınırlandıran bir işlev gördüğü vurgulanmıştır. Bu çerçevede mana harfleri, Arapçanın semantik örgüsünde anlamın taşınmasına aracılık eden temel unsurlar arasında yer almaktadır. Tarihsel sürecin detaylı incelenmesiyle birlikte, mana harflerinin erken dönem dilciler tarafından nasıl kavramsallaştırıldığı, hangi yönleriyle sınıflandırıldığı ve zamanla nasıl bağımsız bir inceleme sahasına dönüştüğü ortaya konmuştur. Ayrıca, klasik metinlerde mana harflerine yönelik yaklaşımların modern dilbilim anlayışıyla nasıl kesiştiği veya ayrıştığına da yer verilmiştir. Bu yönüyle çalışma, geleneksel sınıflandırmaların ötesine geçerek mana harflerinin serüvenini tarihî süreklilik içinde ele almakta ve alan yazına yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Harf kavramının dilbilimsel bağlamda zaman zaman mana harfi dışındaki kelime türlerini de kapsayacak biçimde genişletildiği; bu durumun kavramsal ayrımları zorunlu kıldığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda “hurûfu’l-meʿânî” tabiri anlam taşıyan harfleri ifade ederken, “meʿânî’l-ḥurûf” ise bu harflerin taşıdığı anlamları konu edinmektedir. İlk tabir, biçimsel sınıflandırmaya, ikincisi ise içeriksel ve anlambilimsel analizlere işaret etmektedir. Terminolojik olarak edat kavramı ise kapsam açısından mana harfinden daha geniş bir çerçeveye sahiptir; her mana harfi bir edat olarak değerlendirilebilirken, her edatın mana harfi olmadığı, bu ayrımın klasik kaynaklarda da vurgulandığı görülmektedir. Bununla birlikte, hem mana harfi hem de edat terimlerinin anlam taşıma işlevine işaret ettikleri için birbiriyle ilişkili kavramlar olduğu da göz ardı edilmemelidir. Sonuç olarak, elde edilen veriler mana harflerinin, dilin anlam inşasına katkıda bulunan en küçük fakat en etkili yapı taşları arasında yer aldığını; bu nedenle dilin kuramsal çözümlemelerinde özel bir konumda değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Mana harflerinin tarihsel gelişimiyle birlikte, anlam üretme süreçlerine yaptığı katkılar, bu unsurların Arap dilinin semantik ve yapısal örgüsündeki merkezi rolünü açıkça ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2024İslam Sosyolojisi Çalışmaları Üzerine Eleştirel Bir Çözümleme
Hasanov, Behram
Bu makale, Kuran ve Sünnete dayalı bir sosyoloji geliştirme yönündeki akademik çabaları eleştirel bir şekilde incelemektedir. Araştırmanın birinci problem cümlesi şöyle ifade edilebilir: Kur’an ve sünnetten hareketle bir “İslam toplumbilimi” disiplini geliştirmeyi hedefleyen çalışmaların mevcut sosyoloji disiplinine yaklaşımı, modernizm ve pozitivizm ile ilişkisi, metodolojik tutumu ve İslam düşünce geleneği ile ilişkisi nasıldır? Araştırmanın ikinci problem cümlesi şu şekilde ifade edilebilir: Kur’an ve sünnetten hareketle bir “İslam toplumbilimi” disiplini geliştirmeyi hedefleyen çalışmaların hedeflerine dayalı işlevsel bir “İslam Sosyolojisi” geliştirmek için olanaklar ve koşullar nelerdir? Makale, bu çalışmaların güncel sosyoloji disiplinine yaklaşımları, modernizm ve pozitivizmle ilişkileri, metodolojik duruşları ve İslami entelektüel gelenekle bağlantıları açısından kapsamlı bir analizini sunmayı amaçlamaktadır. Ek olarak, İslami medeniyete özgü bir sosyolojiyi şekillendirmenin mümkün olacağı koşulları tartışmaktadır. Kur’an ve sünnete referansla bir “İslam Sosyolojisi” geliştirmek amacıyla yapılan çalışmaların ortak zaaflarını tespit etmesi ve "İslam Sosyolojisi" disiplininin inşa edilmesinin şartlarına yönelik bütünleştirici bir yorum ortaya koyarak, konuyla ilgili yeni bir perspektif geliştirmesi makalenin özgün değerini oluşturmaktadır. Makalede, İslami ilkelerden türetilen bir sosyoloji yaratmaya çalışan beş Müslüman akademisyenin -Ali Şeriati, İlyas Bâ-Yunus, İbrahim Abdurrahman, Merryl Wyn Davies ve Mustafa Tekin- çalışmaları eleştirel çözümleme yoluyla incelenmiştir. Seçilen akademisyenlerin çalışmalarının eleştirel incelemesi birkaç önemli noktayı ortaya koymaktadır. Ali Şeriati, İslami literatürde bulunan terminolojilere ve dünya görüşlerine dayalı bir sosyoloji geliştirmenin gerekliliğini vurgulamaktadır. İlyas Bâ-Yunus, sosyolojinin İslamileştirilmesini savunmaktadır ve İslami ilkelerin sosyolojik araştırmalara entegre edilmesinin önemini vurgulamaktadır. İbrahim Abdurrahman, modern sosyal bilimler ile İslami öğretiler arasında yaratıcı bir senteze ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır. Merryl Wyn Davies, tamamen İslami kavramlar üzerine inşa edilmiş bir sosyoloji lehine modern sosyal bilimlerden tamamen ayrılmayı savunmaktadır. Öte yandan Mustafa Tekin, Müslüman toplumların kültürel ve sosyal bağlamlarına özgü, hikmete dayalı bir sosyoloji geliştirmeye odaklanmaktadır. Makalede, "İslam Sosyolojisi"ndeki mevcut çalışmaların güncel sosyoloji disiplinine karşı indirgemeci bir bakış açısı sergilediği tespit edilmiştir. Bu çalışmalar, modernist ve pozitivist tutumlarla karakterize edilir, sağlam bir metodolojik çerçeve geliştirmede başarısızdır ve genellikle İslami düşünce geleneğiyle anlamlı bir bağlantı kurmayı başaramayan püriten bir bakış açısı benimser. Yaklaşık elli yıldır devam eden çabalara rağmen, makale "İslam Sosyolojisi"nin bağımsız ve tam olarak gerçekleştirilmiş bir disiplin arayışının yerine getirilmediğini belirtmektedir. Tutarlı metodolojiler geliştirmedeki başarısızlık ve indirgemeci bakış açılarını benimseme eğilimi gibi yaygın zayıflıkları vurgulamaktadır. Makale, "İslami Sosyoloji" inşa etme çabasının, daha geniş bir İslam medeniyeti inşa etme projesinin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini savunmaktadır. Başarılı bir İslam sosyolojisi disiplini inşası yalnızca metodolojik bir revizyon değil, aynı zamanda İslam'ın entelektüel ve kültürel mirasına yönelik temel bir yeniden yönelimi de içerir. Makale, işlevsel bir İslam referanslı sosyolojinin ancak İslam medeniyetini inşa etme projesinin bir uzantısı olarak görüldüğü takdirde başarılı olabileceği sonucuna varıyor. Özetle, makale “İslam Sosyolojisi”nin mevcut durumuna dair eleştirel bir genel bakış sunuyor, ortak zayıf noktalarını belirliyor ve başarılı bir şekilde gelişmesi için gerekli koşulları tartışıyor.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Zamanının Eğlencesi: Manzum Bir Meyve Falı
Tiyek, Muhammet Akif
İnsanoğlu, atide meydana gelecek olan olayları merak eden bir canlıdır. Onun merak ve geleceği bilme isteğinin tezahür ettiği yerlerden birinin de falnameler olduğunu söylemek mümkündür. Çeşitli nesneler aracılığıyla icra edilen falnamelerde nesnelere anlamlar yüklenmekte ve bunlar vasıtasıyla birtakım çıkarımlarda bulunulmaktadır. Tarih sahnesinde çok köklü bir geleneği bulunan ve toplumsal hayatta uzun bir dönemden beri varlığını sürdüren fallarla ilgili uygulamalar, İslam dininin kabulüyle birlikte yasaklanmıştır. Çünkü İslam'da geleceğe ilişkin bilgiyi bilme ve buna dair iddia ancak Allah'a mahsustur. Her ne kadar İslamiyet'te fal yasaklansa da Hazret-i Muhammed'den rivayet edilen çeşitli hadisler referans alınarak fala ilişkin uygulamalar tarihî süreç içerisinde İslami bir forma bürünmüş ve onlara kutsiyet atfedilmiştir. Bu makalede İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kütüphanesindeki mecmuada yer alan meyvelerle ilgili falname, araştırma konusu olarak seçilmiştir. Çalışmada öncelikle falnameler hakkında genel bilgiler verilmiş, akabinde falnamenin bulunduğu mecmua tanıtılmıştır. Şekil ve muhteva özellikleriyle ilgili bilgi verilen makalenin son kısmında ise söz konusu falnamenin çeviri yazılı metnine yer verilmiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele
Tam Kayıt
| Alan | Değer | Dil |
|---|---|---|
| creativeworkseries.issn | 2147-8171 | |
| dc.date.accessioned | 2026-10-29T19:23:57.480069885Z | |
| dc.date.available | 2026-10-29T19:23:57.480069885Z | |
| dc.identifier.uri | https://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/15673 | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi |
