Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Bu dergideki yayınlar

5 →
  • MakaleAçık Erişim2024
    Hegemonyanın siyasal ve finansal etkileşimi çerçevesinde bıden doktrini ve abd-çin rekabetinin türk dünyasına olası etkileri

    Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, Fatih

    Hegemonya, bir sistemin alt elemanları ve başka sistemlerin işleyişi üzerinde belirleyici olma gücünü ifade eder. Uluslararası ilişkiler disiplini ve onun alt branşları olan uluslararası ekonomi ve politika alanında hegemonya, genellikle bir devletin-ittifak sisrteminin diğer devletler veya ittifak sistemleri üzerindeki siyasal etkisi olarak tanımlanır. Dünya Savaşları'nı takiben, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 'nde Demokrat partili başkanlar, ABD’nin küresel siyasette tek hegemonik güç olduğu bir uluslararası siyasi ve ekonomik düzeni oluşturma he- defini benimsemişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, denizlerde hâkimiyeti sağlayan ABD ve karasal Av- rasya’yı kontrol eden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)' nin hegemonik garantörlükleri altında So- ğuk Savaş paradigmasından beslenen ve çatışma dinamiklerinin sürekli olduğu iki kutuplu bir uluslararası dü- zen kurulmuştur. 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Soğuk Savaş sona ermiştir ve ABD, küresel düzende tek hegemonik güç olarak ortaya çıkmıştır. Ancak, 1978'den itibaren uygulanan reformlar ve ekonomik-siyasi açıklık politikaları sayesinde Çin, 2000'lerden itibaren küresel düzende ABD'nin başlıca hegemonik rakibi olarak kendini göstermiştir. 2016 başkanlık seçimi sonrası ABD Trump doktrini ile Çin’in ana düşmanı, Rusya’nın ana rakibi olduğu bir politika çerçevesi uygulamıştır. Ancak ABD’nin batı ittifakı sisteminde Çin ile tek başına rekabet etmesi, ABD’nin hegemonik gücündeki zayıflamayı derinleştirmiştir. 2020 başkanlık seçimleri sonrası Biden yö- netimi, Çin’e karşı birleşik batı ittifakı ve Asya-Pasifik ittifak sistemlerini kurarak hegemonik rekabeti daha ileri bir dereceye yükseltmiştir. Bu çalışmanın amacı; hegemonyanın ekonomi ve finans politikaları ile ilişkisi çerçe- vesinde Biden doktrini ve ABD-Çin rekabet dinamikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin Türk Dün- yası ile Türkiye üzerindeki muhtemel etkilerini değerlendirmektir. ABD ve Çin arasındaki hegemonik rekabetin boyutlarını analiz etmek amacıyla SWOT analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem, bir durumun güçlü ve zayıf yönleri ile fırsatlar ve tehditlerini karşılaştırmayı mümkün kılar. ABD-Çin rekabetinin Türk Dünyası için hem avantajlar hem de dezavantajlar sunabileceği öngörülmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2024
    Milli devletçilik bağlamında azerbaycan cumhuriyeti’nin eğitim siyaseti (1918-1920)

    Sadık, Ramin

    Azerbaycan 19. Yüzyılın başlarından itibaren Çarlık Rusyası tarafından işgale uğradıktan sonra her alanda olduğu gibi eğitim alanında da rejimin asimilasyon politikasıyla yüzleşti. Kendine sadık bir toplum yetiştirme maksadı taşıyan rejim, bir yandan bölgede yeni okullar tesis ederek Rusça eğitime önem verdiği gibi bir yandan da özellikle Azerbaycan gençlerinin yükseköğrenim hakkını engellemeye çalıştı. Buna rağmen imkânı olan aileler evlatlarını Rusya’nın farklı üniversitelerine yollayarak eğitim almalarını sağladılar. Eğitimlerini tamamlayan gençler ise yurda geri dönünce bilgi ve birikimlerini halkın aydınlanmasına adadılar. Neticede 20. Yüzyılın başlarında Azerbaycan’da milli ruhta ve çağdaş görüşte bir aydın sınıfı doğdu. Bu sınıf okul, gazete ve siyasal kuruluşlar üzerinden bütün çabalarıyla halkın ufkunu açarak zihinlerde Azerbaycan’ı bağımsızlığa kavuşturacak düşüncenin tohumunu serpti. Böylece bağımsızlık arzusu toplumun ana gayesi olurken, Rusya’da meydana gelen devrimler bağımsızlığa giden yolun diğer şartlarını oluşturdu. Neticede 28 Mayıs 1918’te dönemin aydın sınıfı Azerbaycan’ı bağımsızlığa kavuşturdu. Bu çalışmada 1918-1920 yılları arasında bağımsız olan Azerbaycan Cumhuriyeti hükumetinin milli devletçilik bağlamında eğitim alanında yaptığı icraatlar incelendi. Sadece 23 ay gibi kısa süreli varlığına rağmen hükumetin bölgede milli okulların açılmasına, kadroların yetiştirilmesine, üniversite tesisine ve yurtdışına öğrenci gönderilmesine yönelik gayretleri bütün tafsilatıyla kaleme alındı. Daha önceki hiçbir çalışmada Azerbaycan Cumhuriyeti hükumetinin eğitim siyasetine milli devletçilik bağlamıyla yaklaşmasının üzerinde durulmadığı gerçeğinden yola çıkılarak ortaya konan hipotezin desteklenmesi amacıyla konunun yazımı sırasında döneme ait arşiv kayıtları, gazeteler, kaynak eserler titizlikle gözden geçirildi ve metinin yazımı esnasında kullanıldı

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Kırmızı saçlı kadın romanında iktidarın kuyusunu kazmak

    Oruç, Osman

    Başlangıcından, 1940’lı yıllarda daha çok sınıf çatışmalarının ele alınmaya başlandığı döneme kadar Türk romanının tematik anlamda başlıca gündemini teşkil eden Doğu-Batı meselesi, Orhan Pamuk’un ilk romanından itibaren hemen bütün romanlarında üzerinde durduğu bir konu olmuştur. Coğrafi ve kültürel olarak Doğu-Batı arasında arafta bir konumda olmanın koşullarını tecrübe eden Türk toplumunun gerçeğini romanlarında işleyen Orhan Pamuk, Kırmızı Saçlı Kadın romanını da biri Doğu’ya diğeri Batı’ya ait iki metinden hareketle inşa eder ve romanın kurgusunu Doğu ve Batı düşüncesinin iktidar-özne arasındaki ilişkiye yüklediği anlam ve bu iki olgu karşısındaki tutumları ekseninde tasarlar. Romanda baba/oğul, usta/çırak sembolleri üzerinden ele alınan iktidar ve özne arasındaki ilişki, Doğu ve Batı toplumlarının inşa ettiği ve kolektif şuuraltını yansıtan metinler/anlatılar aracılığıyla tartışma ve mukayese konusu yapılır. İktidarın temsili figürü olan baba ve ona karşı kendi olma çabası veren oğul arasındaki çatışmanın merkeze alındığı romanda iktidara itaat ve isyan kültürleri, çalışmaya konu romanın yoğun metinlerarası ilişki içerisinde bulunduğu Kral Oidipus ve Rüstem ile Sührab anlatıları bağlamında irdelenir. Bu çalışmada Kırmızı Saçlı Kadın romanında otorite/iktidar ve özne arasındaki ilişki ve oğulun otorite karşısında kendini gerçekleştirme çabası üzerinde duruldu.

  • MakaleYalnız künye2021
    An example of grammarization in historical turkic texts: on oksuz and its some forms of hendiadyoins

    Azili, Kenan

    Turkic – ever since it the dawn of its existence – has had a rich textual cannon hailing from different circles of culture. Such a cannon moreover features a very rich vocabulary. Many archaic Turkic words have made their reached modern written languages a wide geography – many of which date as far back as the twelfth century. That noted, some pose problems for linguists when it comes to explaining their morphology. In the context of historical texts, the use of comparative linguistics can help us solve a good number of these, but not all. In that respect, certain words need to be re-assessed from different angles and with different approaches. The form “oksuz” has been widely studied by Turkologists, and yet still remains an enigma despite researchers attempts at explaining it. Many have tried to analyse it through examples taken from Buddhist Uyghur inscriptions. Alas, they remain dubious. This article will attempt to examine “oksuz” in a conceptual light, as it appears in historical texts – from the earliest examples we have of it, to its hendiadyoin forms. We will do this by studying how it evolved grammatically – stage by stage – and propose a new interpretation.

  • MakaleYalnız künye2020
    On some words mısıdentıfıed ın “derleme sözlüğü”

    Güzel, Ferdi

    Derleme Sözlüğü is the most comprehensive and the most important work in the field of TurkeyTurkish dialects vocabulary. But according to lexicography principles, there are some mistakes inthis important study. One of the important mistakes seen in the Derleme Sözlüğü is the definitionmistakes. Many words in the Dictionary have been incorrectly defined. It is seen that the definitionsin some items are insufficient. Many items have been explained with a very general expression,and in some items there is ambiguity. The most important reason for misidentification is thatcompilers are not experts. Compilers have tried to interpret incomprehensible words in contextand have inferred from that context mistaken meanings. The sentences given to testify theheadwords clearly show that some words are misidentified. Different variants of the word alsoplay an important role in detecting misidentifications. There are many misidentified items in thedictionary because those who prepared Derleme Sözlüğü did not pay enough attention to thewitness sentences and could not notice the different variants of the words. It is a must toreorganize the Derleme Sözlüğü which is the most important work in the field of dialect research.

Tam Kayıt
AlanDeğerDil
creativeworkseries.issn2536-5126
dc.date.accessioned2026-10-29T19:19:38.208417679Z
dc.date.available2026-10-29T19:19:38.208417679Z
dc.identifier.urihttps://rdlopen.rawdatalibrary.net/r/bayburt/14656
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.titleKaradeniz Araştırmaları