Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

5 →
  • MakaleAçık Erişim2025
    “Aygıt” Kelimesinin Etimolojisi Üzerine

    Güzel, Ferdi

    “Alet, araç” anlamlarını taşıyan “aygıt” kelimesi ölçünlü Türkiye Türkçesine ağızlardan kazandırılmıştır. Tarihî ve çağdaş lehçelerin hiçbirinde bulunmayan aygıt, Türkiye Türkçesi ağızlarında birbiriyle bağlantılı olan birçok anlama sahiptir. Kelimenin daha çok Türkiye Türkçesinin Batı grubu ağızlarında yaygın bir kullanımı vardır. Etimolojik çalışmaların büyük bir kısmında yer almayan bu kelimenin yapısı hakkında bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılamamıştır. Bize göre aygıt kelimesi Türkiye Türkçesi ağızlarında ve bazı çağdaş Türk lehçelerinde “uzun sopa, sırık” anlamına gelen arkıt kelimesi ile bağlantılıdır ve arkıt> aykıt> aygıt şeklinde gelişme göstermiştir. Başlangıçta “çeşitli işler için kullanılan uzun sopa, sırık” anlamını taşımaktayken anlam genişlemesi ve genelleşme ile bazı ağızlarda “alet, araç-gereç” anlamını kazanmıştır. Türkçede damak seslerinin önündeki /r/ sesinin /y/’ye dönüştüğü bazı örnekler arkıt> aykıt> aygıt gelişiminin ses bilgisi yönünden mümkün olduğunu göstermektedir. Aygıt ile arkıt arasındaki anlam ortaklıkları ve Anadolu ağızlarındaki “ağaç, kereste” anlamını taşıyan bazı kelimelerin aygıt ile benzer anlamlar taşıması da iki kelime arasındaki bağlantıyı desteklemektedir.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Bir İhtilâc-nâme Örneği: Hâzâ Kitâbu İskender-nâme-yi İhtilâc

    Büyükada, Merve

    İnsanoğlu geçmişten bugüne ileride yaşanabilecek durum ya da olaylar hakkında bilgi edinmek istemiş ve gelecek ile ilgili birtakım tahminlerde bulunmuştur. Bunu yaparken de çevredeki farklı nesneleri, canlıların hareketlerini veya onların fiziksel özelliklerini bir araç olarak kullanmış nihayetinde bunları iyiye ya da kötüye yorarak çeşitli yargılara varmıştır. Tüm bu tahminler ve hükümler zamanla birikerek toplumların inanç dünyalarına yerleşmiş ve dilden dile aktarılarak yazılı geleneğin bir parçası hâline gelmiştir. Daha çok fal içerikli olan bu ürünler Türk edebiyatında “fal-nâme” başlığı altında toplanmıştır. Fal-nâme çatısı altında sınıflandırılan türlerden biri de ihtilâc-nâmeler ya da diğer bir adıyla seğir-nâmelerdir. Bu metinlerde insanın muhtelif uzuvlarının seğirmelerine özel anlamlar yüklenerek çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur. Yurt içi ve yurt dışı kütüphanelerinde manzum veya mensur şekilde kaleme alınmış birçok ihtilâc-nâme mevcuttur. Manisa İl Halk Kütüphanesinde 45 Hk 5373/1 numara ile kayıtlı mecmuada yer alan ihtilâc-nâme de bunlardan biridir. Metin mecmuanın 8b-12b varakları arasında bulunmaktadır. Bu çalışmada “Hâzâ Kitâbu İskender-nâme-yi İhtilâc” başlıklı metin Latin harflerine aktarılarak tavsif edilmiş; ardından muhteva, dil ve imla yönünden incelenmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Tarihsel Türk Dili Alanında Limitatif İşlevli Bir Gramerleşme Örneği

    Akpinar, Ahmet

    Dillerde belirli bir dilsel düzeyde (isim, fiil, sıfat, zarf, edat gibi) bulunan bir sözcük eşzamanlı ya da artzamanlı gramerleşme süreçlerinin etkisiyle şekilce, işlevce ve anlamca farklılaşabilir. Aynı zamanda, dil içerisindeki çeşitli süreçlerden (fonolojik, morfolojik, sentantik, semantik gibi) geçerek gramerleşme seviyeleri yükselmeye ve buna paralel olarak söz dizimindeki diğer ögelerle olan bağımlılık seviyeleri azalmaya da başlayabilir. Diğer bir deyişle, donuklaşma ve işlevsizleşmeye uğrayarak edat, son çekim edatı ve morfem gibi çeşitli gramer birimlerine dönüşebilir. Edatlar, uzamsal ve zamansal ilişkileri ifade eden ve çeşitli anlamsal rollere atıfta bulunan dil birimleridir. Tarihsel Türk dilinin bazı alanlarında ve çağdaş lehçelerin birçoğunda bulunan edat türündeki sözcüklerden biri de çAK’tır. İlk defa Karahanlı Türkçesinde isim kategorisinde tanıklanan bu sözcük; artzamanlı ve eşzamanlı gramerleşme süreçlerinde isim, sıfat, zarf gibi anlamlı ögelerin yanı sıra görevli ögelere de dönüşerek cek/cah, çen/çan/çın/çin, çenli, çekem, çeyin, çeyre, -çe/-ça gibi gramer şekillerini meydana getirmiş, ayrıca tarihî ve çağdaş Türk lehçelerinde limitatif işlevinde kullanılmıştır. Bu yazıda, çAK sözcüğünün uzun gramerleşme süreçlerinin etkisiyle nasıl limitatif işlevli bir gramer ögesi durumuna geldiği tarihî ve çağdaş Türk dillerinden tanıklarla gösterilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2021
    The Unpublished Poetry of Nazîm the “Composer” (Three Gazels)

    Büyükada, Merve

    The tradition of compolling magazines, which starded in the XV. century in classical Turkish literature, continued until the beginning of the XX. century. At the end of six centuries, especially poetry journals have become one of the important reference sources for literary personalities of poets, examples of various literary genres or verse forms that are not preffered in our literature can be acccessed.Apart from this, it is possible to come across the poems whose names are mentioned in the tezkires but who did not organize the Dîvân, or the poets who are not included in the tezkires. One of these journals is the journal registered in 1127 in the Topkapı Palace Museum Treasure Library. There are 97 poets from differentcentury, is one of them. The real name of the poet is Yahyâ. He used the pen name “Halîm” for a long time, then he was given the pen name “Nazîm” by Neşâtî Dede. The death date of the poet, whose date of birth is not recorded in the sources, is mentioned as 1139/1727 in Hâtimetü’l-Eş‘âr. His only kkonwn work is his Dîvân. The poet, who was many naats in his Dîvân, is also referred to as “na’t-gû”. İn this study, after giving information about Nazîm, the journal registered in the Topkapı Palaces Museum Treasure Library1127 was mentioned, and then three gazels with the pseudonym Nazîm were punlished and presented to the researchers.

  • MakaleAçık Erişim2021
    An Analysis of A. Kadir's Poem "Bir Kayısı Ağacı" Through the Ontological Analysis Method

    Atasoy, Özge

    Ontology of art studying the ontic structure and layers of a work of art is the ontology of the material and immaterial world. The way to interpret a work of art, which is an aesthetic structure, leads us to the phenomenon of beauty and aesthetic values. A work of art is the carrier of beautiful, aesthetic value, and it is only seen through the analysis of in terms of the mode of existence of the work of art. Ontology of art pivots the analysis around the work of art as an existent being. In this way, the work is evaluated in every aspect for each of its layers of being to be expounded and forthe text to be more comprehensible. In this aspect, İsmail Tunalı’s book "Ontology of Art," where he develops Nikolai Hartmann and Roman Ingarden’s opinions and contributes to the analysis of literary texts, is an important source. In our study, this work will be prioritized, and A. Kadir’s poem "Bir Kayısı Ağacı" will be analyzed through ontological analysis, which is a robust method in the analysis of literary texts. In the poem, where a narrative style is dominant, a small family’s pain of existence in the background of their poor life will be addressed.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2618-6349
dc.date.accessioned2026-10-29T19:19:40.619601908Z
dc.date.available2026-10-29T19:19:40.619601908Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14711
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleAkademik Dil ve Edebiyat Dergisi